Ada'nın gazete sayfalarında mürekkebi kurumayan sakini: Troçki

Büyükada’nın bir konuğu var ki sadece mahalleliyi değil, ülkenin tamamını merak içinde bırakıyor: Lev Troçki. 1930'lara doğru Sovyetler Birliği'nin kimi uygulamaları Türkiye'de de lokalleşirken yapılan bu uzun süreli ziyaret anlatılmaya layık bir not.
Ada'nın gazete sayfalarında mürekkebi kurumayan sakini: Troçki

The Irish Spirit Jam Session #n
The Irish Spirit ile birlikte

The Irish Spirit Jam Session’da bu ay: Ikaru ve Islandman Büyük Britanya'nın batısındaki İrlanda Adası'nda; ılıman bir deniz ikliminden, düzlükleriyle ve yeşil doğasıyla öne çıkan bir bölgeden on yıllardır beslenen bir kültür var. Karakterini mutluluk, eğlence, özgürlük, sohbet gibi kavramlardan alan bu kültür ortaya dolu dolu bir yaşam enerjisi çıkarıyor. Kimi anketlerde "Avrupa'nın en mutlu ülkesi" seçilen İrlanda'ya "Avrupa'nın yaşanacak en iyi başkenti" seçilen Dublin'in başkentlik etmesi ve bu şehrin yılda dört milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bu ruhta keşfedilecek bir şeyler olduğunu ispatlıyor. Edebiyata, müziğe, seyahate kattıklarıyla tanınan İrlanda ruhunu temsil eden The Irish Spirit, bu dünya görüşünü yaygınlaştırmak için şehirlileri şehirde birleştiren etkinlikleri arasında öne çıkan konser serisi Jam Session’a çevrim içi ortamda ara vermeden devam ediyor. The Irish Spirit Jam Session: Pandemiden önce İstanbul'un çok çeşitli noktalarında gerçekleştirdiği konserler, söyleşiler ve performanslarla İrlanda ruhunu şehre yayan Jam Session, 16 Mart'tan bu yana The Irish Spirit enerjisini çevrim içi ortamda düzenlediği canlı performanslarla dijital ortama taşıyor. Daha önce Bant Mag. Havuz / Bina, Ağaç Ev, arkaoda, Karga gibi lokasyonlarda gerçekleştirdiği konser ve söyleşi maratonlarında ağırladığı Lara Di Lara, Ahmet Ali Arslan, Barlas Tan Özemek, Nilipek, Özgün Semerci, Lin Pesto, Jakuzi, Brek, Hedonutopia gibi Türkiye alternatif müzik sahnesinin önemli isimlerini İrlanda ruhunu paylaşanlarla dijital ortamda buluşturan Jam Session, aralık ayına özel iki konserle bu geleneği sürdürüyor. Jam Session’da bu ay: The Irish Spirit Jam Session'ın Salon İKSV'den gerçekleşen yayınlarla izleyiciyle buluşturduğu konser serisi Jakuzi, ELZ AND THE CULT ve Brek'in ardından bu akşam 21.00'de Ikaru ve 13 Aralık 21.00'de Islandman konserleriyle devam ediyor. Bu akşam The Irish Spirit Instagram hesabından canlı yayında olacak isim Ikaru, Cesur Yeni Dünya romanı ütopya klasikleri arasında sayılan Huxley'e referansla "sessizlikten sonra ifade edilemez olanı ifade edebilen" bir müziği peşine düşecek. Gelecek hafta pazar günü, yani 13 Aralık’ta ise prodüktör Tolga Böyük'ün müzik personası olan Islandman; şaman ritimlerle yumuşak elektronik altyapıları bir araya getiren elektro akustik üçlü olarak sahne alacak. Bu akşam ve gelecek hafta gerçekleşecek ücretsiz konserleri izlemek ve yeni etkinliklerinden haberdar olmak için The Irish Spirit Jam Session’ın Instagram hesabını takip etmeyi unutmayın.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Adalar, harikulade bir ikametgâh merkezi. Özellikle Büyükada, sakinlerine ne kadar şanslı olduğunu düşündürüyor olmalı. İstanbul Ansiklopedisi’nde buraya, Büyük Cin Adası veya Prinkipos dendiği de not ediliyor. Fakat buraya ismini veren kimin “üç harflisi”, yani hangi cin o belirtilmemiş. Fakat Büyükada’nın bir konuğu var ki sadece mahalleliyi değil, ülkenin tamamını merak içinde bırakıyor: Lev Troçki

