

Araç bakımında indirim: Aksigorta x Autoking iş birliği
Yeni nesil sigortacılık anlayışıyla geçtiğimiz aylarda mobil uygulamasını hayata geçiren Aksigorta , pazaryeri üzerinden müşterilerine sunduğu hizmet ağını Autoking iş birliğiyle genişletmeye devam ediyor. Nedir? Aksigorta müşterileri,…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
21 yaşındaki Kaan, İstanbul'da vakıf üniversitesinde bilgisayar mühendisliği öğrencisi. Yaklaşık 1 yıldır da alıştığı hayat standardını sürdürmek için bir startup'ta teknoloji departmanında "çok yoğun bir şekilde" çalışıyor. Mevcut ekonomide en çok teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bir yıl sonra para biriktirse dahi bu ihtiyaçlarına erişip erişemeyeceğini bilmiyor ve bu nedenle "devamlı bir stres hâline" sürüklendiğini aktarıyor. Kaan'ın tek amacı, yurt dışına gitmek.
Anketimiz kapsamında görüşme yaptığımız öğrencilerin yanı sıra Universum'un En Çekici İşverenler Araştırması da Kaan'ın yalnız olmadığını gösteriyor. 2021'de HBR Türkiye'de yayımlanan son araştırmada Türkiye'deki öğrencilerin %81'i yurt dışı kariyer fırsatlarıyla ilgilendiğini aktarıyor. 2020'de %78 olan bu oranı Evrim Kuran, "Türkiye'de yetenek kazanımına yönelik iyimser bir tablo olmadığı" şeklinde yorumluyor. Bu tablo giderek karamsarlaşıyor gibi görünüyor; çünkü gençlerin Türkiye'de okumaya dair pişmanlıkları da ağır basıyor. "Öğrenim hayatınıza yeniden başlayacak olsaydınız, ne yapardınız?" diye sorulduğunda öğrencilerin %39'u yurt dışında okumayı tercih edeceğini belirtiyor. Üstelik Kaan gibi vakıf üniversitesinde okuyan öğrencilerde bu oran %50'ye kadar yükseliyor.
Öte yandan, yazı dizimiz kapsamında yürüttüğümüz röportajlarda karşılaştığımız tek kaygı geleceğe yönelik değildi. Pek çok öğrenci gündelik hayatında ciddi değişiklikler yaparak ekonomiyle başa çıkmaya çalıştığından söz etti.
Dışarıya çıkmaktan çekinmek
Gençlerle yaptığımız görüşmeler sonucunda, önemli sorunlarının arasında dışarıda yemek yiyememek, bir şeyler içememek, evdeyse yeterince sağlıklı yemekler tüketememek olduğunu gördük. Bunda uzmanların "sürdürülemez" olarak değerlendirdiği ekonomi politikasının ve tedarik zincirlerini sekteye uğratan işgalin büyük etkisi oldu. Bu, hayatlarımıza artan gıda fiyatları, markete her gidişimizde bir kez daha şaşırmak, hatta artık şaşırmayı bırakmak olarak yansıdı. Nitekim geçtiğimiz günlerde TÜİK'in açıkladığı İstanbul'daki enflasyon oranı temmuz ayında yıllık bazda %99,1 ile Şubat 1998'den bu yana en yüksek seviyedeydi. Gıda enflasyonu ise %95 arttı.
Eskiden neredeyse her gün, en azından kahve içmek için dışarıya çıkan Miray, enflasyonun etkisiyle bunu epey azaltmış. 22 yaşındaki öğrenci, İstanbul'da vakıf üniversitesinde tam burslu okuyor. Dışarıya çıkmanın günde en az 100 ila 150 liraya ulaştığını; bunu yerine evde yemek yediğini ya da yemeğini yanında götürdüğünü belirten Miray'ın tasarruf yöntemi yemekle sınırlı değil. Öyle ki kahve ya da çayını da yanında götürüyor. Bu, sosyalleşmeye de etki ediyor. Uzmanlara göre gençlik döneminin keşifler yapma, kimlik geliştirme gibi olanaklarla şekillendiğini düşünürsek, Miray'ın ve arkadaşlarının dışarıya çıkmaktan çekinmesi, maddi yükü olacak buluşmaların her daim evde gerçekleşmesi olumsuz seyri güçlendiriyor. İstanbul'da devlet üniversitesinde ikinci sınıf öğrencisi olan Cenk ise son iki aydır biri ısmarlamadığı takdirde dışarıda yemek yediğini hatırlamazken evdeki "kemer sıkma politikasına" da dikkat çekiyor: "İki yıl önce evde daha çok kırmızı et varken şimdi beyaz et var, daha çok pirinç pilavı görüyorken şimdi daha çok bulgur pilavı görüyorum."
Faturalara karşı hassasiyet
Gençlerin faturalar konusunda da daha hassas davranmaya başladıklarını gözlemledik. Enerji tasarrufu açısından bakıldığında bu olumlu bir gelişme gibi değerlendirilebilse de anlattıkları içimizi pek de umutla doldurmadı. Örneğin Cenk, ailesiyle yaşadığı evlerine gelen faturalarda iki yıl öncesine göre bu denli bir değişim olacağını tahmin etmediğini dile getirirken şaşkınlığını şöyle anlatıyor: "Elektrik faturaları iki yıl öncesinin doğal gaz faturaları; doğal gaz faturaları kira; kiralar ise mortgage gibi hissettirmeye başladı." Anlattığına göre, evlerinde bazı "trajikomik" önlemler alıyorlar. Cenk, ilk defa fatura çok gelmesin diye karanlıkta oturduğunu anımsıyor ve telefon faturasını dizginlemek için evde internetin çekmediği odalarda elektronik cihaz kullanmıyor. Bu yaşadıklarını ise "zamanda geriye gitmeye" benzetiyor. Bu noktada, aklıma ekonomist Mahfi Eğilmez'in "Sevinmeyi unutalı çok olmuştu. Üzülmeyi de unutacağımız hiç aklıma gelmezdi" ifadelerini kullandığı paylaşımı geliyor ve içimdeki ümitsizlik hissini kamçılıyor. Zira 2022 yılında 21 yaşındaki bir gençten bu cümleleri duymak geleceğe dair kaygılarımı derinleştiriyor.
İki arkadaşıyla yurtta yaşayan Miray, KYK kredisi ve ailesinin desteğiyle eğitim hayatını sürdürüyor ve sık sık ailesiyle Antalya'da kalıyor. Hane ekonomisinde gözlemlediği en büyük değişiklik, iki yıl önce de şimdi de ailesinde tek kişinin çalışmasına rağmen artık tek maaşın yetmemesiyle bu kişinin iki-üç işte birden çalışması. Bu durumun etkisiyle yaptığı ilk değişiklik ise elektrik tüketen cihazları daha az kullanmak. "Elektrikli aletlere karşı daha hassas olmaya başladım. Bir şeyi çok çalıştıramıyorum, klima ya da vantilatörü bir süre sonra kapatıyorum," diyen Miray'a hak vermemek elde değil, zira dört kişilik ailenin bir aydaki en optimal elektrik tüketiminin 240 kilovatsaat olarak hesaplandığını düşünürsek, bunun faturaya yansıması 350 lirayı buluyor. Üstelik 1 Haziran'da evlerde kullanılan elektrik tarifelerine %15 zam yapıldı ve bu, yılbaşından bu yana yapılan zammı %58'e yükseltti. Geçtiğimiz günlerde elektrik üretimi için kullanılan doğal gazın fiyatının %10 artırılmasının elektrik faturalarına yansıyıp yansımayacağını ise göreceğiz.
"Sadece ihtiyacım olanları alıyorum"
Eminim çoğumuz daha önce hesaplamalar yapmadan, bir mağazanın önünden geçerken uğrayıp birkaç parça eşya almış; son dönemlerde ise bunun giderek zorlaştığını gözlemlemişizdir. Bu davranış verilerle de destekleniyor. Dünyada artan hammadde fiyatları, pek çok sektörün yanında tekstilde de fiyat artışlarını beraberinde getirdi. Nitekim Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya, hazır giyimde fiyatların yaklaşık iki katına çıkarken satışlarda %10 ila %20 düşüş meydana geldiğini aktardı. Sözcü'den Gamze Bal ise Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten’in içgörülerine yer vererek, ayakkabıdaki fiyat artışlarının %25 ila 30 seviyelerinde olduğunu belirtirken alım gücündeki düşüşün etkisiyle ekonomik ürünlere talebin arttığını aktardı. Aynı zamanda, sonbaharda yapılacağı belirtilen en az %30 oranındaki zam ile yıllık zammın %70'i geçeceğine dikkat çekti. Hâliyle, yakın zamanda fiyatların düşmesi beklenmiyor. Aksine, Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel artışların %80'i bulduğunu, kış mevsiminde yapılması planlanan zamların ise bu oranı %130'a çıkarabileceğini aktarıyor. Kaya ise geleceğe yönelik tahminlerini aktarırken 2022'nin kalanında da satışların düşmesini öngördüklerini, zira tüketicinin enflasyon nedeniyle daha ekonomik hareket edeceğini dile getiriryor.
Böyle bir ortamda gençlerin beğendikleri eşya bir yana, ihtiyaçlarını almaları bile pek mümkün olmuyor. Miray, pek çok ürünün yanı sıra en çok da ayakkabı ve bot almakta zorlandığını ve daha ekonomik alternatiflere yöneldiğini dile getiriyor: "Önceden alırken bir yıl giysem yeterdi ama şimdi en az iki yıl gözüyle bakıyor, elimden geldiğince iyi bakıyorum. Sadece ihtiyacım olanları; ya indirimden ya da ucuz pasajlardan alıyorum." İstanbul'da bir vakıf üniversitesinde eğitim hayatına devam eden Demet ise eskiden orta segment mağazalardan dilediği kıyafeti satın alabilirken şimdi bütçe planlaması yapmadan herhangi bir şey alamadığını vurguluyor. Bu nedenle mevsimlik alışveriş yapmadan önce ciddi bir pazar araştırması yapıyor ve en uygun fiyata bulabileceği en kaliteli ürünü alıyor. Örneğin kış için montlarını önceki sezon ürünlerinden, genellikle de yazın satın alıyor. Bunun için de tabii belirli bir bütçe ayırdığı için o ay başka hiçbir şey alamıyor.
Anketimizden çıkan sonuçlar ve öğrencilerle gerçekleştirdiğimiz röportajlar, ne yazık ki Acar Baltaş'ın da dediği gibi, bir "umutsuzluk ve çaresizlik pandemisine" sürüklenişi resmediyor. Henüz iş hayatına atılmamış ancak ciddi potansiyel vadeden bu gençler, yüksek enflasyon ortamı, her geçen gün yükselen döviz kuru, ardı ardına yapılan zam açıklamalarının içinde kendilerine bir yer edinmeye, geleceklerini güvence altına almaya çalışıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Orta direk yıkılıyor mu?" serimizde, içinde bulunduğumuz makro ekonomik durumun hayatlarımızın farklı yönlerine etkilerini irdeliyoruz. Bugünkü bültende iş hayatına başlayacak, 18 ila 22 yaşındaki "öğrencilere" yer veriyoruz.
05 Ağu 2022

YAZARLAR

Beste Göksel
Business editor @ Aposto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




