ABD’de işten çıkarma dalgası ve CEO’ların yeri


Başka bir şirket mümkün : Mey | Diageo Sanata desteğini yıllar boyu sürdüren, her canlının hakkını savunan ve doğaya net pozitif katkı sağlayan bir şirket olma hedefiyle faaliyet gösteren Mey | Diageo ; ekosistem dayanışması, sürdürülebilirlik, kapsayıcılık ve çeşitlilik odaklı çalışmalarına Cumhuriyetin 100’üncü yılında da tüm gücüyle devam ediyor. Sorumlu tüketim, kapsayıcılık ve çeşitlilik kültürü, su kıtlığı, geri dönüşüm, karbon salımı gibi konularda bilinç yaymayı ve fark yaratmayı amaçlayan şirket, “başka bir şirket mümkün” vizyonuyla daha dürüst ve adil bir dünya için çalışıyor. 2022’de neler oldu? Tohumdan kadehe kadar sürdürülebilirliğe öncülük etme anlayışıyla geliştirdiği projelere son hız devam eden Mey | Diageo, merkez ofis dâhil olmak üzere tüm tesislerinde sıfır atık derecesine erişerek 2030 yılı için belirlediği atık yönetimi hedefine 2022 yılında ulaştı. “Sanatı destekleyen, tüm canlıların haklarını savunan, çevreye pozitif etki yapan bir şirket mümkün” diyen Mey | Diageo, 17. İstanbul Bienali’ne katkı sağlayan kuruluşlar arasında da yer alarak birleştirici ve iyileştirici gücüne inandığı kültür-sanatın sürdürülebilirliğine gururla destek verdi. Sektöründe fark yaratan Mey | Diageo, başarılarını Kadın Dostu Markalar Platformu Farkındalık Ödülü ve Sektöründe Türkiye’nin En Beğenilen Şirketi Ödülü gibi ödüllerle taçlandırdı. Mey | Diageo ’nun farklı alanlarda sürdürdüğü sosyal fayda çalışmalarını buradan takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
ABD’de Fed’in sıkı para politikasına geçiş yapmasının ardından manşetleri, teknoloji şirketlerinin işten çıkarma haberleri kapladı. İşlerin kötüye gidebileceği beklentisiyle birçok büyük şirket, maliyet kısmak için %5 ila %15 arasında çalışanını işten çıkaracağını duyurdu. Çalışanlar, enflasyonist dönemde maaş artışı beklerken işten çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yüksek maaş alan CEO'lar ise genellikle pozisyonlarını korumaya devam etti.
CEO’lar nasıl kazanç sağlar?
CEO'lar, şirketteki en üst düzey çalışanlar oldukları için ortalamanın oldukça üzerinde kazanca sahip olurlar. Maaşlarının yüksekliği ise zaman zaman çeşitli mecralarda tartışılır. Peki, CEO'ların maaşları nasıl belirlenir ve neden yüksektir?
Tıpkı atletler ve aktörler gibi, CEO'lar da istenen ürünü - bu örnekte güçlü performans gösteren bir şirket - üretmek için çalışır. CEO’nun işinin gerektirdiği beceri ve sorumlulukların aşırı olduğu ve bu rolleri doldurabilecek kişi sayısının sınırlı olduğu kabul edilir. Bu nedenle piyasa, bu becerilere sahip kişilerin şirketleri için çok değerli olduğunu düşünür ve bu çerçevede bir ücretlendirme politikası izler.
Genelde bir CEO'nun gelirinin yaklaşık %20'si baz maaştır, geri kalanı şirketin performansına dayalı teşviklerden oluşur. Eğer şirket iyi performans gösteriyorsa ve hissedarlar para kazanıyorsa CEO’nun bu başarıyı paylaşması gerektiği düşünülür. Örneğin bir CEO’nun maliyetleri azaltmak için günümüzde olduğu gibi belirli oranda çalışanı işten çıkarma kararı alması, şirketin kârını artırmaya yönelik bir harekettir. Günün sonunda CEO, bu karardan maddi bir fayda bile sağlayabilir.
Amazon, Microsoft, Meta, Google ve Goldman Sachs gibi dünyanın en büyük ve en kârlı şirketlerinden bazılarının açıkladığı işten çıkarmaların da ortaya koyduğu üzere, bir durgunluk beklentisiyle beyaz yakalılar işten çıkarılırken CEO'lara şimdiye kadar dokunulmadı. Üst düzey yöneticilerin büyüme döneminde agresif şekilde işe alım gerçekleştirmesine rağmen ardından hızla artan enflasyona karşı hazırlık yapmamaları, şirketin yönetiminde söz hakkına sahip olmayan beyaz yakalıların istihdamını ise doğrudan etkiledi.
Diğer yandan son zamanlarda şirket hissedarlarının tepkisi ya da yönetim kurulu kararı ile bazı üst düzey yöneticilerin maaşında kesinti haberleri gündeme geldi. Hâlihazırda Sundar Pichai (Alphabet), Pat Gelsinger (Intel), David Solomon (Goldman Sachs) ve James Gorman (Morgan Stanley) gibi ünlü CEO’ların maaşında kesinti uygulanacağı konuşuluyor. Gelin yazının kalanında, son dönemdeki işten çıkarma kararlarına ve CEO'ların gelirlerinin bu kararlardan nasıl etkilendiğine yakından bakalım. […]
📲 Yazının devamını okumak için lütfen buraya tıklayın. Aposto Premium abonesi değilseniz üyelik seçeneklerimizi buradan inceleyin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hangi şirketler, ne büyüklükte işten çıkarma kararları alıyor? CEO'ların pozisyonları ve gelirleri işten çıkarma dalgasından nasıl etkilenecek?
03 Şub 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.



