Sinepark Kısa Film Festivali

Galatasaray Üniversitesi öğrencilerinden, tür sinemasına adanmış bir "lunapark."
Sinepark Kısa Film Festivali

6 Mayıs - Zingat - Duende
Zingat ile birlikte

Zingat Uzman ’a soruyoruz: Hayalimizdeki evi satın mı almalı yoksa kiralamalı mı? “ Ne yapmayacağına karar vermek, ne yapacağına karar vermek kadar önemlidir. ” demiş Steve Jobs. Özellikle, gayrimenkul arama sürecimizde oldukça önem taşıyan bir noktaya değinen Jobs’a katılıyor; hepimizin aklında yer etmiş “ ev satın almak mı yoksa kiralamak mı? ” sorusuna yanıt bulmak ve karar aşamamıza destek olmak üzere daima yanımızda yer alan Zingat Uzman’a danışıyoruz . Nedir? ' Oturmayı düşündüğünüz evi satın almak mı kiralamak mı sizin için kazançlı' sorusuna cevap sunan Zingat Uzman , satın alma bedeliyle kiralama bedelinin ne zaman eşitleneceğini (başabaş noktası) göstererek oturmayı düşündüğünüz ev için hangi kararın avantajlı olduğuna dair sizi bilgilendiriyor. Nasıl hesaplanıyor? Hesaplamada söz konusu konutun satın alma ve kiralama maliyetleri, konutun konumuna ait ortalama fiyat verileri, kaç yıl oturulacağı, peşinat tutarı, güncel kredi vadeleri ve faiz oranları, yıllık enflasyon ve piyasa verilerini kullanan Zingat Uzman, evin satılık veya kiralık olması hâlinde iki farklı algoritmaya başvuruyor ve belirli kabuller ışığında sizin için en doğru sonucu tahmin ediyor. Size her aşamada uzman desteği sunan Zingat’la hayalinizdeki gayrimenkula ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Galatasaray Üniversitesi (GSÜ) İletişim Kulübü öğrencileri tarafından 2007 yılından beri düzenlenen Sinepark Kısa Film Festivali, farklı atraksiyonlarıyla, orada geçirdiğimiz sınırlı sürede bize farklı duyguları yaşatmayı başaran bir "lunapark"tan farksız. 

Festivalin her biri ayrı bir türe adanmış kategorilerinden Korku Tüneli, korku, gerilim, heyecan, aksiyon, macera, polisiye, fantastik ve bilim kurgu; Komikaze, komedi ve müzikal; Alabora, dram ve melodram; Çarpışan Aramalar, belgesel; Labirent, deneysel; Animasyon Treni de animasyon filmlere yer verirken Atlı Karınca bölümünde lise öğrencilerinin çeltiği kısa filmler gösteriliyor ve her bir kategorideki finalistler ödüller için yarışıyor. 

12. Sinepark Kısa Film Festivali, 8-15 Mayıs 2022 tarihlerinde gerçekleşiyor. Sen de hafta boyunca Ortaköy'deki GSÜ kampüsünde ücretsiz olarak gerçekleşecek film gösterimleri, söyleşi ve atölye çalışmalarına katılmak için yerini ayırmayı unutma.

Galatasaray Üniversitesi'nin tarihî binasında, festivalin dünü ve bugünü hakkında sohbet ederken


Uzun bir serüven

Türkiye’nin tek konsept kısa film festivali Sinepark Kısa Film Festivali'nin bir diğer önemli özelliği öğrenciler tarafından düzenlenmesi. Bu yılki festival ekibi, İrem Kemerli, Orkun Karahasan, Ceren Zencir, Ece Ceren Yalçın, Baturay Tunçat ve Serpil Fazlıoğlu'ndan oluşuyor. Ekip adına İrem ve Baturay'la festival düzenleme deneyimi hakkında konuştuk.

Sinepark Kısa Film Festivali'nin düzenlenmesinde okulun desteği ne bağlamda ve ölçüde oluyor?

Her sene başvuran kısa filmleri ilk olarak okulumuzun İletişim Fakültesi'nden akademisyenler izliyor ve finalist filmlerin hangileri olacağına onlar karar veriyor. İhtiyacımız olduğunda jüri ve söyleşiler için de isim önerileri alıyoruz. Festivali gerçekleştirebilmek için gereken temel harcamalar için dışarıdan maddi desteğe ihtiyacımız oluyor ve bunun için de sponsor arayışımız başlıyor.

