Oscar laneti gerçek mi: Kazanan oyuncular şimdi ne yapıyorlar?


Porland’ın yeni reklam filmi dayanıklılığın en zarif halini yansıtıyor Sofra sanatında yarım asırlık yenilikçiliğiyle öne çıkan Porland , porselenin zarafetini ve dayanıklılığını vurgulayan yeni reklam filmini yayınladı. “Gücün en zarif hali” söylemiyle sunulan reklam filminde metal heykel sanatçısı Mustafa Tuğrul, markanın logosundaki balerini metal bir heykele dönüştürürken, bu süreci Porland’ın dayanıklı porselen tabaklarıyla şekillendiriyor. Film, Porland’ın HoReCa sektörü için geliştirdiği darbelere, yüksek sıcaklıklara ve sık yıkamaya dayanıklı porselenlerini gözler önüne seriyor. Zarif tasarımlarıyla dikkat çeken bu koleksiyon, kenar çıtlamasına karşı sunduğu garantiyle de profesyoneller için uzun ömürlü ve fonksiyonel bir kullanım sağlıyor. Sanat ve zanaatkârlığın mükemmel buluşmasını yansıtan film, Porland’ın HoReCa profesyonelleriyle kurduğu güçlü bağı ve sofra sanatına getirdiği yenilikçi perspektifi daha da pekiştiriyor. Porland ürünleriyle buradan tanışabilir, reklam filmini buradan izleyebilirsiniz.
Dört oyuncunun hayatı 2 Mart Pazar gecesi dağıtılacak 97. Akademi Ödülleri töreninde değişecek. “And the Oscar goes to…” ya da “And the winner is…”… cümlesinin isimleriyle tamamlandığını duyan o dört kişinin kariyerleri bir anda şaha kalkacak, kaşeleri katbekat artacak ve bir gecede Hollywood’un en ünlü yıldızları arasına girecekler. Peki gerçekten öyle mi?
Akademi Ödülü ya da Oscar, Hollywood yıldızları için kazanılabilecek en prestijli ödüllerden. Oscarlı bir oyuncu olmak, ulaşılabilecek en yüksek mertebelerden biri ve son yıllarda Akademi’nin ABD sınırlarını aşan yapılanması ve çeşitliliği kucaklaması sayesinde, dünya sinemasının (kendi coğrafyalarında) tanınmış oyuncuları da Oscar’a önceki yıllara kıyasla çok daha yaklaşabiliyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Gösterimdeki Oscar adayı filmler "A Real Pain", "I’m Still Here" ve "Flow"u izledik. Oscar'ın kazananların kariyerine etkisini ve "heykelin laneti"nin gerçek olup olmadığını inceledik.
28 Şub 2025

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




