

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İklim kriziyle mücadele etmek amacıyla çıktığımız yolda, Yuvam Dünya Derneği olarak KONDA Araştırma’yla birlikte ‘Türkiye'de İklim Değişikliği Algısı Araştırması’ gerçekleştirdik.
Derneğimizin bu ilk kapsamlı araştırma çalışmasında ülkemizdeki iklim değişiklikleri algısını, buna bağlı sonuçlar ve meselelerle olan etkileşimi, bu etkilerin hayatlarımızdaki izdüşümlerini, sorumlulardan beklentilerimizi ve sorumluluk alarak mücadele etme etme boyutundaki eğilimlerimizi belirlemek üzere yola çıktık.
Nisan 2021 döneminde, ülkemizin 15 yaş üstü yetişkin nüfusuna yönelik olan bu araştırma ile 74 ilin 372 ilçesinde telefon görüşmeleriyle ulaşılan 3022 kişiye, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda, ‘farkındalık’, ‘kırılganlık (savunmasızlık)’ ve ‘sorumluluk’ perspektiflerinde 10 farklı soru sorduk. Ortaya çıkan tablo bizi düşündürdüğü kadar bazı fırsat pencerelerini de gösterdiği için yüreklendirdi.
İklı̇m krı̇zı̇ gözden de, gönülden de ırak değı̇l!
Araştırma iklim değişikliğinin hava olaylarına ve doğaya etki ettiği konusunda toplumun dörtte üçünde yaygın bir farkındalık olduğunu gösteriyor. Bu yaz ülkemizin çeşitli bölgelerinde çıkan orman yangınları ve Kuzeydoğu’daki sel felaketiyle ilgili tartışmaların da ortaya koyduğu gibi Türkiye toplumunun iklim krizinin varlığına ikna olduğu aşikar.
Bu farkındalığın en yüksek olduğu yaş kümesi gençlerken, meslek gruplarında da öğrenciler ve beyaz yakalı çalışanlar ön plana çıkıyor. Göreceli olarak, en yüksek bilinç seviyesi Batı Anadolu ve Batı Marmara’da görülüyor.
Halk “Olağan dışı mevsim olayları olağan olacak” diyor.
İklim değişikliğinin yol açtığı sorunlar kapsamında en öne çıkanlar olağandışı mevsim olaylarının çoğalması, hava kirliliği, suya erişimin zorlanması ve orman yangını, sel, kuraklık gibi afetler olarak görülüyor. Buna karşılık, göçlerin artması ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi durumların iklim değişikliğiyle olan ilişkisi toplumun zihninde aynı derecede yer bulmamış durumda.
Önümüzdeki iki yılda başlarına gelebilmesi en olası iki olayın neler olabileceği sorulduğundaysa, toplumun en tedirgin olduğu olaylar olarak yüzde 54 oranıyla sağlık problemi yaşamak ve daha sonra yüzde 38 oranıyla susuzluk çekmek ön plana çıkıyor.
Her 3 kişiden 2’si kendini zayıf ve savunmasız hissediyor.
İklim değişikliğinin olası etkilerinin karşısında toplumun ne denli kırılgan ve zayıf hissettiğini irdelediğimizde ise beklediğimizin ötesinde bir derinlik tespit ettik. Her üç kişiden ikisi iklim değişikliğinden dolayı meydana gelebilecek bir olay veya durumda başkalarına kıyasla daha fazla zorlanacağını düşünüyor ve kırılgan hissediyor.

