Yeni sezon, yeni albümler: Ne dinliyoruz, neyi bekliyoruz?

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Uzun zamandır üzerinde çalışılan albümler dinleyiciler ile yavaş yavaş buluşuyor. Yakın geçmişte dinleyiciyle buluşan ve önümüzdeki haftalarda yayımlanacak bazı özel çalışmaları derledik...
Wild God - Nick Cave & The Bad Seeds
Plak şirketi: Play It Again Sam
Yayın tarihi: 30 Ağustos 2024
Nick Cave, Skeleton Tree, Carnage ve Ghosteen albümlerinde müziğinin merkezine, yaşadığı yas sürecini almıştı. İki oğlu ve arkadaşlarının vefatının ardından benliğini saran o yıkıcı hisleri her şarkıda hissediyorduk. Bu dönemde Bad Seeds de ister istemez arka planda kalmıştı. Özellikle Warren Ellis ile yaptığı Carnage albümünde, Bad Seeds’in adını kullanmaktan kaçınmıştı.
Nick Cave, sonunda ekibinin yeniden iyi hissetmesini sağlayacak Wild God ile karşımıza çıktı. Yaşadıklarını ve üzüntüsünü unutmamış ama sevince de yer açmış. Frogs, albüm için yazdığı ilk şarkı. Sözlerinde kilise ziyaretleri, sürekli yağan yağmurlar, coşkulu kurbağalar ve yatak odasına dönüş gibi oldukça kişisel meselelere yer veriyor. Joy ise ismini hak eden coşkulu bir marş havasında. Bu coşku, melankoliyle boğuşan birini yukarı çeken bir güç olarak tasvir ediliyor. Ayrıca şarkı, klasik blues izlerine de sahip.
Albümün ikinci yarısı ise önce Conversion ile mistik bir havaya bürünüyor; ardından Cinnamon Horses ile adeta masalı andıran bir tona geçiyor. O Wow O Wow (How Wonderful She Is) şarkısını da 2021’de vefat eden Anita Lane’e ithaf ediyor.
Nick Cave, 10 şarkı boyunca sanki artık mutlu bir hayata geçmek istediğini itiraf ediyor ve Bad Seeds de bu ayağa kalkışı müziğin coşkusuyla kutluyor. Tüm bu ruhani melodiler ve sözlerin arasında dinleyicisinin de şunu düşünmesini sağlıyor:
"Asla eski hâline dönemezsin ama iyileşebilirsin. Her şey yoluna girebilir."
Nick Cave bile bunu başarabiliyorsa, biz neden yapmayalım ki!
In Waves - Jamie xx
Plak şirketi: Young
Yayın tarihi: 20 Eylül 2024
The xx’in beyni Jamie xx, 2015’te solo projesi In Color’ı çıkardığında elektronik müziğe dubstep türü hâkimdi. Sanatçı bu albümle çok daha nostaljik olan rave’i kulüplere sokmakla kalmadı büyük festivallerde ana sahnede olmasını da sağladı. Jamie xx, uzun süredir beklenen ikinci albümü In Waves’de rave kültürünün ruhunu yeniden canlandırıyor ve dinleyicisine ilham verici bir uzunçalar daha armağan ediyor. 
Albümü bir rave marşı niteliğindeki Wanna açıyor. Vokal sample’larına eklenen yumuşak tonlu klavyeler ile daha girişten dinleyicisini vuruyor ve bir anda çok daha hareketli Treat Each Other Right ile de enerjiyi yükseltiyor.
Albümün yıldızı ise The xx üyeleri Oliver Sim ve Romy ile yeniden biraraya geldiği Waited All Night. Oliver Sim ve Romy’nin seslerinin ahengi yine kusursuz. Fakat sanki The xx’in eski bir parçasının remiksini yapmışlar. Yine de bu üçlüyü yeniden işitmek müthiş. Life’ta da Robyn’in vokalleri, funk efektleri ile birleşiyor ve nu disco bir hava yaratıyor. Oldukça renkli, işbirlikleriyle güçlenen 12 şarkılık In Waves, neşe ile dans edeceğiniz, ara sıra da melankoli sularına sürükleneceğiz bir albüm.
Five Dice, All Threes - Bright Eyes
Plak şirketi: Dead Oceans
Yayın tarihi: 20 Eylül 2024
Bright Eyes, 10. albümü Five Dice, All Thress’te indie ve folk rock’ın temel ögelerini 13 şarkının her yerine ilmek ilmek işlemiş. Sample oyunları ve bazı filmlerden alınan ses parçacıklarıyla süslenen albümün her parçası drama ile dolup taşıyor. Bu müzikal teknik, sözlerinde oldukça felsefik gözlemlerin yer aldığı Bells and Whistles’ta iyice öne çıkıyor. Conor Oberst’in kusurlarla dolu çocuksu sesine her zaman hayran olmuşumdur. Oberst, benim gibi eski dinleyicilerini üzmeyerek şarkılarını yine değişmeyen tarzıyla söylüyor.

Albüm, günlük hayata göndermeler yapıyor. Ölümden yapay zekaya kadar pek çok konuyu parçalı bir şekilde işliyor. Oberst’in sözleri, her zamanki gibi karmaşık ve monologlardan oluşuyor gibi… All Threes’de sanatçıya Chan Marshall, nam-ı diğer Cat Power eşlik ediyor. Oberst ile karşılıklı bir vokal diyaloğu içerisinde olan Marshall’in sesiyse ruhani bir etki bırakıyor.
Oberst’in The National’dan Matt Berninger ile seslendirdiği The Time I Have Left ise çok depresif bir balat. Albümün kara bulutlarını Rainbow Overpass ve Spun Out dağıtıyor. 51 dakikalık uzunçaları sabırla dinlerseniz en sonunda bir mızıka melodisi ile başlayan Tin Soldier Boy’a ulaşıyorsunuz. Bu şarkıyı sanki lokal bir bar ortamında kaydetmişler. Folk indie türündeki ironik sözlerine ayaklarınızı ahşap zemine vurarak ve biralarınızı havaya kaldırarak eşlik ediyormuşsunuz gibi hissettiriyor.
Belki de Bright Eyes, “Hayattaki tüm ihtiyacımız arkadaşlarla bir şarkıya beraber eşlik ederek mutlu olmak” demek istiyordur.
Cutouts - The Smile
Plak şirketi: XL
Yayın tarihi: 4 Ekim 2024
Thom Yorke, Jonny Greenwood ve Tom Skinner, kariyerlerinin en üretken dönemlerinde. The Smile, geçen Ocak ayında çıkardıkları Wall Of Eyes albümü daha yılını doldurmadan yeni bir çalışmayla döndü.
Cutouts, diğer iki albüme kıyasla çok daha neşeli ve Skinner’ın caz geçmişinden fazlaca örnekler duyuyoruz. The Smile’ın bu yılki canlı performanslarına dair yapılan eleştirilerin çoğunda çok tekdüze olduklarına dair vurgular vardı fakat bu 10 şarkı canlı çalındığında eğlenceli bir konser ortamı oluşacağı kesin. Albümdeki bazı şarkılarda indie diskoyu andıran synthleri de işitmek mümkün. Colours Fly’da perküsyonlar ve klarnetlerle blues ortamı yaratıyorlar. Don’t Get Me Started’da Thom Yorke’un yankılı vokalleri, şarkının atmosferik müziğinin içinde adeta dans ediyor.

Albümdeki tüm şarkılar Wall of Eyes ile aynı zamanda kaydedilmiş olsa da bazılarının kökleri çok daha eskilere dayanıyor. Albümdeki akılda kalıcı eserlerden biri olan Tiptoe’nun The Smile projesinin başlangıcından beri ellerinde olduğu biliniyordu. Albümün kapanışını yapan Bodies Laughing’ın ismi ve sözleri ise ilk olarak 2005’te gitarist Ed O’Brien’ın resmî Radiohead web sitesinde yazdığı bir blog yazısından alıntılı. Anlayacağınız bu kez Radiohead’den de birçok iz barındırıyorlar.
Bu arada tüm bu üretkenlikten dolayı Radiohead’in dağıldığına dair söylentiler çıksa da gurbun basçısı Colin Greenwood, stüdyoda bazı eski şarkıları prova ettiklerini itiraf etti. Bu da Radiohead’in zaten hep birarada olduğu gerçeğini dinleyicilerine göstermiş oldu.
Songs Of A Lost World - The Cure
Plak şirketi: Universal Music
Yayın tarihi: 1 Kasım 2024
16 yıldır beklenen o albüm sonunda geliyor. The Cure, kayıttan ilk single Alone’u geçtiğimiz günlerde yayımladı.
Parça, Disintegration’daki gibi uzun bir intro ile başlıyor. Robert Smith’in sesi duyulduğunda ise ilk kez The Cure’u keşfettiğiniz o ana dönüyorsunuz. Grup, çok daha kasvetli ikinci single Endsong’tan da geçen gün 15 saniyelik bir teaser yayınladı. Bu iki şarkı ve A Fragile Thing, Another Happy Birthday, And Nothing Is Forever, I Can Never Say Goodbye, The Cure’un geçen yıllardaki konserlerinde albümden çaldığı eserler. Grup, çalışmadaki birçok parçanın pandemi döneminde yazıldığını açıkladı.

8 şarkılık Songs of a Lost World Perry Bamonte ile de yeniden biraraya geldikleri ilk stüdyo albümü. Smith, Alone’u ve albümün tüm atmosferini şöyle anlatıyor:
"Albümün kilidini açan parça Alone oldu. Bu şarkıyı kaydettiğimiz anda açılışı yapacağını biliyordum. Tüm albümün odağında olduğunu hissettim. Bir süredir doğru açılış dizesini bulmakta zorlanıyordum. Ayrıca ‘being alone’ fikri üzerine de çalışıyordum. Aklımın bir köşesinde ise açılış dizesinin ne olması gerektiğini zaten bildiğime dair rahatsız edici bir his vardı. Kaydı bitirir bitirmez İngiliz şair Ernest Dowson’ın ‘Dregs’ şiirini düşündüm. Ve o an Alone’un ve albümün gerçeğe dönüşmeye başladığını anladım."
The Cure, albümün tamamını 30 Ekim’de BBC Radio 2’deki özel bir konserde çalacak ve kayıt 31 Ekim’de de Jo Whiley’nin Radio 2 ve BBC Sounds’daki şovunda yayımlanacak. Şovda ayrıca Robert Smith ile bir röportaj da yer alacak. Bu kadar utangaç bir grubun, bu önemli şovu asla kaçırılmaması gereken anlardan.
Sable, Bon Iver
Plak şirketi: Jagjaguwar
Yayın tarihi: 18 Ekim 2024
Justin Vernon yani Bon Iver, 2019’da yayınlanan i,i albümünden sonra ilk projesini dinleyici ile buluşturmaya hazırlanıyor. Bir intro ile üç yeni şarkıdan oluşacak EP’den yayımlanan ilk şarkı, SPEYSIDE oldu. Diğer şarkı isimleri ise Things Behind Things Behind Things ve Awards Season. Vernon, parçaları her zamanki gibi Wisconsin’deki April Base stüdyosunda kaydetti. Sanatçı, üç şarkının da oldukça karanlık olduğunu söyledi. Vernon sözlerinde, suçluluk, ızdırap, kargaşa ve tamamlanmamışlık hissi ile hesaplaşma gibi temalara vurgu yapıyor. Yakın bir zamanda sanatçının, emekli olup müziği bırakacağı söyleniyordu. O yüzden bu EP bir çıkış yolu bulduğunun ve bu fikirden vazgeçtiğinin de kanıtı.

İyileşme sürecinde olan Vernon, bu dönemi şöyle anlatıyor:
"Yavaş yavaş bir çöküntüden çıkıyorum. Bu şarkılar, hayatımın en zor dönemlerinden birine denk gelen karanlığı, baskıyı ve kaygıyı açığa çıkarmak için kullandığım araçlar."
Erinn Springer’ın yönetmenliğini üstlendiği SPEYSIDE videosunda Justin Vernon şapkasını çıkarıyor, saçları uzamış ve çok farklı bir hâlde karşımıza çıkıyor. Belki sanatçının içini döktüğü bu sözler, bizim de acılarımıza merhem olur.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
WSJ, New York Belediye Başkanı hakkındaki iddiaları yazdı: Eric Adams, Türkevi’nin açılması için rüşvet mi aldı? Üretici fiyatları hangi sektörlerde daha hızlı arttı?
08 Eki 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



