Trump sonrası dünyada makro trendler: Dijital uçurum

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Aposto'nun Paribu Ventures işbirliğiyle hayata geçirdiği Entrepreneur's Thursday serisinin üçüncü etkinliği, “Dijital Uçurum: Trump Sonrası Dünya, Teknofeodalizm ve Makro Trendler” başlıklı oturumla başladı. Teknoloji, sağlık ve fintech alanlarında faaliyet gösteren şirketlere danışmanlık hizmetleri sunan Ussal Danışmanlık’ı kurucusu Ussal Şahbaz, oturumda Donald Trump’ın ikinci kez ABD Başkanı seçilmesinin ardından oluşan ekonomik, politik ve teknolojik iklimin bir panoramasını sundu.
Ayrıntılar: Mevcut iklimin ve bugünün dünyasında oluşan dijital uçurumun daha iyi anlaşılabilmesi için bir adım geriye bakmak gerektiğini vurgulayan Şahbaz, 1981 yılında Avrupa Birliği (AB) ekonomisinin Çin’in 15 katı olduğunu belirtti. İki bölgenin ekonomik büyüklüğünün şu anda aynı seviyede olduğuna dikkat çeken Şahbaz, 1980’lerden bu yana AB topluluğunun 10 ülkeden 27 ülkeye çıktığının da altını çizdi.
Benzer bir karşılaştırmayı ABD ve AB arasında da yapan Şahbaz, 10 yıl önce iki bölge arasındaki ekonomik verimliliğin eşit seviyede olduğunu, fakat şu anda ABD’nin verimlilik konusunda %30 oranında öne geçtiğini dile getirdi.

Bir adım sonrası: Trump’ın tekrar ABD Başkanı seçilmesinin ABD’de ülkeyi önceliklendiren “America first” yaklaşımının hâkim olmasına yol açacağını belirten Şahbaz, ABD’nin özüne geri dönerek bu yeni politik iklimde daha fazla içe dönme eğilimi göstereceğini ve dünyanın güvenliğinden sorumlu olmak istemeyeceğini ifade etti. Şahbaz, bu dönemin Türkiye için de enteresan bir dönem olacağının altını çizdi.
Ek olarak: Söyleşide Avrupa’nın öncelikli iki probleminin yaşlılık ve çalışma sürelerindeki azalma olduğuna da dikkat çekildi. Bölgenin göçmenlere sıcak bakmayan politikasının bu durumla bir tezat oluşturduğunu ifade eden Şahbaz, AB’nin ABD ve Çin karşısında güç kaybettiğini de sözlerine ekledi.
- Şahbaz ayrıca, dünya genelinde daha fazla içe dönme ve izolasyonun hâkim olduğuna işaret etti.
Yeni dönemin ana teması: Regülasyonlar
Şahbaz, oturumda ayrıca Trump sonrası dünyanın ana temasının regülasyonlar ve bu düzenlemelere bağlı olarak yaşanacak ticaret savaşları olacağını dile getirdi. Kuralların hızla değişebileceğini, gelgitler yaşanabileceğini ve belirsizliğin hâkim olacağını ifade eden Şahbaz, ABD-TikTok gerilimini örnek göstererek ABD’nin mülkiyeti ele geçirme noktasında daha agresif bir tutum sergileyebileceğini belirtti.
Öte yandan: ABD’nin teknoloji eğitimi ve yüksek teknoloji konusunda lider konumda olduğunu ifade eden Şahbaz, bu alanlarda ABD’ye rakip olabilen bir ülke çıkmadığını da sözlerine ekledi. Şahbaz ayrıca, yapay zeka patlamasının önünü açan tüm şirketlerin ABD tekelinde olduğuna dikkat çekerek bu teknofeodal şirketleri “dijital kodamanlar” olarak nitelendirdi.
Şahbaz, oturumda ABD’nin şirketler vasıtasıyla interneti kolonize ettiğine işaret etti. Yapay zeka alanında da benzer bir durum yaşandığına dikkat çeken Şahbaz, OpenAI ve Anthropic gibi alandaki öncü şirketlerin tümünün ABD’de bulunduğunu dile getirdi.
Trump’ın yeni düzende bu teknofeodal şirketleri savunma eğilimi göstereceğini öngören Şahbaz, bu tutumun devletler ile şirketler arasında bir gerilime yol açacağının da altını çizdi.

İpucu: Şahbaz, bu nedenle girişimlerin en başta ürünlerini teknofeodal şirketlerin çatısı altındaki medya organları ve sosyal medya platformlarından bağımsız bir şekilde nasıl geliştirebileceklerini düşünmeleri gerektiğine işaret etti.
Bununla birlikte: Şu anda Türkiye’de eğitim sisteminin zayıfladığını ve iyi eğitim alan kişilerin de ülkede kalma eğilimi göstermediğini vurgulayan Şahbaz, bu yüzden bilgiye dayalı dünyadaki makro trendlere uymanın güçleştiğini dile getirdi.
Şahbaz, bu noktada Türkiye’deki girişimlerin niş alanlarda fırsatlar yakalayabileceğine dikkat çekti.
Türkiye’de işgücü avantajı, üretim gücü ve uygulama alanı bulunduğunu vurgulayan Şahbaz, fırsat kapısı olarak görülebilecek niş alanlara iklim teknolojileri, fintech ve savunma teknolojilerini örnek gösterdi.
Ek olarak: Birleşik Arap Emirlikleri, Çin gibi ekonomisi son yıllarda hızla büyüyen ülkelerin hiçbirinin demokrasi ile yönetilen ülkeler olmadığını vurgulayan Şahbaz, kısa ve orta vadede demokratik rejimlerin başarılı olduğu tezinin bu dönemde yeniden sorgulandığına dikkat çekti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto’nun Paribu Ventures işbirliğiyle düzenlediği Entrepreneur's Thursday serisinin üçüncü etkinliği, 26 Aralık’ta ArkHaus’daydı. Etkinlik, onlarca girişimciye iş dünyasının geleceğiyle ilgili tartışma ve tecrübe aktarma imkanı sundu.
10 Oca 2025

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.



