2022’de Türkiye ekonomisini neler bekliyor?

Ayvansaray Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Emre Alkin ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ceyhun Elgin, 2022 Türkiye ekonomisini değerlendirdi.
2022’de Türkiye ekonomisini neler bekliyor?

28 Ocak - Zingat - Pareto
Zingat ile birlikte

Emlak, bilgi, güven: Zingat “ Gayrimenkul yatırımı, insanların hayatlarında verilebilecek en önemli finansal kararlardan biri ve belki de en önemlisidir. ” diyen Zingat’a katılıyor ve bugünün bülteninde sizi, hayalinizdeki evi bulma yolculuğunuzda güvenilirliği ve deneyimiyle her an yanınızda yer alacak gayrimenkul sektörünün fark yaratan platformu Zingat’la buluşturuyoruz. Nedir? 2015 yılında faaliyete geçen Zingat , Türkiye'de gayrimenkul sektörüne yatırım yapanlar, gayrimenkul satanlar/kiralayanlar, yeni ev arayışında olanlar, bu sektörden profesyonel kazanç sağlayan kişileri doğru, kapsamlı referans bilgilerle aynı çatı altında buluşturan güvenilir bir gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu. Neden Zingat? Türkiye’de gayrimenkul alanında oldukça sınırlı veri ve bilgi bulunuyor, bu esnada doğru olmayan bilgiyle de sıkça karşılaşılabiliyor. Zingat, REIDIN gibi dünyanın sadece gelişmekte olan ülkelerine odaklanan, ilk ve en büyük gayrimenkul bilgi platformuyla yaptığı iş birliği ve bünyesinde barındırdığı profesyonel analiz-içerik ekipleriyle gayrimenkulle ilgili her şeye dair doğru ve yararlı bilgiyi sunma gayesiyle çalışıyor. Zingat Bana Ev Bul : Gayrimenkule dair alışkınlarımızı değiştiren Zingat, Bana Ev Bul hizmetiyle ücretsiz ve yenilikçi bir deneyim yaratıyor. Zingat Bana Ev Bul hizmeti, satılık ya da kiralık ev, iş yeri veya arsa arayışlar için bu zorlu süreci akıllı ve hızlı hâle getirerek ev arama yolculuğunuzda tamamen kişiselleştirilmiş bir çözüm sunuyor. Tek yapmanız gereken aradığınız ya da satmak/kiralamak istediğiniz gayrimenkulün detaylarını Zingat’la paylaşmak. Mutluluğa giden gayrimenkulu bulmak üzere bu bağlantı üzerinden Zingat’ı keşfedebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Türkiye’de parkta oynaması gereken çocuklardan emeklilere kadar her yaştan insanın ortak konuşabildiği nadir bir konu var: Ekonomi. 2021’in son aylarında döviz piyasalarındaki olağanüstü dalgalanma, yükselen enflasyon ve asgari ücret tartışmaları, tüm sohbetlerin sonunun ekonomiye bağlanmasına neden oldu. Yeni yılla birlikte çoğu kişinin aklında tek bir soru var: 2022’de Türkiye ekonomisini neler bekliyor? 

Ayvansaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyhun Elgin, 2022 Türkiye ekonomisini Pareto için değerlendirdi. Alkin, 2022’de bizi bekleyen en önemli gerçeğin enflasyon olduğunu belirtirken Elgin; ekonomi yönetimi tarafından yaşanan belirsizlikler ve küresel ekonomideki gelişmeleri vurguluyor.

Enflasyonun artmasındaki nedenler neler?

2022’de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin birçoğu, yüksek enflasyon sebebiyle faiz artışına gitmeye başladı. 26 Ocak’ta yılın ilk toplantısını gerçekleştiren ABD Merkez Bankası (Fed), mart ayında faiz artırmayı planladığını açıkladı. Uluslararası kuruşlara göre, faiz artışlarına karşı en kırılgan ülkeler arasında Türkiye, Arjantin’den hemen sonra ikinci sırada geliyor. Zira Türkiye’de enflasyon, Aralık 2021’de yıllık bazda %36,08 ile son 19 yılın zirvesine çıktı. Şu anda tüm gözler, 3 Şubat’ta yayımlanacak yılın ilk enflasyon verilerine çevrilmiş durumda. Peki, enflasyon neden yükseliyor?

• Düşük faiz politikası ve dövizdeki yükseliş: Emre Alkin, enflasyon artışının en önemli sebebinin döviz kurundaki yükseliş ve beraberinde yarattığı geçiş etkisi (pass-through effect) olduğunu belirtiyor. Ceyhun Elgin ise enflasyonun nedenleri şu şekilde özetliyor:

Faiz düşük tutulmaya çalışıldığı zaman dövizde çok ciddi bir artış oldu. Daha sonra bir kısmının geri çekilimi olsa da aslında 2021’in başına göre yılın son 3-4 ayında Türk lirasında (TL) oldukça ciddi bir değer kaybı yaşandı. Büyük para birimlerinin TL’ye karşı değer artışı, enflasyonda temel bir faktör. Çünkü doğrudan üretim ve tüketimde kullanılan ithal girdiler var. Bunların başında petrol ve türev ürünler geliyor. Petrol ürünleri, birçok malın üretiminde ve lojistik faaliyetlerde girdi durumunda ve bu ürünlerdeki artış, diğer ürünlerin fiyatlarını da inanılmaz derecede etkiliyor.”

• Pandemi etkisiEnflasyonun yükselişinde, pandemi nedeniyle uygulanan tedbirler ve tedarik zincirinde yaşanan sıkıntıların da rolü var. Elgin, pandemi döneminde uygulanan “genişleyici politikaların” etkisinin altını çiziyor ve 2020’de düşük tutulan faizler ile verilen ucuz kredilerin gecikmeli etkisini hissettiğimizi söylüyor.
• Vergi ve dış ticaret rejimi: Alkin’e göre, enflasyonun yükselişinde vergi ve dış ticaret rejimi de etkili. Yabancı yatırımcıyı yüksek vergilerle etkileyip yatırım yaptırmayı başarmanın mümkün olmadığını belirten Alkin, son 6-7 yıldır enflasyona sebep olan vergi ve dış ticaret rejimleri hakkında şunları söylüyor:

 “Bazı iş insanlarını ayrıcalıklı hale getirmek için yaptığımız işlerden uzak durmalıyız. Bizim için önemli olan eşitlik, ayrıcalık değil. Türkiye ekonomisi ayrıcalıklı kesimleri beslemeye devam ederse fakirlik daha da artar, enflasyon daha da yükselir.”

Enflasyon artışı ve alım gücündeki azalış devam edecek mi? 

Hâlihazırda Türkiye ekonomisi ile ilgili en büyük soru işaretini, enflasyon artışının devam edip etmeyeceği oluşturuyor. Enflasyonun 2022’de tek haneli rakamlara düşmesinin hayal olduğunu düşünen Elgin, nedenini şöyle açıklıyor:

“Enflasyonu, tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) değişim oranıyla ölçüyoruz. Halbuki bir de üretici fiyat endeksi (ÜFE) var. O da fiyat artışında bir gösterge; ancak enflasyon demiyoruz. Üretici fiyatlarındaki yükseliş, şu anda tüketici fiyatlarındaki yükselişin yaklaşık %60 üzerinde. Üreticiler, aslında maliyet anlamında çok daha yüksek bir artışla karşı karşıyalar ve bunu henüz tüketici fiyatlarına yansıtmadılar. Fakat bir noktada ÜFE’deki artış, TÜFE’ye yedirilecek. Dolayısıyla TÜFE’nin artışı olarak ölçtüğümüz enflasyon, bir süre daha bu seviyelerde devam edecek.”

Emre Alkin da enflasyonda yakın zamanda bir düşüş öngörmüyor:

“1990’larda olsaydık enflasyon artışı ile alım gücü, 18-19 ay sonra eşitleniyordu. Fakat şu anda enflasyon çok yüksek ve kimsenin geliri, bu kadar hızlı şekilde artmıyor. İhracat ile bir yerlere gelebiliyoruz; ancak ihracatın da kilogram değeri çok düşük. Şu an yaşadığımız enflasyon, çok ciddi bir saha temizliği yapacak. Bu saha temizliğinin ardından ne olacağını hepimiz göreceğiz.”

Ekonomik krizden çıkış yolları neler?

Enflasyon ve gelir dağılımındaki düşüşün sebep olduğu ekonomik krizden çıkış yolları da birçok ekonomist tarafından tartışılıyor. Alkin, çözümün çok da zor olmadığını “Sokaktan 10 kişiyi çevirsek ekonomik kriz nasıl çözülür bilir,” sözleriyle açıklıyor ve ekliyor “Bir şekilde kamunun tasarruf etmesi, vergi oranlarını hızla düşürülmesi ve insanların alım gücünün yükseltilmesi için devletin elinden geleni yapması lazım.”

Alkin, krizle mücadelede, yükselen üretici enflasyonu için vergi rejiminin sadeleştirilmesi ve Türkiye’nin gerçeklerine uygun bir vergi rejiminin önemini ise özellikle vurguluyor:

“Bu kadar çok vergi olan bir ülkede, enflasyon düşmez. Aynı zamanda Merkez Bankası'nın ve ekonomi yöneticilerinin de güven sağlayıcı söylemlerde bulunması lazım. Özellikle piyasa ekonomisinden bizi ayrıştıran, bizi olumsuz görünüm sahibi yapan söylemlerden acilen uzaklaşılmalı. Eğer bunlar yapılırsa zaten işler çözülür. Fakat sürekli olarak “Faiz enflasyon yaratır,” tezini kanıtlamak için döviz rezervlerimizi azaltıp aynı zamanda piyasa ekonomisinin tersine işler yaparsak bu durumdan kurtulamayız. Dolayısıyla kurtulmak basit ama neden kurtulmaya çalışmadığımızı ben hala anlayamadım.”

Ceyhun Elgin de çözümün, rasyonel iktisadi politikalardan geçtiğini ifade ediyor. Ekonomik krizin şu anda sadece ekonomik büyümenin düşük seyretmesi ile ölçüldüğünü belirten Elgin, büyüme rakamlarının yükseldiği Türkiye’deki krizi şu şekilde açıklıyor:

“Türkiye, 2020’de ender pozitif büyüyen ülkelerden biriydi. 2021 yılı büyüme rakamları, şubat sonunda açıklanacak. Beklentiler, çift haneli bir büyüme oranı geleceği yönünde. Bu açıdan Türkiye’de bir kriz yok; ancak rekor büyüme gerçekleştiren bir ülkede hane halkları, tüketiciler, emekçiler reel gelirlerinde çok ciddi bir düşüş hissediyor. Bu da tamamen döviz kuru politikasındaki olumsuz gidişatla alakalı. Acilen rasyonel iktisadi politikalara geri dönmek gerekiyor.”

Önümüzde nasıl bir tablo var?

Görüşlerine yer verdiğimiz iki ekonomist, toplumdaki genel görüşle benzer şekilde 2022 yılında Türkiye ekonomisi için çok olumlu bir tablo çizmiyor. Alkin’e göre, eğer sadece Türkiye krizde olsaydı belki de kurtuluş daha hızlı olabilirdi; ancak küresel çapta yaşanan problemler de krizden çıkışı zorlaştırıyor. “Önümüzdeki tablo çok aydınlık değil; ancak piyasa ekonomisinin gereklerinden de uzak duracağız diye bir şey yok,” diyen Alkin, bu yazıyı okuyanlara şu tavsiyeleri veriyor:

“Herkes, ilk önce acaba ihtirasları ile ihtiyaçları arasında doğru bir tarifleme yapabilmiş mi diye kendi durumuna bir bakmalı. Çünkü maalesef bazı ihtiraslarımızı zaman içerisinde ihtiyaç gibi zannedip buralara para harcıyoruz. Dolayısıyla buna net bir şekilde dikkat edilmeli, herkes ayağını yorganına göre uzatmalı.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🔮 2022’de Türkiye ekonomisini neler bekliyor?

Ayvansaray Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Emre Alkin ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ceyhun Elgin, 2022 Türkiye ekonomisini değerlendirdi.

28 Oca 2022

Zingat ile birlikte
Fotoğraf: Financial Times

YAZARLAR

Gülbahar Tanyeri

Yazar - Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Deniz Kaynak

·

15 Tem 2026

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?
ParetoPareto

HİKAYE

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Doğa Yurduneri

·

14 Tem 2026

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?
ParetoPareto

HİKAYE

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Hüseyin Kaplan

·

14 Tem 2026

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak
ParetoPareto

HİKAYE

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?