Yaz saati uygulaması, iş dünyasını neden ilgilendiriyor?


Yepyeni dünyaları keşfetme zamanı: Alternatif Banklılara yıllık Boodio üyeliği 1 TL Hayatı kolaylaştıran yenilikçi çözümler ve sunduğu avantajlarla fark yaratan Alternatif Bank , müşterilerine kitapların keşfedilmeyi bekleyen diyarlarında istedikleri zaman istedikleri yerde yolculuğa çıkabilmeleri için Boodio ’yla çok özel bir fırsat sunuyor. Boodio nedir? Aylık abonelik sistemiyle hizmet veren Boodio; e-kitap, sesli kitap, tefrika, akademik içerik ve Boodio’ya özel içerikleri online olarak kullanıcılarının beğenisine sunan bir platform. Kampanya detayları: Alternatif Bank, Alternatif Bank Bonus Card veya VOV Kart sahiplerine Boodio yıllık üyeliğini 358 TL yerine sadece 1 TL ’ye sunuyor*. Kampanya hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, siz de kolayca Alternatif Bank müşterisi olarak avantajlarla dolu bir dünyaya yelken açabilirsiniz. *Boodio kampanyasından yararlanmak için yıllık üyelik harcamanızı Alternatif Bank Bonus Card veya VOV Kart ile yapmanız gerekiyor.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Günümüzde iş dünyası sadece ekonomik başarıyı değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliği, enerji tasarrufunu, tüketici davranışlarını ve çalışan motivasyonunu da ön planda tutuyor. Yaz saati uygulaması da her sektörden işletme için sıcak bir konu. Başlangıçta üretkenliği ve verimliliği artırmanın bir yolu olarak ortaya çıkarılan bu uygulama, şimdi amacından sapmak ve bazı sektörlere zarar vermekle itham ediliyor. Araştırmalar da yılda iki kez saat değiştirmenin ekonomik tarafta kayda değer olumsuz etkileri olduğunu destekliyor.
- Tam olarak nedir? Türkçeye "yaz saati uygulaması (YSU)" olarak çevrilen "daylight saving time (DST)", bir ülkede saatlerin ilkbahar başlangıcında bir saat ileri, sonbaharda ise bir saat geri alınmasını kapsıyor. Gün ışığından sabahları daha az, öğleden sonraları daha fazla yararlanmayı amaçlayan uygulama; kısaca, bahar aylarında 23 saat, sonbaharda ise 25 saat süren bir gün deneyimleme şeklinde de açıklanabilir.
Hangi alanlarda pozitif çıktılar görülüyor?
- Yaz saati uygulamasının en belirgin etkilerinden biri olan enerji tasarrufu, işletmelerin çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine katkıda bulunuyor. Daha uzun günler, iş yerlerinin doğal ışığı daha fazla kullanmasına olanak tanıyarak elektrik tüketimini azaltıyor.
- Uygulamanın bir diğer olumlu yönü, çalışan motivasyonunu artırması. Daha uzun günler, çalışanların iş yerinde daha fazla doğal ışığa maruz kalmasını sağlıyor. Araştırmalar, doğal ışığın insanların enerji seviyelerini artırdığını ve genel motivasyonlarını yükselttiğini gösteriyor. Çalışanlar, gün içinde daha enerjik ve odaklı olma eğiliminde olduğunda iş verimliliği doğal olarak artıyor.
- Bir başka avantaj, tüketim alışkanlıklarını olumlu yönde etkilemesi. Daha uzun günler, tüketicilerin akşam saatlerinde kendilerine daha fazla zaman ayırmasına olanak tanıyor. Bu durum, perakende sektörü için özellikle önemli. Mağazalar ve restoranlar, yaz saati uygulaması sayesinde akşam saatlerinde daha fazla müşteri çekebiliyor ve gelirlerini artırabiliyor. Ek saatler, tüketicileri daha fazla harcama yapmaya motive ediyor. JP Morgan Chase Enstitüsü'nün 2016 yılında yaptığı bir araştırma, gün ışığından yararlanma saatinin sona erdiği Kasım ayının ardından tüketici harcamalarının %3,5 düştüğünü ortaya koydu.
Negatif tarafta hangi başlıklar var?
Yaz saati uygulamasının yarattığı değişiklikler, işletmelerin zaman yönetimi süreçlerini karmaşıklaştırabiliyor. Toplantılar, iş görüşmeleri ve diğer etkinliklerde zamanlamayla ilgili belirsizlikler, iş dünyasında koordinasyon sorunlarına yol açabiliyor.
- Yatırımcılar ve sermaye piyasası katılımcılarının, bilanço sezonunun tam ortasına denk gelen "saatleri ileri alma" döneminden sonraki hafta muhasebe raporlarına daha yavaş tepki verdikleri görülüyor.
- Yaz saati uygulamasının iş dünyasındaki bir olumsuz etkisi, çalışanlar arasında uyku düzeni ve biyolojik saatlerde meydana gelen bozulmalar. Zamanın bir saat ileri alınması, çalışanların biyolojik saatlerini düzenleme konusunda zorluklar yaşamalarına neden oluyor. Christopher M. Barnes and David T. Wagner tarafından yürütülen bir araştırma, 1 saatlik uyku kaybıyla işe gidilen ilk pazartesi gününde daha fazla ve daha ciddi boyutta iş kazası bildirildiğini kanıtlayarak YSU ile yaralanmalar arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. Aynı pazartesi günü, çalışanların işle ilgili olmayan faaliyetler için internette gezinmesi anlamına gelen "siber aylaklık" oranında da keskin bir artış olduğu belirtiliyor. Saat değişikliğinin kalp krizi, felç riski ve depresyonda; dolayısıyla sağlık masraflarında artışa neden olduğuna dair kanıtlar da bulunmakta.
- Enerji tasarrufu başlığı altında belirtmek gerekir ki, azalan aydınlatma maliyetlerinin faydaları, gün içinde artan klima maliyetleri ve YSU döneminin karanlık sabahlarında daha yüksek enerji talepleri ile büyük ölçüde dengeleniyor.
- Bununla birlikte, Avrupa'daki saat değişiklikleriyle senkronize olmamanın havayolu endüstrisine yılda 147 milyon dolarlık seyahat aksamasına mal olduğu tahmin ediliyor.
Türkiye'de durum nasıl?
Dünya genelinde saatler, 29 Ekim Pazar günü geri alınırken Türkiye'de 2016 yılında başlayan "kalıcı yaz saati" uygulaması bu yıl yine devam etti.
- Yaz saati uygulamasının işçilerin çalışma koşullarına etkilerini değerlendiren İş Güvenliği Uzmanı (İGU) Deniz İpek, “İşçiler özellikle ülkenin batısında, nüfusun yoğun olduğu bölgede gün ağarmadan işe gitmek için karanlıkta güne başlamış oluyorlar. Özellikle öğrencilerin de güne güneş doğmadan başlamaları tartışılıyor. Biyolojik saatin bozulması durumunun çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiği kabul ediliyor" ifadelerini kullandı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Zamanlamayla ilgili belirsizlikler, iş dünyasında koordinasyon sorunlarına yol açabiliyor. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin AYM'ye ilişkin kararı, hukukun yabancı yatırımcıya etkisi üzerinde tartışmalara neden oldu.
13 Kas 2023

YAZARLAR

İdil Ertürk
İş Dünyası & Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.




