Yeni Trend: Döngüsel Ekonomi & Sıfır Atık

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Evreka Kurucu Ortağı ve CEO'su
Gezegenimizde ne yazık ki kısıtlı kaynaklara sahibiz. Son yıllarda bu kısıtlı kaynakları çok da iyi kullanmadığımızı, dünyaya ciddi anlamda zarar verdiğimizi anladık. Bu yöndeki tartışmaları, atılan adımları, getirilen yaptırımları daha sık görmeye ve duymaya başlamamız da bunun büyük bir göstergesi.
Bu konuya kaynaklarımızın sınırlı olması açısından bakılabileceği gibi kaynakların demokratik olarak, eşit bir şekilde dağıtılamaması açısından da bakılabilir. Bunun için de birçok örnek ve çözülecek problem ve bu problemler için ortaya çıkmaya başlayan çözümler var. Enseyi karartmamak lazım, yapılabilecek çok fazla şey var ve bu bilinci hızlı şekilde yaymaya başladık, dahasını da yapmalıyız.
Öyle ki, döngüsel ekonomi ya da sıfır atık kavramları günlük hayatımızda birçok alanda karşımıza çıkıyor artık.
Spor ayakkabılarının geri dönüştürülmüş plastik atıklardan yapıldığını duymaya başlamıştık. Sonrasında Adidas’ın, Real Madrid formalarını geri dönüştürülmüş okyanus atıklarından üretmeye başladığı haberini aldık. Böyle inovatif ve öncü hareketler birçok farklı takıma ve üretici firmaya örnek oldu, dahasının da ortaya çıkmasına yardımcı oldu.
Bir başka örnek olarak, günümüzde Türkiye’de de çok fazla tükettiğimiz kahve kaynaklı atığın düzenli toplanması ve belli işlemlerden geçirildikten sonra plastikten üretilen birçok ürünün yerini alabilecek hale getirilmesini verebiliriz. Bu sayede pipetlerin ve tek kullanımlık birçok plastiğin yerini organik bazlı maddeler almaya başlayabilir.
Aslında atık yönetimi ya da daha anlamlı hâliyle kaynak yönetimi süreçlerini en iyi şekilde nasıl yapmamız gerektiğini söyleyen bir piramidimiz var.

Burada da görebileceğiniz gibi geri dönüştürmek konusunda güzel ilerlemeler gerçekleştiriyoruz ama daha fazlasını yapabiliriz. Tekrar kullanmak, üretim ve tüketim süreçlerinin tekrar düşünülmesi, tekrar tasarlanması söz konusu. Zamanında tasarlarken bu dertleri göz önünde bulundurmadığımız aşikâr, şimdi tekrar ele almak ve daha sürdürülebilir süreçler tasarlamak boynumuzun borcu.
Gıda atıkları, hayal bile edemeyeceğimiz miktarda fazla. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'ne (FAO) göre 1,6 milyar ton gıda atığı her yıl ziyan oluyor. Bunun önüne geçmek ise atılabilecek basit adımlarla mümkün. Gıda bağışları, hayvan barınaklarına bağışlar, yem endüstrisine ham madde olarak kullanmak, kompost üretimi ve biyogazla enerji üretilmesi gibi süreçler kurgulanıp işletildiğinde hem kaybedilen kaynakların önüne geçilmiş hem de büyük değerler yaratılmış olacak.
Örneğin Nestlé, Google, Apple gibi şirketler Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda birçok alanda büyük adımlar atacaklarına dair sözler veriyor ve bunları herkese açıklıyor. Tüketilen tüm elektriğin sürdürülebilir kaynaklardan gelmesi, paketlenmiş gıdalardaki şeker oranlarının azaltılması, atıkların sıfırlanması gibi birçok söz ve bu sözlere dair atılan adımlar mevcut.
Öte yandan yerel ya da merkezî yönetimlerden de çok farklı hamleler geliyor. Örneğin Ege’de küçük bir ada olan Tilos, tüm enerjisini güneş ve rüzgâr kaynaklarından elde etmek yönünde büyük adımlar atıyor ve bunu başardığı zaman birçok başka yere de örnek olacağından şüphem yok. Öte yandan Hollanda’nın uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisi mevcut ve bu konuda ciddi adımlar atıyorlar, ülke olarak karbon nötr olmak gibi bir hedefleri var.
Küçük işletmelerden dünya devlerine, yerel yönetimlerden ülke yönetimlerine yahut üretim süreçlerinden tüketim alışkanlıklarına kadar birçok alanda trendler değişiyor. İster trendlere uymak diyelim, ister yaşanabilir ve sürdürülebilir bir hayat için diyelim birçok şey yapılıyor ve daha nicesini de göreceğimiz aşikâr.
Tek kullanımlıklardan tekrar tekrar kullanabileceğimiz dayanıklı malzemelere, atıklarımızı gelişigüzel atmaktan ayrıştırmaya, kâr odaklı şirket yönetimlerinden etki odaklı yönetimlere doğru bir geçiş var ve bu beni çok mutlu ediyor. Bir şekilde parçası olmak, destekçisi olmak, etki edeni olmak da ayrı bir motivasyon.
Evreka olarak biz de atık yönetimi süreçlerini dijitalleştiren, veriyle yönetilebilir ve iyileştirilebilir kılan yazılım çözümleri sunuyoruz. Bununla birlikte 30'u aşkın ülkede edindiğimiz bilgi birikimiyle de kaynakların daha verimli kullanılması, döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması konularında gerekli yerlerde fikir beyan etmekten, önerilerimizi sunmaktan onur duyuyoruz.
Daha sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünya için bu yeni trende sahip çıkıp yayılmasını sağlamak hepimiz için en güzeli, en kıymetlisi olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
26 Ekim Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde döngüsel ekonomi & sıfır atık, Goldman Sachs skandalı ve Quibi’nin kısa macerası var.
26 Eki 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.



