60’ların “özgür yayın” furyasının bugünden geleceğe yansımaları

Bağımsız internet radyoları altmış yıl önce yakılan meşaleyi geleceğe taşıyor.
60’ların “özgür yayın” furyasının bugünden geleceğe yansımaları

2 Temmuz - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

İrlanda ruhunun kahveyle buluştuğu tatları The Irish Spirit ile keşfedin Kiminin gözünü açar açmaz aradığı enerji kaynağı, kimininse keyifli anlarının vazgeçilmez içeceği… Bahsini geçirdiğimiz lezzetin ne olduğunu kime sorarsak soralım cevabın kahve olduğu açıkça ortada fakat bugün The Irish Spirit ; Duende okuyucularına İrlanda havası estirmeyi vadediyor ve klasik kahve tadından ziyade Irish Coffee’ye , hatta kahve kokteyl uyumunun iç ferahlatacak versiyonlarına yakından bir bakış sunuyor. Irish Coffee : İrlanda’yla özdeşleşmiş içeceklerden olan Irish Coffee; İrlanda viskisi ve esmer şeker karışımının üzerinde kremayla servis edildiği bir kahve kokteyli olarak karşımıza çıkarken özellikle vanilya ve karamel notlarına sahip alkollü içki çeşitlerinin kahvenin sert aromasıyla iyi bir uyum yakaladığını kanıtlıyor. Bu uyumu yaz aylarında yakalamak içinse yine özellikle İrlanda ruhuna cold brew lezzetinin dahil edildiği kahveli kokteyller öne çıkıyor. İrlanda ruhunun cold brew ile buluşması Buzlu kahvelerle karıştırılmaması gereken cold brew ; soğuk demleme tekniğiyle tanınırken sıcak havaların da favorileri arasında. Orta sert gövde yapısı ve güçlü aromasıyla cold brew, buzla servis edilirken birçok özel tatla da harmanlanma şansına sahip. Alkollü içki ve kahvenin mükemmel eşleşmesiyle ortaya çıkan kokteyllerin lezzeti, özellikle bitter notalarla uyumlu cold brew kahve kullanıldığında daha da ön plana çıkıyor. Cold brew ile The Irish Spirit ruhu birleştirilerek hazırlanan kokteyllerle İrlanda’nın serin havasını yaz sıcaklarında da hissetmek mümkün oluyor. Cold brew ve kahve kültürüyle ilgili daha detaylı bilgi için The Irish Spirit Instagram hesabına göz atabilir, kahvenize eşlik edecek performanslar izlemek için YouTube kanalına kulak verebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

60’larda bir gün. İrlandalı bir girişimci ABD sokaklarında. Derdi, yeni projesi için fon bulmak. Heyecanı yüksek. Ne yapmak istediğinin farkında. Kahve siparişi verdiği ya da büfeden para üstünü aldığı sırada Life dergisini görüyor. Derginin kapağında ABD Başkanı John F. Kennedy’nin Oval Ofis’inde çocuklarıyla birlikte çekildiği bir fotoğraf var. Politikanın ve gücün merkezindeki bir başkanın tüm olan bitenden habersiz çocukları, babalarının çalışma odasında dans ederek anın tadını çıkarıyor. İşte bu fotoğraftaki Caroline Kennedy, her şeyden habersiz bir şekilde Ronan O’Rahilly’e ilham oluyor ve 1964 Şubat’ında kurduğu Birleşik Krallık’taki ilk özgür (korsan) radyoya ismini veriyor: Radio Caroline

Yıllar sonra bir röportajında O’Rahilly’e Radio Caroline’i kurma amacı sorulduğunda, “hayalim herkesin kendini bir parçası olarak hissettiği, iyiliğin ve paylaşmanın değer kazandığı bir platform oluşturmaktı. Değişimden uzak politikacıların, gücü ellerinde tutmak için yaratmaya çalıştıkları tek tip medyanın tam karşısına geçmek istedim,” diyerek cevap verdi. Nitekim O’Rahilly’nin bu hayali gerçek oldu. Birleşik Krallık’ta peşi sıra kurulan özgür radyolar, 1967’de günlük 15 milyon dinleyiciye ulaştı. Bu hikâyenin devamı, bambaşka bir yazının konusu. 

Benim büyüteç tutmak istediğim, 60’lardaki özgür yayın furyasının, bugün internetin kazandırdığı engin denizlerde yeni keşfedilen bir ada olarak bağımsız radyolarla tekrardan ortaya çıkması. Bir bakıma, geçmişin köklerinin geleceğe uzanarak yeniden filizlenmesi.

Radio Caroline

Radio Caroline


Ana akımdan bağımsıza

Ana akım radyolar: Bağımsız internet radyolarını değerlendirmek için önce ana akım örneklere ve dijital müzik sektörüne uğramak gerekli. Ortada tepkisel bir durum olduğu aşikâr. Yıllar içinde tüm bağlamlardan koparak belli bir kitleye popüler kültür ürünlerini servis eden ve mekanikleşen ana akım radyolar, hep pastanın büyük dilimini kapma derdinde oldu. 

Hâl böyleyken hem yeni jenerasyonun beklentileri hem etkileşim hem de sokaklarda yeşeren alt kültürlerden kopuk hâle geldiler. Buna paralel olarak gelişen teknolojiyle ortaya çıkan dijital müzik piyasası, müzik dinleme alışkanlarını değiştirdi. Ana akım radyolar yanına “geleneksel” etiketini ekledi. Başlarda dinlenecek sanatçıyı, albümü ve şarkıyı seçmek çok keyifliydi. Fakat seçenek arttıkça bunu yapmak daha zor hâle geldi. Bu kez elde teknoloji vardı: algoritmalar hemen devreye girdi. Önce tercih edilen müzik türlerine göre kişiselleştirilmiş listeler ortaya çıktı. Ardından ruhsal durumumuza uygun çalma listeleri dünyamıza girdi. Yaz Havası, Kıyı Boyu, Duş Şarkıları ve daha nicesi. Artık herkes derin bir nefes alabilirdi.

Bağımsız radyolar: Evet, bir süreliğine taşlar yerine oturdu. Fakat ansızın bireyselleşen ve müziğin doğasında olan paylaşma özelliğini yok eden bu değişiklikler, çok geçmeden hızla inşa edilen binanın temelinde çatlaklar oluşturmaya başladı. Algoritmalar, ilk başta dinleyicilerden aldığı verilere ve olası ruhsal durumlara göre listeler oluşturdu ama bir süre sonra sunulan içeriğin dışına çıkmayan kullanıcılarda kontrolü tamamen eline geçirdi. 

Çok geçmeden seçme hakkı istemsizce elinden alınan ve sevdikleri müzik türleri yerine oluşan listeler etrafında tekrardan toplanan bir kalabalık oluştu. Dijital çağ, istenilen müziğe ulaşmayı kolaylaştırdı fakat paylaşmayı ve bir araya gelmeyi de bir o kadar azalttı. Tam da bu noktada tıpkı yarım asır önce çatlaklardan yeşeren özgür yayınlar gibi bağımsız internet radyoları hayatımıza dâhil olmaya başladı.

Kaynak: DJMag


Alan açmak: Dünyanın her bir köşesine yayılan bağımsız internet radyolarının kolektif üretim etrafında toplandığını söyleyebilirim. Ortak amaç, kişisel zevk filtresinden geçmiş listelere, alternatif seslere, çizgi dışı fikirlere ve insanların bir araya geldiği etkinliklere alan açmak; “kendin yap” akımıyla bir oyun parkı kurmak gibi. Nitekim haftada 100’den fazla radyo programına ev sahipliği yapan Leeds merkezli KMAH Radio’nun kurucusu Josh Aitman’ın sözlerinden bağımsız radyoların doldurduğu boşluğu anlayabiliriz: “Radyo yayınına başlar başlamaz, müzik yelpazesini tam oluşturamadığımı fark ettim. Çok fazla alt müzik türü ve bu türlere ait harika şarkıları çalan harika insanlar vardı. Radyo sayesinde onlara kendi fikirlerini geliştirmeleri, sohbet etmeleri, partilerini yapmaları ve diğer her şey için yardımcı olduğumuzu düşünüyorum.”

Aynı şekilde geçtiğimiz aylarda 10. yaşını kutlayan Londra merkezli NTS radyonun kurucusu Femi Adeyemi’nin “NTS, çağdaş caz, post-punk, grime, bluegrass ve psychedelic gibi pek çok niş müzik türünü icra eden sanatçılar için bir sıçrama tahtası görevi üstleniyor. Radyoda iki farklı kanalda 200’den fazla programa ev sahipliği yaparak Skepta gibi sokaklardan yükselen sanatçılara ya da Young Turks gibi bağımsız plak şirketlerine seslerini duyurabilmeleri için yardımcı oluyoruz,” ifadesinden yarattıkları habitatı anlamak mümkün.

Mahalleden tüm evrene: Peki ya kolektif ruh? KMAH Radio, 2016 yılında çalınan tüm ekipmanlarının ardından yolun sonuna geldiklerini düşündü. Tam da bu sırada akıllarına toplumsal fonlama fikri geldi. 30 günlük kampanyanın sonunda radyo, zararının iki katı para topladı. Onlar da bu parayla yeni ekipmanlar satın alıp kalan miktarı evsizler için kurulmuş yerel bir hayır kurumuna bağışladı. Kısaca, radyonun yerleştiği mahalleden başlayıp tüm evrene uzanan bir kolektif ruh var. 

Bir başka soru: Her şey sütliman mı? Değil tabii ki. Pek çok bağımsız oluşum gibi ortaya çıkan finansal sorunları çözmek hiç de kolay değil. Bir grup arkadaşın tam zamanlı işlerine devam ederken yürüttüğü ve kâr amacı gütmeyen radyoların yanı sıra bağışlarla ayakta kalmaya çalışanlar da var. Çok azı, NTS gibi bulundukları şehirlerin ve oluşturdukları topluluğun avantajını kullanıp markalarla iş birliği yaparak oturmuş bir finans modeli oluşturabilmiş durumda.

Kaynak: DJMag


Pandeminin etkisinde

Finansal sorunlara değinmişken pandemiyle birlikte değişen yaşam koşullarının radyolar üzerindeki etkisinden bahsetmekte de fayda var. Bu alanda hazırlanmış raporların neredeyse tamamından görülebileceği gibi, dinleyici sayısı ve ortalama dinleme süresinde artış olduğunu söylemek mümkün. Bunu örneklerle desteklemek gerekirse Birleşik Krallık’taki ticari radyo istasyonlarının endüstri kuruluşu olan Radiocentre, 2020 baharında gerçekleştirdiği bir raporda insanların %40’ının eskiye oranla daha uzun süre radyo dinlediği bilgisini paylaştı. 

Edison Research ve Triton Digital’ın 2021 başlarında ABD’de yaptığı bir diğer araştırmada, 12 yaş ve üstü kişilerin %68’inin bir ay içinde, %62’sinin bir hafta içinde en az bir kez çevrim içi radyo dinlediğine dair veriler yayımlandı. NTS radyonun iletişim müdürü Will Dickson, “Radyo istasyonunu ulusal karantinadan iki hafta önce kapattık ancak şaşırtıcı derecede iyi bir uyum sağlamayı başardık. Belki fiziksel bir buluşma alanının sağladığı sosyal yönü, spontane ve organik etkileşimi kaybettik fakat bu durum program sunucularımızın evlerinden canlı yayın yapmalarını sağladık. Bu da uluslararası yayınları mümkün kıldığımız anlamına geliyor,” şeklindeki açıklamasını 2019 yılındaki aylık 1,5 milyon olan dinleyici sayılarının bir yıl sonra 2,5 milyona yükseldiği bilgisiyle taçlandırdı. Tüm bu verilerin ışığında başta bağımsız internet radyoları olmak üzere sesli içeriklerin gelecekte çok daha geniş bir alana yayılacağını öngörebiliriz.

Ortak kanal: Pandemi döneminde yaşanan dönüşümlere bir diğer örnek de İstanbul merkezli bağımsız radyolar Noh Radio, Radyo Modyan, Root Radio ve Year Zero Radio’dan geldi. Bu radyolar kolektif bir ruhla bir araya gelerek Ortak Kanal isimli bir projede buluştu. Dört radyo, 30 Ocak 2021 günü başlayan ve 28 saat süren bir yayın akışıyla tüm içeriklerini Ortak Kanal kadını verdikleri  bir YouTube kanalında buluşturdu.

Kaynak: DJMag

Kaynak: DJMag


En kestirme yol: Benim tarafımda bağımsız internet radyolarıyla buluşmanın en kestirme yollarından biri undergroundradiodirectory.com adresine gidip listedeki radyolara şans vermek ve müzik zevkime yakın bulduğumu takibe almak. Bununla birlikte güncel olarak takip ettiğim radyoları aşağıya bıraktım. Hayrını görebilirsiniz.

  • LYL Radio - Lyon & Paris
  • Internet Public Radio - Guadalajara
  • NTS - Londra
  • Byte FM - Hamburg
  • The Lot Radio - NYC
  • KMAH – Leeds
  • WORLDWIDE FM - Londra
  • Radio 80000 – Münih
  • Reverberation Radio – Los Angeles
  • Kiosk Radio - Brüksel
  • Dublin Digital Radio – Dublin
  • Skylab Radio - Melbourne
  • Radio LaBici – Buenos Aires
  • No Signal - Londra
  • Clyde Built Radio - Glasgow
  • Noods - Bristol
  • Netil Radio - Londra
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Radyolar ve kehanetler

Geçmişten geleceğe: Bağımsız internet radyoları, geleceği bilme arzusunun edebiyattaki yansımaları ve Newsletter Soundtrack'in ilk örneği

02 Tem 2021

The Irish Spirit ile birlikte
Le Jardin des délices - Hieronymus Bosch

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR