Yılın öne çıkanları: Kısa Filmler


2025 tutkunuzu yılbaşında Reflect Studio ile yansıtın
Bu yılı doğayla iç içe, heyecanla beklediğiniz filmlerin seanslarında, sergi salonlarında ya da stadyumlarda geçirenlerin yeni yıl hediyesi Reflect Studio’dan geliyor. 2024’e veda ederken tutkunuzu tarzınızla yansıtmak için Reflect…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
2024, Türkiye’deki kısa film üretimi açısından zengin ve verimli bir yıldı. Cem Demirer’in Noksan filminin dünya prömiyeri Cannes Film Festivali’nde, Cansu Baydar’ın Neredeyse Kesinlikle Yanlış filminin dünya prömiyeri Venedik Film Festivali’nde yapıldı. Noksan, Saraybosna Film Festivali’nin Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda En İyi Film seçildi.

Noksan | Kaynak: MUBI
Türkiye’deki kısa film festivallerinde ve film festivallerinin kısa film yarışmalarında büyük ödüllere uzanan filmler ise şunlar oldu:
- 21. Akbank Kısa Film Festivali: Evcil
- 43. İstanbul Film Festivali: Eksi Bir
- 3. Kaş Kısa Film Festivali: Eksi Bir
- 31. Adana Altın Koza Film Festivali: Her Gün Biraz Daha Kolay
- 61. Antalya Altın Portakal Film Festivali: Neredeyse Kesinlikle Yanlış
- 35. Ankara Film Festivali: Morî
- 25. İzmir Kısa Film Festivali: Neredeyse Kesinlike Yanlış
- 1. Denizli Kısa Film Festivali: Aç Karnına Çıkmayalım
- 11. Uşak Kısa Film Festivali, 20 Aralık’a kadar devam ediyor.

Eksi Bir | Kaynak: İKSV
Yılın öne çıkan kısa filmleri:
- Aç Karnına Çıkmayalım (Yön: Yiğit Hepsev)
- Dank (Yön: Tuvana Simin Günay)
- Dilan Hakkında Konuşmalıyız (Yön: Umut Şilan Oğurlu)
- Eksi Bir (Yön: Ömer Ferhat Özmen)
- Her Gün Biraz Daha Kolay (Yön: Çağıl Bocut)
- Kaçanlar (Yön: Deniz Cengiz)
- Merhaba Anne, Benim, Lou Lou (Yön: Atakan Yılmaz)
- Morî (Yön: Yakup Tekintangaç)
- Mükemmel (Yön: Ece Dizdar)
- Neredeyse Kesinlikle Yanlış (Yön: Cansu Baydar)
- Noksan (Yön: Cem Demirer)
- Onun Kalesinde (Yön: Yasemin Demirci)
- Sonunda (Yön: Resmiye Emir)
- Tarihte Yaşanmamış Olaylar / Serpêhatiyên Neqewimî (Yön: Ramazan Kılıç)
- Zarafet ve Şiddet Arasında (Yön: Şirin Bahar Demirel)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
Türkiye
Cem Demirer
Cannes Film Festivali
Cansu Baydar
Neredeyse Kesinlikle Yanlış
Venedik Film Festivali
Akbank Kısa Film Festivali
İstanbul Film Festivali
Eksi Bir
Adana Altın Koza Film Festivali
Antalya Altın Portakal Film Festivali
Ankara Film Festivali
Morî
İzmir Kısa Film Festivali
Uşak Kısa Film
Yiğit Hepsev
Tuvana Simin Günay
Umut Şilan Oğurlu
Ömer Ferhat Özmen
Çağıl Bocut
Kaçanlar
Deniz Cengiz
Atakan Yılmaz
Yakup Tekintangaç
Ece Dizdar
Onun Kalesinde
Yasemin Demirci
Resmiye Emir
Ramazan Kılıç
Şirin Bahar Demirel
NEREDE YAYIMLANDI?
2024’te Türkiye sinemasının öne çıkan kısa filmleri, dört yönetmenle filmlerine ve Türkiye’de kısa film üretmeye dair yuvarlak masa sohbeti.
13 Ara 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.




