Yeni sezona hızlı başlangıç: Tek Kişilik Oyunlar Festivali


Türkiye’nin ilk aile festivali Family Fest ’e davetlisiniz Family Fest , 4-5-6 Ekim tarihlerinde Müge Boz ev sahipliğinde Korupark İstanbul 'da düzenleniyor. 3-12 yaş aralığındaki çocuklar ve aileleri için eğitici atölyeler, bedensel aktivite alanları, söyleşiler; kısacası, oyun ve eğlenceye dair ne ararsanız, Türkiye’nin ilk aile festivali olan Family Fest ’te. Neler oluyor? Astronomi atölyesi, marangozluk atölyesi gibi çeşit çeşit kategorilerde atölyelerden futbol ve basketbol sahalarında düzenlenen turnuvalara, dans ve spor eğitimlerinden alanında uzman kişilerle ilham verici söyleşilere uzanan çeşitlilikte etkinlikler Family Fest’te aileleri bekliyor. Festival boyunca çocuklar ebeveynleriyle birlikte yaratıcı atölyelerde el becerilerini geliştirirken doğa aktivitelerinde özgürce eğlenecek, yeteneklerini keşfedecekler. Dahası: Tam 3 gün sürecek festivalde Nil Karaibrahimgil , Can Bonomo ve Gökhan Türkmen sevilen şarkılarıyla festivale renk katacak. Korupark’ın tertemiz doğasında çocuklarınızla birlikte eğlencenin tadını çıkarmak için Family Fest ile buradan tanışabilirsiniz. Biletler Biletix, iTicket ve Passo’da satışta.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Geçen sene büyük bir özveri ve emekle perdelerini açan Ara Sahne 1. yaşını doldurdu. Uğur Uzunel, Esra Tarhan, Serhat Barış, Özenç Eren Yelçi, Gülin Bakkaloğlu, Can Adalıer’in el birliğiyle kurdukları Ara Sahne, geçen sene açılışını Tek Kişilik Oyunlar Festivali'ni yaparak duyurmuştu.
Yeni sezonda da festivalin devamını yapmaya karar veren ekip 13-20 Eylül tarihleri arasında “2. Tek Kişilik Oyunlar Festivali”ni seyirciyle buluşturacak. Festivalde sezonun beğenilen oyunlarından Mahallemiz Eşrafından da yer alıyor. Ara Sahne ekibiyle hem geride bıraktıkları bir yılı hem de festival yolculuklarını konuştum. Ayrıca festival oyunlarından Mahallemiz Eşrafından’ın oyuncusu Berfin Ertan’a hem yazıp hem oynadığı oyuna ve festivale dair düşüncelerini sordum.
Öncelikle Ara Sahne’nin ilk yılı kutlu olsun. Ben şantiye sürecinden beri takipçisiyim. Ciddi bir emek verildiğini biliyorum. Şimdi bir seneyi tamamladınız. Nasıl geçti bir sene?
İnanılmaz bir seneydi. Her anlamda. İnşaattan beri gelen muazzam bir tempo var. Neredeyse hiç durmadık. Şöyle bir özet geçmek açıklayıcı olur sanırım: Sahneyi ve mekanı baştan yaptık. Açılışı gerçekleştirdik. Üstüne 15 oyunu ağırladığımız bir Tek Kişilik Oyunlar Festivali hemen arkasından da dört kısa oyundan oluşan kendi açılış projemiz “Ara Oyunlar”ı yaptık. Bu oyunlar bu süreçte yazıldı ve toplam 35 kişiyle çalışıldı. Bu yoğunluk biter bitmez ilk büyük oyunumuz Ophelia Hamlet Complex ve üstüne ikinci oyunumuz Kardeşlerimi Arıyorum’u yaptık. Ayrıca bu sürede ilk kursiyer oyunumuz Sığınamayanlar’ı da çıkardık.
Şimdi ikinci sezonumuza başlarken ikinci kursiyer oyunumuz Albay Kuş’un ve şimdilik sürpriz üçüncü büyük oyunumuzun hazırlığındayız. Ayrıca bu yaz sessiz sedasız sahnemizin alt katını bir atölye ve prova alanına dönüştürdük. Yani yine inşaattaydık. Gerçekten duramadık. Ve ikinci sezonu yeni bir Tek Kişilik Oyunlar Festivali’yle açıyoruz. Yani aslında iyi geçti. Ciddi bir yorgunluk yaşadığımızı söyleyebiliriz. Ülkemizin güncel ekonomik şartları işimizi zorlaştırmaya da devam ediyor. Ama çalışkan ve kendimizi bir şekilde motive edebilen bir ekibiz. Devam ediyoruz.
Daha önce Uğur Uzunel’le konuştuğumda “Alternatif bir sahne yaratmak istiyoruz. Sadece tiyatro değil, akustik konserler, stand-up gösterileri, söyleşi alanları olacak,” demişti. Bu planlar uygulandı mı?
Evet, hepsi uygulandı. Tiyatro oyunlarının yanında pek çok stand-up gösterisi ve akustik konser yapıldı. Söyleşiler de oldu. Geçen sezon toplam 242 seans yapmış Ara Sahne. Tam 21.780 dakikalık performans varmış burada. İnanılmaz değil mi? 135 kişilik bu salonda 10.224 seyirci – davetli ağırlamışız. Tabii ki dahası için hayallerimiz var. Alternatif bir mekan yaratma isteği, istedik yaptık oldu diyebileceğimiz kolay bir hayal değil. Devam ediyoruz.
Ara Sahne geçen sezon olduğu gibi bu sezonu da 2. Tek Kişilik Oyunlar Festivali’yle açıyor. Bu festivali rutinleştirmek gibi bir düşünceniz var mıydı yoksa şartlar mı buna yönlendirdi? Biraz festivale giden yolu konuşalım.
Öncelikle birtakım rutinler yaratmak istediğimiz bir gerçek. Bunun için birden çok şeyin hayalini kurduk, kuruyoruz. Örneğin; “Ara Oyunlar” adı altında yaptığımız kısa oyunlar çalışması bizi çok heyecanlandırmıştı. Geçen sene, her seneyi yeni “Ara Oyunlar”la açmayı düşünmüştük ama öyle olmadı. Şu an olamadı ama vazgeçtiğimiz bir fikir değil. Bunun gibi başka rutinleştirmek istediğimiz hayallerimiz var elbet. Tek Kişilik Oyunlar Festivali geçen seneyi de açan festival olduğu için bu sene de bozmak istemedik. Çok da tatlı oyunlar olduğunu düşündüğümüz için ikincisini düzenledik.
Geçen sezonki festivalde Yan Rol, N’Olcak Bu Yusuf Umut’un Hali, Prima Facei oyunlarına denk gelmiştik. Bu sezon bunlara ek olarak sezonun dikkat çeken işlerinden Mahallemiz Eşrafından ve ödüllü oyunlar Herkes Kocama Benziyor ve Bir Garip Orhan Veli oyunları dikkatimi çekti. Oyunları seçerken bir kriteriniz var mı yoksa tamamıyla takvimsel mi ilerliyorsunuz?
Takvimsel uygunluk çok belirleyici bir etken tabii. Bizim festival süremizde ekiplerin uygun olup olmaması her şeyi değiştiriyor. Çok sevdiğimiz, sahnemizde oynamasını çok istediğimiz ama gelemeyen oyunlar da var bu nedenlerle. Kriter belirlemek karışık bir konu. Sevdiğimiz oyunlar, birlikte çalışmaktan keyif alacağımız ekiplerle ilerlemeyi seviyoruz diyelim.

Ara Sahne ekibi
Özellikle pandemiden sonra tek kişilik oyunlarda ciddi bir artış söz konusu. Sizin tek kişilik oyunlara bakışınız nasıl?
Pandemiden sonra artış olduğu açık. Bunun birçok nedeni var. Ama en önemlilerinden biri ekonomi. 4-5 genç arkadaşın birleşip tiyatro yapması her zamankinden daha zor. Bir oyun üretme maliyetinden ekibin günlük kaşelerine kadar her konuda zorlanıyor tiyatro ekipleri. Bu yüzden daha dar kadrolu hatta tek kişilik oyunlar çalışıp hareket edebilme özgürlüklerini de kaybetmek istemiyorlar. Çok anlaşılır bir durum bu. Tabii ki tiyatro zevki, tek kişilik oyunlardan oluşmuş ekipler de var.
Biz Ara Sahne olarak tek kişilik oyun üretmeye çok yakın durmuyoruz. Mümkün oldukça, koşullar elverdiği kadar kalabalık olmayı seviyoruz. Tiyatronun kalabalığı bizi daha çok mutlu ediyor. Daha fazla insanı üretime dahil etmek istiyoruz. Geçen sene “Ara Oyunlar”ın yazarlarından Berk Kaya ile ortaklarımızdan Uğur Uzunel, Berk’in yazacağı proje hakkında konuşuyorlardı. Berk oyunu yazdı ve teslim etti. Oyun tek kişilik. Uğur, oyunu çok beğendiğini ama bizim tek kişilik bir şey istemediğimizi, oyunu 4-5 kişilik yapıp yapamayacağımızı sorduğunda Berk, yakın zamanlarda tüm tiyatrocuların ondan tek kişilik metin istediğini, çok uzun süredir ilk kez böyle bir istek duyduğunu söyleyip şaşırmıştı örneğin. Ara Sahne tek kişilik oyun üretmese de sevdiğimiz tek kişilik oyunları Tek Kişilik Oyunlar Festivali’nde toplayıp seyirciyle buluşturuyor.
