Sınırların ötesine bakmak: Istanbul Fringe Festival

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Yeni sezona bir festivalle başlamak bütün yaraları sarmasa da hepimize iyi gelecek. 11 farklı ülkeden İstanbul’a gelen oyunlar, danslar ve performanslar 13-21 Eylül tarihlerinde şehrin neredeyse her noktasında. Bu yıl 6. kez düzenlenecek Istanbul Fringe Festival’i Eş-Kurucusu ve Kültür Politikaları Direktörü Zeynep Uğur’la konuştuk.
Festivali bilmeyenler için temel sorudan başlayalım: Istanbul Fringe Festival nedir? Bize yolcuğunuzdan bahseder misiniz?
Istanbul Fringe Festival tiyatro, dans ve performans disiplinlerinde Türkiye’den ve yurt dışından sanatçıların yenilikçi ve deneysel işlerini İstanbul’la buluşturan bir uluslararası performans sanatları festivali. Edinburgh Fringe Festival dünyadaki ilk ve en ünlü Fringe festivali. Daha sonra "kenar, çeper, saçak" anlamına gelen bu kelime kavramsallaşıyor ve bugün dünyada 300 kadar Fringe festivali düzenleniyor.
Biz de 2019’da bu festivaller içinde en genç ekip olarak İstanbul’da yolculuğumuza başladık. Diğer Fringe festivalleriyle kariyerinin başındaki sanatçıların yenilikçi işlerine alan açma prensibinde ortaklaşıyoruz. Ancak başından itibaren İstanbul’da “fringe” ne anlama gelir, nerelere gidebilir, nasıl buralı bir festival olabilir, bunun üzerine düşünüyoruz.
Bize özel bağlamda İstanbul giderek ekonomik ve politik faktörler sebebiyle dünyadan izole olmaya başlamıştı. Özellikle performans sanatlarında İstanbul’un çok dinamik bir alternatif sahnesi varken yurt dışında benzer işler yapan sanatçıları İstanbul’da izleme imkanı yoktu. Istanbul Fringe Festival öncelikle bu çok temel ihtiyaçtan ortaya çıktı. Her yıl yurt dışından ve Türkiye’den alternatif işleri, kentin her yerine yayılarak farklı tipte ve ölçekteki mekanlarda katılımcılarımızla biraraya getiriyoruz. Anlamlı bir kültürlerarası etkileşim yaratmak için gösteri programına atölyeler, buluşmalar ve partiler eşlik ediyor.

Zeynep Uğur
Fringe, yurt dışından performansları görebileceğimiz evrensel bir festival konumunda. Bu anlamda kıymetli. Tiyatroların zor günlerden geçtiği bu dönemde böyle bir evrensel festival düzenlemek hiç de kolay olmasa gerek.
Çok teşekkürler. Elbette zor, birçok insanın deli işi gibi baktığı bir iş. Herkesin malumu olduğu gibi ekonomik olarak Türkiye’de böyle bir iş yapmak çok zor. Bir yandan da bu sene farklı ülkelerden Fringe festival direktörleriyle biraraya gelip uzun uzun konuşma fırsatım oldu. Çoğu Avrupa ülkesinde çoğunlukla gösterilerin doluluk oranının çok az olması ve özellikle genç seyircilere ulaşmakta zorlanmaları gibi konular daha öndeydi. Bizim hep yüzde 90’ın üzerinde doluluk oranına ulaşmamıza ve katılımcılarımızın büyük çoğunluğunu gençlerin oluşturmasına çok şaşırdılar. Bence bunun en büyük sebebi kendimiz hissettiğimiz bir boşluğu ve ihtiyacı karşılamaya yönelik bir festival yapmamız oldu. Yeni, genç ve yaratıcı bir uluslararası atmosfer içinde bulunma ihtiyacımız ne mutlu ki başkalarında da karşılık buldu. Festivalin canlı enerjisi, çok eğlenilen partileri, enerjisi yüksek gösterileri insanların parçası olmayı istedikleri bir aidiyet yarattı sanırım.
Festival haftası yaşadığımız canlılık her şeye değiyor. Bence hepimiz kendimizi en çok Eylül’ün üçüncü haftası canlı hissediyoruz. Festivalin coşkusu, harika bir işi beraber keşfetmek, kendi coşkularını festivalinkine katan katılımcılarla bir haftalığına içinde yaşamak istediğimiz bir İstanbul ütopyasını hayata geçiriyoruz. Galiba bize devam etme gücünü veren de en çok bu his.
The Kitchen Dance _ A House Trance Vocabulary
Yurt dışından Türkiye’ye davet ettiğiniz oyunlara nasıl karar veriyorsunuz?
Her yıl bir açık çağrı açıyoruz ve 250 kadar başvuru alıyoruz. Akademisyenler, koreograflar, dansçılar, yönetmenler, oyuncular ve eğitmenlerden oluşan bir danışma kurulumuz var. Başvuruda bulunan gösteriler danışma kuruluna iletiliyor. Danışma kurulu üyelerinden gelen seçkilerden sonra teknik koşullar, mekanlara uygunluk, coğrafi dağılım, disiplinlerin eşitliği gibi kriterlere de dikkat edilerek program belirleniyor.
Fringe festivallerinde genellikle ulaşım ve konaklama karşılanmıyor. Biz de özel projelerle fon almadığımız sürece bunları karşılayamıyoruz. Bu tarz festivallere başvurmaya alışık olan sanatçılar koşullara da alışkın. Kendileri finansman arayışına giren fakat bulamadıkları için gelişlerini iptal etmek zorunda kalan ekipler oluyor tabii, bu da bizim için programı belirlemekte güçlük yaratıyor. Yine de genellikle bütün bunları göze alarak İstanbul deneyimi için gelmek istiyorlar. Bir de bizi çok mutlu eden bir şey: Bir kere katılan sanatçılar genellikle yeni işleriyle tekrar başvurup gelmek istiyorlar hatta kendi çevrelerine de yayıyorlar.
6. kez düzenlenecek Istanbul Fringe Festival’de seyirciyi neler bekliyor? Oyunlar dışında atölyeler ya da söyleşiler görebilecek miyiz?
Her sene olduğu gibi yine oldukça yoğun ve katılımcıların gösterilerini izledikleri sanatçılarla atölye çalışması yapabilecekleri bir programımız var.
Toujours de ¾ kısa oyunuyla programda yer alan Loraine Dambermont, 20 Eylül’de Aksanat’ta “Contemporary Danced Self-defense” atölyesini verecek. The Life of Hokusai'nin oyuncusu Katsumi Sakakura, oyunda da kullandığı “geibu” metodunu “Geibu - Movement, Rhythm and Spirituality” atölyesiyle 18 Eylül’de HOPE Alkazar’da katılımcılarla paylaşacak.
RE B O U N D’un dansçı ve koreografı, katılımcıların 2021’de Cinderella’s performansından da hatırlayacağı Marie Manoukian, 20 Eylül’de ÇAK’ta hareket etmeye pratiklerini geliştirmek isteyen herkese açık “Inner Globe” atölyesini düzenleyecek.
14 Eylül’de Dès Vu’de Whisper of the Waves'in yönetmeni Poyuan Chung “Resonance of Body and Voice” atölyesi verecek. Tropikal Kapısı’nın oyuncularından Büşra Albayrak, 14 Eylül’de kendi stüdyosu TanzLab’de “Pole Dance 101” atölyesiyle pole dance’e ilgi duyan herkesle bir giriş atölyesinde buluşacak.
European Festivals Associations EFFEA Emerging Artists Fund’la ödüllendirilen Dünya Maskara; Istanbul Fringe Festival, Dance Laboratory Rhodes ve Dance Days Chania işbirliğinde gerçekleştirdiğimiz ortak bir proje. 21 Eylül 16.00’da Arter’de olacak.
Festivalin bitişinde 22 Eylül’de de Türk ve Yunan ortak hafızasına bakan bu işi, İstanbul’da benzer bir temaya sahip çok ses getiren Büyük Zarifi Apartmanı oyununun yaratıcıları Anna Maria Aslanoğlu ve İlyas Özçakır’la birlikte Büyük Zarifi Apartmanı’nda, İstos Sahne’de konuşacağız.

