Tophane'de bir iç çamaşırı dükkanı: The Limited Designs

The Limited Designs'ın kurucusu, terzisi ve terzi yamağı Ayşegül ile üretimleri, mahallede kadın dayanışması, atölyeler caddesi Kumbaracı Yokuşu üzerine ayaküstü sohbetteyiz.
Tophane'de bir iç çamaşırı dükkanı: The Limited Designs

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Tophane’de bir iç çamaşırı dükkanı. Cümlenin içinde barındırdığı tezatlık pek keyifli. İstanbul gibi. Geçtiğimiz ay Tophane’deki dükkanları ve atölyeleri sanatla karşılaşma alanına dönüştüren ARTinSHOP’un onur konuklarından The Limited Designs’tan söz ediyoruz. Kumbaracı Yokuşu’nda ahşap, cam, seramik ve oyuncak atölyelerinin, vintage ürünler satan dükkanların, derneklerin, kahvehanelerin, barların, restoranların, tiyatroların arasında; konsoloslukları, bakkaliyeleri, halıcıları ve kuru temizlemecileri biraz geçince, Karaköy’ü Asmalı’ya bağlayan o hatta bir dükkan yalnızca. Fakat temsiliyeti ve lokasyona yerleşme hali Tomtom’a hatta İstanbul'a dair pek bir söz söylüyor. 

Dükkanın kurucusu ve ticari zihniyetin değil hayal gücünün ürünü iç çamaşırlarının tasarımcısı Ayşegül, kendini “iç çamaşırını kişiye özel zevkli bir kostüme dönüştüren The Limited Designs’ın terzi yamağı” olarak tanımlıyor. Onun hikayesi de Tophane-iç çamaşırı vitrini arasındaki bağlantıyı kurarken kullanacağımız “ne iyi olmuş da” ifadesiyle başlıyor ve tezatlıklar barındırıyor. Üniversiteden sonra yedi sekiz yıl kadar “kurumsal” bir işte çalışıyor. Kendi ifadesiyle kurumsal iş hayatının sıkıcılığına karşı evde kendine keyif aldığı bir hobi alanı inşa ediyor. Dikiş makinesi, çizim kağıtları, boyaları, kumaşları, boyadığı tişörtler… Bir noktada işi bırakıp evde tişört ve etek gibi dikimi kolay ürünlerle üretime başlıyor. Daha sonra hep ilgisini çeken iç çamaşırlarını dikmeyi deniyor ve “neden olmasın” diyerek işe koyuluyor. Bu süreçte yakın arkadaşlarının da teşviğini ve desteğini alıyor. Bugün baktığımız vitrin, bu teşviğin ne kadar yerinde olduğunu kendi başına söylüyor.

Bir kış günü ayaküstü konuşmak ve tanışmak üzere dükkana uğruyoruz. Ayşegül'ün hem terzi hem de terzi yamağı olma sürecini, Tomtom Mahallesi’nin gözden uzak ama gönülden ırak kalamayan Kumbaracı Yokuşu’nda açtığı ve mahallede bir esnaf olarak yerini aldığı The Limited Designs’ının hikâyesini, Kumbaracı Yokuşu’nun ihtiyaçlarını ve atölyeler arasındaki yardımlaşmasını konuşuyoruz. “Zaman, mahallede esnafın nabzını tutma zamanı”, ne de olsa.

Soli: Ayşegül, The Limited Designs’ı kurup bu işe başlarken iç çamaşırı tasarlamaya dair seni heyecanlandıran ve korkutan; bu işe atılma gücünü veren neydi? 

Ayşegül: Korktuğum tek şey hayalimdeki ürünü gerçekte insan bedenine uygun ölçüde dikebilmeyi becerememek, ölçüleri tutturamamaktı. Bu konuda biraz ter döktüm ama gerçekten isteyip, tekrar tekrar çalışınca bunun ne kadar yersiz olduğunu anladım. Heyecanlandıran şey de korktuğum şeyin aslında başarıya ulaştığını, beğenilip takdir edildiğini görmekti. 

S: The Limited Designs senin gözünde nasıl bir dükkan, sorana nasıl anlatıyorsun? 

A: The Limited Designs, harikalar diyarında bir kostüm partisi âdeta. Sınırları ve çerçeveleri olmayan bir yer. İçeride deri kemerlerden jartiyere, pelerinden tütüye, sütyenden tangaya kadar birçok ürünü bulabilirsiniz, yetişirseniz tabii. Tam da bu bağlamda ismini tanımlamak isterim. The Limited Designs’ da bulunan tüm ürünler, seri üretime karşı, kumaş fabrikalarından ve seri üretim atölyelerinden arta kalan parça kumaşlardan üretilir. Dolayısıyla her biri sınırlı sayıda yani limited ve devamı gelmeyecek ürünlerdir. Sıfır atık destekçisi, doğaya ve her canlıya saygılıdır. 

“Kumbaracı Yokuşu bir atölye sokağı. Sokakta neredeyse herkes kendi ürettiği ürünü rafına koyup satışa sunuyor. (...) Benim için en önemlisi de bu atölyelerin önemli bir kısmının arkasında birbirinden yaratıcı, renkli, ilham veren ve çalışkan kadınların olması.”

S: İstanbul’un en kozmopolit yerlerinden biri diyeceğimiz Tophane’de, Tomtom Mahallesi’nde The Limited Designs’ı açmaya karar verme sürecini merak ediyoruz. Neden burası? 

A: Tomtom Mahallesi el yapımı ürünler satan atölyelerin çoğunlukta olduğu bir mahalle. Galata Kulesi’nin yakın çevresi turistik hediyelik eşya dükkanlarıyla doluyken biraz ara sokaklara girerseniz ilginç atölyelerle karşılaşabilirsiniz. Kumbaracı Yokuşu’nu bulmam da böyle oldu. Kendimce evden çalışmaya başladığım dönemde gezmek için tesadüfen girdiğim bu sokakta 10 metrekarelik kiralık bir dükkana denk gelip çalışma masamı oraya taşımaya karar veremle başladı her şey. Tamamen tesadüf. 

S: Kumbaracı Yokuşu’nda komşuların kimler? Mahallede yaşayanlarla ve esnafla nasıl bir ilişki içindesin? 

A: Kumbaracı Yokuşu bir atölye sokağı. Sokakta neredeyse herkes kendi ürettiği ürünü rafına koyup satışa sunuyor. El dikimi deri çantalar, vintage malzemelerle üretilen oyuncaklar, ahşap bebek oyuncakları ve kıyafetleri, takılar, cam ve seramik ürünler, vintage kıyafetler satan birçok dükkan ve atölye burada bir arada. Benim için en önemlisi de bu atölyelerin önemli bir kısmının arkasında birbirinden yaratıcı, renkli, ilham veren ve çalışkan kadınların olması. Birbirimizle her daim yardımlaşıyoruz, yeri gelince fikir alışverişi yapıyoruz. Birbirimizden ilham alıyoruz ve birbirimize destek oluyoruz. Hepsi kendi başına burada bir değer yaratıyor. Her anlamda bir arada olmak da Kumbaracı Yokuşu’nu ayrıca değerli kılıyor. 

“Mahallemizde ihtiyacımız olan tek şey sokağımızın daha bakımlı hâle gelmesi. Kaldırımların düzenlenmesi ve bunun gibi çözümü belli olan basit ihtiyaçlar. Kumbaracı Yokuşu korunması gereken, tarihî dokuya sahip özgün bir sokak olmasına rağmen yukarıdan veya aşağıdan bakıldığında atıl, sanki boş bir sokak gibi görünüyor.”

S: Değer demişken… Yerel seçimler yaklaşıyor. Burada dükkanı olan biri olarak mahallede nelere ihtiyaç olduğunu düşünüyorsun? 

A: Mahallemizde ihtiyacımız olan tek şey sokağımızın daha bakımlı hâle gelmesi. Kaldırımların düzenlenmesi ve bunun gibi çözümü belli olan basit ihtiyaçlar. Kumbaracı Yokuşu korunması gereken, tarihî dokuya sahip özgün bir sokak olmasına rağmen yukarıdan veya aşağıdan bakıldığında atıl, sanki boş bir sokak gibi görünüyor. Buraya ilk defa gelen insanlar bu sokakta böyle atölyelerle ve tarihî binalarla karşılaştıklarında şaşırıyorlar. Sokağın bakımlı hâle getirilmesi ve  tanıtılması, burada her gününü geçiren insanların hayatını iyileştirmenin ve kolaylaştırmanın yanında ziyaretçiler ve turistler için de önemli.

“Mahalleden gelen müşterilerin oranı düşük. Düzenli uğrayan, uzaktan sipariş veren yabancı müşterilerim daha çok.”

S: Senin de dediğin gibi, İstanbul’un en turistik noktalarından birinde ama yaya trafiği görece sakin bir noktada dükkan. Burada dükkan açmayı düşünene ne tavsiye verirsin? Lokasyon ve ürettiğin ürün üzerinden düşünecek olursan senin için dezavantajlar ve avantajlar neler? 

A: Burada dükkan açmak isteyen olursa önce mahalleye birkaç kez gelip sokakların kendi potansiyelini görmesini tavsiye ederim. Büyük beklentiyle bir iş yeri açıp hayal kırıklığı yaşamasınlar. Buranın bana göre dezavantajı, daha çok ailelerin yaşadığı bir mahalle olması sebebiyle ürettiğim tasarımları alenen sergileyememek. Çünkü burası Tophane. Avantajı ise hem komşularımın hem de turist akışının bol olduğu bir sokak üzerinde olmak. Çoğunlukla sokaktan yabancı turistler, bazen de yerli turistler geçiyor. Sokaktan geçen insanların büyük çoğunluğu ise meraktan içeri giriyor ve mutlaka tekrar geliyor. Özellikle Avrupalı turistler Beyoğlu sokaklarını didik didik gezmeyi seviyor, farklı ülkelerden gelen bir sürü insanla samimi iletişim kurabiliyorum. 

S: Bu çerçevede müşterilerin genelde “gel-geç” turist mi yoksa düzenli olarak uğrayan mahalleli müşterilerin de var mı? 

A: Mahalleden gelen müşterilerin oranı düşük. Düzenli uğrayan, uzaktan sipariş veren yabancı müşterilerim daha çok. Hepsinin ölçüleri bende olduğu için “haydi bana yeni bir parça hazırla” diye uzaktan bile olsa heyecanla ve güvenle sipariş verebiliyorlar. Ben de zevkle onlara yeni ürünler tasarlıyorum. 

S: Son olarak müşterilerin ya da yoldan geçen meraklı zihinlerin dükkanın kapısından içeri girip en sık sorduğu soru nedir?

A: “Aa ne ilginç bir dükkan, inanılmaz! Hepsini siz mi yapıyorsunuz?” 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

03.24 Journal: Beyoğlu'nda son arananlar, Cihangir'de Rakugo ve sake

Mart Journal'ının ikinci sayısında evimiz Beyoğlu'ndayız. Tomtom'da bir iç çamaşırı dükkanıyla Firuzağa'nın müdavim "kahvehanesine" ayaküstü uğruyor, Beyoğlu'nda dükkan sahibi olmayı konuşuyoruz. Son durak MiniMüzikhol: Rakugo Night.

08 Mar 2024

Nørre

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Eylül sakinliğinin bir adım ötesi: Dünyanın en sessiz adaları

Kalabalıklardan, sıcaktan ve gürültüden kaçınmak isteyenlerin tatil zamanı Eylül geldi. Bu dönemde tatiler çıkan kişi sayısının giderek artması Süper Eylül trendini de beraberinde getirdi. Peki dinginlik arayışını bir ileri safhaya taşıyanlar nerelere gidebilir? Örneğin dünyanın en sessiz adalarına. Uydu ve harita verilerini kullanarak yapılan analiz sonucu belirlenen dünyanın en sessiz adaları.

Deniz Aytekin

·

13 Eyl 2026

Eylül sakinliğinin bir adım ötesi: Dünyanın en sessiz adaları
SoliSoli

HİKAYE

Binalar neden artık eskisi gibi 'süslü' değil?

Tarihin ve toplumsal olayların binaları nasıl değiştirdiğini ve geçmişin detaylı mimarisinden bugünün daha sade yapılarına nasıl geldiğimizi Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık kurucu ortağı Kerem Erginoğlu ve SO? Mimarlık ve Fikriyat kurucu ortağı Sevince Bayrak’la birlikte inceledik.

DAC İstanbul

·

13 Eyl 2026

Binalar neden artık eskisi gibi 'süslü' değil?
SoliSoli

HİKAYE

Kopenhag ve Malmö: Bir köprünün iki ucunda pub ve bar rotası

Carlsberg’in dev üretim merkezinden Mikkeller’in craft biralarına, üç yüz yıllık barlardan aquavit ve gløgg’a: Öresund’un iki yakasındaki Kopenhag ve Malmö’yü barları, biraları ve yerel içkileri üzerinden keşfetmek isteyenlere dört günlük bir rota.

Talha Ö.

·

06 Eyl 2026

Kopenhag ve Malmö: Bir köprünün iki ucunda pub ve bar rotası
SoliSoli

HİKAYE

'Süper Eylül' trendi: Yaz tatilleri uzuyor mu?

ABTA'nın her yıl yayımladığı seyahat trendleri raporunun sonuncusunda üst sıralarda alışık olmadığımız bir terim yer alıyor: Super September, yani Süper Eylül. Eylül ayında yurt dışı tatiline çıkmayı planlayanların oranı giderek artıyor. Bu yükselişin ardında ise üç temel motivasyon yatıyor: Sıcaklardan kaçma, boşalan plaj ve sokaklar ile uçak ve konaklama fiyatlarının düşmesi.

Deniz Aytekin

·

06 Eyl 2026

'Süper Eylül' trendi: Yaz tatilleri uzuyor mu?
SoliSoli

HİKAYE

Yaratıcıların galaksisi: Şehirler arası bir komünite olarak TOURIST

Son yılların en belirgin kültürel eğilimlerinden biri, kürasyona dayalı yaratıcı komünitelerin yükselişi. Berlin'den New York'a, Londra'dan İstanbul'a, insanlar artık kitlesel platformların anonim kalabalığı yerine kendilerine benzeyen, aynı kafadan, yaşam tarzına yakın hissettikleri insanlarla bir araya gelmeyi tercih ediyor.

03 Eyl 2026

Yaratıcıların galaksisi: Şehirler arası bir komünite olarak TOURIST