Sosyokültürel tat meselesi

Tada kişisel bir deneyimin ötesinde, ortak bir kültürel aktivite olarak bakmak mümkün mü?
Sosyokültürel tat meselesi

Molino Cucina #n
Molino Cucina ile birlikte

Hikâyesi olan makarna ve soslar aynı günde kapıda: Molino Cucina Evrensel bir yiyeceğe dönüşmüş, tüm dünyada farklı formları kabul görmüş makarnanın birbirinden farklı, kendine has öğünlere dönüşmesinde şüphesiz sosların önemi büyük. Makarnaya ayrı bir karakter veren sosların hikâyesi de çoğu zaman eskilere uzanıyor. Örneğin bir klasiğe dönüşmüş; fesleğen, zeytinyağı ve sarımsak içeren Pesto’nun Antik Roma'ya dek uzandığı biliniyor. İtalya'nın simge soslarından birine dönüşmüş domates yoğunluklu Pomodoro’ya dair ilk yazılı izlere ise 1778 yılında, şef ve yazar Vincenzo Corrado'nun kaleme aldığı bir kitapta rastlandığı tahmin ediliyor. Bir başka sos olan Norma’nın hikâyesinin ise 19'uncu yüzyıla köklendiği anlatılıyor. Tüm bu lezzetler bütünlüklü bir kültür oluşturuyor ve taze, günlük makarnalarla en lezzetli sosları bir araya getiren Molino Cucina , bu kültürü restoran kalitesinde bir makarna deneyimiyle evlere taşıyor. Molino Cucina: Molino Cucina, yemek yapma ve yemek yeme eylemlerinin beş duyuya hitap ettiğini; baştan uca bir deneyim sunduğunu düşünüyor. Günlük olarak ürettiği el yapımı makarnaları ve mevsimine göre değişen sos alternatiflerini birbiriyle eşleştiren Molino Cucina; tazeliği görmeyi, hissetmeyi, tazeliğe dokunmayı ve taze bir lezzetin tadına bakmayı tek bir deneyimde bir araya getiriyor. İstanbul içinde 10.00 - 20.00 saatleri arasında verilen siparişleri 1-3 saat içinde adrese teslim eden Molino Cucina'nın ürünleri; taze makarna, lezzetli sos ve pişirme yönlendirmelerini içeren bir not kağıdıyla birlikte geliyor. Öne çıkan lezzetler: Molino Cucina'nın en çok ilgi çeken lezzetleri arasında Pappardelle Ragu, Spaghetti Tartufo Nero, Fusilli Pesto ve Penne Pomodoro gibi mükemmel eşleştirmeler bulunuyor. Molino'nun makarnalarının günlük ve el yapımı olduğunu, sosların da mevsime göre belirlendiğini yeniden hatırlatalım. Üç alımda %10, beş alımda %15 indirim sunan Molino Cucina'nın 100 lira ve üzeri alışverişlerde teslimat ücreti almadığını; Molino Cucina'nın özel lezzetleriyle üç kişilik bir ziyafetin 106 - 146 lira, beş kişilik bir ziyafetin ise 177 - 250 lira arasında denk geldiğini de söylemeden geçmeyelim. Molino Cucina’nın ürünleriyle tanışmak için bu bağlantıyı kullanabilir, bu deneyimi, yaşayanların gözünden görmek için Molino Cucina’yı Instagram’dan takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Bir cumartesi akşamı. Uzun bir masada hep birlikte yemek yiyoruz. Herkesin yemek üzerine söyleyecekleri var elbet. Biri, tabağındaki her bir öğeyi özenle tadıyor; içinden birazdan dile getireceği sözcükleri seçiyor. Biri, tekniğin lezzet üzerindeki etkisine methiyeler dizerken bir diğeri geçen yaz tattığı o şaraba, bir diğeri anneannesinin tarifine referanslar verme derdinde. Hayır, bugün konumuz bu sofradaki yemek değil; tadın nasıl sosyokültürel bağlamda ortak bilginin yaratılmasına katkı sağladığı. 

Sofralarda yemeği paylaşsak da özünde yemeğin tadılması kişisel bir deneyim. Peki bu kişisel deneyim nasıl oluyor da sosyal hâle geliyor? Tada kişisel bir deneyimin ötesinde, ortak bir kültürel aktivite olarak bakmak mümkün mü? 

Sosyal bir duyu olarak tat: Biyolojik olarak tat, tat tomurcukları aracılığıyla bazı maddeleri algılama becerimiz. Kavramsal olaraksa tat almak, bir kişinin belli yiyeceklere yönelik tercih ve arzularını ifade ediyor. Çocukluktan yetişkinliğe, hayatımız boyunca ailemizden, toplumdan, okuduklarımızdan, deneyimlerimizden ve gördüklerimizden neyin yemeğe değer olduğunu, neyin yenmemesi gerektiğini öğreniyor, bir yiyeceğe olan yaklaşımımızı ve tadıyla ilgili beğenilerimizi şekillendiriyoruz. Yiyeceğin sembolik anlamlarını ve kültürel şemalarını yorumluyoruz. Sembolik anlamlar; bir alışkanlık, belirli bir arzu ve tercihlere dönüşüyor. Yani tatmak ve belli yiyeceklerden zevk almak ya da almamak, tat reseptörlerini aşan bir meseleye dönüşüyor. Pierre Bourdieu bu durumda kültürel, ekonomik ve sosyal sermayenin dağılımıyla bağlantılı olarak tat tercihlerinin ve sosyal uygulamanın bir sonucu olarak bu tercihlerin öğrenildiğini ileri sürüyor. Tabii Bourdieu’nün bu argümanı, tadın nasıl ortak bilginin yaratılmasına katkı sağladığı üzerine düşündürüyor. 

Nesnel bir paylaşım unsuru: Yemeği tatmayı yemek yemekten ayrı bir uygulama olarak görmek, belirli yemeklere ve tatlara yönelik tercihlerin nasıl toplumda geliştiğini ve böylece başkaları için nesnel bir paylaşım unsuru olduğunu anlamlandırmak için önemli. Bu nesnel paylaşımın tarihsel gelişiminden bir örnek göstermek gerekirse; Fransa’da yemek yemenin duyusal zevklerine odaklanılması ve bunun bir paylaşım unsuru olarak yaygınlaşmasını destekleyen uygulamaları gösterebiliriz. 18. yüzyılda Fransa'da restoranların ortaya çıkması, bu nesnel paylaşıma ortam hazırladı. Yemeğin sınırlı çeşitte ve zarafetten uzak servis edildiği eski tip yemek mekânlarının aksine restoranlarda yemek, zarif bir ortamda servis ediliyordu ve karın doyurmaya değil, damak zevkine odaklanılıyordu. 19. yüzyılın başına gelindiğinde halk arasında estetik ve sanat tartışmalarının dönmesi, o dönemde politika ve ekonomiden uzak kalmalarını sağlıyordu. Yemek de bu tartışmalara dâhildi. Restoran ve yemek üzerine konuşmalar, ilgiyle karşılanıyordu. Nitekim bu dönem, Fransa’da yemeği tatma, değerlendirme ve deneyimi başkalarına aktarma; toplumsal bir hareketlilik aracına dönüşerek yiyeceğin kültürdeki konumunu yükseltti. 

Sosyokültürel bağlamda bir aktivite: Bologna Üniversitesi'nde yemek tarihi ve Orta Çağ tarihi profesörü Massimo Montanari “Tat, kültürel bir üründür. Tat alma organı dil değil, beyindir. Yani değerlendirme ölçütlerinin aktarılmasına ve öğrenilmesine aracılık eden kültürel olarak belirlenmiş bir organdır.” der Food is Culture kitabında. Bugün tatmanın kişisel bir deneyimin ötesinde, ortak bir kültürel aktivite olduğunu ve farklı paylaşım alanlarını görmek için çok uzaklaşmaya gerek yok: Yemeğin bir eleştiri ve değerlendirme konusu olması, yemek kitaplarının yazılması ve tariflerin paylaşılması, yemek programlarında şeflerin konuşması, aile içindeki yemek sohbetleri, yemek ve şarap tadım turlarının düzenlenmesi buna örnek olarak gösterilebilir. Tadın kültür aracılığıyla toplumda nasıl sosyal faaliyetlerin bir parçası olduğunu, nesnelleştirildiğini ve kültürel zevk tercihlerinin toplumda içselleştirildiğini anlamak adına tatları topluma açık hâle getiren bu etkinlikler, paylaşımlar ve alışkanlıklar önemli inceleme alanları. Tabii Fransa örneğinde olduğu gibi tadım faaliyetlerinin içinde bulunduğu durum ve şartların; coğrafi, politik ve tarihsel bağlamların da önemli değişkenler olduğunu hatırlamak gerek. 

Sonuç olarak tat deneyimlerinin ve kültürün birbirini nasıl etkilediği hakkında bilgi edinmenin yollarından biri, yeme deneyimini paylaşmanın farklı yöntemlerinin, tadın anlamının kültürel bir anlayışını üreten ve sürdüren paylaşım uygulamalarının analizini yapmak olabilir. O zaman tat, kişisel bir deneyiminden ziyade, bilginin ortak yaratılmasına da katkıda bulunan bir deneyim hâline gelebilir. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🌱 Yeni başlangıçlar, yeni ana yemekler

Haftanın menüsü: Pastırma savaşı, mantardan çanta, sosyokültürel tat meselesi, sıcak çikolata ve dahası.

06 Oca 2021

Molino Cucina ile birlikte
🌱 Yeni başlangıçlar, yeni ana yemekler

YAZARLAR

Elif Bayram

Editor-in-chief, Soli

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Bordeaux’dan sonra: Şarabın görünmeyen coğrafyasında

Bordeaux’nun kurduğu şarap dünyası zamanla apelasyonlar, ödüller ve prestij üzerinden ortak bir ölçüte dönüştü. Fakat Asya’nın şarapla ilişkisi bunlardan çok daha eski. Çin’in Jiahu çömleklerinde ya da Japonya’nın Koshu bağlarında yazılan hikaye, şarabın tek bir coğrafyanın tanımlayabileceği kadar dar bir geçmişe sahip olmadığını gösteriyor. Bugün bu birikim, Batı’dan gelecek bir onaydan çok kendi referansları üzerinden yeni bir şarap kültürüne dönüşüyor.

22 Ağu 2026

Bordeaux’dan sonra: Şarabın görünmeyen coğrafyasında
apéroapéro

HİKAYE

apéro 20: Masanın yeni hâli

Bir kısmı henüz kapılarını yeni açtı, bir kısmı yıllardır hayatımızda. Ortak noktaları ise aynı: Her biri Türkiye'nin yeme-içme sahnesine yeni bir fikir, yeni bir soluk ya da yeni bir yön öneriyorlar. Son dönemin en çok konuşulan 20 adresi bu seçkide.

Reyhan Ülker

·

15 Ağu 2026

apéro 20: Masanın yeni hâli
apéroapéro

HİKAYE

Sabah kahvesinden yaz gecelerine: İstanbul ve Çeşme’den beş adres

İstanbul ve Çeşme'de günün farklı saatlerine yayılan beş restoranı biraraya getirdik. Kimi ekşi mayalı ekmekle güne başlıyor, kimi uzun yaz sofraları kuruyor, kimi ise kokteyl barıyla geceye keyif katıyor. Ortak noktaları ise mutfak kadar atmosfere de önem vermeleri.

15 Ağu 2026

Sabah kahvesinden yaz gecelerine: İstanbul ve Çeşme’den beş adres
apéroapéro

HİKAYE

apéro gastrorehber: Midilli

Ayvalık'tan 45 dakika uzaklıkta bir ada: Midilli'de nerede yenir, nerede kalınır, ouzo nerede içilir, neler gezilir? Feribot, kapıda vize ve sezon bilgileriyle, tüm mekanların adresleri ve Google Maps bağlantılarıyla eksiksiz Midilli gastrorehberi.

13 Ağu 2026

apéro gastrorehber: Midilli
apéroapéro

HİKAYE

Midilli'de nerede yenir? Tavernalar ve restoranlar

Molyvos'tan Plomari'ye, Mytilene'den Kalloni Körfezi'ne Midilli'nin en iyi restoranları ve tavernaları: adresler, Google Maps bağlantıları ve fiyat bantlarıyla bölge bölge nerede yenir rehberi.

13 Ağu 2026

Midilli'de nerede yenir? Tavernalar ve restoranlar