UnTethered
Festivalin programını oluştururken özellikle dikkat ettiğiniz kriterler nelerdi?
Coğrafi olarak mümkün mertebe farklı ülkelerden işlere yer vermeye çalışıyoruz. Tiyatro, dans ve performans disiplinleri arasında eşitlikçi bir dağılım gözetmeye çalışıyoruz. Dans giderek biraz daha ağırlık kazandı; üst yazı gerekliliği olmadan mekan kullanabilmemiz ve İstanbul’da dansa açılan alanın giderek daralması bunun nedenlerinden.
Festivalin mekanları ise bu sene çeşitleniyor. Uzun zamandır severek çalıştığımız Akbank Sanat, Arter, Barış Manço Kültür Merkezi, BeReZe Gösteri Evi, DasDas, ÇAK Studio, ENKA Oditoryumu, Hope Alkazar, Kadıköy Belediyesi Alan Kadıköy’ün yanında bu yıl BOVA Beyoğlu, CoBAC Workspace, Eksibir, İstos, Ortaköy Kültür Merkezi, Öktem Aykut, Sahne Kadir Has, sbcs Studio ve Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi eklendi.
Festival mekanları bu yıl geçen yıllara göre daha çeşitli. Tiyatro mekanlarının festivale yaklaşımı nasıl?
Evet, her sene festivalin bir adım daha büyüdüğünü büyük bir keyifle gözlemliyoruz. Mekanların festivale yaklaşımı baştan beri oldukça olumlu. Hep söylüyoruz, yola ilk çıktığımızda mekan kirası istemeden heyecanla bu projenin parçası olmak isteyen festivaller sayesinde festivali hayata geçirebildik. Bunun için de her zaman minettarız. Bugün geldiğimiz noktada da mekanlar kendi seyircilerinin ilgisini artırdığı için de uluslararası işleri ağırlamak konusuna olumlu yaklaşıyorlar. Özellikle teknik ekipler uluslararası ekiplerle çalışmaktan çok keyif aldıklarını ve çok şey öğrendiklerini bizimle sık sık paylaşıyor.
Festivale ilgi ne durumda? Bilet fiyatlarının yüksek olmadığını gözlemledim. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
Fiyatları ulaşılabilir tutmak bizim en büyük prensiplerimizden biri. İleride sanatçı, kültür yöneticisi ya da yatırımcısı olacak öğrencilerin festivale erişebilmesi bizim için çok önemli. Biz de herkes gibi ekonomik durumdan etkileniyoruz ve bilet fiyatlarını düzenlemek zorunda kalıyoruz ancak özellikle öğrenciler için indirimlerimizi devam ettirmeye gayret ediyoruz.
Bilet fiyatları festivalin masraflarını karşılıyor mu sorusuna gelirsek net bir "hayır" demem gerekir. Gösteri sanatlarında neredeyse hiçbir zaman bilet fiyatları masrafları karşılamaz; hatta genel olarak festivaller için de bunu söyleyebiliriz. Fonlar, sponsorluklar, işbirlikleri bu nedenle önemli. Türkiye’de bu imkanlar oldukça kısıtlı olduğu için uluslararası fonlar ve işbirlikleriyle kaynak yaratmaya gayret ediyoruz.
11 ülkeden oyunlar yer alacağını gördüm. Bize festivale dair bir seçki yapmanızı istesem... Hangi oyunları mutlaka görmeliyiz?
Yunanistan’dan The Black Matter Productions imzalı The Kitchen Dance _ A House Trance Vocabulary 13 Eylül’de Alan Kadıköy’de. Başvuruyu gördüğümüz an vurulduğumuz bir iş.
15 Eylül’de Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahne’de, Tayvan’dan Shinehouse Theatre’ın Whisper of the Waves gösterisini heyecanla bekliyoruz. Farklı karakter ve durumlar aracılığıyla insanların kendileriyle, başka insanlarla, hayvanlarla, bitkilerle ve doğayla kurdukları bağları çok şiirsel bir şekilde ele alan bu gösteri, gösteri sanatlarında giderek yükselen Tayvan’dan çok görkemli ve insani bir örnek.
17 Eylül’de ENKA Oditoryumu’nda sahnelenecek The Life of Hokusai ise nefes kesici bir gösteri. Bu sıra dışı performans, ünlü Japon ressam Katsushika Hokusai’nin hayatındaki iç çatışmaları, dans ve dövüş sanatlarının bir karışımı olan geibu aracılığıyla tasvir ediyor.
Her yıl farklı kısa gösterileri birleştirdiğimiz, klasikleşen “Fringe Kısalar” 21 Eylül’de Arter Sevgi Gönül Oditoryumu’nda bu kez farklı bir gösteri kombinasyonuyla seyirci karşısına çıkacak.
Son olarak festivale dair ne söylemek istersiniz?
Aidiyet, neşe, coşku, yeni keşifler ve karşılaşmaları deneyimlemek isteyen herkesi 13-21 Eylül arası Istanbul Fringe Festival’e bekliyoruz. Özel etkinlikler dışında bütün gösterilerin biletleri tiyatrolar.com’da satışta. Şimdiden yeriniz ayırmanızı tavsiye ederiz.
*Festivalin ayrıntılı programına buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Prömiyerlerle dolu bir ayda başrolü cesarete veriyor, iki tiyatro festivaliyle özlediğimiz tempoya geri dönüyoruz.
29 Ağu 2024

YAZARLAR

Emrah Akbaş
Editör ve tiyatro yazarı.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.