Bu hafta onun mahallesine nasıl bir etki bıraktığına dair birkaç kelam etmek istiyorum. Çünkü Josef Stalin’in sürgünündeyken İstanbul’a girişi sırasında gümrük memuruna uzattığı bir kâğıtta “Sayın Efendim, Konstantinopol’ün kapısındayken, Türk sınırına kendi tercihimle gelmediğimi bildirmekten onur duyuyorum. Bu sınırı sadece zorlamalara boyun eğerek geçeceğim. Sayın Cumhurreisi, lütfen münasip duygularımı kabul ediniz.” diyerek durumunu belirten siyasetçinin, burada geçirdiği dört yılda sergilediği paranoyak hareketleri onu daha da çekici bir haber malzemesi kılıyor. 

troçki
22 Mart 1931 tarihli gazetede yeni portresiyle yer alan Troçki. 

Lev Troçki’den Mösyö’ye: 12 Şubat 1929 tarihli giriş notu, gelecek günlerin vereceği huzuru ne yazık ki önceden haber veremiyor. Nitekim istihbarat servisine göre de Troçki’nin İstanbul'da kalıcı olacağı düşünülmüyor; çünkü yarım kalan işleri bitirmesi için kendisini teşvik edecek kadar yakın bir mesafede memleketine; bu sebeple doğru zamanı kollayacağı düşünülüyor. Şehrin ilk akşamları Troçki’nin eşi ve çocuğu için Rusya’nın elçilik binasında geçiyor. Fakat o günler herkesi huzursuz ediyor; çünkü burası geniş istihbarat ağının, duyulanların, kelimelere döküldüğü mekân. Dolayısıyla ülkenin sürgüne yollanan siyasi simgelerinden birinin yan odada kalması pek doğru değil. Tokatlıyan Oteli’ne yerleştirilen Troçki ve ailesine hemen ardından Büyükada’da ev bulunuyor. Buradayken Troçki, nev-i şahsına münhasır hareketleriyle Mösyö diye anılmaya başlıyor, kendi takipçilerini oluşturuyor ve gazetelerde hakkındaki haberlerle yer buluyor. 

Yangın ve sonrası: 2 Mart 1931 tarihli Cumhuriyet’te Troçki’nin Nizam mahallesinde kaldığı konağın yandığı yazıyor.

konak

Olayı takip eden günlerde yangının nedeniyle ilgili söylentiler sıklıkla yer bulurken yaklaşık bir hafta sonra kiralık evi olanların Troçki’ye müracaat edebileceği belirtiliyor. Bu yazıda, kendisinin her sabah 05.30’da kalktığı, öğlene kadar balık tuttuğu da not ediliyor. Fakat bununla da bitmiyor, ecnebi olduğu vurgusu sıkıştırılırken grip olduğu zaman dahi haber ediliyor. Âdeta gazeteden kendisiyle ilgili öteki vurgusuyla bezeli istihbarat almak mümkün. Peki, mahalleli neden bu kadar haber değeri taşıdığına inandığı birini dışlıyor? Bunun cevabı Troçki’yle ilgili söylentilerde gizli olabilir. Paranoyası sebebiyle çalışanlarının sağır, okuma yazma bilmeyen kişiler olmasını tercih eden siyasetçinin, küçük bir kız çocuğuyken denizde gördüğü sandalına çıkmak isteyen edebiyat profesörü Mina Urgan’a silahla vurmak isteyen korumalarını soğukkanlılıkla karşıladığı biliniyor. Hâl böyleyken Adalıların nefreti ve korkuyu işlemesi muhtemel bir yabancıya tahammülü olmuyor. Hikâye, vize talepleri birçok ülke tarafından reddedilen Troçki’nin Fransa'dan kopardığı şartlı izin belgesiyle sona eriyor. Attığı her adımı, yediği her lokması sayılan siyasetçinin uğurlanışı da buna layık oluyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🍃 Daha çok yeşil, daha çok park, daha çok bank

İstanbul'u dinliyoruz; gözlerimiz hiç olmadığı kadar açık. Daha çok yeşil, daha çok park, daha çok bank diyor.

06 Ara 2020

The Irish Spirit ile birlikte
Bebek Parkı

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?
İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...

Gökhan Tan

·

10 Şub 2026

İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor