LİMBO: KÖPEKLER VE DİĞER HAYVANLAR


Eviniz için, dünya için, kaplumbağalar için: Lindos Naturals Evinizi temizlerken dünyayı da temiz tutmak, bunu yaparken de İztuzu Plajı’ndaki deniz kaplumbağalarının geleceğine katkıda bulunmak; Lindos Naturals ile mümkün. Lindos Naturals nedir? Zararlı kimyasallardan arınmış sağlıklı nesiller ve daha az plastik kullanarak daha yaşanılır bir dünya hayaliyle yola çıkan Lindos Naturals; evini temizlerken dünyayı kirletmek istemeyenler için tamamen doğal ve bitkisel içeriklerle oluşturulmuş ve saf aromaterapik bitki yağlarıyla zenginleştirilmiş temizlik ürünleriyle öne çıkıyor. Yeniden doldur: Tüm üretimi Türkiye’de gerçekleşen ve aksesuar ve paketleme ürünleri için yerli ve sürdürülebilir tedarikçilerle çalışan Lindos Naturals, ürünlerinin hepsini yeniden doldurulabilir paketlerde sunuyor. Yeniden doldurulabilir Pouch ambalajları bir zarfta toplayıp geri gönderen kullanıcılara belli bir indirim tanımlanıyor. Temizlenmiş ve yeniden doldurulmuş ürünleri tekrardan satışa sunarak atık üretiminin önüne geçiliyor. Bu sayede %70'ten fazla plastik, su ve enerji tasarrufu sağlanmış oluyor. Lindos x DEKAMER: Lindos'un logosu, ilhamını dünyada soyu tükenmekte olan canlılar listesinde yer alan ve yumurtalarını bırakmak için Dalyan'daki İztuzu Plajı'na gelen deniz kaplumbağalarından alıyor. Üretim süreçlerinde doğadan aldıklarını doğaya geri vermek isteyen Lindos, İztuzu Plajı'nda canla başla çalışan Deniz Kaplumbağaları Araştırma ve Rehabilitasyon Merkezi'yle (DEKAMER) iş birliği yapıyor. Satın alınan her Lindos ürünü, Akdeniz'deki yaralı deniz kaplumbağalarının bakım ve tedavisine katkıda bulunuyor. Lindos Naturals'ın Kastil Sabunu, Konsantre Yüzey Temizleyici, Bulaşık Sabunu, Ahşap Sabunu, Kolonya ve aksesuarlardan oluşan ürünlerini SEHREDONUS15 koduyla sonbahara özel %15 indirimli keşfetmek ve 150 lira ve üzeri alışverişlerinizde ücretsiz kargo fırsatından yararlanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz. Aynı zamanda 8-17 Ekim tarihlerinde Zorlu Center Eko Love Festivali’nde Lindos standını ziyaret ederek ürünler hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Limbo. Latincesi limbus — sınır, cehennemin sınırı. Bu hipotez, ölümden sonra kişinin işlediği günahlar yüzünden lanetlenerek cehenneme bile gönderilmeyişini anlatmak için ortaya atılmıştı. Senelerdir köpeklerle yaşayan biri olarak onların beslenme şekilleri yüzünden endüstriyel hayvancılık çarkının bir parçası olma ve bundan kurtulamama durumu, beni ister istemez etik bir sorgulama ve bunu sembolize eden bir limboyla karşı karşıya bırakıyor.
Hal Herzog, Sevdiklerimiz Tiksindiklerimiz Yediklerimiz adlı kitabında okuyucusunu tarihin çelişkilerle dolu ayrıntılarıyla yüz yüze getiriyor. Bazı hayvanlara benzersiz bir sevgiyle bağlanıyoruz. Bazılarını afiyetle mideye indiriyor ve bazılarını görünce korkudan çığlıklar atarak kaçacak delik arıyoruz. Burada gerçekten eşi benzeri olmayan bir tutarsızlık ve mantıksızlık var. Ahlaki olarak hayvanlarla ilişkimizin ne kadar problemli olduğunu fark edebilmek için artık çok fazla bilgi kaynağına sahibiz.
Yeme-içme, tekstil, temizlik ya da kozmetik başlıkları altında kullandığımız ürünlerin hayvansal çıkış noktalarına sahip olup olmadıkları konusundaki hassasiyetimiz, evlerimizde birlikte yaşadığımız köpekler söz konusu olduğunda birden ortadan kayboluyor ya da kaybolmuyor da biz büyük bir rahatlıkla görmezden gelmeyi tercih ediyoruz.
Doğal yıkım süreci
Tarım devrimiyle başlayan doğal yıkım süreci, sanayi devrimiyle doruğa ulaştı. Bu yıkımın gözle görünür şekilde artması, doğayla ilişkimize etik sorgulamalar yöneltmemize de neden oluyor. Gaz salınımındaki payı, yenilmek için üretilen hayvanların beslenmesi amacıyla açılan tarım alanlarının neden olduğu orman kıyımları, bu hayvanların doğumlarından öldürüldükleri ana kadar karşı karşıya bırakıldıkları dehşet ve acılar, etik sorgulamaları da derinleştiriyor.
Köpekler binlerce yıldır insanların avcı-toplayıcı olduğu dönem itibarıyla insanın en yakınında oldular. Beslenme odaklı başlayan bu ortaklık, zamanla köpeklerin insanlar için çalışır hâle getirildiği bir yaşam formuna dönüştü. Sürü gütme, alan koruma ve avlanma merkezli bu ortak yaşam, endüstrileşme sonrasında köpeklerin bahçelerden evlerin içine girdikleri, modern insanın yalnızlığını ve sevgi ihtiyacını paylaştığı, güçlü bir ilişkiye dönüştü.
Kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel bir güdümlenme nedeniyle köpekler günümüzde bazı coğrafyalarda, çiftliklerde üretiliyor ve yenilmek amacıyla açık pazarlarda sergileniyor. ABD ve Avrupalı bazı "çağdaş" toplumları dehşete boğan ve uluslararası kampanyalarla protesto edilen bu durum, tıpkı Herzog'un altını çizdiği gibi aynı insanların köpek eti yemeye karşı bir sosyal medya paylaşımı yaptıktan sonra cızırtılı bir hamburgere dönüştürülmüş bir ineği afiyetle mideye indirmeleri hâline de dönüşebiliyor.
İllüstrasyon: Semih Özkarakaş
Endüstriyel hayvancılık çarkları
Tüm bu karmaşadan uzaklaştığımızda köpeklerle birlikte yaşamayı seçmiş biz faniler bambaşka bir problemle karşı karşıya kalıyor, köpeklerimizi beslerken endüstriyel hayvancılık çarklarının içinde tuz buz olarak yola devam ediyoruz. Hayvan hakları aktivistleri ve hayvanları yememeyi tercih edenler dışındakilerin çok da farkında olmadıkları bir durum bu.
Günümüz şartlarında köpeklerimizin beslenebilmesi için üç esas yöntem bulunuyor:
- Evde yapılan pişmiş yemekler,
- Hazır alınan işlenmiş kuru mamalar,
- Hazır alınan ya da evde yapılan barf besinler. (Çiğ et merkezli, sebze katkılı dondurulmuş püreler.)
Her üç yöntem de endüstriyel hayvancılığı merkez alıyor. Yukarıda bahsettiğimiz farkındalık hâli, köpeklerini bu şekilde besleyen, aralarında benim de bulunduğum herkes için müthiş bir bocalamaya ve stres mekanizmasına dönüşüyor.
Vegan ya da vejetaryen formüller
İnsanların dünyasında olduğu gibi özellikle büyük markalar son yıllarda köpekler için de vegan ya da vejetaryen formüllere sahip seçenekler üretmeye başladılar. Bu hem yükselen bir ekonomik hazine olarak veganlıktan bir dilim kapmak hem de dünyayı altüst eden iklim krizinin en büyük tetikleyicileri arasında yer alarak sonu hızla yaklaşan endüstriyel hayvancılığın çöküşünden en az zararla kurtulabilmek için elbette. Bu sisteme kurban giden milyonlarca hayvanın yaşam hakları, "radikal" ya da "marjinal" olarak adlandırılan bir avuç aktivist dışında ne yazık ki hâlâ kimsenin umrunda değil.
Özellikle kuru mama endüstrisinde gözleri yuvalarından oynatacak denli yüksek fiyatlara satılan hipoalerjenik mamaların bazılarında büyükbaş ya da küçükbaş hayvanlar yerine böceklerden elde edilen proteinler kullanılıyor. Peki bu da yakın gelecekte başka etik eksenli sorgulamalara neden olmayacak mı?
Hayvan hakları dendiğinde aklımıza sadece birlikte yaşadığımız köpeklerin ve kedilerin gelişi, doğadaki sayısız türle birlikte diğer tüm hayvanların göz ardı ediliyor olması da bir başka önemli sorun. Üzerine titrediğimiz köpeklerimiz için çılgınca para harcayarak aldığımız kuru ya da çiğ tüm mamaların üretim süreçlerinde yaşam hakları gasp edilen hayvanlar yerine yeni protein kaynaklarının peşine düşülmüş olması, geleceğe dair umutlarımızı birazcık da olsa yükseltiyor.
Öyle ya da böyle endüstriyel hayvancılığın sonunun getirilmesi, iklim krizinin geriletilmesi için verilen savaşta en büyük kazanımlardan biri olacak. İşte o noktada beraber yaşadığımız köpeklerle birlikte kendi beslenme alışkanlıklarımızın da retro bilim kurgu dizilerinde olduğu gibi günlük alınacak birer hapa dönüşüp dönüşmeyeceğini de hep birlikte göreceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hayvanları Koruma Kanunu'ndan haberdar mısın? Veganlık politik bir duruş mu? Türcülüğün önüne nasıl geçebiliriz?
12 Eki 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


