Tutku, özgünlük ve sürdürülebilirlik üçgeninde bağımsız yayıncılık

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Son yıllarda dijital teknolojilerin yaygınlaşması ile farklı kültür ve ilgi alanlarının temsile ve alana ihtiyaç duyması, bağımsız basılı dergilerin üretimine olan iştahı artırdı. Bağımsız yayıncılığın rönesansı da sayılabilecek bu dönemde dergiler, ele aldıkları konuları bir tarafa basım adetleri, yayın periyotları ve reklam anlayışı açısında da geleneksel yayınlardan ayrılınca farklı dağıtım kanalları ve gelir modelleri bulmaya yönlendi. Derginin ortaya çıkıp yaygınlaştığı 18. yüzyıldan farklı olarak bugün sahip olduğumuz dijital teknolojiler, hem üretimi hem dağıtımı hem de gelir modellerini çeşitlendiriyor gibi görünse de denklem bu kadar basit değildi.
Biraz geriye gidersek 1990'larda masaüstü yayıncılığın yaygınlaşması, Apple Macintosh bilgisayarının giderek daha ulaşılabilir ve ucuz hale gelmesi, Adobe InDesign gibi tasarım programlarının kullanımının kolaylaşması daha geniş bir dijital ve tasarım okuryazarlığının önünü açtı. Yüksek kaliteli ve düşük maliyetli dijital baskı evlerinin varlığı da daha fazla insanın ekonomik bir sermaye yatırımı yapmadan dergi üretebilmesini sağladı. 1990'ların sonlarında internetin giderek daha popüler hale gelmesi, özellikle son yıllardaki çevrimiçi etkileşim potansiyeli ve sosyal medya kanalları basılı bağımsız dergilerin üretimini ve pazarlamasını, belki de paradoksal bir şekilde, kolaylaştırdı. Hedef kitleyle hızlı iletişim ve baskı sürecindeki bu kolaylık, bağımsız dergilerin sayısında artış olarak okunurken medyanın demokratikleşmesine de katkı sağladı. Fakat sektör, dağıtım konusunda ne üretimin hızına yetişebildi ne demokratik bir ortam yaratabildi ne de üreticiler gibi dijital-fiziksel alanları bir arada etkili bir biçimde kullanmanın formülünü tam anlamıyla çıkarabildi.
Dağıtım kanallarına kültürel ve coğrafi bir okuma yaptığımızda yaratıcı sektörlerdeki üretimin fazla olduğu şehirlerde bu kanallardaki dönüşümü gözlemleyebildik. Geleneksel dergi ve gazetelerin satıldığı gazete bayilerinin yanında bağımsız yayınların hem üretim olarak hem hedef kitlesi olarak sayıca çok olduğu şehirlerdeki dergi mağazaları ve konsept kiosklar, bu dönüşümün doğal bir uzantısını temsil etti. Okurlara dergilerle tesadüfen karşılaşma ve onları "dokunarak" keşfetme şansı veren Berlin’deki do you read me?!, Lizbon’daki Under the Cover, Zürih’teki LOREM (not Ipsum) ve farklı şehirlerde operasyon yürüten konsept kiosk News & Coffee, bu mağazalardan birkaçı. Diğer yandan Londra’daki magCulture gibi bazıları, çareyi hızlı erişimi ve deneyimi aynı potaya koyup dijital satış ve tanıtım kanallarıyla fiziksel olanları bir araya getirmekte buldu.
Dağıtımda orta yol bulmaya potansiyel bir yanıt olan bir başka Londra merkezli girişim, dijital dergi kulübü Stack Magazines, her ay rastgele seçilen beş derginin sayılarını blind-date usulü üyelerine postalıyor. Yani aboneler, her ay bilmedikleri sürpriz dergilerle tanışıyor. Peki bu yöntem, dağıtım çözümlerine yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Dergilerin hedef kitlelerine ulaşabilmelerinin en hızlı ve etkili yolu ne? Bir gün her mahalleye dergi kiosku açılır mı? Stack'in kurucusu Steven Watson'a Stack’in sektörde tuttuğu yeri ve bağımsız yayıncılığın geleceğini soruyoruz. Dijital-fiziksel çatışmasına dokunuyor ve bağımsız yayıncılıkta dağıtımın dönüşümüne yeni bir soru işareti bırakıyoruz.
"Her iyi fikir bir ihtiyaçtan doğar". Dijital ve fizikseli buluşturan dergi kulübü Stack Magazines fikri nasıl ortaya çıktı?
Birkaç bağımsız dergi için yazılar yazıyordum ve karşılaştığım bu ilginç, güzel yayınlara hayran kalıyordum. Diğer yandan, daha fazla insanın neden bu yayınlardan haberdar olmadığını anlayamıyordum, bu yüzden dergileri yapan insanlarla konuşmaya başladım. Yeni bir yayın olarak karşılaştıkları en büyük sorunun okucuya olaşmak olduğunu fark ettim. Daha çok insanı yeni çıkan, alternatif yayınlarla buluşturmanın kolay bir yolunu arıyordum ve Stack fikri böyle çıktı aslında. Başta hobi gibiydi ama zamanla daha fazla zaman ayırabildim. 2012'de ilk oğlum doğduğunda hobilere ayıracak vakit kalmadı tabii ki. Bu yüzden bir risk alıp Stack'i tam zamanlı işim haline getirmeye karar verdim.
Bu süreçte bağımsız yayıncılık dünyasında içerik, tasarım ve okur etkileşimi konusunda nelerin değiştiğini gördün?
Bir zamanlar bağımsız yayıncılığın klişesi, pürüzsüz mat kağıtlar, bol espas, özel folyo kaplamalar, lazer kesimler ve çeşitli mürekkeplerle işlenmiş iri, kalın dergilerdi. Hâlâ böyle dergiler var tabii ama artık daha küçük, daha hafif, daha ekonomik dergiler yapan yayıncıları da görmeye başladık. Bunun birkaç sebebi var. Öncelikle, insanlar doğaya daha duyarlı hale geldi; daha az malzeme kullanıp bunların geri dönüştürülebilir olmasını istiyor. Yakıt ve kağıt fiyatlarının yükselmesinin de büyük etkisi var. Yayıncıların artık dergi basmak için daha az kağıt, dağıtım için daha az yakıt kullanmayı tercih etmeleri makul. Artık daha çok kişi bir dergiyi dergi yapanın içerik olduğunun farkında bence. Ürettiğin şeyin büyük mü küçük mü, ağır mı hafif mi olduğu değil, yola çıkarken seni harekete geçiren fikri aktarıp aktaramadığın asıl önemli olan.
"Mevcut dergi dağıtım sistemleri tam anlamıyla eski kalmış ve 20. yüzyılın reklam modeline bel bağlamaksızın günümüzde dergi çıkarmak isteyen birisi için kesinlikle uygun değil. Dergi dağıtımını günümüze taşıyacak bir yeniliğe şiddetle ihtiyaç var."
Sanatsal ifadeyi ve yaratıcılığı korurken kârlı bir iş yürütmenin arasındaki hassas dengeyi de bulmak lazım pek tabii. Bu bağlamda bağımsız yayıncıların finansal olarak ayakta kalabilmek için üstesinden gelmeleri gereken başlıca zorluklar neler?
Kağıt fiyatlarının artması bağımsız yayıncılar üzerinde büyük bir baskı oluştursa da bence asıl zorluk okuyuculara ulaşabilmekte. Dergi dağıtımı hâlâ eski, reklam destekli büyük dergileri dağıtmak üzere kurulmuş şirketlerin elinde. Dergi dağıtımı yapan yerlerde elbette iyi niyetli insanlar var; fakat mevcut sistemler tam anlamıyla eski kalmış ve 20. yüzyılın reklam modeline bel bağlamaksızın günümüzde dergi çıkarmak isteyen birisi için kesinlikle uygun değil. Dergi dağıtımını günümüze taşıyacak bir yeniliğe şiddetle ihtiyaç var.
"Fiziksel mağazalar dergi satışı için vazgeçilmez. Rafların arasında şöyle bir gezinip dikkatini çelen bir dergiyi eline alıp karıştırarak bakmanın yerini hiçbir şey tutamaz. Dergiler, asırlar boyu tam olarak bu deneyime hitap edecek şekilde tasarlandı."
Dergi dağıtımını 21. yüzyıla taşıma konusunda acil bir ihtiyaç olduğundan bahsettin. Örneğin, Berlin’deki Rosa Wolf gibi bazı basılı yayın satış platformları yavaş yavaş fiziksel alanlarını kapatarak dijital satış kanallarına yöneliyor. Bu noktada dijital-fiziksel tartışmasında nerede duruyorsun?
Fiziksel mağazalar dergi satışı için vazgeçilmez. Rafların arasında şöyle bir gezinip dikkatini çelen bir dergiyi eline alıp karıştırarak bakmanın yerini hiçbir şey tutamaz. Dergiler, asırlar boyu tam olarak bu deneyime hitap edecek şekilde tasarlandı. Bir derginin kapağı, odanın diğer ucundan bile bir okuyucunun dikkatini çekecek kadar çarpıcı olabilir; içindekiler sayfası, derginin ne sunduğuna ve karakterine dair hızlı bir fikir verir; elbette, editörün mektubu, yayın yönetmeninin okuyucuya doğrudan seslenme şansını sunar. Tüm bu unsurlar, gerçek dünyada, çevrimiçi ortamda bulamayacağınız bir etki yaratıyor. İnternette dergilerle ilgili ne kadar konuşursam konuşayım, onları gerçek anlamda keşfetmenin en iyi yolunun elinde tutup incelemek olduğuna inanıyorum.
Senin de bahsettiğin gibi bağımsız yayıncıların karşı karşıya oldukları en büyük engellerden biri de dağıtım ve hedef kitlelerine ulaşmak. Stack bir noktada bu köprü görevini üstleniyor sanki.
Okura ulaşmak gerçekten büyük bir zorluk. Aslında Stack bu engeli bir nevi ortadan kaldırmak en azından kolaylaştırmak amacıyla yolculuğuna başladı ancak elbette platform esasen sürekli bir dağıtım yapmıyor. Stack, bir derginin belli bir sayısının bilinirliğini artırabiliyor çünkü sonraki ay odağımıza başka bir yayını alıyoruz. Aslında yayıncıların nihai hedefi muhtemelen mümkün olduğunca fazla sayıda dergiyi doğrudan okuyuculara satmak. Özellikle de abonelik yoluyla. Bu, hem güvenilir bir gelir kaynağı sağlıyor hem de para dağıtıcı ve perakendecilerle paylaşılmak yerine tamamen yayıncının cebine giriyor. Ancak bu sürecin stratejisinin güçlendirilmesi ve geliştirilmesinin farklı yollarını keşfetmek benim için de bir merak konusu.
"Beni en çok cezbeden dergiler, yarattıkları özgün dünyalara katılmaya davet eder; daha önce varlığını bile bilmediğim ilgi alanlarımı ortaya çıkarır."
Peki bir derginin sevildiği nereden anlaşılır? Bağımsız yayıncılar okur etkileşimini ve geri bildirimini nasıl ölçüyor?
Bağımsız yayıncılar genellikle okur ilgisi ve geri bildirimini ölçmekte zorlanıyor. Bana göre basılı dergilerinin güzel yanlarından biri de az metrik sunması. Sonuçta dergiyi okurken kimse gözlerinin tam da nereye, hangi sözcüğe baktığını takip etmiyor. Bazı yayıncılar ara sıra okurlarına anket yapıyor. Sosyal medya da tabii ki geri bildirimi kolaylaştırıyor. Ama bana göre en iyi dergiler, belirli bir ilgi alanına veya bakış açısına odaklanıp bunu okura nasıl cazip kılacağını bilenler. Beni en çok cezbeden dergiler, yarattıkları özgün dünyalara katılmaya davet eder; daha önce varlığını bile bilmediğim ilgi alanlarımı ortaya çıkarır.
Okurlara direkt ulaşmada dijital platformlar ve sosyal medya da devreye giriyor. Sence teknolojinin getirdiği bu etkileşimler bağımsız yayıncılığı ve sektörde rekabeti nasıl etkiledi?
Teknoloji, bağımsız yayıncılık üzerinde şüphesiz büyük bir etkiye sahip oldu. Örneğin, Adobe, kendi dergini yaratman için ihtiyacın olan tüm araçları sunuyor; baskıdaki yenilikler, profesyonel sonuçlarla az adetlerde baskılar yapmayı mümkün kılıyor; çeşitli fonlar, potansiyel yayıncılara ilk sayıları için para toplama imkanı veriyor; ve elbette, sosyal medya insanlara yaptıklarını duyurma fırsatı sunuyor. Ancak tüm bu olanaklar, piyasadaki rekabetin de artmasına neden oluyor. Bu sebeple bir projenin fark edilmesini sağlamanın artık çok daha zor olduğunu söyleyebilirim.
"...tüm yayıncılık sektöründe öyle bir kaos yaşanıyor ki büyük bir değişim çok yakın. Bu karmaşık ortamda, bağımsız basılı dergilerin önemli bir rol oynayabilecek potansiyeli olduğunu düşünüyorum."
Bağımsız yayın dünyasında topluluk ve işbirliği ilişkisini nasıl görüyorsun?
Bağımsız yayın dünyası sıcakkanlı ve yardımsever bir atmosfere sahip. Deneyimlerime göre bir yayıneviyle iletişime geçip onların işlerine gerçekten ilgi duyduğunuzu gösterirsen, yaptıkları işler ve edindikleri tecrübeler hakkında sizinle açıkça konuşmaktan mutluluk duyarlar. Bu durumun bağımsız dergilerden para kazanmanın zorluğuyla bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Kimse hızlı para kazanmak için bu işe girmiyor, bu alanda olanlar çoğunlukla tutku ve coşkuyla motive olmuş, benzer duyguları paylaşanlara yardım etmek isteyen kişiler.
Son zamanlarda, her alanda olduğu gibi yayıncılık sektöründe de büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Özellikle dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, basılı yayınların geleceği sorgulanmaya başladı. Buradan hareketle bağımsız yayıncılığın geleceğini nasıl görüyorsun?
Şu anda hem basılı hem de dijital olmak üzere, tüm yayıncılık sektöründe öyle bir kaos yaşanıyor ki büyük bir değişim çok yakın. Bu karmaşık ortamda, bağımsız basılı dergilerin önemli bir rol oynayabilecek potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Bu tür dergilerin en önemli avantajları, küçük ve esnek olmaları sayesinde değişime hızlı adapte olabilmeleri ve en önemlisi, tutkuyla üretilmeleri. Ancak bu potansiyeli gerçekleştirmek için bazı adımlar atmak gerekiyor. En önemlisi, okurların ilgisini çekecek ve para ödemeye değer içerikler üretmek. Diğer kritik adım ise finansal sürdürülebilirliği sağlamak. Bu doğrultuda, bağımsız yayıncıların enerjilerini okurlara yönelik ve onların ilgi alanlarına dayanan, uzun ömürlü yayınlar yapmaya vermelerini çok isterim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Stack Magazines'in kurucusu Steven'dan 21. yüzyılda dergicilik analizi, Tanıdık Yüzler'den Beyoğlu sözleri. Bu ay ajandada İstanbul-Londra arasında ve ötesinde yemek, sanat ve çeşitli buluşmalar var.
16 Şub 2024

YAZARLAR

Işıl İlkter
SOLİ Contributing Editor

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR



