2023'ün öne çıkan albümleri


Garanti BBVA’nın destekleriyle 30. yılında gururla ve keyifle: 30. İstanbul Caz Festivali Cazın rengi Garanti BBVA 'nın festival sponsoru olmaktan mutluluk duyduğu İstanbul Caz Festivali ; İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 7 - 19 Temmuz tarihlerinde İstanbul'un en sevilen mekânlarında ve parklarında İstanbulluları cazla buluşturacak. Kimler var kimler? Müzik sahnesinin ustalarından radarınıza girmeyi bekleyen yeni keşiflere kadar incelikli bir program sunan festivalde ; The Lumineers, Fatoumata Diawara, Lizz Wright, Youn Sun Nah Quartet, Morcheeba, Alfa Mist, Kovacs, Mammal Hands, Adamlar, Ekin Beril, Elif Sanchez, Mert Demir, Takeshi’s Cashew, Riff Cohen Okay Temiz “The Ritual” projesi ve heyecan verici daha pek çok isim yerlerini almaya hazırlanıyor. Nerelerdeyiz? Cazın tadına varacağımız festival mekânları ve parkları şu şekilde: Beylikdüzü Yaşam Vadisi, Küçükçekmece Göl Kenarı Amfi Tiyatrosu, Şişli Habitat Parkı; The Marmara Esma Sultan Yalısı, Sultan Park-Swissôtel the Bosphorus ve ilk defa programı taçlandıracak olan Parkorman ve Robert Kolej. Caz Vapuru kalkıyor: 16 Temmuz günü caz ve swing dalgasına kapılmak üzere Kabataş İskelesi’nden Anadolu Kavağı’na kadar müzikli bir yolculuğa çıkıyoruz. Güvertenin konukları arasında Swing’it, Flapper Swing ve Brassist olacak. Yine, yeniden +1’li Gece Gezmesi: Caz keyfine +1 Kadıköy gecesi eklemeye ve neşenize neşe katmaya hazırsanız 13 Temmuz akşamı Moda Sahnesi, Dorock XL, Kadıköy Sineması ve The Wall’da gerçekleşecek Evdeki Saat, Sababa 5, Taşra Üçlemesi Caz Projesi ve Another Bitches Brew konserlerinde buluşacağız. 30. İstanbul Caz Festivali ’nin detaylı programına ve biletlerine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Çok değil, daha birkaç ay önce Kendrick Lamar'ın 2022'ye sığmayan son albümü Mr. Morale & The Big Steppers'ı konuşmuştuk. Şimdi ise 2023'ü yarıladık bile. Her ne kadar yılın şu ana kadarki bölümü bizler için karanlık bir tünelin içinde yolculuk etmek gibi olsa da umudumuzu korumayı ve evrenin farklı yerlerine serpilen güzellikleri görmeyi müzik albümleri sayesinde öğrendik, hatırladık. 2023 yılına artık aramızda olmayan Ryuichi Sakamoto'dan bir hediye ile başladık. Tıpkı seneler önce David Bowie'nin Blackstar albümüyle bıraktığı hediye gibi... Bıraktığımız yerde ise Queen Of The Stone Age'in In Times New Roman...'ı var. Albüm formatını seviyoruz. Bize ses dünyalarını açan tüm sanatçıları selamlıyoruz.

Ryuichi Sakamoto, 12
Albüm: Ryuichi Sakamoto, 12
Süre: 61 dakika
Plak şirketi: Milan Records
Yayın tarihi: 17 Ocak 2023
Öne çıkan şarkılar: 20210310, 20220214 ve 20220302 - sarabande
Geçtiğimiz mart ayının sonunda vefat eden dünyaya bedel eşsiz bir ruh Ryuichi Sakamoto’nun hayattayken yayımlanan son albümü 12; müzisyenin yaşamı ve neredeyse son 10 yıldır ensesinde hissettiği ölümü üzerine kafa yorduğu, müziğini de saflaştıran minimalizmin örneklerinden. Bu saflaştırma sadece piyano ve synthesizer’a indirgenen ikili ses oyunlarında değil; odasında kaydedilen albümün prodüksiyonunda, şarkıların akustik yankılarında ve Sakamato'nun birden çok şarkıya eşlik eden nefes alışverişlerinde de mevcut. Ryuichi'nin “bir günlük gibi" dediği, zihninin ve kalbinin derinlerine inen birebirlik, onun odasına ve hayatının bir bölümüne yakından bakmak için açık bir davet. Bunu yazıldıkları tarihlerinden esinle koyulan şarkı isimlerinde de gözlemlemek mümkün.
2021 yılının 10 Mart’ında başlayan (20210310) ve 2022’nin 4 Nisan’ına (20220404) kadar 13 aylık bir zamanı kapsayan albüm, son şarkısı hariç kronolojik olarak ilerledi. Müziğe yeniden kavuşan Sakamoto, “müzikle ilk defa tanışıyormuş gibi” refleksif bir yazım metodu benimsedi. Seslerin diplerden başlayan yolculuğuna radikal müdahalelerden kaçındı. Albüm boyunca zamanı ve hareketi yavaşlattı, uhrevi bir besteci/rehber rolüne soyunarak seslerin akışında yıkandı.
12; 13 aylık bir zaman diliminde ve seslerin eşlikçiliğinde arınan Ryuichi'nin son yıllarının bizzat tanığı olmak için tarifsiz bir fırsat, hayatının sonuna kadar müzikle yaşayan bir dehanın yürek burkan ebedi vedası için münzevi anların betimleyicisi bir soundtrack derlemesi.

Young Fathers, Heavy Heavy
Albüm: Young Fathers, Heavy Heavy
Süre: 32 dakika
Plak şirketi: Ninja Tune
Yayın tarihi: 3 Şubat
Öne çıkan şarkılar: Shoot Me Down ve I Saw
“Young Fathers’ı nasıl tanımlarsın?” sorusuna cevabım hiç düşünmeden “neşeli bir gürültü şöleni” olurdu. Edinburgh grubunun dördüncü albümü, tam da onlardan beklendiği gibi etkileyici ritimlerin ve bulaşıcı coşkunun keyifli bir karışımı. Lise arkadaşı olan Alloysious Massaquoi, Kayus Bankole ve ‘G’ Hastings’ten oluşan Young Fathers, 2014 yılında çıkardıkları ilk albümleri Dead ile Mercury Prize’a uzanarak müzik kariyerlerine sansasyonel bir başlangıç yaptı. Geçtiğimiz şubat ayında yayımlanan son albümleri Heavy Heavy de dâhil olmak üzere yüksek baslı rap, kudretli gospel koroları ve ele avuca sığmayan davul kombinasyonlarıyla oluşturdukları formül; bugüne kadar hiç aksamadan çalıştı.
Her zaman ellerinin birbirlerinin omuzlarında olduğunu hissettiğimiz ve ne olursa “bir amaçları” olduğuna inandığımız üçlü, kendi sınırlarını ve yaratıcılıklarının sınırlarını 5 yıl sonra gelen yeni albümleri Heavy Heavy’de de sürdürdü. Bu albümün en önemli yanı grubun her iki tarafıyla da tamamen başarılmaları. Heavy Heavy, çok ciddi bir grubun çok eğlenceli bir albümü ya da çok eğlenceli bir grubun çok ciddi bir albümü de olabilir. Üçlünün neşeli bir kariyer döngüsü olan albüm, etrafımızdaki her şeye rağmen eğlenmek için inatçı bir meydan okuma.

Yves Tumor, Praise a Lord
Albüm: Yves Tumor, Praise a Lord Who Chews But Which Does Not Consume; (Or Simply, Hot Between Worlds)
Süre: 37 dakika
Plak şirketi: Warp Records
Yayın tarihi: 17 Mart
Öne çıkan şarkılar: God is a Circle, Heaven Surrounds Us Like a Hood ve Echolalia
Yves Tumor; kariyerinin ilk dönemlerinin müzikal dünyasını arkasında bırakmış olsa da onu günümüzün alternatif müzisyenleri arasında istisnai bir yere konumlandıran gizemli, gölgeler altında konaklayan, kişiselliğin kafa karıştırıcı labirentlerinde gezinen cevherini son albümü Praise A Lord’da da yitirmedi.
Bu cevher Tumor’ı "muammalı" ve bir hilkat garibesi kılan; onu ve müziğini bu kadar merak uyandırıcı kılan şey aynı zamanda. Let The Lioness In You Flow Freely’den Gospel For A New Century’ye ve Heaven Surrounds Us Like a Hood’a kadar hemen hemen tüm Tumor şarkıları, bilinçaltının yoğun karanlığından beslenen o tekinsiz cevherinin yansımalarıyla dolu: Sıra dışı, görkemli, opak, kaotik ve belki de en kritiği, şifalı. Praise A Lord da bunun aşikâr bir şahidi.
Bu albümün Yves'in diskografisinde en az önceki işleri kadar parlaması, onun mide bulandırıcı güzelliklerle dolu eşsiz içsel dünyasını yeniden ziyaret edebilmemizle alakalı. Tumor, girift kişiselliğinin ve üstü kapalı şarkı sözlerinin organik sesleri gibi çınlayan deneysel müziğini Praise a Lord'da rafa kaldırırken bunun yerine erken 80’lerin hülyalı post-punk’ını, bol yankılı noise pop’unu; 90’ların patlayıcı pop-punk ve grunge gitar akorlarını koydu. Ancak bu geçişi; nevi şahsına münhasır prodüksiyon şemsiyesi altında, esrarengiz kişiselliği yanında ve onu farklı kimliklere bürüyen geniş perdeli vokali eşliğinde yaptı. Yani onu, Sean L. Bowie’den Yves Tumor’a dönüştüren her şeyle.

Depeche Mode, Memento Mori
Albüm: Depeche Mode, Memento Mori
Süre: 50 dakika
Plak şirketi: Columbia Records
Yayın tarihi: 24 Mart 2023
Öne çıkan şarkılar: My Cosmos Is Mine, Ghost Again ve Soul With Me
Memento Mori; Martin L. Gore’un sözlerini ve müziğini yazdığı, Dave Gahan’ın ise distopik bir dünyanın kürsüsünden yankılanan vokalleriyle gruba alametifarikası tekinsizliğini verdiği bir Depeche Mode 101 dersi.
Öte yandan ölüm; albümün sık sık ziyaret ettiği, tüm şeffaflığıyla orada olan bir tema olarak öne çıktı. Öyle ki Latinceden kabaca çevirisiyle “öleceğini hatırlamak zorundasın” anlamına gelen albüm başlığı bile, fani olduklarının farkındalığı bilinçlerine çöreklenen Gahan ve Gore’un kenarında durdukları yeni bir zihinsel eşiği tanımladı. Gahan’ın “Şarkıların çoğu, bize zamanımızın uçucu olduğunu hatırlatan o yerden temellendi” sözünde cisimleşen bu ölüme içkinlik durumu, Memento Mori’de hayatın sona erişlerle dolu olduğu gerçeğiyle cesur bir yüzleşmeye dönüştü. Grubun kurucu üyelerinden Andrew Fletcher’ın 2022 yılındaki vefatının bu yüzleşmedeki etkisi de büyük.
Gahan ve Gore, bir Depeche Mode albüm süreciyle ilk defa baş başa test edildikleri yeni albümlerinde seslerinin karanlık mirasında ve albüm anlatılarında yer bulan ölüm mefhumunu spot ışıklarının altına taşıdı. Gore’un sözleriyle “bir ayakları mezardan”, hayatın uçuculuğunun içinden seslenen Depeche Mode; ölümün ağırlığının altında ezilen nostaljik bir iş çıkarmadı. Aksine, yakın geçmişlerinin en usta işine imza atan grup; efsanevi Violator (1990) albümlerinde kristalize olan o huzursuz edici karanlığın ayakları yerden kesen cazibesini, yani synthpop’un nihilist dans pistini yeniden keşfetti.

Boygenius, the record
Albüm: Boygenius, the record
Süre: 42 dakika
Plak şirketi: Interscope Records
Yayın tarihi: 31 Mart
Öne çıkan şarkılar: $20 ve True Blue
En başta söyleyelim: Boygenius’ın kadınları arasında sarsılmaz bağlılık, pek çok filme ya da bir metropol bilinmezliğinde inatlaşarak büyüyen bir edebiyat klasiğine konu olacak türden. 2016 yılında Julien Baker, Lucy Dacus’u bir mekânda Henry James okurken gördü ve hemen bir yakınlık hissetti. Arkadaş olmaları uzun sürmedi. Uzun internet yazışmalarının ardı arkası hiç kesilmedi. Bir ay sonra bu sefer Baker ve Phoebe Bridgers arasında benzer bir arkadaşlık kuruldu. İkili eposta kutularını karşılıklı paylaştıkları favori yazar sözleri ve şiir mısralarıyla doldurdu. Hepsi kariyerinin başlarında dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış üç genç şarkıcı-söz yazarıydı. Baker’ın “Hepimiz için aynı anda bir şeyler oluyordu ve birbirimize çekildik” sözlerinden aralarındaki bağı anlamak mümkün.
Tanışıklıklarından iki yıl sonra üçü de bir konserde aynı sahneyi paylaştı. Hemen ardından birlikte bir şarkı kaydetme planıyla stüdyoya girdiler. Günün ilk ışıklarında kayıt odasından çıktıklarında ellerinde altı şarkı vardı. Ekim 2018’de Matador Records etiketiyle projelerine verdikleri Boygenius adıyla çıkan kısaçalar, indie müzik sahnesine eşine pek rastlamadığımız bir süper-grup kazandırdı. Bridgers’ın ifadesiyle “Âşık olmak gibi değildi. Âşık olmaktı”.
Üçlü uzun süredir merakla beklenen ilk stüdyo albümleri the record’u baharın ilk ayında evrenle paylaştı. Son yılında en düşünceli, en alaylı ve en dokunaklı söz yazarlarından üçünü buluşturan Boygenius, ilk albümlerinde erkek egosunu gülünç bir şekilde çarpıtmaktan ve incelemekten çekinmeyen sözlerin eşlik ettiği kayıtla karşımıza çıktı. Şimdiden yılın en iyi indie rock ve folk rock albümlerinden biri.

James Holden, Imagine This Is a High Dimensional Space of All Possibilities
Albüm: James Holden, Imagine This Is a High Dimensional Space of All Possibilities
Süre: 64 dakika
Plak şirketi: Border Community Recordings
Yayın tarihi: 31 Mart
Öne çıkan şarkılar: In The End You’ll Know ve Common Land
Her şeyden önce şunu söylemekte fayda var: Hoş geldin. En son 2017 yılında The Animal Spirits ile psikedelik elektro-caza yaptığı muhteşem yolculuktan kendisine kalanları yayımlayan James Holden, o dönemden beri pek ortalıklarda yoktu. Pandemi dönemini iç dünyasına yaptığı zaman atlamalarıyla geçiren Holden, Britanya topraklarının elektronik müzik geçmişini kendi nostaljisiyle buluşturdu ve oraya 2023 yılında rave kültürüne selam gönderen dört numaralı albümü Imagine This Is a High Dimensional Space of All Possibilities’i servis etti.
12 şarkının 64 dakikanın içine sığdırıldığı albüm; dinleyicinin kaybolması için notalar arasında bol miktarda çekici boşlukları, yoğun katmanları ve ayrıntı zenginliğiyle pek çok şaşırtıcı fikrin bileşimine sahip. This Is a High Dimensional Space of All Possibilities, çok uzun ancak tek bir boş anı olmayan bir rüyanın soundtrack’i gibi. Ekipman kullanımı, kişiselleştirdiği efekt kutusu ve ses estetiğiyle elektronik müzik sahnesinde layıkıyla veteran unvanını taşıyan James Holden, son çıktısıyla da rüştünü korumayı sürdürdü.

Jessie Ware, That! Feels Good!
Albüm: Jessie Ware, That! Feels Good!
Süre: 40 dakika
Plak şirketi: EMI Records
Yayın tarihi: 28 Nisan 2023
Öne çıkan şarkılar: That! Feels Good!, Free Yourself ve Beautiful People
5. stüdyo albümü That! Feels Good! için Kylie Minogue, Dua Lipa ve Rina Sawayama gibi dev dance-pop/nu-disco isimleriyle çalışmış Stuart Price ve James Ford'u prodüktör; Shungudzo Kuyimba ve Sarah Hudson'ı yazar; Róisín Murphy'yi ise misafir müzisyen kadrosuna katan Ware, üstünden inci dolu kolyelerin sarktığı Jack Grange imzalı kapak fotoğrafında bir divanın ışıltılarına sahip. Bunlar, albümün müziğinde de yansımalarını bulan ve müzisyenin direksiyon kırdığı dansla dolu güncel ses evreninin ipuçlarını veren detaylar.
Zira yeni albümü için "hayranlarıma kulak verdim ve "What's Your Pleasure?" ile inşa ettiğim dünyayı yaşatmaya devam ettim" diyen müzisyen, arkasına 70'lerin New York'unun kulüplerini ve disko müziğini alarak çıktığı yolculuğu sürdürürken dansa, divalara ve yarınsız eğlencelere güzellemerle dolu yeni bir maceraya atıldı. Diğer yandan albüm, hareket noktası olan müzisyenler ve müzik sahnelerinden açılarak yalnızca bir disko ya da dance-pop çalışması olmanın da ötesine geçti.
Ware; şehvetli anların aralara sızdığı kulüp atmosferinde özgürleşti, romantizmin erotik esrikliğinde kayboldu ve kendini dansın histerik enerjisine teslim etmeye devam etti. Ve bunu disko ve dance-pop'u arkasına; funk, soul ve yer yer de cazı yanına alarak gerçekleştirdi. Nostaljinin bir taklide sıkışmak zorunda olmadığını, aksine yaratıcı bir uğraş olabileceğinin göstergeleriyle dolu olan That! Feels Good!, Jessie Ware'in çağdaş bir diva olarak yükselişinin en ihtişamlı duraklarından ve senenin şimdiden en görkemli albümlerinden biri.

Billy Woods & Kenny Segal, Maps
Albüm: Billy Woods & Kenny Segal, Maps
Süre: 44 dakika
Plak şirketi: Backwoodz Records
Yayın tarihi: 5 Mayıs 2023
Öne çıkan şarkılar: Blue Smoke, Year Zero ve FaceTime
billy woods'un "Maps, başını koyarak evin yaptığın o yeri bulmaya çalışan bir uzunçalar" diyerek temasını ortaya koyduğu albüm, müzisyenin "pandemi ve karantinası sonrasında çıktığı yoğun turne programından kaynaklandı." Öyle ki bu hakikatin nişanelerini albümün başından sonuna, birçok şarkısının araya sızan sözlerinde yakalamak mümkün.
Bu sözler; billy woods'un Avrupa'nın çeşitli başkentleri arasında hızın ve karmaşanın eşlik ettiği yarı-göçebe turne hayatın getirdiği yersiz yurtsuzluğun, sonrasında ise New York'a geri dönerek kapalı kapılar ardında sürülen münzevi yaşamın nevrotik durumlarının şahitleri oldu. Günümüze değin ışıkların altında, afişe ve yıldız olmakla mesafelenen woods için bu yeni bir şey değil. Ancak -bilhassa yakın geçmişte- kayda değer bir ün kazanarak takdirlerle dolu medya ilgisine maruz kalmış birinin değişen hayatı, depresif bir sosyofobik için taze bir mücadele alanı olarak Maps'te karşılık buldu.
Albüm müzikal olarak bilge ve çalkantılı bir MC'nin artık kemikleşmiş soyut, uçucu ve opak hip-hop estetiğini büyük ölçüde korudu. Öte yandan Segal'ın prodüksiyonunda cisimleşen East Coast hip-hop'unun boom bap beat sadeliği, bakır üflemelilerinin kurduğu caz ses manzaralarıyla buluştu. Cazla rap'in sislerle örülü buluşmasından seslenen Maps; woods'un kasvetli, izole ve karanlık dünyasının yeni duraklarına dair deruni gözlemleriyle şimdiden senenin albümlerinde ön sıralara demir atan bir çalışma.

Foo Fighters, But Here We Are
Albüm: Foo Fighters, But Here We Are
Süre: 48 dakika
Plak şirketi: Roswell Records
Yayın tarihi: 2 Haziran
Öne çıkan şarkılar: Show Me How ve Rescued
Foo Fighters’ın yakın geçmişi hem grup hem de Dave Grohl özelinde trajik kayıplarla dolu. Fighter’ların 25 yıllık davulcusu Taylor Hawkins’in ani; birkaç ay sonra da Grohl’un annesi Virgia’nın 84 yaşındaki vefatları, hayatın öngörülemez dramalarını grubun kucağına getirdi zira. Foo Fighters’ın 11. stüdyo albümü But Here We Are, üst üste gelen ve Grohl’un bir şans oyunu diye ifade ettiği yaşamın karanlık deneyimlerinin ortasında “Şimdi nereye?” diye soran; öncesinde ise yitirilenlerin ardından gelişen travma belirtileri arasında geleceğe doğru yolunu bulmaya çalışan dürüst bir günlük âdeta.
But Here We Are, Seattle’nın alternatif gitar sahnesi grunge’dan temellenerek modern rock ’n’ roll’un (bilhassa) milenyum sonrasının ikonik gruplarından birine dönüşen Foo Fighters’ın kendini bir nevi yeniden tanımladığı yaratıcı bir soru-cevap aynı zamanda. Öyle ki grubun yakın geçmişiyle iyice tekdüzeleşen jenerik ses manzaraları ve pop standartlarıyla yavan bir tat veren kiç rock müziği, But Here We Are albümünde şaşaalı olduğu kadar katmanlı bir dönüşüm geçirdi.
Fighter’ların teması ve sözleriyle bu kadar öne çıkan bir albümün hikâye anlatısıyla müzikleri arasında kurdukları denge, grubun But Here We Are’la elde ettiği yaratıcı yetkinliğin en önemli ipucu. Bu yetkinliğin yansımaları da grubun ses manzaralarına yaydıkları janrların vasatlığı reddeden çeşitliliklerinde, albümün Greg Kurstin imzalı prodüksiyonuyla ortaya çıkan katmanlı müzikal dokusunda bulunabilir.

Squid, O Monolith
Albüm: Squid, O Monolith
Süre: 40 dakika
Plak şirketi: Warp Records
Yayın tarihi: 9 Haziran 2023
Öne çıkan şarkılar: Swing (In a Dream), Siphon Song ve The Blades
Post-punk müziğinin modern dirilişinde iyice pastişleşen ve jenerik bir taklitçiliğe sıkışan gruplar arasında Squid, ilk uzunçalarları Bright Green Field'la (2021) post-punk temellerini krautrock esinli elektronik ses manzaraları ve deneysel kompozisyonlarla avangart bir düzleme oturtmuştu. Grubun ikinci albümü O Monolith ise Squid'in ilk albümleriyle ipuçlarını verdiği ve artık onların alametifarikası diyebileceğimiz ses motifleriyle örülü bu müzikal estetiği devam ettirdi.
Pandemi sonrası grubun geri döndüğü canlı müzik sahnelerindeki doğaçlama performanslarda açığa çıkan fikirlerin temelini oluşturduğu O Monolith, tıpkı grubun ilk albümleri gibi şehir yaşamın curcunasından uzakta, Peter Gabriel'in Batı Londra taşrasındaki stüdyolarında kaydedildi. Berlin School esinli ambient atmosferikliğini deneysel rock'ın zikzaklı ve progresif bir yorumunda kullanan Squid, albümün kayıtları esnasında kuşatıldıkları güneşle yıkanan alanların müzikal bir izdüşümü yarattı âdeta. Grubun rock 'n' roll enstrümantasyonu üstüne yerleşen ve O Monolith'e Klaus Schulze-vari bir analog elektronikliğini kazandıran synthesizer kullanımının bundaki payı yadsınamaz.
Tüm bunlar Squid'in hâlihazırda özdeşleştiği sıra dışı müzikal formülünün daha önce de denenmiş bileşenleri olsa da grubun kosmiche musik'in ilhamlarını büyütmesi ve Tortoise-vari drone ses pasajlarıyla müzikal çehresini zengileştirmesi, onları tanımlayan yenilikçiliklerinin O Monolith’te de karşılık bulduğunun kanıtları.

Queens of the Stone Age, In Times New Roman…
Albüm: Queens of the Stone Age, In Times New Roman…
Süre: 47 dakika
Plak şirketi: Matador Records
Yayın tarihi: 16 Haziran 2023
Öne çıkanlar: Negative Space, Sicily ve Straight Jacket Fitting
QOTSA'in 8. stüdyo albümü In Times New Roman…, Josh Homme’un olaylı son yıllarının gölgesinde ilerleyen; zihninin ve psikolojisinin sınandığı anları ayyuka çıkaran ve bu hâliyle münzevi olanı kamusal alana taşıyan bir uzunçalar. Öte yandan ise aldatılmış, ihanete uğratılmış, (başta eski eşine olmak üzere) "ötekisine" dair inancı ve umudu baltalanmış Homme’un kasvetli bireyselliğini toplumsal bir satire döktüğü; günümüz dünyasının ve çağdaşlarının trajik durumlarını hedef tahtasına da koyan bir çalışma.
Homme'un "Çiğ ve vahşi olan, ilk notasından itibaren tonuyla şiddet yayan bir albüm yapmak istedim" sözünde kristalize olan In Times New Roman...'ın müzikalitesiyse anlatısının yüzleşmeci hiddetini ve amansız eleştirelliğini kanalize etti. Belki grubun nevi şahsına münhasır müziği radikal bir dönüşümden geçmedi. Ancak The Stooges'ın Fun House'undan fırlama garage rock "kayıt kirliliği" ve Black Sabbath'ın Paranoid'ini andıran eksantrik gitar riff'leriyle reverb dolu basların heybetli etkileşimi, Queen'leri hiç olmadığı kadar "canlı" bir müzikalite ve lo-fi bir yapımcılıkla tanıştırdı. Grubun asgari düzeyde kullandığı yaylı aranjmanlar ve synthesizer'lar ise albümün geneline hakim olan ehilleştirilmemiş rock 'n roll estetiğine eklemlenerek onu katmanlaştırdı.
In Times of New Roman…, QOTSA'in en yontulmamış gitar gürültülerini özdeşleştikleri girift ve debdebeli bir kompozisyonda buluşturan konforlu bir yaratım olsa da sene sonu listelerine yukarıdan gireceğine emin olabileceğin bir albüm.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2023'te yolun yarısı. Sesli arşivimizi açıp şimdiden yılın öne çıkanları arasına giren albümlerden bir derleme hazırladık.
03 Tem 2023

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR


