Açılmanın ardından: Türkiye'de yeme-içme sektörü

Dışarıda yemek yemenin maliyeti daha önce hiç olmadığı kadar yükselirken işletme sahipleri, artan gıda fiyatları ve KDV indirimlerinin sona ermesiyle boğuşuyor.
Açılmanın ardından: Türkiye'de yeme-içme sektörü

29 Ekim - Brisa - Pareto
Brisa ile birlikte

Brisa’nın emisyon azaltım hedefleri Bilim Temelli Hedefler Girişimi’nden onay aldı Paris İklim Antlaşması’nın TBMM’de onaylanmasıyla, Türkiye’nin küresel iklim değişikliğiyle mücadelesinde kurumsal şirketlere düşen sorumluluk daha da arttı. Türkiye lastik sektörü lideri Brisa , bu sorumluluğun bilincini uzun süredir taşıyor. Ortakları Bridgestone ve Sabancı Holding’in de vizyonuyla iklim değişikliğiyle mücadelede kararlı bir şekilde sorumluluk almaya devam eden Brisa’nın 2030’da doğrudan emisyonlarını %56 azaltma ve 2050’de net sıfır emisyon hedefleri uluslararası bir girişim tarafından onaylanması, bu durumu ispatlıyor. Nedir? Türkiye lastik sektörü lideri Brisa’nın belirlediği uzun vadeli emisyon azaltım hedefleri, CDP, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi, Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) iş birliğiyle oluşturulan Bilim Temelli Hedefler Girişimi (Science Based Targets Initiative - SBTİ) tarafından onaylandı. Böylece Paris Antlaşması’nın hedeflerini karşılamak üzere şirketlerin bilim temelli emisyon azaltım hedefleri belirlemelerini, iklim değişikliğiyle mücadelede aktif rol almalarını teşvik etmeyi amaçlayan küresel bir organizasyon, Brisa’nın hedeflerinin bilime uygunluğunu ve tutarlılığını tescillemiş oldu.Buna göre, 2030 yılına kadar doğrudan emisyonlarını %56 azaltmayı hedefleyen Brisa’nın 2050 hedefi, net sıfır emisyona ulaşmak. Brisa ve iklim değişikliği: Son on yıldır sürdürülebilirlik konusunu sürekli gündeminde tutan Brisa, Türkiye’de İklim ve Su Lideri (CDP Türkiye 2020) olan üç şirketten biri olma unvanını taşıyor. Temel aksiyonlarını enerji ve emisyon yönetimi, doğal kaynak kullanımı, çevreci ürünler, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir hammadde ve biyoçeşitlilik gibi kavramlar çevresinde planlayan Brisa, çevresel etkisini en aza indirmeye odaklanırken sürdürülebilirlik çalışmalarını da tüm paydaşlarına dokunacak şekilde genişletebilmeyi amaçlıyor. SBTİ tarafından verilen onay da Brisa’nın bu konudaki kararlılığını ortaya koyuyor. Brisa: Temelleri, Sabancı Holding ve ortaklarının girişimiyle 1974 yılında kurulan Lassa ile atılmıştır. Lastik sektöründe dünyada yaşanan gelişmelere paralel olarak; 1988 yılında Sabancı Topluluğu ile Dünyanın en büyük lastik üreticisi Bridgestone Corporation arasında gerçekleşen ortaklık sonucunda, Brisa bugünkü adını almıştır. Türkiye lastik pazarı lideridir. Brisa, Bridgestone, Lassa, Dayton, Kinesis, Firestone lastik markaları, Bandag kaplama markası, ana markaları ile beraber Lastiğim, Otopratik ve Propratik hizmet noktaları, Lastik.com.tr internet satış sitesi, ticari araç filolarına yerinde bakım sağlayan Mobilfix mobil bakım servisi ve Profleet hizmet paketi, Probox mobil satış ve hizmet noktası ve Lastik Oteli lastik saklama hizmetiyle Türkiye ekonomisi ve gelişimine değer katma kararlılığındadır.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Pandeminin hayatımızın tam ortasına yerleştirdiği kısıtlamalar ve kapanmalar uzun süre hepimizi eve hapsetti. Bu süre boyunca belki arkadaşlarınızla dışarıda bir kahve içmeyi, cuma akşamı müdavimi olduğunuz restoranda yemek yemeyi ya da bir pazar sabahı ailenizle kahvaltıya gitmeyi özlediniz. Kısıtlamaların kaldırılmasıyla herkes gibi bu özleminizi dindirmek için kendinizi sokaklara attınız ancak hiçbir şeyi bıraktığınız gibi bulamadınız. O her zaman uğradığınız mahallenizin kafesinde içtiğiniz kahvenin fiyatı 2 katı olmuştu, en sevdiğiniz restoranın en sevdiğiniz yemeği artık bütçenizi zorluyordu, her pazar gittiğiniz kahvaltıya artık 2 haftada bir gitseniz daha iyi olacaktı.

Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü günden bu yana yeme-içme sektörü, salgının etkisini en ağır hisseden sektörlerden biri oldu. Salgınla mücadele kapsamında kimi zaman tamamen kapalı kalan, kimi zaman sadece paket servis hizmeti veren, kimi zamansa belirli saatlerde veya yarı kapasiteyle faaliyet gösteren kafe ve restoranlar zorlu bir 1,5 yılı geride bıraktı. Salgının etkileri sektörde hala kendini gösterirken %30’u aşan zamlar restoranlarının menülerinde yerini aldı.

Rakamlarla yeme-içme sektörü

TOBB’un 2021 yılı başında açıkladığı verilere göre, geçen yıl lokanta ve yemek hizmeti veren bin 733 firma kepenk kapattı. Hayatta kalmayı başaran şirketler, bu dönemde toplam cirolarının %5’ini geçmeyen çevrim içi servis ve gel-al hizmeti verdi.

Görsel: AA

Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı’nın (TAVAK) Türkiye'de Yeme İçme Sektörünün Boyutları: Gastronomi Ekonomisi" isimli araştırmasına göre, 150 binin üstünde olan yeme-içme mekanının yaklaşık %45’i ilk dalga kabul edilen Mart-Haziran 2020 arasındaki süreçte battı. Bu süreçte yeme içme sektörü, bir önceki yılın aynı dönemine oranla %90 küçüldü. İkinci dalga (Eylül 2020-Ocak 2021) ve üçüncü dalga (Nisan-Temmuz 2021) olarak kabul edilen dönemlerde ise sektör, bir önceki yılın aynı dönemine oranla %85 küçüldü. Halihazırda içinde bulunduğumuz dördüncü dalganın (Eylül 2021-Ocak 2022) sonunda aşılama oranlarının artması sayesinde sektörün geçen yılın aynı dönemine oranla %80 büyümesi bekleniyor.

2019'da 135 milyar TL'lik ciro elde eden sektörün 17 Mayıs 2021 itibarıyla ciro kaybı kümülatif olarak 53,1 milyar TL'ye ulaşmış durumda. 1 Haziran’dan sonra başlayan normalleşme tedbirleriyle restoranlar, müşterilerine kavuşsa da salgının yarattığı tahribat çok büyük ve bu tahribat müşterinin önüne gelen hesaba da yansıyor.

Tüketici cephesi

Salgın boyunca dışarıda bir öğünde sosyalleşmeyi özlemle bekleyenler, kısıtlamaların kaldırılmasının ardından restoranların kapılarını zamla açtıklarıyla yüzleştiler. Bar, meyhane, restoran veya kafe fark etmeksizin çoğu işletmenin menülerindeki fiyatlar, pandemi öncesi döneme göre son derece arttı. Beşiktaş, Kadıköy gibi bir konumda, pandemi öncesi dönemde 180-200 TL verdiğiniz alkollü bir akşam yemeği için şimdi neredeyse 300 TL’yi gözden çıkarmak gerekiyor. Bir kafede bir sandviç yemek, yanında bir çay ya da kahve içmek isterseniz hesabın 50 liradan aşağı gelmesi pek mümkün değil.

Pandemi öncesi dönemde en çok talep gören öğünlerden biri olan kahvaltı için de durum pek farklı değil. Kaşıbeyaz Lezzet Grubu Başkan Vekili Murat Kaşıbeyaz geçen haziran ayında Dünya Gazetesi’ne yaptığı açıklamada,“Pandemiden önce serpme kişi başı kahvaltı 90 TL’yken, bugün 130 TL’ye çıktı. Bu da %50 zam anlamına geliyor ki bu şu an bütün mekanlar için geçerli olan bir durum,” demişti.

Özellikle plazaların ve şirketlerin yoğunlaştığı Levent, Maslak gibi yerlerde çalışanlar ise öğle yemeklerine para yetiştirememekten mustarip. Özel bir bankada insan kaynakları yönetmeni olarak çalışan H.A. “Levent her zaman yemek tercihi için pahalı bir bölgeydi; ancak pandemi öncesi dönemde aylık verilen yemek kartları en azından ayın 2 haftası yetiyordu. Şimdi 1 haftayı zor tamamlıyor,” diyor.

İşletmeciler ne diyor?

İşletme sahipleriyse fiyat artışından; çok uzun süre kapalı kalmalarına sebep olan pandemi şartlarını, salgın boyunca verilen devlet desteklerinin yetersiz olmasını ve gıda başta olmak üzere elektrik, kira gibi birçok maliyetlerinin artmasını sorumlu tutuyor. Çünkü salgın boyunca devlet, kafe ve restoranlar için birtakım destekler açıklasa da sektörün yaşadığı krizin boyutu düşünüldüğünde bu destekler devede kulak kaldı. 

Örneğin; 2021 yılının başında açıklanan kararla, 2019 cirosu 3 milyon liranın altında olan işletmelerin, 2020 yılında kazançlarının %50’sinin azalması durumunda destek ödemesi alacağı duyurulmuştu. Verilecek hibeler azalan cironun %3'üne göre hesaplanırken ödeme, 2 bin liradan az, 40 bin liradan fazla olmayacak şekilde planlanmıştı. Ancak bu destek, pandemi şartları düşünüldüğünde sürdürülebilir bir çözüm olmaktan uzaktı.

Ayrıca pandemiden önce garson, aşçı olarak çalışan birçok kişi pandemi döneminde kurye ve lojistik başta olmak üzere farklı sektöre yöneldi. İşletmeciler, kalifiye eleman bulamadıklarını ve istenen maaşların çok yüksek olmasının da ister istemez menüdeki fiyatlara yansıdığını belirtiyor. Yeme-içme hizmetlerinde bir süredir uygulanan KDV indiriminin 1 Ekim itibarıyla sona ermesi de işletmeleri zorluyor. KDV oranı, yeme içme sektöründe alkollü içecekler hariç %18’den %8’e indirilmişti. Sektör temsilcileri, KDV indiriminin sona ermesinin fiyatlara yansıyabileceğini ve enflasyonist ortama olumsuz katkı sağlayabileceğini düşünüyor.

Ankara’da 3 şubesi bulunan Kapı Restoranlarının sahibi Side Gür, sektörün geldiği noktayı değerlendirirken yeme içme sektöründe kapalı kalınan süre boyunca verilen desteklerin yetersiz kalmasının ve kira, aidat gibi sabit giderlerin kesintisiz devam etmesinin; gelir elde edilemeyen süre boyunca giderlerin bir çığ gibi büyümesine ve sektörün normalleşmeye büyük bir borç yükü altında başlamasına sebep olduğunu söylüyor. Bir de buna döviz kurunda yaşanan artış eklenince işin içinden çıkılmaz hale geldiğine dikkat çeken Gür, son tüketiciye ulaşana kadar tedarik zincirinde her halkaya gelen zammın ellerini kollarını bağladığını, özellikle kahve çekirdekleri ve ithal alkollü içeceklerde bu artışın oldukça hissedildiğini belirtiyor ve ekliyor:

“Pandemi döneminde uygulanan KDV indiriminin de tam durgun sezona girerken ve pandemi sürerken devreden çıkmasıyla yaraların sarılması iyice zor hale geldi.”

Peki, çözüm ne?

  • Yeme içme sektörü temsilcileri, KDV indirimlerinin en azından yeni yıla kadar uzatılmasını talep ediyor.
  • Gıda fiyatlarındaki vergilerin azaltılması ve devlet desteklerinin artırılmasının yeme içme sektörüne de fayda sağlayacağı düşünülüyor.
  • Gıda taşımacılığı, lojistiği gibi maliyetlerin düşürülmesinin sektörü bir nebze de olsa rahatlatacağı varsayılıyor.
  • Sektör temsilcileri, yeme içme hizmeti veren işletmelerin KGF kredilerinin ödemelerinin ertelenmesini ve KGF destekli yeni kredi olanaklarının sunulmasını öneriyor.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🎭 Açılmanın ardından: Yeme-içme ve eğlence sektörü

Pandemi şartları ve artan maliyetler, yeme-içme sektörünü nasıl etkiliyor? Yüksek enflasyon nedeniyle alım gücünün düştüğü Türkiye'de eğlence sektörü ne durumda?

29 Eki 2021

Brisa ile birlikte
Görsel: Felix Mooneeram / Unsplash

YAZARLAR

İrem Özbay

Writer @ Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Otomobilin yeni rakibi: Faiz ve altın

Türkiye’nin otomobil pazarında uzun zamandır alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor. Sorun, artık fiyat yüksekliği ya da krediye ulaşmada yaşanan zorluklar değil. Otomobilin karşısında şu anda çok daha güçlü iki rakip duruyor: Mevduat faizi ve yatırımcının altındaki yükseliş beklentisi.

Ahmet Çelik

·

14 Ağu 2026

Otomobilin yeni rakibi: Faiz ve altın
ParetoPareto

HİKAYE

İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat tüm bu teknolojiler, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. Bu noktada Türkiye’nin işgücünü yapay zekadan daha hızlı eğitip eğitemeyeceği de merak konusu oluyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Ağu 2026

İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Türkiye turizminin kırılganlığı: Dış şoklar, daralan fiyat avantajı ve tatile erişim

Hanehalkı fertleri ile evden uzakta bir haftalık tatilin masraflarını karşılayabilecek durumda mısınız? Türkiye, dünyanın en fazla turist ağırlayan ülkelerinden biri olmasına rağmen ülkede yaşayan her iki kişiden biri bir haftalık tatilin masraflarını karşılayamıyor. 2026’da savaş, artan enerji maliyetleri ve değişen seyahat tercihleri dış turizmdeki kırılganlığı daha görünür hale getirirken, Türkiye’nin fiyat avantajı da daralıyor. İç turizmde ise daha fazla kişi seyahate çıksa da konaklama süreleri kısalıyor ve seyahatlerin büyük bölümü yakınları ziyaret amacıyla yapılıyor.

Hakan Bektaş

·

13 Ağu 2026

Türkiye turizminin kırılganlığı: Dış şoklar, daralan fiyat avantajı ve tatile erişim
ParetoPareto

HİKAYE

ZÜCDER: “Geçen yılki rakamları yakalamak bile başarı olur”

İhracattaki kaybın ürün grupları ve pazarlar arasında bu kadar ayrıştığı bir dönemde sektörün mevcut koşulları nasıl okuduğunu ZÜCDER yönetimiyle konuştuk. ZÜCDER Başkanı Burak Önder’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Senur Akın Biçer, Levent Güven, Eyyüp Memur, Ahmet Acar ve Kısmet Şener’in de katıldığı görüşmede öne çıkan ortak görüş, sektörün rekabetçilik sorununun yalnız kur ve faiz üzerinden açıklanamayacağı yönünde.

Emircan Yaman

·

13 Ağu 2026

ZÜCDER: “Geçen yılki rakamları yakalamak bile başarı olur”
ParetoPareto

HİKAYE

Danışmanlığın geleceği: AI büyük dörtlüyü nasıl tehdit ediyor?

Deloitte, EY, KPMG ve PwC’den oluşan büyük dörtlünün bayrak taşıdığı yönetim danışmanlığı sektöründe ölçek, uzun yıllar boyunca rekabet avantajıydı. Fakat son yıllarda yapay zeka, bu denklemi büyük oranda değiştirmeye başladı. Daha önce kalabalık ekiplerin günlerce üzerinde çalıştığı görevleri çok daha az insanla tamamlamayı mümkün kılan bu teknoloji, küçük danışmanlık şirketlerinin büyük dörtlüyle arasındaki farkı daraltmasını mümkün kıldı.

Doğa Yurduneri

·

06 Ağu 2026

Danışmanlığın geleceği: AI büyük dörtlüyü nasıl tehdit ediyor?