TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK

Z jenerasyonu modanın hızını kesebilir mi?
TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Her konuda olduğu gibi konu moda olduğunda da jenerasyonların davranışları farklılık gösterebiliyor. Genelleme yapanlar, kimi jenerasyonun daha tasarruflu kiminin daha savurgan kiminin ise özendiği figür veya hayat tarzına göre alışveriş yaptığını söylüyor. Hatta bu ve benzeri yorumları çok sık duyduğun için bu jenerasyonların hangileri olduğunu kafanda oturtmak seni çok da zorlamaz. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da genelleme yapmak çok makul değil, kendi içinde birçok dinamiğe ve değişkene sahip olan jenerasyonların modaya yaklaşımını etkileyen çok fazla faktör var. Bugün Z jenerasyonunu ele alacak olursak, tek bir yargıda buluşacak ve diğer kuşaklardan keskin bir şekilde ayrılacak kadar homojen bir yapıdalar mı dersin?

Z jenerasyonun dünyanın güncel problemlerinin ortasına doğduğu konusunda hepimiz hemfikirizdir. Dünyayı anlamlandırmaya başladıklarında süregelen temel sorunlar zaten yüksek sesle konuşuluyordu. Peki, yoğun ve aktif sosyal medya kullanımlarıyla, oradaki tüm trendlerin içinde oldukları gibi hassas konuların ve protestoların da ortasında olmaları sağduyularını geliştirdi mi? Bir grup buna ve hatta bu jenerasyonun daha büyük bir potansiyeli olduğuna inanıyor; bu gençlerin hızlı modanın sonunu getirebilecekleri kadar büyük iddiaları olanlar dahi var.

Z KUŞAĞI VE HIZ

Pandemiyle beraber genel olarak değişen yaşam biçimimizin ve alışverişe yaklaşımımızın hızlı moda dünyasını sarstığını söylemek mümkün. Londra merkezli organizasyon Royal Society of Arts’ın yaptığı bir araştırmaya göre, pandemi döneminde tüketicilerin %28’i normalden daha sık aynı kıyafeti giyiyor ve bunu eskisi gibi bir problem olarak görmüyor, kullanmadıklarını ise geri dönüşüm için gerekli yerlere ulaştırıyor. Kadınların %35’i bu dönemden başlayarak gelecekte de sürdürmek istediği bir karar almış vaziyette. O karar da daha az kıyafet satın almak. McKinsey’nin bir raporuna göre ise tüketicilerin %56’sı tekstil harcamalarını azalttığını söylerken %48’i ekonomik belirsizlikler yüzünden normal şartlarda satın alacakları ürünleri almadıklarını belirtiyor. Türkiye’de indirim üzerine indirim yapan ve elindeki stokları eritmeye çalışan markalar ve alışveriş platformlarının belli çoğunluğunda ise büyüme söz konusu. Jenerasyonlardan bağımsız olarak kimi neredeyse hiçbir yeni kıyafet almazken kimilerinin alışverişi hız kesmeden sürdürdüğü verilerle sabitlenmiş bir gerçek. Genele bakıldığında, indirim çılgınlıklarına rağmen hızlı modanın güçten düştüğü bir dönemde, bu yerleşmiş sistemi yıkmak için yapılacak atılımlar çok kritik ancak bu görevi bir jenerasyona tanımlamak ne kadar akıllıca?

Özellikle son bir yıl içinde, The Guardian, Business Insider ve daha pek çok haber ve moda yayını “Z jenerasyonunun alışveriş alışkanlıkları hızlı moda markalarını bitirecek” tarzında mesajlar veren manşetler attı. Raporlara bakıldığında umut veren gelişmeler var aslına bakılırsa. thredUP’ın 2020 raporunda ikinci el pazarının yükselişe geçtiği ve beş yıl içinde 64 milyar dolar değere ulaşacağının, 2029’a gelindiğinde ise hızlı modanın önüne geçeceğinin altı çiziliyor. Bu tabloda Z ve Y jenerasyonlarının ikinci ele en hızlı yönelimi gösterenler olduğu öne çıkıyor.

Bununla birlikte, Z jenerasyonunun tercihlerinin kendi karakterini ve fikirlerini yansıtandan yana kullandığına, normların dışına çıktığına, klişelerden hoşlanmadığına ve yaratıcı, özgün olana yöneldiğine dair çıkarımlar da var. TikTok’ta ikinci el dükkânlardan alınarak DIY uygulamalarla baştan tasarlanıp değerlendirilen pantolonlar, bu yönde benim karşıma çıkan bir haberin kaynaklarından biriydi mesela. Ancak sorun şu ki yine genelleme yapma hatasına düşüyoruz. Bu jenerasyonun belli bir kesimi için bu söylenenler doğru olsa da sosyal medyanın ortasına doğmuş ve buradaki akım ve figürlerin etkisi altında kalmış bu gençlerin yine belli bir kesimi sürekli yeni kıyafetler almayı en az diğer jenerasyonlar kadar cazip buluyor. Birçoğu hızlı moda ürünlerinin uygun fiyatlı oluşunu cazip bulurken, bazıları bu ürünlerin hızla ve kolayca erişilebilir olmasını övüyor. Bazıları da sık sık yeni ve “trend” kıyafet almanın hazzından vazgeçemiyor.

Dazed'in bu konuda yaptığı bir röportaj serisinde Z jenerasyonundan tüketiciler hızlı modayı tercih etme sebeplerini anlatıyor. Görece sürdürülebilir yöntemlerle üretilmiş ürünlerde büyük beden bulma zorluğu, hızlı moda markalarına göre yüksek fiyatları olması bir tarafta, hızlı moda markalarının erişilebilirlik, gerektiğinde birkaç gün içinde yapılabilen iade imkânları, açıklamalarda öne çıkanlar arasında.

Röportaj serisinde sadece etik ve çevre dostu üretim yapan markaların ürünlerini tercih edenler de olduğu gibi, yukarıdaki sebeplerden her şeyin farkında olmasına rağmen hızlı moda ürünlerine yönelenler çoğunlukta. Röportaj serisinden çıkan en ilginç sonuçlardan biri ise, bir kişinin hayatının genelinde doğaya son derece duyarlı kararlar vermesi ancak konu modaya geldiğinde doğayı hiçe sayan hızlı moda markalarını tercih etmesi. Bu kişi, suyu pet şişede almıyor, hijyen ürünlerinde tek kullanımlık plastik tercih etmiyor, araba kullanmıyor, mümkün olan her alanda plastik kullanmamak için elinden geleni yapıyor ama alışveriş yaparken “500 etek opsiyonunu tek bir alışveriş platformunda görmek ve istediğim kadarını alıp denemek istiyorum.” diyebiliyor. Potansiyeli olan bir tüketicinin bu yolu seçiyor olmasının temeline inmek gerek. Bilinçli şekilde üretim yapan markaların ve onları öne çıkaran alışveriş platformlarının zaman içinde artmasıyla belli bir kesim kazanılabilir ancak burada temel sorun hız.

HIZ TUTKUNLARI

Çevre dostu bir yaklaşım benimseyen markalardan bir hızlı moda markası gibi işlemesini beklemek temel yanlış; varoluşları, felsefeleri, hacimleri ve vermek istedikleri mesaj buna uygun değil. Onlardan bu tip bir performans beklemek, günümüzde hıza olan düşkünlüğün farklı bir yansıması. Bunu çözmek için öncelikle bu yaklaşımı değiştirmek gerek; yavaşlamayı öğrenmek ve benimsemek gerek. Devamında hızın “pratik” olmaktan ziyade bir hengame yarattığını; ucuzluğun ise ürünün dayanıklılığıya ters düştüğünü ve uzun vadede daha maliyetli olduğunu anlamak gerek.

Z jenerasyonunun tıpkı diğer jenerasyonlar gibi yaklaşımında çözmesi gereken meseleler var; ancak kendilerinden öncekilere göre belli konularda çok daha erken yaşta farkındalık sahibi oldukları bir gerçek. Bu farkındalığa güvenip, hızlı moda konusunda bu jenerasyona bel bağlamanın doğru olduğunu düşünmesek de bir akım yaratmak ve onu takip etmek konusunda fazlasıyla başarılı olduklarını biliyoruz. Bilinçli bir yaşamı kendi içlerinde dahi yeni norm hâline getirmeleri bu alanda atılacak önemli bir adım olurdu. Ancak bu büyük değişimin hemen, yarın olmasını beklemek fazla hayalperest bir yaklaşım olur. Bu jenerasyonun attığı adımları, önceki jenerasyonlar takip eder, alfa kuşağı tamamlayabilirse tünelin ucundaki ışık görülebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 17: GELECEK KİMİN ELİNDE?

Bilinçli genç tasarımcılar modanın geleceği olabilir mi? Büyük markalar, radikal kararları ne ölçüde alabilir? Hangi jenerasyondan medet umuyoruz?

21 Şub 2021

Ece Tugay

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?
AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?
AngstAngst

HİKAYE

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?

Deniz Aytekin

·

03 Tem 2026

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?