Türkiye'nin geçmiş ekonomik krizleri

Türkiye son 30 senede, birçok ekonomik krizle mücadele etti. Peki, geçmişte neler yaşandı? Krizler nasıl atlatıldı?
Türkiye'nin geçmiş ekonomik krizleri

7 Ocak - Voila - Pareto
Voila ile birlikte

Voila Kart’la her temasta iz bırakın

İşletmelerle potansiyel müşteriler arasındaki iletişimi sürdürülebilir kılması yönüyle iş dünyasının vazgeçilmezlerinden olan kartvizitler, kurumsal iletişim ve iş ilişkileri alanındaki faydalarıyla öne çıkıyor. Fakat bugünün dünyası,…

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

2021 yılında Türkiye’nin ekonomik görüntüsü negatif yönde hızla ilerledi. Türk Lirası’nın dolar karşısında %79’luk kayıp yaşadığı bu dönemde Türkiye, gelişmekte olan ülkeler arasında para birimi en fazla değer kaybeden ülke oldu. Her demecinde düşük faiz ortamını savunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu sert değer kaybını Türkiye'ye karşı açılmış bir ekonomik savaş olarak nitelendirse de ekonomistler, ülkenin mevcut ekonomi politikalarının bir ekonomik krize sebebiyet verdiği konusunda hemfikir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru aralıkta 47,82 seviyesine gerileyerek 1994 yılından bu yana görülen en düşük seviyede gerçekleşti. Son olarak ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık ayında Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) yıllık bazda %36,08'e yükseldiğini açıkladı. Böylece yıllık enflasyon, Eylül 2002'den bu yana en üst düzeye erişti. Türkiye’nin yakın geçmişine baktığımızda makro yapının bozulmasıyla ortaya çıkan üç kriz daha mevcut. Bu krizleri ele alarak süreçlerin yarattığı eğilim ve kırılımlarının analiziyle son kur krizinin dinamikleri daha iyi sorgulanabilir.

1994 krizi: Kötü ekonomi yönetimi kaynaklı oluşan bu krizin temelinde, devlet ağırlıklı harcamalar yüzünden oluşan 40 milyar dolarlık ağır bir dış borç vardı. Dönemin başbakanı Tansu Çiller’in hükümeti, kamunun borç yükünü azaltmak için faizleri indirmeyi amaçlayan politikalar uyguladı.

  • Ekonomi yönetiminde söz sahibi olan tüm kamu kurumlarını kendine bağlayan Çiller, Hazine’nin borçlanma ihalelerini faizin yüksek olduğu gerekçesiyle iptal etti. 
  • Çiller, makro istikrar sağlayacak önlemler yerine borçlanma ihalelerinin iptali ile yaşanan gelir kaybını önlemek için Telekom’un telefon hizmetlerini özelleştirmek istese de bu girişim, Anayasa Mahkemesi’nden reddedildi. Bunun üzerine Çiller yönetimi, 27 Mart’ta yapılacak yerel seçimleri odağına alarak ekonominin daha da hızlı büyümesi için para basmaya hız verirken ülkeden çok ciddi bir sermaye çıkışı gerçekleşti ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da not düşürdü. 
  • 5 Nisan 1994 tarihinde bir ekonomik önlem paketi açıklansa da Türk lirası, dolar karşısında %160'ın üzerinde değer kaybetti. Sürecin sonucunda hiperenflasyon yaşayan Türkiye, Mayıs 1994'te Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 14 aylık bir stand-by anlaşması imzaladı.

Devlet krizi: 1999’da ekonomisi %6.1 oranında küçülen Türkiye’de enflasyon, %70'e ulaşmış ve bütçe açıkları büyümüştü. Dış ilişkilerde başarılı ilişkiler yöneten Türkiye, bu koşullar yüzünden 1999’da IMF'nin 16 milyar dolarlık stand-by desteği ile üç yıllık Enflasyonu Düşürme Programı’nı uygulamaya koyduğunu duyurdu. Serbest faiz ve sabit kur rejiminin uygulandığı bu program çerçevesinde reel kur değerlenme eğilimine girdi. Böylece ithalatın hızla artması sonucunda dış açık kaygı verici boyutlarda büyümeye başladı. 

  • Elinde yüklü miktarda Hazine bonosu bulunan bankalar, likidite talebini arttırınca Kasım 2000 sonunda likidite sıkışıklığından dolayı piyasada gecelik faiz oranı %1000'in üzerine çıkarken, Kasım 2000'de aylık ortalaması %223 oldu. 
  • 19 Şubat 2001’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Devlet Denetleme Kurulu'nun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nda başlattığı denetime Başbakan Bülent Ecevit'in tepki göstermesi üzerine Ecevit'e anayasa kitapçığı fırlattı. Toplantıyı terk eden Ecevit, gazetecilere, "Bu bir devlet krizidir," yönünde açıklamalar bulunurken piyasalarda sert satışlar gerçekleşti. 
  • Ciddi güven kaybına uğrayan bu ekonomi programı yüzünden piyasada gecelik faizler %6000 seviyesini görürken İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), bir günde %20'nin üzerinde değer kaybetti. 
  • 2002 yılının Mart ayında ise dönemin Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Kemal Derviş, Türkiye'ye davet edildi ve ekonomiden sorumlu devlet bakanlığına atandı. Derviş ile başlayan yeni dönemde IMF ile stand-by imzalandı ve bankacılık sektöründe reforma gidilmesini, özelleştirmenin teşvikini ve rekabetin arttırılmasını amaç edinen yeni bir ekonomi programı başlatıldı.

2008 küresel finans krizi: ABD'de emlak piyasasında kolayca kredi sağlayan düşük gelirli ailelerin kredi faizlerini (mortgage) ödeyememesi sonucunda bu kredilerin içinde bulunduğu tahvil paketleri sert şekilde değer kaybetti. Bütün ABD mali sistemini etkileyen bu krizde mortgage tahvillerini bolca barındıran yatırım bankaları Bear Stearns ve Lehman Brothers iflasını açıkladı. Bu finansal krizle likidite sorunları daha da artan gelişmiş ülkeler, faiz oranlarını tüm zamanların en düşük düzeyine çekerek piyasanın aktif kalmasını sağladı. AB ülkeleri ile ciddi bir dış ticaret ilişkisi bulunan Türkiye’de ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kriz bizi teğet geçecek," demişti. Fakat likidite krizinden ötürü ticari ilişkileri zayıflayan Türkiye’nin cari açığı artarak makro ekonomik verileri kötüleşmiş, eksi büyüme oranı artan işsizlik ve yoksullukla beraber ülke küresel krizden ciddi etkilenmişti. 

  • Kriz öncesinde 1,20 düzeylerinde seyreden dolar kuru, kriz sırasında 1,7 seviyesinin üzerine çıkarak rekor kırdı. 
  • TÜİK verilerine göre 2008 senesinde %11,0 olan işsizlik bu krizin etkisiyle 2009’da 3 puan artarak %14,0’a ulaştı. 
  • 2008 senesinin son çeyreğinde %6,5 oranında azalan gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), yılı %0,9 artışla tamamladı. 
  • 2009 yılının ilk çeyreğinde ise %14,3 olan ekonomideki daralma, yılın ikinci çeyreğinde %7’ye geriledi. 
  • Krizin etkilerini azaltmak isteyen Türkiye, bütçesinde kamu sosyal yardım harcamalarını artırdı. Kurdaki yükselişin reel sektöre etkisi o dönem sınırlı kalsa da vatandaş üzerinde alım gücünün zayıflamaya başlaması bu dönemle başladı.

Kısacası yakın geçmiş ele alındığında, Türkiye ekonomisinin kronik şekilde farklı türde krizlerle mücadele ettiğini görüyoruz. Mevcut hükümetin popülist söylemlerle düşük politika faizinde ısrarcı olması, 1994’teki Çiller yönetimini anımsatıyor. Parasal sıkılaşma ve kamu harcamalarını kısmak yerine düşük faiz-yüksek kur denklemini benimseyen hükümetin mali politikaları sonucu dış sermayenin ülkeyi terk ettiği bu düzlemde toplum zayıflayan alım gücüyle hayata tutunmaya çalışıyor. 2023 seçimlerinde başarı hedefleyen hükümetin "Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat" hamlesi şimdilik TL üzerindeki değer baskısını hafifletmiş olsa da ülkenin kronik sorunu olan yüksek enflasyon hala sahnedeki yerini koruyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

🔍 Türkiye ekonomisinin dünü, bugünü, yarını

Türkiye'de ne zaman, neden ekonomik kriz yaşandı? Krizler nasıl atlatıldı? Bağımsız bir merkez bankası politikası uygulamak mümkün mü?

07 Oca 2022

Voila ile birlikte
Fotoğraf: Getty Images

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Doğa Yurduneri

·

21 Eki 2026

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Eki 2026

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.

12 Eki 2026

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık
ParetoPareto
∙

HİKAYE

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Emircan Yaman

·

12 Eki 2026

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"