
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Geçtiğimiz hafta Instagram hesabında "4/4 Türkiye" paylaşımıyla dikkat çeken ve 3 Nisan Pazartesi akşamı Kanyon AVM'de ilk lansmanını gerçekleştiren Tesla, bugün itibarıyla Türkiye pazarında satışlara başladı.
Detaylar: Ülkede ilk kez bir pop-up mağaza ile resmî bir varlık gösteren şirket, gelecek ay Akasya AVM'de de bir mağaza açılacağını bildirdi. Kullanıcılar, 10 bin TL ödeyerek online sipariş oluşturabiliyor, Model Y'nin teslimatları ise Mayıs ayında başlayacak. Teslimatların başlamasından önceki süreçte yine İstanbul'da bir de servis merkezi açılması bekleniyor.
Dahası: Tesla; İstanbul, Edirne, Bolu ve Ankara'da toplam 30 şarj yeri içeren, ülkenin ilk Supercharger istasyonlarını açıyor. Bu şarj istasyonları Tesla olmayan araçların da kullanımına açık. Tesla Türkiye Genel Müdürü Kemal Geçer, “Tesla sahipleri kolayca Ankara’dan Lisbon’a veya Norveç’te kuzey kutup dairesinin de kuzeyine Trömsö’ye seyahat edebilir” dedi.

Model Y Türkiye’de;
- Arkadan itişli, 430 km menzile sahip Standard Range versiyonu 1,548,732 TL,
- Çift motorlu, 533 km menzile sahip Long Range versiyonu 1,619,532 TL,
- Çift motorlu, 514 km menzile sahip Performance versiyonu 1,778,821 TL
olmak üzere üç farklı modelle satışa çıkacak.
Arka plan: Araç fiyatlarını rekabetçi olabilmek adına çok düşük tuttuklarını söyleyen Geçer; Model Y’nin Türkiye'ye, Avrupa’ya kıyasla daha ucuz bir fiyata geldiğini, ancak vergi sistemi nedeniyle fiyatının diğer ülkeleri aştığını söyledi. Tesla'nın en çok satan aracı Model 3 ise, Türkiye’nin ABD ve Çin’den ithal edilen araçlara uyguladığı ek vergiler nedeniyle şimdilik pazara sunulmuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.



