Tavizsiz, karmaşık ve gerçek


Yeni dünyaları keşfetmek için Accessland hazır, peki ya siz?
Günümüzün en önemli sorunlarından biri enformasyon ve içerik evreninde boğulmak desek sanıyoruz ki Duende okuyucuları bize hak verecektir. Peki bu evrende kaybolup gitmek istemiyorsak ve kaliteli içerikle, yetkin içerik üreticileri…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Jordan Rakei, What We Call Life
Süre: 43 dakika
Plak şirketi: Ninja Tune
Kartonet: 2015’te Avustralya’dan Londra’ya taşındığında Jordan Rakei’nin tek bir hedefi vardı: 30 yaşına gelmeden 5 albüm çıkarmak. Aradan geçen 6 yılda Tom Misch, Alfa Mist ve Richard Spaven gibi isimlerle düzenli olarak iş birliği yapan Rakei, Londra caz ve soul sahnesinin merakla takip edilen isimlerinden biri oldu. Üstüne üstlük 2016 yılında çıkan ilk albümü Cloak’un hemen ardından Ninja Tune plak şirketiyle anlaşma imzaladı. Geçtiğimiz ay yayımlanan What We Call Life albümüyle de koyduğu beş albümlük — dördü solo, biri de house müzik projesi Dan Kye’yle — hedefe 29 yaşında ulaştı. “Her albümü belirli bir lirik konsept etrafında yazmaya karar verdim,” diyen Rakei, terapiye gitme deneyimini yeni albüme dâhil etti. Ortaya 10 şarkılık cezbedici bir müzikal günlük çıktı.

Jordan Rakei, What We Call Life
Neden dinleyelim? Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Zengin bir ses dokusuna sahip What We Call Life, Rakei'nin bugüne kadarki en tamamlanmış hissi veren albümü. Rakei, 1970’lerin soul kayıtlarını hatırlatan baladlar ve hoş orta tempo numaralarından oluşan zarif ve duygulu prodüksiyon kurgusuyla 10 şarkılık bir koleksiyon yarattı. Synth'lerin parçalardaki melodik boşlukları doldurmasına izin vermesiyse yeni imzası. Sinematik ihtişamın keyfini çıkarın. Ben öyle yaptım.
Benzer işler: Oscar Jerome'dan Breathe Deep ve Moses Sumney'den Græ.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ekimin festival ruhu Duende'de. Gündemimizde 58. Altın Portakal Film Festivali ve Sónar Istanbul var.
01 Eki 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