Festivalin dikkat çeken oyunu: Mahallemiz Eşrafından
Tek Kişilik Oyunlar Festivali kapsamında sahnelenecek Mahallemiz Eşrafından ne anlatıyor?
Rumlar ve Türklerin yaşadığı bir adada yaşayan 15 yaşındaki bir çocuğun aşk ile tanışmasıyla başlayan bir yıllık büyüme hikayesini anlatıyor. Tek kişilik ama bol karakterli bir hikaye anlatıcılığı…
Oyun metni de sana ait. Metni kaleme alırken nasıl bir yol izledin? Senin hayatından kesitler ya da ilham aldığın noktalar var mı?
İlk başta yazmak istediğim hikayenin içimdeki hissiyatını ve dokusunu biliyordum; gerisi toz bulutuydu. Sonra mekanı, karakterleri ve hikayeyi adım adım oturttum. Ben de yarı adalı yarı Çanakkaleliyim. Hayatımın önemli bir kısmı orada geçti, hala da öyle. Ailemin de geçmişi Rumlarla ve adayla çok ortak. Hem oyunun yapısına hizmet ettiğinden ve ben de en iyi bildiğim yapıyı araştırmak istediğim için birden ada oldu her şey. Aynı zamanda kozmopolit olması, dört yanında deniz olması gibi başka sebepleri de var; işte bu sebepler de oyunun hikaye ve dramaturjisine çalışıyor.
Kayıp Adımlar, Bahar Noktası gibi kalabalık kadrolardan sonra tek kişilik oyunla karşımızdasın. Sahnede tek olmak nasıl bir his?
Sahnede tek olmak çok heyecanlı tabii ki. Bir sezon geçti, onun öncesindeki bir buçuk yılda birden fazla ön gösterim yaptım; heyecanı, sevinci, gerginliği, kaygısıyla devam ediyor hep. Diğer oyunlarda sahnede oyunu paylaştığım birçok partnerim varken burada onlar seyirciler oluyor aslında. Her seferinde yeni partnerlerimin olması da oyuncuyu çok taze ve atik tutuyor. Elbette kocaman ekibim ve dostlarımın gözlerini sahnedeyken üzerimde hissetmek tek olmanın hissini biraz değiştiriyor. Aslında hem adrenalini yüksek ve geliştirici; e ister istemez biraz da meydan okumaları var.
İlk tek kişilik oyun sana adaylıklar ve ödüller getirdi. Tek kişilik bir performans göstermek bir oyuncu için ne kadar önemli? Kendini geliştirdiğini düşünüyor musun?
Oyuncuyu sürekli tazeliyor ve o kadar çok durumla karşılaşıp bir sürü yönünü keşfetmesini sağlıyor ki kesinlikle geliştirici olduğunu düşünüyorum. Hem oyuncu kimliğimi hem de kendi kişiliğimi araştırmamı sağlıyor. İyi kötü bir sürü yanımı görüyorum; neyin üzerine gidip çalışmalıyım, hangi konuda gelişiyorum ve yatkınım?.. Bir de ben oyunumu kendi kurduğum Kiki Kolektif üzerinden yürütüyorum. Dolayısıyla yapımcısı da benim. Oyun süreci nasıl yürütülür sorusunu da öğreniyorum aslında; bilmediğim çok şey varmış.
Tiyatro festivallerine bakışın nasıl? Tek Kişilik Oyunlar Festivali’nin parçası olmak nasıl bir duygu?
Her türlüsüne bayılıyorum tabii ki. Bir kere ortak bir şeyi seven birçok insanın aynı yerde düzenli olarak toplanması bile müthiş bir şey. Benim için şenlik demek aslında. Bende kalabalık, şenlikli, sohbetli ve sıcak bir karşılığı var. O yüzden sezona böyle girmek bana çok iyi geldi. Tempolu ve sıcak olacak demek ki sezonumuz da.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Sound of Europe ve Unforbidden Festival ile müziğin dozunun arttığı haftada yeni sergiler, bir tiyatro ve bir film festivali bizleri bekliyor.
10 Eyl 2024

YAZARLAR

Emrah Akbaş
Editör ve tiyatro yazarı.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.




