Evrim geçiren iş modelleri


Similarweb’le dijital rekabette öne geçin: Sizleri, şirketinize özel bir içgörü seansı ile sektörel rekabetteki konumunuzu keşfetmeye çağırıyoruz.
Dijitalde 25 yıllık deneyimli ekibiyle öne çıkan Similarweb Türkiye Temsilcisi Digitaflex, dijitalde hedefleri yüksek olan ve kısa sürede rekabet avantajı elde etmek isteyen şirketleri küresel markalarca tercih edilen pazarlama veri…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Pandemi döneminde günlük hayatımızın ilk gündemi sağlık olsa bile iş hayatının ilk ve en önemli gündemi dijital değişim oldu. Öyle ki neredeyse her gün yeni bir teknoloji öğrendik, uzaktan çalışma deneyiminin her evresini yaşadık ve birçok yeni iş modeli ile tanıştık. Market alışverişinden bankacılık işlemlerine günlük hayatın içinde neredeyse tüm ihtiyaçlarımızı mobil telefonlardan yapar duruma geldik. Talepteki bu artış, şirketlerin dijital dönüşüm takvimlerini öne çekmelerini gerektirdi. Artık kendimizi sürekli geliştirmemiz ve yeni düşüncelerimizi hızla eyleme dökmemiz gereken bir devirdeyiz.
İş modelini, bir şirketin nasıl bir değer yaratacağını ve bu değerden elde edeceği sonuçları somutlaştıran bir dizi faaliyetin kurgulanması olarak tanımlayabiliriz. Günümüzde, mevcut oyuncuların tüketicinin beklediği değeri yaratmak üzere yenilikleri denemesi, gelişime ayak uydurması ve tüm bu unsurlar çerçevesinde iş modelinde evrime izin vermesi gerekiyor.
Dijital çağın kaybedenleri kim olacak?
Dijitalleşme, kurumlar için hem zorunlu olarak bir değişim habercisi hem de sayısız fırsatı beraberinde getiren bir kavram olarak karşımızda duruyor. Dijitalleşme üzerine yapılan konuşmaların vazgeçilmez örnekleri olan Airbnb, Netflix ve Spotify, dijital iş modellerinin ne anlama geldiğini yalın biçimde anlatıyor. Bu örneklerin gizli mesajı ise dijitalleşmenin yarattığı yıkıcı yenilikçiliğin kaybedenlerinin de olduğu... Dijital iş modelleri ile büyük etki yaratılabileceğini gören geleneksel şirketlerin dönüşümü kabul etmesi zaman alsa da son dönemde nasıl bir tehditle karşı karşıya olduklarını çok net olmadan anladılar. Eğer yeni nesil oyuncuların girdiği bir pazardaysanız mevcut konumunuzu korumak ve hayatta kalmak için dijital tüketicinin istediği doğru adımları zamanında atmanız gerekiyor.
Odağınızı kaybetmeyin
Pazara yeni oyuncuların girmesi ve iş modelleri savaşıyla artan rekabet, şirketler üzerinde inovasyon baskısı oluşturabiliyor. Bu baskı nedeniyle bazı şirketler inovasyon adı altında yaptıkları çalışmalarla gündem oluyor. Bu tür çabaların inovasyon mezarlıkları yarattığını ve başarılı çalışanların motivasyonlarının düşmesine ve şirketlerinden ayrılma kararı alıp kendi girişimlerini hayata geçirmesine yol açtığını gözlemlediğimi söylemeliyim. Başarı kriteriniz patent başvuru sayısı değil hayata geçirdiğiniz katma değerli çözüm sayısı olmalı ki iz bırakasınız.
Yetenek havuzunuzu geliştirin
Yeni dijital iş modelleri geliştirebilmek için en önemli ihtiyaçlardan biri sahip olunan yetenek havuzunun ve yetkinliklerin geliştirilmesidir. Bu doğrultuda atılması gereken adımları iki başlıkta özetleyelim.
- İlki, üst yönetimden başlamak üzere tüm yöneticilerde ve çalışanlarda dijital değişim bilincinin oluşturulmasıdır. Dijital dünyada başarıya giden yolun ekip olabilmekten geçtiğini bilen biri olarak elinizdeki yeteneklere yatırım yapmadan, onların düşünce tarzını değiştirmeden başarılı olmanın mümkün olmadığını söyleyebilirim.
- İkinci başlık ise kurumunuza değer katacak, dijital yetkinliği yüksek çalışanları bulup bünyenize katmanızdır. Bireylerin ve kurumların dijitalin hızına yetişmekte zorlandığını yazımın başında belirtmiştim. Benzer durum, çalışanlar ve yöneticiler için de geçerli. Ne yazık ki, dijitali içselleştiren yetenek sayısının ihtiyacın altında olduğu bir darboğaz söz konusu. Bu nedenle istihdam edilen çalışanların yetkinliği, dijital iş modelleri inşa etme yolunda temel başarı kriterlerinden biri haline gelmektedir.
Her fırsatta yeni iş birlikleri kurun
Geleneksel iş dünyasının en çok zorlandığı konu yeni iş modelleri için etkin bir ekosistem yönetimidir. Dijitalleşme, kurumlar için birçok alanda fırsatlar sunmakla beraber şirketler için dijital değişimi anlamak ve dönüşmek uzun zaman ve efor gerektiriyor. Bu yüzden bu değişimi başaran şirketlerle iş birlikleri yapmak, düzenli fikir alışverişinde bulunmak, dijital kaslarınızı ve yetkinliklerinizi geliştirmenize yardımcı olacaktır. Bu noktada iş birliği yapılacak şirketlerin seçiminde yıkıcı yeniliği merkezlerine alan internet tabanlı girişimlere ayrıcalık tanımak; girişimci dostu bir şirket olmanız, girişim gibi düşünmeniz ve çevik hareket yeteneği kazanmanız adına faydalı olacaktır. Değişimi yönetirken sık sık başarılı şirketlerin nasıl hareket ettiğini kendinize sormanızı tavsiye ederim. Bu soruların yanıtını bulmak için ise ekosisteminizdeki iş birliklerinin sayısını arttırmanızın büyük katkısı olacaktır.
Veriye değer verin
Üretilen verinin boyutunun katlanarak arttığı bir dönemde yaşıyoruz; ancak veriyi anlamlandırmak ve veri odaklı yönetim yaklaşımı, kurumların son dönemde odaklanmaya başladığı yeni konular arasında geliyor. Yeni ürünleri müşterilerle buluştururken veri odaklı iç görülerin gücüne inanmak ve stratejilerin belirlenmesinde veriden yararlanmak gerekiyor. Müşteriyi tanımak ve değer yaratmak için faydalanmanız gereken veri, performans ve verimliliğin ölçülmesinin yanı sıra kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için de temel bir bileşene dönüştü. Sahip olduğu veriye hak ettiği değeri vermeyen ve doğru stratejiler belirlemek için ihtiyaç duyduğu yeni verilere erişemeyen kurumların ise başarılı dijital iş modelleri geliştirme olasılığı zayıflayacaktır.
Gelecek için iş modellerinin dijitalleşme zamanı
Dijitalleşmenin hızına yetişmenin kolay olmadığı günümüzde geleneksel şirketler için dijital iş modelleri hayati öneme sahip. Geleneksel iş modellerini evrimleştiren, yetenek havuzunu geliştiren, ekosistemini oluşturan, veriye hak ettiği değeri veren kurumlar bu dönemde üzerine düşeni yapmış olacak ve rakiplerinin bir adım önünde konumlanacak. Son dönemde Getir gibi başarılı örneklerle ülkemizdeki kaynakların dünya genelinde yaygınlaşacak yeni iş modelleri çıkarmak için yeterli olduğuna yürekten inanıyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta, Getir'in kurucu ortağı Tuncay Tütek'le şirketin yurt dışı açılımı, gelecek planları ve Q-commerce üzerine konuştuk. SC Yönetim Danışmanlık kurucusu Soner Canko ise evrim geçiren iş modellerini anlattı.
05 Tem 2021

YAZARLAR

Soner Canko
İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Soner Canko, aynı üniversitenin İktisat Fakültesi’nden yüksek lisansını ve doktora derecelerini aldı. Kariyerine 1990 yılında başlayan Canko, bir çok yerli ve çok uluslu şirkette çalıştıktan sonra 2011-2020 yılları arasında Bankalararası Kart Merkezi’nin genel müdürlüğü yaptı. Bu göreviyle birlikte Türkiye kartlı ödemeler pazarına yeni teknoloji ve hizmetler sunmaya odaklanan Canko, Türkiye’de banka kartları, Chip&PIN ve temassız ödemelerin gelişimi çalışmalarına liderlik yaptı. Türkiye’nin mobil dijital cüzdanı BKM Express ve Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY markalarının hayata geçmesini sağlayarak, ekonominin kayıt altına alınması ve nakitsiz topluma geçmesi amaçlı çalışmalarda bulundu. Nisan 2020'de BKM'deki görevinden ayrılan Soner Canko, kurucu olduğu SC Yönetim & Danışmanlık çatısı altında finans ve teknoloji şirketlerine danışmanlık hizmetleri vermektedir. Türkiye’de finansal teknoloji alanında yaptığı çalışmalarla da tanınan Dr. Canko, • FinTech İstanbul, • Blockchain Türkiye, • Siber Güvenlik Türkiye, • Girişimci Kurumlar Türkiye platformlarında kurucu olarak görev almıştır.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.




