Öğrenciler ekonomiyle nasıl başa çıkıyor?

“Fatura çok gelmesin diye karanlıkta oturdum.”
Öğrenciler ekonomiyle nasıl başa çıkıyor?

5 Ağustos - Aksigorta - Pareto
Aksigorta ile birlikte

Araç bakımında indirim: Aksigorta x Autoking iş birliği Yeni nesil sigortacılık anlayışıyla geçtiğimiz aylarda mobil uygulamasını hayata geçiren Aksigorta , pazaryeri üzerinden müşterilerine sunduğu hizmet ağını Autoking iş birliğiyle genişletmeye devam ediyor. Nedir? Aksigorta müşterileri, Aksigorta mobil uygulaması üzerinden alacakları kampanya koduyla artık seramik kaplama, klima bakteri temizliği ve ozonla dezenfeksiyon gibi araç özel bakım hizmetlerini Autoking servislerinde 31 Aralık 2022 tarihine kadar indirimli olarak yaptırabilecek. Bir adım geriden: Araç bakım servisi Autoking’in yanı sıra, Züber, DogGo, Kidolog, Petopy, Pronet, etaşın ve lastik.com.tr ile iş birliği gerçekleştiren Aksigorta, Aksigorta Mobil üzerinden müşterilerinin olası risklerine karşı önleyici destekler; ihtiyaç ve beklentilerine farklı çözüm ve avantajlar sağlamaya başlamıştı. Kolay, yalın ve erişilebilir sigortacılık anlayışıyla müşterilerinin çözüm ortağı olmaya devam eden Aksigorta’nın mobil uygulamasını buradan indirebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

21 yaşındaki Kaan, İstanbul'da vakıf üniversitesinde bilgisayar mühendisliği öğrencisi. Yaklaşık 1 yıldır da alıştığı hayat standardını sürdürmek için bir startup'ta teknoloji departmanında "çok yoğun bir şekilde" çalışıyor. Mevcut ekonomide en çok teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bir yıl sonra para biriktirse dahi bu ihtiyaçlarına erişip erişemeyeceğini bilmiyor ve bu nedenle "devamlı bir stres hâline" sürüklendiğini aktarıyor. Kaan'ın tek amacı, yurt dışına gitmek.

Anketimiz kapsamında görüşme yaptığımız öğrencilerin yanı sıra Universum'un En Çekici İşverenler Araştırması da Kaan'ın yalnız olmadığını gösteriyor. 2021'de HBR Türkiye'de yayımlanan son araştırmada Türkiye'deki öğrencilerin %81'i yurt dışı kariyer fırsatlarıyla ilgilendiğini aktarıyor. 2020'de %78 olan bu oranı Evrim Kuran, "Türkiye'de yetenek kazanımına yönelik iyimser bir tablo olmadığı" şeklinde yorumluyor. Bu tablo giderek karamsarlaşıyor gibi görünüyor; çünkü gençlerin Türkiye'de okumaya dair pişmanlıkları da ağır basıyor. "Öğrenim hayatınıza yeniden başlayacak olsaydınız, ne yapardınız?" diye sorulduğunda öğrencilerin %39'u yurt dışında okumayı tercih edeceğini belirtiyor. Üstelik Kaan gibi vakıf üniversitesinde okuyan öğrencilerde bu oran %50'ye kadar yükseliyor. 

Öte yandan, yazı dizimiz kapsamında yürüttüğümüz röportajlarda karşılaştığımız tek kaygı geleceğe yönelik değildi. Pek çok öğrenci gündelik hayatında ciddi değişiklikler yaparak ekonomiyle başa çıkmaya çalıştığından söz etti.

Dışarıya çıkmaktan çekinmek

Gençlerle yaptığımız görüşmeler sonucunda, önemli sorunlarının arasında dışarıda yemek yiyememek, bir şeyler içememek, evdeyse yeterince sağlıklı yemekler tüketememek olduğunu gördük. Bunda uzmanların "sürdürülemez" olarak değerlendirdiği ekonomi politikasının ve tedarik zincirlerini sekteye uğratan işgalin büyük etkisi oldu. Bu, hayatlarımıza artan gıda fiyatları, markete her gidişimizde bir kez daha şaşırmak, hatta artık şaşırmayı bırakmak olarak yansıdı. Nitekim geçtiğimiz günlerde TÜİK'in açıkladığı İstanbul'daki enflasyon oranı temmuz ayında yıllık bazda %99,1 ile Şubat 1998'den bu yana en yüksek seviyedeydi. Gıda enflasyonu ise %95 arttı.

Eskiden neredeyse her gün, en azından kahve içmek için dışarıya çıkan Miray, enflasyonun etkisiyle bunu epey azaltmış. 22 yaşındaki öğrenci, İstanbul'da vakıf üniversitesinde tam burslu okuyor. Dışarıya çıkmanın günde en az 100 ila 150 liraya ulaştığını; bunu yerine evde yemek yediğini ya da yemeğini yanında götürdüğünü belirten Miray'ın tasarruf yöntemi yemekle sınırlı değil. Öyle ki kahve ya da çayını da yanında götürüyor. Bu, sosyalleşmeye de etki ediyor. Uzmanlara göre gençlik döneminin keşifler yapma, kimlik geliştirme gibi olanaklarla şekillendiğini düşünürsek, Miray'ın ve arkadaşlarının dışarıya çıkmaktan çekinmesi, maddi yükü olacak buluşmaların her daim evde gerçekleşmesi olumsuz seyri güçlendiriyor. İstanbul'da devlet üniversitesinde ikinci sınıf öğrencisi olan Cenk ise son iki aydır biri ısmarlamadığı takdirde dışarıda yemek yediğini hatırlamazken evdeki "kemer sıkma politikasına" da dikkat çekiyor: "İki yıl önce evde daha çok kırmızı et varken şimdi beyaz et var, daha çok pirinç pilavı görüyorken şimdi daha çok bulgur pilavı görüyorum."

Faturalara karşı hassasiyet

Gençlerin faturalar konusunda da daha hassas davranmaya başladıklarını gözlemledik. Enerji tasarrufu açısından bakıldığında bu olumlu bir gelişme gibi değerlendirilebilse de anlattıkları içimizi pek de umutla doldurmadı. Örneğin Cenk, ailesiyle yaşadığı evlerine gelen faturalarda iki yıl öncesine göre bu denli bir değişim olacağını tahmin etmediğini dile getirirken şaşkınlığını şöyle anlatıyor: "Elektrik faturaları iki yıl öncesinin doğal gaz faturaları; doğal gaz faturaları kira; kiralar ise mortgage gibi hissettirmeye başladı." Anlattığına göre, evlerinde bazı "trajikomik" önlemler alıyorlar. Cenk, ilk defa fatura çok gelmesin diye karanlıkta oturduğunu anımsıyor ve telefon faturasını dizginlemek için evde internetin çekmediği odalarda elektronik cihaz kullanmıyor. Bu yaşadıklarını ise "zamanda geriye gitmeye" benzetiyor. Bu noktada, aklıma ekonomist Mahfi Eğilmez'in "Sevinmeyi unutalı çok olmuştu. Üzülmeyi de unutacağımız hiç aklıma gelmezdi" ifadelerini kullandığı paylaşımı geliyor ve içimdeki ümitsizlik hissini kamçılıyor. Zira 2022 yılında 21 yaşındaki bir gençten bu cümleleri duymak geleceğe dair kaygılarımı derinleştiriyor.

İki arkadaşıyla yurtta yaşayan Miray, KYK kredisi ve ailesinin desteğiyle eğitim hayatını sürdürüyor ve sık sık ailesiyle Antalya'da kalıyor. Hane ekonomisinde gözlemlediği en büyük değişiklik, iki yıl önce de şimdi de ailesinde tek kişinin çalışmasına rağmen artık tek maaşın yetmemesiyle bu kişinin iki-üç işte birden çalışması. Bu durumun etkisiyle yaptığı ilk değişiklik ise elektrik tüketen cihazları daha az kullanmak. "Elektrikli aletlere karşı daha hassas olmaya başladım. Bir şeyi çok çalıştıramıyorum, klima ya da vantilatörü bir süre sonra kapatıyorum," diyen Miray'a hak vermemek elde değil, zira dört kişilik ailenin bir aydaki en optimal elektrik tüketiminin 240 kilovatsaat olarak hesaplandığını düşünürsek, bunun faturaya yansıması 350 lirayı buluyor. Üstelik 1 Haziran'da evlerde kullanılan elektrik tarifelerine %15 zam yapıldı ve bu, yılbaşından bu yana yapılan zammı %58'e yükseltti. Geçtiğimiz günlerde elektrik üretimi için kullanılan doğal gazın fiyatının %10 artırılmasının elektrik faturalarına yansıyıp yansımayacağını ise göreceğiz. 

"Sadece ihtiyacım olanları alıyorum"

Eminim çoğumuz daha önce hesaplamalar yapmadan, bir mağazanın önünden geçerken uğrayıp birkaç parça eşya almış; son dönemlerde ise bunun giderek zorlaştığını gözlemlemişizdir. Bu davranış verilerle de destekleniyor. Dünyada artan hammadde fiyatları, pek çok sektörün yanında tekstilde de fiyat artışlarını beraberinde getirdi. Nitekim Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya, hazır giyimde fiyatların yaklaşık iki katına çıkarken satışlarda %10 ila %20 düşüş meydana geldiğini aktardı. Sözcü'den Gamze Bal ise Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten’in içgörülerine yer vererek, ayakkabıdaki fiyat artışlarının %25 ila 30 seviyelerinde olduğunu belirtirken alım gücündeki düşüşün etkisiyle ekonomik ürünlere talebin arttığını aktardı. Aynı zamanda, sonbaharda yapılacağı belirtilen en az %30 oranındaki zam ile yıllık zammın %70'i geçeceğine dikkat çekti. Hâliyle, yakın zamanda fiyatların düşmesi beklenmiyor. Aksine, Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel artışların %80'i bulduğunu, kış mevsiminde yapılması planlanan zamların ise bu oranı %130'a çıkarabileceğini aktarıyor. Kaya ise geleceğe yönelik tahminlerini aktarırken 2022'nin kalanında da satışların düşmesini öngördüklerini, zira tüketicinin enflasyon nedeniyle daha ekonomik hareket edeceğini dile getiriryor.

Böyle bir ortamda gençlerin beğendikleri eşya bir yana, ihtiyaçlarını almaları bile pek mümkün olmuyor. Miray, pek çok ürünün yanı sıra en çok da ayakkabı ve bot almakta zorlandığını ve daha ekonomik alternatiflere yöneldiğini dile getiriyor: "Önceden alırken bir yıl giysem yeterdi ama şimdi en az iki yıl gözüyle bakıyor, elimden geldiğince iyi bakıyorum. Sadece ihtiyacım olanları; ya indirimden ya da ucuz pasajlardan alıyorum." İstanbul'da bir vakıf üniversitesinde eğitim hayatına devam eden Demet ise eskiden orta segment mağazalardan dilediği kıyafeti satın alabilirken şimdi bütçe planlaması yapmadan herhangi bir şey alamadığını vurguluyor. Bu nedenle mevsimlik alışveriş yapmadan önce ciddi bir pazar araştırması yapıyor ve en uygun fiyata bulabileceği en kaliteli ürünü alıyor. Örneğin kış için montlarını önceki sezon ürünlerinden, genellikle de yazın satın alıyor. Bunun için de tabii belirli bir bütçe ayırdığı için o ay başka hiçbir şey alamıyor.

Anketimizden çıkan sonuçlar ve öğrencilerle gerçekleştirdiğimiz röportajlar, ne yazık ki Acar Baltaş'ın da dediği gibi, bir "umutsuzluk ve çaresizlik pandemisine" sürüklenişi resmediyor. Henüz iş hayatına atılmamış ancak ciddi potansiyel vadeden bu gençler, yüksek enflasyon ortamı, her geçen gün yükselen döviz kuru, ardı ardına yapılan zam açıklamalarının içinde kendilerine bir yer edinmeye, geleceklerini güvence altına almaya çalışıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

​🆘​ Orta direk yıkılıyor mu? #1 Öğrenciler

"Orta direk yıkılıyor mu?" serimizde, içinde bulunduğumuz makro ekonomik durumun hayatlarımızın farklı yönlerine etkilerini irdeliyoruz. Bugünkü bültende iş hayatına başlayacak, 18 ila 22 yaşındaki "öğrencilere" yer veriyoruz.

05 Ağu 2022

Aksigorta ile birlikte
Bailey Mahon/Unsplash

YAZARLAR

Beste Göksel

Business editor @ Aposto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Yapılacaklar listesi tamamlandı: Peki çok mu rahatladık?

Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Cem Arıdağ

·

17 Tem 2026

Yapılacaklar listesi tamamlandı: Peki çok mu rahatladık?
ParetoPareto

HİKAYE

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Deniz Kaynak

·

15 Tem 2026

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?
ParetoPareto

HİKAYE

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Doğa Yurduneri

·

14 Tem 2026

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?
ParetoPareto

HİKAYE

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Hüseyin Kaplan

·

14 Tem 2026

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak