Sizin Musluğunuzdan Ne Akıyor?

Musluktan akan temiz su zenginlik demek.
Sizin Musluğunuzdan Ne Akıyor?

Ocak/Şubat - BMW - Dünyahali
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Aslıhan Dağıstanlı AysevCumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinden

Evvel zaman içinde...Cinin biri hepimize bir seçim şansı vermiş... En önemli yaşam standardı kriterimiz neyse ister başka bir ülkede, ister yaşadığımız memlekette bizim için gerçekleştirecek. “Gelir, eşitlik, adalet, etik değerler, iklim... Seçin beğenin”. Ama her masalda olduğu gibi bir şartı var. Sadece tek bir kriter seçebiliyoruz. Evet dostlar nedir cevabınız? Benim önerim: Musluk suyu. 

Musluktan akan temiz su zenginlik demek.

Dünyanın en temiz ve en yüksek kalitedeki musluk suyu İsviçre’de içiliyor. Hatta musluk suyu şişelenmiş maden suyundan çok daha iyi bir ekolojik dengeye sahip. Çevre dostu, şişelenmiyor, taşınması gerekmiyor, atık üretmiyor. Bu yüzden de su, İsviçre’nin kalitesi en çok kontrol edilen gıdası. Biliyorlar ki musluktan akan temiz su zenginlik demek. Bu ülkede yaşıyorsanız evinize marketten su alarak pet şişe kirliliğini artırmanıza, karbon ayak izinizi büyütmenize ve paranızı zebil etmenize gerek yok. Sizin evdeki musluk zaten sebil.

İsviçreliler sularını pek seviyorlar, içtikleri suyu da yüzdükleri gölleri de. Bugün 1500 tane pırıl pırıl gölleri var. Ama 80’li yıllarda suları pek de temiz değildi. Müreffeh bir ülke yaratmak için arınmaları gerekti. Vizyon koydular. Katı yasalar getirdiler. Mesela, deterjanlardan fosfatı yasakladılar. Sanayicinin filtresini, çiftçinin gübresini kontrol ettiler. Kanalizasyon arıtma sistemini ülkenin tümüne yaydılar. Halkı bilinçlendirdiler. Anaokulundaki çocuklar diş fırçalarken musluğu kapatmayı, plastik şişe yerine mataradan su içmeyi öğrendi. Bu özen, eğitim,denetim ve çalışmanın mükâfatını bugün görüyorlar. İsviçre’ye ilk geldiğim yıllarda milletin kana kana su içtiği sokak çeşmelerine “Mutlaka koli basilli vardır” diye komplo teorisyeni gözüyle bakardım. İki senede sürdü alışmam. Şimdi gittiğim her yerde insanları su ahlakına göre değerlendiriyorum. İsraf edenler, kirletenler, elindekinin kıymetini bilmeyenler. Oysa ben küçükken Türkiye’de de bizim sularımız musluktan içilirdi. 

70’ler- 80’lerde iklimi pek düşünmezdik. Sürdürülebilirlik kavramı icat edilmemişti. Babamdan başka çöpünü, kâğıdını ayırıp, üşenmeden geri dönüştürmeye çabalayan bir başka yetişkin tanımıyordum. Lakin sularımız temizdi. Kızılırmak henüz zehirlenmemişti. Pamukkale pamuk gibiydi. Marmara salyalanmamıştı. Türkiye’deki göllerin üçte biri kurumamıştı. Hazır giyim şimdiki gibi hızlı giyim değildi. Su ayak izini duymamıştık. Yani herhangi bir malın veya hizmetin üretimi için kullanılan su kaynaklarının toplamını azaltmamız gerektiğinden bihaberdik. İsrafı sevmezdik. Tamir edilmemiş her musluğun, odadan çıkarken kapanmamış her lambanın milli servetimizden yediğini bilirdik. Muslukları, bozulan, eskiyen makineleri atmaz, tamir ettirir, söküklerimizi dikip, tekrar giyerdik. Karbon ayak izimiz az olsun bilinciyle değilse de yerli malı kullanmak iyidir diye lokal takılırdık.. Nüfus ve gösteriş az, tüketim makul ve yereldi.

Pet şişe Türkiye’ye gelmemişti. Ama alüminyum kutu kolayı Amerikan konsolosluğu sayesinde tanımıştık. Arada sırada çöplerinde görürdük. O atık kutuyla kukalı saklambaç oynardık. İleri dönüşüm yaptığımızı bilmezdik. Koşturmaktan terlediğimizde de bahçedeki musluğa sırayla ağzımızı dayar, korona morona bilmez, kana kana su içerdik. Ne zaman musluk suyu içme lüksümüz bitti, esas saklambaç o zaman başladı. Musluk suyunu geçtik, markalı damacananın içinden bile ne çıkar muamma. 

Her şey 1980’lerin sonunda New Yorklu süper modellerin defilelerde markalı su şişelerini havalı bir aksesuarmış gibi taşımasıyla başladı. 

Bir anda kitlesel olarak yanımızda suyla gezmemiz gerektiğini fark ettik. Milyar dolarlık bir ekonominin ve birlikte getirdiği kirliliğin kapısı böylelikle açıldı. Sorun o kadar büyüdü ki geri dönüştürsen de tam olarak geriye dönemiyorsun. Hele de hâlâ gelişmekte olan bir ülkeysen. Plajda bile takipteyim: Duşta uzun uzun oyalanıp, kovasını, terliğini 5 dakika boyunca yıkayan, az sonra denize tekrar girecek olan çocuğunu uyarmayan yazlıkçıların yerine ben sesleniyorum: “Evladım 5 dakikalık bir duşta 60 litre su harcıyoruz, el insaf!” Dünyanın en lüks alışveriş merkezlerini, sitelerini inşa edip, altın varaklı musluklarla donatmayı beceren ama binalara yağmur suyu toplama sistemlerini kurmayı önemsemeyen bir zihniyet bizi ileri götüremez. Halbuki o musluklara altın değerini üstlerindeki cila değil, içlerinden akan temiz su verir. 

Su mağduriyeti, bireysel ve yerel sorumluluğumuz olan, küresel bir sorun. 

Su yoksa yaşam yok. Kıtlık var. Savaş var. İktidar da olsan muhalefet de yaşaman ve yaşatman için su lazım. Doğal kaynaklarını iyi kullanman, çevreyi kirletene geçit vermemen, çevre dostu çözümleri kullanman, arıtımını ihtiyaç önceliğine göre liyakatle planlaman ve milletini eğitmen gerek. Zararın neresinden dönsek kârdır. Zürih ETH Üniversitesi’ndeki iklim araştırması, 2050’de Türkiye’yi bekleyen kuraklığın alarmını veriyor. Musluktan içilecek suyu geçtim, yakında su fakiri ülke konumuna düşeceğiz. Tarlayı sulayacak, yıkanacak, hatta o petlerin içinde sofraya koyacak suyu bile zor bulacağız. Ezcümle 2023’te kim ne kazanır bilmem. Ama acil olarak önlem alınmazsa herkes kaybedecek. O halde cinden ne diliyoruz? Ya da dilemeyi falan geçip, vatandaş olarak, üretici, sanayici, girişimci olarak, iktidar-muhalefet olarak yani intihar etmek yerine yaşamayı seçen herhangi bir insan olarak suyumuza sahip çıkalım. Yoksa toptan cin çarpmışa döneceğiz. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

101: Su Yaşamdır 💦

El Niño, Sulak Alanlar, Musluktan Akan Su

03 Şub 2023

BMW i ile birlikte
Massimiliano Morosinotto

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı