Yannick: Gösteri devam etme(me)li

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Yannick
Yönetmen: Quentin Dupieux
Süre: 67 dakika
Yapım yılı: 2023
“Pardon! Affedersiniz! Böldüğüm için özür dilerim. Doğru değil, biliyorum. Daha fazla rahatsızlık vermeden diyeceğimi diyeyim. Öncelikle iyi akşamlar. Ben Yannick. Söylemeden edemeyeceğim. Gücenmeyin ama bence hiç eğlenceli değil bu. Açık sözlülüğüm için kusura bakmayın. Söylediklerim hoşunuza gitmeyebilir ama ben eğlenceli bir şey izlemek için para verdim ve iyi hissetmek istiyorum. Ama durum tam tersi. Dertlerimi unutturmak yerine derdime dert katıyorsunuz. İyi bir şey değil bu, değil mi? Burada bir sorun var.”
Fransa’da son yıllarda Wrong (2012), Deerskin (2019) ve Daaaaaali! (2023) absürt komedileriyle öne çıkan yönetmen Quentin Dupieux’nün yeni filmi Yannick’e adını veren karakter, Paris’in tiyatro sahnelerinden birinde oynanan komediyi bu monologla bölüyor. Derdini olabildiğince nazik bir şekilde anlatmaya çalışan bu adamın kendince çok haklı sebepleri var: Haftanın yedi günü gece bekçisi olarak çalıştığını, bu oyunu izlemek için patronundan izin almak ve yerine bakacak birini ayarlamak zorunda kaldığını, 45 dakikalık tren yolculuğu ve 15 dakikalık yürüyüş gerektiren bir saatlik bir yoldan geldiğini; kısacası orada olabilmek için çok hazırlık yaptığını söylüyor. Hakkını arıyor.

Yannick | Kaynak: İstanbul Modern Sinema
Hakkını arayan bu insanın isyanını ve davranışını yadırgamamızın ve onun saygısızlık yaptığını düşünmemizin sebebi ise memnun kalmadığı duruma bir “ürünün” ya da “hizmetin” değil bir sanat eserinin sebep olması. Yannick farkında olmadan, birçoğu kendisini ondan üstün gören bir salon dolusu insanın sorgulamasına neden oluyor: Eğlenmek beklentisiyle gidilen bir tiyatro oyununu bir hızlı tüketim ürünü ya da restoranda yenen bir yemekten farklı kılan nedir? Dümenin başında olmayan bir kaptan ya da şefin her gece çalışmadığı bir restoran düşünülemezken, bir tiyatro oyununda her şeyin yolunda gittiğine emin olmak için yönetmeninin her gece orada bulunmasına gerek olmadığını normalleştiren nedir? Bir sanat eserinden memnun kalınmadığında paramızı (hatta orada bulunmak için yağtığımız hazırlığın tazminatını) geri talep etme hakkımızın olmaması sadece sanatın öznelliğiyle açıklanabilir mi?
Quentin Dupieux kısacık filmine sadece sanat, sanat eserleri ve sanatın öznelliği üzerine bir tartışmayı sıkıştırmakla kalmıyor. Sanatın öznelliğini algılayamayan ve bir oyunu durdurarak hoşnutsuzluğunu dile getirme ‘cüretini’ gösteren bir kişiyi küçümseyenler (çoğunluğu üst sınıftan seyirciler ve oyuncular) ile Yannick arasındaki çatışma, bizi toplum ve sanat, sınıf ve sanat ilişkisi üzerine de düşünmeye itiyor. Sanata tepki gösteren kişiye bakışımız mensubu olduğu sınıfa ya da elinde bir silah olup olmadığına göre değişebilir mi? Gece bekçiliği yapan Yannick’in yerinde tiyatronun hamilerinden biri olsaydı oyuncular ve seyirciler onunla dalga geçebilir miydi?
Yannick, tahmin edilemez yönde gelişen olayları ve absürt mizahıyla, süregelen “sanat sanat için midir, toplum için mi?” sorusuna özgün bir yorum katıyor. Hatırlamadan ve söylemeden edemiyorum; aklıma bir de 2011’de izlediği sessiz ve siyah-beyaz Michel Hazanavicius filmi The Artist’e yönelik tepkisini filmin yarısında çıkışı ve sosyal medyadaki “no diyalog no konuşma” yorumuyla gösteren Demet Akalın’ı getiriyor.
Nerede izleyebilirsin? Yannick, bugün MUBI kataloğuna eklendi.
Benzer işler:
- The Square (2017, Ruben Östlund)
- La belle époque (2019, Nicolas Bedos)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul Film Festivali seçkisinde yer alan Berlin Film Festivali filmlerinden öneriler, Quentin Dupieux’nün absürt komedisi Yannick.
05 Nis 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

İstanbul kültür ortamının hızlanmaya başladığı dönemde, 2001 yılında kurulan Galerist, 25. yılını "Gönül İşi" sergisiyle kutluyor. Galerist Direktörü Müge Çubukçu ile sergiden yola çıkarak galerinin 25 yıllık hafızası, İstanbul sanat ortamının dönüşümü, sanatçı-galeri ilişkilerinin görünmeyen katmanları, sanat üretiminin güçlü kökleri ve geçmişin yarattığı gelecek üzerine konuştuk.

Geçen hafta Macklemore ile Ed Sheeran arasında patlak veren ve müzik dünyasını sarsan krizin ardından, günümüz endüstrisinde siyasetin müzikten ayrı tutulamayacağına artık emin olduk. Ed Sheeran gibi küresel bir pop devinin dahi tarafsızlık kalesine sığınamayacağını kanıtlayan bu kriz, toz pembe sahnelerin çok geride kaldığını ilan ediyor.

Korku komedisi "Widow’s Bay"in 14 ödülle rekor kırdığı 78. Primetime Emmy Ödülleri’nde Apple TV, HBO ve Netflix’i geride bıraktı; drama kategorilerinde "The Pitt", mini-dizi kategorilerinde "DTF St. Louis" öne çıktı.