Pandemi dönemi festivali nasıl etkilemişti ve ne gibi değişiklikler yapmak zorunda kalmıştınız? 

Pandeminin başında 10. Sinepark Kısa Film Festivali'nin ön değerlendirme aşaması tamamlanmış, finalistleri değerlendirme aşamasına geçilmişti. Gelen yasaklar ve kapanmalarla biz de festivali ertelemek zorunda kaldık. Ağustos ayında YouTube üzerinden yaptığımız canlı yayınla ödülleri sahiplerine ulaştırdık. BluTv'yle yaptığımız anlaşmayla kazanan filmlerin BluTv’de yayınlanmasına önayak olduk. 

11. Sinepark Kısa Film Festivali’nde kısa film başvuruları almadık ve festivali çevrim içi söyleşi ve atölyelerle gerçekleştirdik. Bu sene organizasyon sürecinde tam olarak eskiye dönüş yapabildik. Fakat pandeminin etkisi hâlâ sürüyor, normale göre daha az film başvurdu. 

Emre, festival ekibinden İrem ve Baturay'la


Baturay, hem geçmişte filmiyle yarışmada yer almış ve ödüllendirilmiş bir yönetmen olarak hem de şu an festivali düzenleyen ekipten bir öğrenci olarak Sinepark deneyimini paylaşabilir misin? 

Sinepark Kısa Film Festivali, beni başlarda film çekmek adına teşvik ederken daha sonraları da üniversite eğitimi için Galatasaray Üniversitesi'ni tercih etmeme sebep olan, uzun bir serüven. Şimdilerde de sektörün içine girme şansı sunuyor. Ayrıca kısa film üreten insanlarla bu festival çatısı altında buluşmak, onları yapıtları aracılığıyla tanımak ve anlamak benim için çok değerli. 

2018'de lisedeki ekip arkadaşlarımla birlikte yaptığımız bir kısa film Atlıkarınca bölümünün finalistlerinden biri seçilmişti ve ekibimle birlikte kampüse gelme şansımız olmuştu. Sanırım bu ekibe ve okula katılmayı o sırada kafama koydum. Bir sonraki yıl başka bir filmimiz festivalde En İyi Film seçildi; pandemiye rağmen filmimin Sinepark sayesinde BluTV’de, özel bir seçkide yer alması benim için çok daha özel bir ödül haline geldi. Şu an Sinepark ekibine dâhil olduktan sonra işin organizasyon tarafını da görmek bana farklı bakış açıları kazandırdı.

Akademik uğraşlar

Sinepark Kısa Film Festivali'nin GSÜ İletişim Fakültesi öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri Ece Vitrinel, Gülsenem Gün, Ayşe Toy Par, Uğurhan Topcuoğlu ve Berkay Şatır'dan oluşan danışma kurulu, özellikle finalist filmlerin seçim aşamasında öğrencilere destek oluyor. Kurul adına Ece, sorularımı yanıtladı.

Emre, Boğaz manzarasına karşı, Sinepark Kısa Film Festivali danışma kurulundan Gülsenem, Ece ve Uğurhan'la sohbet ediyor


Sinepark Kısa Film Festivali öğrenciler tarafından düzenlenen bir festival. Danışma kurulu olarak festivale nasıl katkıda bulunuyor, nasıl yönlendirmeler yapıyorsunuz?

2007 yılında o zaman dördüncü sınıftaki iki öğrencimiz Sinepark adını verdikleri tür odaklı bir kısa film festivali fikriyle geldiklerinde ben de henüz bir yıllık bir araştırma görevlisiydim. Gülsenem (Gün) ve Ayşe (Toy Par)'yle birlikte Sinepark'ı çok hızlı benimsedik ve festivalin fikir sahibi öğrencilerimizin mezuniyeti sonrasında festivali severek üstlendik. 

Akademik uğraşlarımızın çok ağırlaşıp organizasyon konusunda nefesimizin kesildiği bir noktada İletişim Kulübü'nde çalışan öğrencilerimiz devreye girdiler. Biz de artık havalı "danışman" etiketimiz altında zorlu ön eleme sürecini yürütüyor, esas jürinin belirlenmesi aşamasında öğrencilerimize tavsiyelerde bulunuyor ve gerektiğinde çeşitli bağlantıları kurmaya çalışıyoruz. 

Dördüncü sınıfta oldukları dönemde lise filmlerinin yarıştığı Atlıkarınca kategorisinde jürilik yapan ve şimdiki araştırma görevlilerimiz Uğurhan (Topcuoğlu) ve Berkay (Şatır)'la bu yıl ön eleme jürisinde beraber çalışmamız, sıfırdan ve bunca yıldır bir festivalin içinde olmanın bize herhâlde en büyük ödülü oldu.

Bu seneki başvurular arasında özellikle dikkat çeken, ağırlığı hissedilen bir tema ya da söylem var mı? Altını doldurmakta zorlandığınız kategoriler oluyor mu?

Gülsenem'in bu yıl ilk defa daha umutlu, belli ölçüde de naif filmlerin sayısında bir artış olduğunu dair bir gözlemi var. Bunu da iki yıllık pandemi yorgunluğundan çıkış arzusuyla ilişkilendirebiliriz herhâlde. Her yıl olduğu gibi bu yıl da en az başvuru aldığımız kategori komedi ve müzikal filmlerin yarıştığı Komikaze oldu. 

Türkiye, vizyona giren uzun metraj filmler açısından değerlendirdiğimizde dünyadaki en büyük komedi üreticilerinden biri; Mısır, Malezya, Tayland gibi ülkelerden sonra dördüncü ya da beşinci sırada geliyor. Ne var ki bu komedi sevdamız kısa film üretimine yansımıyor. Popüler sinemamız uzun metraj komediler üzerine kuruluyken kısa film yapanlar kendilerini çoğu zaman bu popüler sinema içerisinde değil, "sanat sineması" adı verilen tanımı muğlak, kendi içinde uzlaşımları olsa da ana akımdan uzak durmaya çalışan alanda konumlandırıyorlar. 

Sinemamızda yaygın akım harici komedi görmekte zorlandığımız gibi festivallerde de tür sineması vurgusuyla dramların hükümranlığını sallamaya çalışan Sinepark'ta da komedi bulmakta zorlanıyoruz.  

Sinepark Kısa Film Festivali, 2007 yılından beri Galatasaray Üniversitesi kampüsünde gerçekleşiyor


Tür sinemasındaki eksiklik sadece kısa film alanında hissedilmiyor. Türkiye sinemasında, uzun metrajlı filmlerde tür sineması açısından son yıllardaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsun?

Türkiye'de uzun zamandır kendi tema ve şablonlarını oturtmuş nevi şahsına münhasır bir yerli korku sineması ve izleyicisi var. Cem Yılmaz, tek başına yine kendine has bir bilim kurgu tarzı tutturdu ama onun işlerini de az önce bahsettiğimiz yaygın akım komedilerimizden ayrı tutmamız her zaman kolay olmuyor. Bunlar dışında tür sineması deyince aklıma çok az iş geliyor — o yüzden Tunç Şahin'in İnsanlar İkiye Ayrılır'ını, Burak Çevik'in Aidiyet'ini, Ceylan Özgün Özçelik'in Kaygı'sını ve Tolga Karaçelik'in tür geçişlerini aynı film içerisinde başardığını düşündüğüm tüm işlerini ayrıca önemsiyor ve özellikle saymak istiyorum. 

Günümüzde tür sinemasını tanımlamanın da giderek zorlaştığını söylemek sanıyorum yerinde olur. Zaten Sinepark'ın temel çıkış noktasını da filmleri belli kutulara ve kategorilere koymak değil; kategorilerin varlığını, sınırların bulanıklığını ve geçişkenliğini tartışmaya açabilmek, yerli sinema bağlamında tür denemelerine, arayışlara ve elbette melez formlara daha çok yer verebilmek oluşturuyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎞 Seyfi Teoman, Fontaines D.C.'nin ötekiliği, Sinepark Kısa Film Festivali

Seyfi Teoman klasikleri MUBI'de; Fontaines D.C.'den ötekiliği yansıtan bir albüm; GSÜ öğrencilerinden Sinepark Kısa Film Festivali.

06 May 2022

Zingat ile birlikte
Fotoğraf: Filmawi

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Aslı Perker

·

17 Tem 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar
DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi