Virginie, Karl ve Coco

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
The Washington Post'un Pulitzer ödüllü moda eleştirmeni Robin Givhan, Netflix’in 7 Days Out adlı belgesel serisinin Chanel’in 2018 İlkbahar/Yaz Haute Couture defile hazırlığını anlattığı bölümünde sözlerine şöyle başlıyor: “Chanel defileleri, her sezon zihinleri allak bullak eden, müthiş bir etkinlik oluyor. Moda sektörünün ötesinde yankılanıyor.” Oysa Chanel’in dijital ortamda gerçekleştirilen 2020-21 Sonbahar-Kış Paris Haute Couture Moda Haftası’nda koleksiyonunun tanıtımı için hazırladığı kısa videosu Robin Givhan’ın tasvir ettiği etkiyi bırakmıyor.
- Ne değişti? Chanel’in daha sesli konuştuğu defilelerden bugüne en önemli değişimi kreatif direktörü oldu. 1983 yılından beri kreatif direktörlük görevini sürdüren efsanevi Kaiser Karl’ın Şubat 2019’da aramızdan ayrılması ile bu göreve Karl Lagerfeld’in sağ kolu olarak görülen Virginie Viard getirildi. Chanel, Lagerfeld’in vefatı nedeniyle duyduğu üzüntüyü ve Lagerfeld’e sunduğu teşekkürlerini paylaşarak yeni kreatif direktörünün Virgine Viard olacağını açıklarken bu tercihi ile Gabrielle Chanel ve Karl Lagerfeld’in mirasının yaşayabileceğine inandığını belirtiyordu.
- İlgi odağı olmaktan hoşlanmayan Virginie: 30 yılı aşkın süredir Lagerfeld ile çalışan Viard, sesinin yüksekliği farklı olsa da kendi yorumuyla “Chanelce” konuşuyor. Viard, 2020 İlkbahar Couture koleksiyonunu hazırlamadan önce, Coco Chanel’in 11 yaşında gönderildiği Fransa’nin Corrèze bölgesindeki Aubezine isimli manastıra ziyarete gidiyor. 2020 Sonbahar Hazır Giyim koleksiyonunda ise esin kaynaklarını Lagerfeld ve model Anna Piaggi’nin 1980’lerden bir fotoğrafı, Coco’nun yarış atı Romantica ve yönetmen Claude Chabrol’un Les Biches isimli filmi oluşturuyor. Viard, “Punk Prensesi” esintisini hissettiğimiz son koleksiyonunu ise Gabrielle Chanel’den çok Karl Lagerfeld’den ilham alarak hazırlıyor. Lagerfeld’in La Palace’a giderken kendisine eşlik edebileceği kadınları düşünerek, sadeliğin ve romantizmin ön planda olduğu önceki koleksiyonlarından daha sofistike bir koleksiyon ortaya çıkarıyor.
- Kaiser Karl: Viard öncesinde Coco kadar Chanel ile özdeşleşmeyi başarmış Lagerfeld, 1983’te Chanel için kıyafetler tasarlamaya başladığında 70 senelik bir moda mirasının varisi olmuştu. Lagerfeld, Coco’nun ikonik tasarımlarını kendi yorumu ile modernleştirerek ve popüler kültüre adapte ederek Coco’nun vefatından sonra kimliğini bulmaya çalışan Chanel’i unutulmaktan kurtardı. Bunu yaparken mirası sorgulamaktan da kaçınmadı. Lagerfeld, International Herald Tribune's Luxury Heritage konferansındaki konuşmasında, Coco Chanel’in 60’ların dünyasında mini etek ve kot pantolona karşı durarak kariyerinin sonuna doğru yaptığı hatalara değiniyor. Kendi deyimi ile "bir müzisyenin notalarla oynaması gibi" Coco Chanel’den aldığı elementlerle oynayarak Chanel’i dünyanın en değerli moda evlerinden birine dönüştürüyor.
- Yeni dönemin avatarı Coco: Coco ve Lagerdfeld’in ilgi çekici ortak bir yanı var. Lagerfeld de Coco gibi ikonik bir persona yaratmanın gücünü fark ediyor. Coco, yaşadığı yıllarda yeni dönemin avatarı hâline geliyor. Her yerde kendi tasarımlarını giyen, bağımsız, cinsel olarak özgürleşmiş ve sportif aktivitelere ilgi duyan gizemli kadın… Lagerfeld de yüksek yakalı beyaz gömleği, siyah takımı, gözlükleri, eldivenleri, at kuyruğu toplanmış saçları, gümüş yüzükleri, çizmeleri ve belki de en önemlisi gizemli görünümü ile “Karl” mitini yaratmıştı. Peki Coco’nun tasarımlarını yaparken esinlendiği kaynaklar nelerdi? Bu soruyu cevaplamak için hayatının derinliklerine inmek gerekiyor. Örneğin; ikonik little black dress'in ilhamını gençliğini geçirdiği manastırdaki rahibelerin kıyafetlerinden aldığı söyleniyor. Yine bu manastırdaki şapelin mozaik camının Chanel’in iç içe geçmiş “C” harflerinin formunu verdiği de söylentiler arasında.
- Chanel gibi bir moda mirasının, bazılarının sadelikle harikalar yarattığına, bazılarının ise tasarımlarını daha yüksek sesle konuşturmayı öğrenmesi gerektiğine inanan yeni kreatif direktörünün yolculuğuna şahit olmak moda tutkunları için heyecan verici.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Paris merkezli Louis Vitton ilk kez defile turnesine çıkacak. Milano'dan Prada, İlkbahar/Yaz 2021 için beş tasarımcı ile çalışacak.
19 Tem 2020

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.



