Temsil, yetki ve tıkanma: Sanat dernekleri genç üyeleriyle neden bağ kuramıyor?

Sanat derneklerinin kuruluş metinlerinde genellikle benzer vaatler bulunur: Dayanışma, temsil, üretimi destekleme, sanatçılar arasında diyalog kurma… Ancak Türkiye’de ve benzeri kültürel yapılara sahip ülkelerde bu vaatlerin önemli bir kısmı zamanla işlevini yitirir. Sivil toplum kuruluşları varlığını sürdürür, bütçeler oluşturulur, seçimler yapılır fakat üretim, tartışma ve güncel sanatla temas giderek zayıflar. Ortaya çıkan tablo, bireysel sorunlardan çok yapısal bir tıkanıklığa işaret eder.
Bazı sanatçılar kendi hâlinde eserlerini üretmeye devam ederken, bazıları dernek ve benzeri kuruluşlara ciddi zaman, enerji ve kaynak harcarlar. Eğitim kurumlarından mezuniyetlerinin ardından ya da kendi pratiklerini oluşturmalarının akabinde, sanatçıların bazı ihtiyaçları oluşur.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Erhan Us
Kavramsal sanatçı, yazar, küratör. Marketing çalışmaları ve 12 STK başkanlığına istinaden uluslararası onur nişanlarına ve A.D.1644 CEO’su olarak en iyi dijital ajans ödüllerine layık görüldü. Eserleri 30'a yakın ülkede sanatseverlerle buluştu. Marka yönetimi ve sanat üzerine 4 kitabı, 80'in üzerinde yayını bulunan; TO İşletme, Sosyoloji, Felsefe lisans ve Maryland Institute College of Art'tan Multidisipliner Sanat MFA derecelerine sahip olan Us, ABD Deneysel Sanat Kolektifi başkanlığını yürütmekte olup sanat/felsefe çalışmalarına Los Angeles'ta devam etmektedir.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.




