100. yıla özel: Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu


Hakkın geri teslim edilişi: Medusa'nın Çığlığı Nedir? Sürükleyici deneyim (immersive experience) . Giyilebilir sanatın ( wearable art ) öncü tasarımcılarından Başak Cankeş yönetiminde hayata geçirilen Medusa'nın Çığlığı , sarnıçta suya temas edişin sürükleyici bir performansını ortaya koyuyor. Nerede ve ne zaman? 17, 20, 21, 22 ve 23 Kasım tarihlerinde, 20.15 ve 21.45 seanslarıyla Yerebatan Sarnıcı ’nda. Neden gitmeli? Mitolojide haksızlığa uğrayıp Athena tarafından yılan başlı bir varlığa dönüştürülerek cezalandırılan Medusa’nın 1500 yıllık sarnıçta yeniden hayat bulmasına ve kendi gücünü yeniden fark etmesine tanık olmak için. Ayrıca, dünya dalış şampiyonu Şahika Ercümen performansın konuk ismi olacak ve Medusa’nın hakkını aramak üzere sarnıcın gizemli ve karanlık sularına dalacak. Not almalı: Sarnıcın karanlığıyla bir olacağımız, 50 kişilik gruplar hâlinde 45 dakika sürecek bu performans Kültür AŞ ’nin ev sahipliğinde gerçekeşecek. Her performansın farklı bir sonla biteceği etkinlik için kendine uygun bileti buradan bulabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
- Nedir? Kalıcı sergi. Cumhuriyetin 100. yılına armağan olarak 29 Ekim 2023 tarihinde açılan Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin kalıcı sergi seçkisi.
- Nerede? Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi
- Ne zaman? Süresiz
- Neden gitmeli? Prof. Dr. Gül İrepoğlu küratörlüğünde; kronolojik, tematik ve kavramsal olarak hazırlanan Türk Resmini İzlemek başlıklı sergideki 1914 kuşağı ressamlarından günümüz sanatçılarına uzanan seçkiyi görmek için.
- Not almalı: 1940 yılında, Hikmet Onat’ın Peyzaj Ortaköy, Şevket Dağ’ın Rüstem Paşa Cami İçi ve Hasan Vecih Bereketoğlu’nun Kayık ve Evler tablolarının satın alınmasıyla başlayan koleksiyonda günümüzde 900’ün üzerinde sanatçının 2.700’ü aşkın eseri bulunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ayki duraklar arasında; Kuartet, Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu, Açık Yapıt, Devingen Karakter ve daha niceleri var.
03 Kas 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?



