2022’de Türkiye ekonomisini neler bekliyor?


Emlak, bilgi, güven: Zingat
“ Gayrimenkul yatırımı, insanların hayatlarında verilebilecek en önemli finansal kararlardan biri ve belki de en önemlisidir. ” diyen Zingat’a katılıyor ve bugünün bülteninde sizi, hayalinizdeki evi bulma yolculuğunuzda güvenilirliği ve…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye’de parkta oynaması gereken çocuklardan emeklilere kadar her yaştan insanın ortak konuşabildiği nadir bir konu var: Ekonomi. 2021’in son aylarında döviz piyasalarındaki olağanüstü dalgalanma, yükselen enflasyon ve asgari ücret tartışmaları, tüm sohbetlerin sonunun ekonomiye bağlanmasına neden oldu. Yeni yılla birlikte çoğu kişinin aklında tek bir soru var: 2022’de Türkiye ekonomisini neler bekliyor?
Ayvansaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyhun Elgin, 2022 Türkiye ekonomisini Pareto için değerlendirdi. Alkin, 2022’de bizi bekleyen en önemli gerçeğin enflasyon olduğunu belirtirken Elgin; ekonomi yönetimi tarafından yaşanan belirsizlikler ve küresel ekonomideki gelişmeleri vurguluyor.
Enflasyonun artmasındaki nedenler neler?
2022’de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin birçoğu, yüksek enflasyon sebebiyle faiz artışına gitmeye başladı. 26 Ocak’ta yılın ilk toplantısını gerçekleştiren ABD Merkez Bankası (Fed), mart ayında faiz artırmayı planladığını açıkladı. Uluslararası kuruşlara göre, faiz artışlarına karşı en kırılgan ülkeler arasında Türkiye, Arjantin’den hemen sonra ikinci sırada geliyor. Zira Türkiye’de enflasyon, Aralık 2021’de yıllık bazda %36,08 ile son 19 yılın zirvesine çıktı. Şu anda tüm gözler, 3 Şubat’ta yayımlanacak yılın ilk enflasyon verilerine çevrilmiş durumda. Peki, enflasyon neden yükseliyor?
• Düşük faiz politikası ve dövizdeki yükseliş: Emre Alkin, enflasyon artışının en önemli sebebinin döviz kurundaki yükseliş ve beraberinde yarattığı geçiş etkisi (pass-through effect) olduğunu belirtiyor. Ceyhun Elgin ise enflasyonun nedenleri şu şekilde özetliyor:
“Faiz düşük tutulmaya çalışıldığı zaman dövizde çok ciddi bir artış oldu. Daha sonra bir kısmının geri çekilimi olsa da aslında 2021’in başına göre yılın son 3-4 ayında Türk lirasında (TL) oldukça ciddi bir değer kaybı yaşandı. Büyük para birimlerinin TL’ye karşı değer artışı, enflasyonda temel bir faktör. Çünkü doğrudan üretim ve tüketimde kullanılan ithal girdiler var. Bunların başında petrol ve türev ürünler geliyor. Petrol ürünleri, birçok malın üretiminde ve lojistik faaliyetlerde girdi durumunda ve bu ürünlerdeki artış, diğer ürünlerin fiyatlarını da inanılmaz derecede etkiliyor.”
• Pandemi etkisi: Enflasyonun yükselişinde, pandemi nedeniyle uygulanan tedbirler ve tedarik zincirinde yaşanan sıkıntıların da rolü var. Elgin, pandemi döneminde uygulanan “genişleyici politikaların” etkisinin altını çiziyor ve 2020’de düşük tutulan faizler ile verilen ucuz kredilerin gecikmeli etkisini hissettiğimizi söylüyor.
• Vergi ve dış ticaret rejimi: Alkin’e göre, enflasyonun yükselişinde vergi ve dış ticaret rejimi de etkili. Yabancı yatırımcıyı yüksek vergilerle etkileyip yatırım yaptırmayı başarmanın mümkün olmadığını belirten Alkin, son 6-7 yıldır enflasyona sebep olan vergi ve dış ticaret rejimleri hakkında şunları söylüyor:
“Bazı iş insanlarını ayrıcalıklı hale getirmek için yaptığımız işlerden uzak durmalıyız. Bizim için önemli olan eşitlik, ayrıcalık değil. Türkiye ekonomisi ayrıcalıklı kesimleri beslemeye devam ederse fakirlik daha da artar, enflasyon daha da yükselir.”
Enflasyon artışı ve alım gücündeki azalış devam edecek mi?
Hâlihazırda Türkiye ekonomisi ile ilgili en büyük soru işaretini, enflasyon artışının devam edip etmeyeceği oluşturuyor. Enflasyonun 2022’de tek haneli rakamlara düşmesinin hayal olduğunu düşünen Elgin, nedenini şöyle açıklıyor:
“Enflasyonu, tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) değişim oranıyla ölçüyoruz. Halbuki bir de üretici fiyat endeksi (ÜFE) var. O da fiyat artışında bir gösterge; ancak enflasyon demiyoruz. Üretici fiyatlarındaki yükseliş, şu anda tüketici fiyatlarındaki yükselişin yaklaşık %60 üzerinde. Üreticiler, aslında maliyet anlamında çok daha yüksek bir artışla karşı karşıyalar ve bunu henüz tüketici fiyatlarına yansıtmadılar. Fakat bir noktada ÜFE’deki artış, TÜFE’ye yedirilecek. Dolayısıyla TÜFE’nin artışı olarak ölçtüğümüz enflasyon, bir süre daha bu seviyelerde devam edecek.”
Emre Alkin da enflasyonda yakın zamanda bir düşüş öngörmüyor:
“1990’larda olsaydık enflasyon artışı ile alım gücü, 18-19 ay sonra eşitleniyordu. Fakat şu anda enflasyon çok yüksek ve kimsenin geliri, bu kadar hızlı şekilde artmıyor. İhracat ile bir yerlere gelebiliyoruz; ancak ihracatın da kilogram değeri çok düşük. Şu an yaşadığımız enflasyon, çok ciddi bir saha temizliği yapacak. Bu saha temizliğinin ardından ne olacağını hepimiz göreceğiz.”
Ekonomik krizden çıkış yolları neler?
Enflasyon ve gelir dağılımındaki düşüşün sebep olduğu ekonomik krizden çıkış yolları da birçok ekonomist tarafından tartışılıyor. Alkin, çözümün çok da zor olmadığını “Sokaktan 10 kişiyi çevirsek ekonomik kriz nasıl çözülür bilir,” sözleriyle açıklıyor ve ekliyor “Bir şekilde kamunun tasarruf etmesi, vergi oranlarını hızla düşürülmesi ve insanların alım gücünün yükseltilmesi için devletin elinden geleni yapması lazım.”
Alkin, krizle mücadelede, yükselen üretici enflasyonu için vergi rejiminin sadeleştirilmesi ve Türkiye’nin gerçeklerine uygun bir vergi rejiminin önemini ise özellikle vurguluyor:
“Bu kadar çok vergi olan bir ülkede, enflasyon düşmez. Aynı zamanda Merkez Bankası'nın ve ekonomi yöneticilerinin de güven sağlayıcı söylemlerde bulunması lazım. Özellikle piyasa ekonomisinden bizi ayrıştıran, bizi olumsuz görünüm sahibi yapan söylemlerden acilen uzaklaşılmalı. Eğer bunlar yapılırsa zaten işler çözülür. Fakat sürekli olarak “Faiz enflasyon yaratır,” tezini kanıtlamak için döviz rezervlerimizi azaltıp aynı zamanda piyasa ekonomisinin tersine işler yaparsak bu durumdan kurtulamayız. Dolayısıyla kurtulmak basit ama neden kurtulmaya çalışmadığımızı ben hala anlayamadım.”
Ceyhun Elgin de çözümün, rasyonel iktisadi politikalardan geçtiğini ifade ediyor. Ekonomik krizin şu anda sadece ekonomik büyümenin düşük seyretmesi ile ölçüldüğünü belirten Elgin, büyüme rakamlarının yükseldiği Türkiye’deki krizi şu şekilde açıklıyor:
“Türkiye, 2020’de ender pozitif büyüyen ülkelerden biriydi. 2021 yılı büyüme rakamları, şubat sonunda açıklanacak. Beklentiler, çift haneli bir büyüme oranı geleceği yönünde. Bu açıdan Türkiye’de bir kriz yok; ancak rekor büyüme gerçekleştiren bir ülkede hane halkları, tüketiciler, emekçiler reel gelirlerinde çok ciddi bir düşüş hissediyor. Bu da tamamen döviz kuru politikasındaki olumsuz gidişatla alakalı. Acilen rasyonel iktisadi politikalara geri dönmek gerekiyor.”
Önümüzde nasıl bir tablo var?
Görüşlerine yer verdiğimiz iki ekonomist, toplumdaki genel görüşle benzer şekilde 2022 yılında Türkiye ekonomisi için çok olumlu bir tablo çizmiyor. Alkin’e göre, eğer sadece Türkiye krizde olsaydı belki de kurtuluş daha hızlı olabilirdi; ancak küresel çapta yaşanan problemler de krizden çıkışı zorlaştırıyor. “Önümüzdeki tablo çok aydınlık değil; ancak piyasa ekonomisinin gereklerinden de uzak duracağız diye bir şey yok,” diyen Alkin, bu yazıyı okuyanlara şu tavsiyeleri veriyor:
“Herkes, ilk önce acaba ihtirasları ile ihtiyaçları arasında doğru bir tarifleme yapabilmiş mi diye kendi durumuna bir bakmalı. Çünkü maalesef bazı ihtiraslarımızı zaman içerisinde ihtiyaç gibi zannedip buralara para harcıyoruz. Dolayısıyla buna net bir şekilde dikkat edilmeli, herkes ayağını yorganına göre uzatmalı.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ayvansaray Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Emre Alkin ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ceyhun Elgin, 2022 Türkiye ekonomisini değerlendirdi.
28 Oca 2022

YAZARLAR

Gülbahar Tanyeri
Yazar - Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