Cinsiyetler bazında bakıldığında kadınların erkeklere göre daha kırılgan olduğu görülüyor. Kadınların yüzde 23’ü iklim değişikliklerine bağlı etkilere uyum sağlayabileceğini söylerken, erkeklerde bu oran yüzde 38.
İmkanlar azaldıkça çaresizlik hissi artıyor.
Ekonomik sınıf ve geçinme durumları iklim krizi etkilerine uyum sağlama konusunda en çok fark yaratan demografik unsur olarak ortaya çıkıyor. Ekonomik seviyesi en düşük olan kümenin yüzde 81’i herhangi bir felakete maruz kaldığında diğer kişilere kıyasla çok daha zorluk çekeceğini öngörüyor. Meslek gruplarına baktığımızda ise, aynı dinamikle, ekonomik özgürlüğü bulunmayan ev kadınları, öğrenciler ve işsizler en kırılgan gruplar olarak görülüyor.
Halk sorumlu devlet ve vatandaş diyor.
Araştırmada iklim değişikliğiyle mücadelede, toplumun çoğunluğunun en etkili aktör konumunda devleti bildireceği kabulüyle, ikincil olarak kimi sorumlu gördüğünü de irdeledik. Ülkemizdeki her beş kişiden dördü sorumluluğu devlette görürken, yarısından fazlası (yüzde 55’i) hem devlet hem de vatandaşı sorumlu buluyor.

Özel sektöre sorumluluk atfedenlerin seviyesinin düşüklüğü ise şaşırtıcı seviyede çıktı. Sadece özel sektör sorumlu diyenler yüzde 1, hem devlet hem de özel sektör sorumlu diyenler ise yüzde 14 düzeyinde tespit edildi.
Toplum olarak çözümün parçası olmaya hazırız.
İklim değişikliğinin ve yol açtığı meselelerin farkında olan bir toplum olarak, maruz kaldığımız etkilere açık ve kırılgan olduğumuz bir gerçek. Meselede devlete ana sorumluluğu ve dönüştürücü rolünü atfederken, vatandaşlar olarak da sorumluluk üstlenmeye ve davranışsal değişikliklerle çözümün parçası olmaya hazır görünüyoruz.
Enerji tüketimini azaltmak, ihtiyacımız kadar tüketmek, yaşantılarımızı sadeleştirmek, kağıt, plastik ve cam gibi atıkların geri dönüşümünü sağlamak en belirgin davranışsal değişim alanları olarak ortaya çıkıyor. Buna karşılık, çevreye duyarlı markaların ürünlerini tüketmek ana odak alanları içinde değilken, şahsi araç kullanmaya meyil ve vazgeçmeme eğilimi ters dinamik olarak beliriyor.

Ekonomik anlamda sınıf farklılıkların alınacak önlemlerle ilişkisi kayda değer bir seviyede görülüyor. Çoğu önlemde ekonomik etkilerin ön planda olduğu anlaşılıyor ve halihazırda bu önlemleri daha fazla gerçekleştirebilenler üst ve yeni orta sınıfken, alt ve alt orta sınıf imkanı olsa harekete geçecek gibi duruyor.

Meslek gruplarına bakıldığında emeklilerin ve beyaz yaka çalışanların konfor alanlarını çok zorlamadıkça neredeyse tüm iyileştirici aksiyon alanlarında harekete geçmeye en hazır gruplar olmaları dikkat çekiyor.
Bir gün, artık bugün!
İklim değişikliği şu an burada. Hem şu an, hem de gelecekten yana endişeliyiz. Günbegün bu mesele ve etkilerine daha da açık ve savunmasız hale geliyoruz. Problemin değil, çözümün parçası olmaya yönlenmiş durumdayız. Devletin ve özel sektörün sorumluluklarının farkında olarak, iklim krizinin gereklerini yapmalarını ve dönüştürücü rol üstlenmelerini bekliyoruz, ancak vatandaş olarak da çözümün parçası olduğumuzu biliyoruz ve imkan oldukça daha köklü seviyede davranışsal değişimi hedefliyoruz.
Bu araştırma bize neslimizin hikayesini değiştirebileceğimize, bunun için toplumsal dönüşümün zemininin oluşmakta olduğuna ve yuvamız dünyamızı iklim krizinin etkilerine karşı güçlendirebileceğimize dair ümit verdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'de İklim Değişikliği Algısı, Paris Anlaşması, Toprağın Kadınları 2022 Ödülü
13 Eki 2021

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026










