Tavizsiz, karmaşık ve gerçek


Yeni dünyaları keşfetmek için Accessland hazır, peki ya siz? Günümüzün en önemli sorunlarından biri enformasyon ve içerik evreninde boğulmak desek sanıyoruz ki Duende okuyucuları bize hak verecektir. Peki bu evrende kaybolup gitmek istemiyorsak ve kaliteli içerikle, yetkin içerik üreticileri aracılığıyla buluşmak istiyorsak ne yapmalıyız? Üstelik dileyenleri de içerik üreticisine dönüştüren bir pazar yeri var desek ne dersiniz? Bu sorunun cevabı yepyeni bir dijital içerik pazar yeri olan Accessland’le tanışmak diyor ve sizi bu satırların devamını okumaya davet ediyoruz. Nedir? Dijital dünyada yer edinmek isteyen herkese ihtiyaçları olan tüm araçları sunan Accessland ; herhangi bir konudaki yetenek, tecrübe ve bilgileri keşfetmek isteyenlerle bu konularda uzman içerik üreticilerini etkileşimli canlı ve kayıtlı yayınlarda bir araya getiren yeni nesil bir içerik platformu. İster kendi işinizi yapın, isterseniz bir şirket, atölye veya gösteri merkezi olun, Accessland sahip olduğu özellikler ve sunduğu hizmetler ile herkesin işini dijitale taşımasını/dijital transformasyonunu kolaylaştıran bir platform. Nasıl kullanırım? İçeriklere www.accessland.live veya IOS Android uygulama mağazalarından Accessland uygulamasını indirerek ulaşabilirsiniz. Sevdiğiniz içerikleri keşfedip, farklı alanlarda bilgi, tecrübe ve yeteneğe sahip içerik üreticileriyle buluşmak için Accessland’e kayıt olduktan sonra tek yapmak gereken içeriği sepete ekleyip ödemeyi gerçekleştirmek. Nasıl içerik üreticisi olurum? Accessland’e kayıt olduktan sonra “İçerik üreticisi ol” butonuna tıklayıp formu doldurman yeterli. İçerik üreticileri ister canlı ister kayıttan ister video ister sesli içeriklerini kendileri tarafından belirlenen fiyat ve tarihlerde satışa çıkarabiliyor. Kendi içerik işini kurmak, dijital dükkanını açarak kazanmaya başlaman için gerekli tüm araçlarsa Accessland’de seni bekliyor. Neler var? Sanattan müziğe, danstan gösterilere kadar ilginizi çeken her alanda kaliteli içeriği kullanıcılarıyla buluşturan Accessland’de, özellikle Duende okuyucularının ilgisini çekeceğine inandığımız içerikleri şöyle sıralamak isteriz; Atılgan Gümüş'le Müzikal Terapi Kıvılcım Şengül'le Çocuklar İçin Sanat Terapisi Yiğitcan Kesendere'yle Başlangıç Seviye Keman Dersi Accessland'in içeriklerini keşfetmek ya da yeni deneyimler sunan bu platformda bir içerik üreticisi olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Jordan Rakei, What We Call Life
Süre: 43 dakika
Plak şirketi: Ninja Tune
Kartonet: 2015’te Avustralya’dan Londra’ya taşındığında Jordan Rakei’nin tek bir hedefi vardı: 30 yaşına gelmeden 5 albüm çıkarmak. Aradan geçen 6 yılda Tom Misch, Alfa Mist ve Richard Spaven gibi isimlerle düzenli olarak iş birliği yapan Rakei, Londra caz ve soul sahnesinin merakla takip edilen isimlerinden biri oldu. Üstüne üstlük 2016 yılında çıkan ilk albümü Cloak’un hemen ardından Ninja Tune plak şirketiyle anlaşma imzaladı. Geçtiğimiz ay yayımlanan What We Call Life albümüyle de koyduğu beş albümlük — dördü solo, biri de house müzik projesi Dan Kye’yle — hedefe 29 yaşında ulaştı. “Her albümü belirli bir lirik konsept etrafında yazmaya karar verdim,” diyen Rakei, terapiye gitme deneyimini yeni albüme dâhil etti. Ortaya 10 şarkılık cezbedici bir müzikal günlük çıktı.

Jordan Rakei, What We Call Life
Neden dinleyelim? Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Zengin bir ses dokusuna sahip What We Call Life, Rakei'nin bugüne kadarki en tamamlanmış hissi veren albümü. Rakei, 1970’lerin soul kayıtlarını hatırlatan baladlar ve hoş orta tempo numaralarından oluşan zarif ve duygulu prodüksiyon kurgusuyla 10 şarkılık bir koleksiyon yarattı. Synth'lerin parçalardaki melodik boşlukları doldurmasına izin vermesiyse yeni imzası. Sinematik ihtişamın keyfini çıkarın. Ben öyle yaptım.
Benzer işler: Oscar Jerome'dan Breathe Deep ve Moses Sumney'den Græ.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ekimin festival ruhu Duende'de. Gündemimizde 58. Altın Portakal Film Festivali ve Sónar Istanbul var.
01 Eki 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.




