Toparlanma sürecinde Wall Street
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Covid-19 salgını sürecinde zor zamanlar geçiren Wall Street, özellikle mart ayında yaşanan panik ortamı sonrasında gelen ekonomik teşvik adımları ve salgının gidişatına dair olumlu gelişmeler neticesinde hızlı bir toparlanma eğilimine girdi. Mart ayında piyasalarda yaşanan %39’luk değer kaybının hazirana kadar olan dönemde geri kazanılması ve resesyona rağmen gerçekleşen ralliler, küresel piyasaları da etkiledi. Bu süreç içinde ABD’de 1939 sonrası en yüksek işsizlik oranlarının görülmesi ve geçtiğimiz haftalarda yaşanan Black Lives Matter protestoları gibi toplumsal olaylar, Wall Street’in toparlanma yönündeki hareketlerine engel olmadı. Ekonomik verilerden bağımsız bir toparlanma resmeden Wall Street, mevcut konjonktürü karmaşık ve aslında belirsiz bir şekilde değerlendiriyor.
- Wall Street neye bakıyor? ABD ekonomisi büyük oranda tüketicilerin harcama davranışlarına önem veriyor. Perakende alışverişlerden mortgage başvurularına kadar geniş bir yelpazede yapılan tüm harcamalar piyasaları önemli ölçüde etkiliyor. Bu bağlamda, mayıs ve haziran aylarında tüketici harcamalarında görülen artışlar normalleşme sürecinin ekonomiye etkisini kanıtlamakla beraber, ileriye dönük olarak da iyimser bir tablo çiziyor. Örneğin, nisan ayında gerçekleşen perakende satışlardaki rekor düşüş, mayıs ayındaki yine rekor artış ile telafi edildi. Bunlara ek olarak makro ölçekte ABD merkez bankası Fed’in faizler konusundaki yatıştırıcı yaklaşımı ve açıklanan ekonomik teşvik paketleri de piyasaları geçici olarak rahatlatan etmenler arasında yer aldı.
- Salgın gelişmeleri: Normalleşme sürecine giren ABD’nin bazı eyaletlerinde özellikle genç yaş grubundaki insanların sosyal mesafe önlemleri ve maske kullanımı konusundaki davranışları, son günlerde salgına yeni bir hız kazandırmış gibi görünüyor. Vaka sayılarındaki artış tekrardan karantina önlemlerini gündeme getirse de ekonomik bağlamda bakıldığında yeniden açılmaların etkisi büyük olabilir. Eyaletlerin durumu, Wall Street için hem politik hem de ekonomik açıdan önemli rol oynuyor. Bunun yanında, şu anda piyasaların en çok konuştuğu ve beklentiye girdiği konulardan birisi de Covid-19 aşısı. Protestolar ve artan vakalar ile başkanlık seçimleri öncesi avantaj kaybeden Donald Trump yönetimi, erken onay ile özellikle 3 Kasım tarihinden önce aşıların insanlar üzerindeki klinik testlerine başlamak istiyor. Başkanlık seçimi sürecinin getireceklerine güvenen yatırımcılar, kısa vadede gelecek bir aşı beklentisi ile Wall Street’e dair olumlu görüşlerini pekiştiriyor.
- Karşıt görüşler: Şimdilik iyi giden toparlanma sürecinin mevcut şekliyle sürdürülebilir olmadığını savunan ekonomistlerin dikkat çektiği ana konu, işsizlik. Her ne kadar nisan ayındaki rekor işsizlik oranı sonrasında federal hükümetin teşvik adımları ile desteklenen ekonomi mayıs ayında 2,5 milyon yeni iş yaratmış olsa da bazı ekonomistler, ek ve daha büyük hacimli paketler gelmediği sürece gelecek aylar için benzeri bir iş artışı beklentisine kuşkuyla yaklaşıyor. Mevcut ekonomik iyimserliğin ana dayanağı olan tüketici harcamaları, aynı zamanda iş sayısındaki artışa ve insanların maaş alabilmesine bağlı olarak ele alınıyor. Bu yüzden iş artışıyla desteklenmeyen ekonomi, harcamaları da geri çekerek bir domino etkisi yaratabilir. Goldman Sachs, yakın zamanda yayımladığı bir raporda iş gücü piyasasının ve tüketici harcamalarının tam anlamıyla toparlanmasının ancak federal hükümet yeni bir teşvik paketini onayladığı takdirde gerçekleşebileceğini söylüyor.
- Neler olabilir? Geçtiğimiz hafta salgının bazı eyaletlerde tekrar hız kazanması, piyasaları toparlanma süreci içerisinde bir tedirginliğe sürüklemiş gözüküyor. Vaka sayılarındaki artış yeni bir “eve kapanma” dönemini gündeme getirirken canlanan ekonomi üzerine bahis oynayan piyasalar henüz net bir tepki vermese de ihtimallerin varlığı yatay bir seyir ile cevaplanmış durumda. Tedirginlik karşısında Beyaz Saray ekonomi danışmanı Larry Kudlow’un salgın ne yönde seyrederse seyretsin ülke ekonomisinin ikinci bir kapanmaya gitmeyeceğini açıklaması, hükümetin piyasalara verdiği bir söz olarak ele alınıyor. Fed yetkilileri yatıştırıcı tutumun devam edeceğini söylüyor olsa da kısa sürede hem pozitif hem negatif yönde rekorlara imza atan Wall Street’in dalgalı hâli yeni maceralara açık duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
🎊 10 bin okur, Apple'ın çipleri, Wall Street
29 Haz 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.



