Türkiye cari açığını nasıl finanse ediyor?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre Türkiye, Ocak-Temmuz döneminde toplam 34,8 milyar dolarlık cari açık verdi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla 10,6 milyar dolar büyüyen açığın finansmanında bankaların ve şirketlerin dış borçlanması öne çıktı. İlgili dönemde açığın finansmanı için yurt dışından kullanılan krediler önemli ölçüde artarken, rezervlerden de geçen yıl kullanılanın iki katından fazla kaynak kullanıldı.
Bu dönemde yabancıların Türkiye’ye yaptığı portföy yatırımları da artış göstermiş olsa da açığın sınırlı bir bölümünü karşılayabildi. Aynı dönemde doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net finansman ise ilk kez eksiye geçti. Net-hata-noksan kaleminin de diğer yıllara kıyasla büyüme kaydetmesiyle, cari açığın finansmanı için kredilere ve rezerv kullanımına bağımlılık arttı.
Ocak-Temmuz döneminde finansman nasıl sağlandı?
Daha önce de belirttiğimiz gibi, TCMB verilerine göre Ocak-Temmuz döneminde Türkiye, toplam 34,8 milyar dolar cari açık verdi. Aynı dönemde net-hata-noksan kaleminde de 14,4 milyar dolar eksi yazmasıyla toplam finansman ihtiyacı 49,2 milyar dolar seviyesine ulaştı.
Geçen yılın aynı döneminde cari açık 24,3 milyar dolar seviyesindeyken, net-hata-noksan kaynaklı net çıkış da 620 milyon dolar seviyesindeydi.
İlgili dönemde açığın finansmanı tarafında Türkiye’ye en fazla kaynak ise kredi işlemlerinden sağlandı. Ocak-Temmuz döneminde krediler tarafından 24,7 milyar dolarlık net giriş kaydedildi. Bu borçlanmanın büyük bölümünü bankalar ve özel sektör yaptı. Bankaların yurt dışına verdikleri kredilerden doğan alacaklarının da 6,4 milyar dolar azalmasıyla, kredi hesabındaki net finansman toplam 31,0 milyar dolara ulaştı.
Mevduat işlemlerinde ise 4,0 milyar dolarlık net çıkış yaşandı. Ticari kredilerden sağlanan 2,7 milyar dolarlık giriş ve diğer küçük işlemlerle birlikte, kredileri de kapsayan diğer yatırımlar kaleminin toplam katkısı 29,8 milyar dolar oldu.

Aynı dönemde portföy yatırımları cari açığın finansmanına 4,7 milyar dolar katkı verirken, doğrudan yatırımlar kaleminden net 166 milyon dolar çıkış kaydedildi. Finansal türev işlemlerinde 3,0 milyar dolar, sermaye hesabından ise 210 milyon dolar çıkış kaydedildi. Bütün bu giriş ve çıkışlar toplandığında Türkiye’nin rezervler ve net hata ve noksan hariç sağladığı net finansman 31,1 milyar dolar oldu. Kalan 18,1 milyar dolarlık kısım ise rezerv kullanımı yoluyla finanse edildi.
Son 10 yıllık ortalama nasıldı?
Son 10 yılın aynı döneminde Türkiye, cari açığının en büyük bölümünü krediler, mevduatlar ve ticari krediler üzerinden finanse etmiş olsa da daha dengeli bir dağılıma sahipti. Bu işlemlerin yer aldığı “diğer yatırımlar” kaleminden her yıl ortalama 8,5 milyar dolar net giriş sağlanmış olsa da, doğrudan yatırımların ortalama katkısı 3,9 milyar dolar, portföy yatırımlarının ortalama katkısı ise 907 milyon dolar seviyesindeydi.

Portföy yatırımlarının ortalamasını düşüren, bazı yıllarda yaşanan büyük çıkışlardı. Örneğin 2017’nin ilk yedi ayında bu kanaldan 17,7 milyar dolar net giriş sağlanırken, 2020’nin aynı döneminde 14,9 milyar dolar, 2022’de ise 17,1 milyar dolar net çıkış yaşandı. Dolayısıyla tahvil ve hisse senetlerine yapılan yatırımlar, bazı yıllarda açığın önemli bir bölümünü karşılarken bazı yıllarda dış finansman ihtiyacını artırdı.
Rezervlerden kullanılan tutar ise aynı dönemlerde ortalama 5,8 milyar dolar oldu. On yıllık toplam üzerinden bakıldığında cari açığın %30’una yakını rezervlerden karşılandı. Net hata ve noksan hesabı da yıllar içindeki giriş ve çıkışların toplamında pozitif kalmış ve finansmana ortalama 1,7 milyar dolar katkı sağlamıştı.
2026’da bu yapının özellikle kredi ve net hata ve noksan tarafında değiştiğini görüyoruz. Kredi işlemlerinden sağlanan net finansmanın on yıllık ortalaması 2,7 milyar dolar seviyesindeyken, bir yılda 31,0 milyar dolara çıktı. Aynı dönemde doğrudan yatırımlar eksiye dönerken, net-hata-noksan da ana dengeye 14,4 milyar dolarlık negatif katkı verdi. Kredilerden çok daha fazla finansman sağlanmasına rağmen rezervlerden kullanılan tutar, on yıllık ortalamanın üç katını aştı.
Doğrudan yatırımlarda durum nasıl?
Doğrudan yatırımlar kaleminde 2026’nın ilk yedi ayında 166 milyon dolarlık net çıkış kaydedildi. Söz konusu dönemde yabancıların Türkiye’deki doğrudan yatırımları net 5,8 milyar dolar olurken, Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışında yaptıkları doğrudan yatırımlar 6,0 milyar dolara ulaştı. Böylece geçen yılın aynı döneminde cari açığın finansmanına 3,3 milyar dolar katkı sağlayan kalem bu yıl eksiye döndü.
Önceki on yılın aynı dönemlerinin tamamında doğrudan yatırımlardan net giriş sağlanmıştı. Bu alanda on yıllık ortalama net giriş 3,9 milyar dolar seviyesindeydi. Bu yıl Türkiye’ye gelen doğrudan yatırım, on yıllık ortalamanın %10 altında kalırken, Türkiye’deki yerleşiklerin yurt dışına yaptığı yatırım ise ortalamanın %132 üzerine çıktı.
On yıllık ortalamaya göre bakıldığında, dengedeki değişimde yurt dışına yapılan yatırımların büyümesinin, Türkiye’ye yapılan yatırımların azalmasından çok daha etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Geçen yıla kıyasla ise dengede yaşanan bozulmada Türkiye’den giden yatırımların artması ve yurt içindeki tasfiyelerin artması etkili oldu. TCMB verilerine göre 2026’nın ilk yedi ayında yabancıların Türkiye’ye getirdiği brüt şirket sermayesi, %15,7 azalışla 5,0 milyar dolara gerilerken, tasfiyelerin de 676 milyon dolardan 2,5 milyar dolara yükselmesiyle net şirket sermayesi girişi %51,9 düşüşle 2,5 milyar dolara indi.
Aynı dönemde yabancıların gayrimenkul yatırımları %31,6 artışla 1,6 milyar dolara yükselse de şirketler arasındaki borç işlemlerini kapsayan diğer sermaye girişleri %27,6 azalışla 1,7 milyar dolara indi.
Yurt içi yerleşikler ise yurt dışındaki şirketlere yaptıkları brüt sermaye yatırımlarını %39,1 artırarak 4,1 milyar dolara çıkardı. Aynı dönemde yurt dışındaki gayrimenkul alımları %8,7, diğer sermaye yatırımları %23,4 azalırken, tasfiyeler 237 milyon dolardan 442 milyon dolara yükseldi.
Portföy yatırımları ne seviyede?
Yabancı yatırımcılar ilk yedi ayda Türkiye’deki menkul kıymetlere net 19,6 milyar dolarlık yatırım yaptı. Bu yatırımın 14 milyar dolarlık kısmı tahvil ve diğer borçlanma araçlarına gitti. Kalan bölüm ise hisse senetleri ve yatırım fonlarına yapılan yatırımlardan meydana geldi. Dolayısıyla yabancıların portföy yatırımlarında da borçlanma yoluyla sağlanan kaynaklar ağırlıktaydı.
Aynı dönemde yurt dışına yapılan portföy yatırımları ise net 14,9 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu alımlar düşüldüğünde portföy yatırımlarının cari açığın finansmanına net katkısı 4,7 milyar dolarda kaldı. Geçen yılın aynı döneminde bu katkı 2,2 milyar dolar seviyesindeydi.
2016-2025 ortalamasının 907 milyon dolar seviyesinde olduğu düşünüldüğünde ise 2026 yılında portföy yatırımları, cari açığın finansmanına uzun dönem ortalamasından 4 kattan fazla katkı sağladı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Finans tarihinin en büyük ve en uzun süre devam eden Ponzi dolandırıcılıklarından biri olan Bernie Madoff olayı, Türkiye’deki fon krizini anlamak açısından iyi bir örnek. Birebir örtüşmeyen yanları olduğu için “Ponzi benzeri geri besleme döngüsü” olarak nitelendirilebilecek bu krizde oluşan devasa zararı devletin karşılayıp karşılamayacağı merak ediliyor. Madoff krizinde yatırımcıların zararlarının nasıl telafi edildiği bu açıdan önemli yöntemler içeriyor.

Bu hafta önceliklere kıyasla daha sakin bir veri akışı bekleniyor. Yurt içinde sektörel enflasyon beklentileri, tüketici güven endeksi ve reel kesim güven endeksi öne çıkarken, yurt dışında öncü PMI verileri ile ABD-Çin liderler görüşmesi ön planda.
21 Eyl 2026

Fed, üç yılı aşkın aranın ardından politika faizini 25 baz puan artırarak %3,75-4,00 aralığına yükseltti. Yeni projeksiyonlar, 2026 sonuna kadar bir faiz artışının daha gündemde olduğunu, 2027’de ise faizin mevcut seviyesinde kalabileceğini gösteriyor. Yükselen tahvil getirileri ve enflasyon baskısı, Fed’i piyasaların beklediği daha sıkı para politikalarına doğru ittyor.

Finansal piyasalar açısından tarihi bir hafta geçiriyoruz demek sanıyorum abartı olmayacak. İçeride sermaye piyasalarımızda yaşanan sarsıntı, dışarıda tahvil faizlerinin zirveleri zorlamasıyla merkez bankalarının daha güçlü harekete geçmesi, hemen hemen her türlü finansal enstrümanda sert hareketlere yol açtı.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül gün içinde yayımladığı bültende Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls olmak üzere yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu, katılma payları TEFAS’ta işlem gören bütün yatırım fonlarını platformda alım ve satıma kapattığını duyurdu. Aynı kararla unvanları tek tek yazılan 130 fonun da SPK tarafından tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesine hükmedildi. Peki tasfiye kararı verilen bir fonda yatırımcının payına ve parasına ne olacak?




