Addams Ailesi'nin dönüşü: Netflix'ten "Wednesday"

Nevermore Akademisi'ne hoş geldin.
Addams Ailesi'nin dönüşü: Netflix'ten "Wednesday"

25 Kasım - İş Sanat - Duende
İş Sanat ile birlikte

Caz Müziğinin Kuzey Işığı Jaga Jazzist İş Sanat’ta Jaga Jazzist 25 Ocak'ta İstanbul'da Şehrin kültür sanat hayatına 23. sezonunda da renk katan İş Sanat , yeni yıl heyecanımızı daha da artıracak bir konser haberini bizlerle paylaşıyor. Nedir? Sahnedeki enerjik performanslarıyla dikkat çeken dünyaca ünlü Norveçli progressive caz topluluğu Jaga Jazzist caz, rock ve elektronik müziğin heyecan veren renklerini müzikal paletinde bir araya getirmek üzere şehri ziyarete geliyor. Nerede? İş Kuleleri Salonu Ne zaman? 25 Ocak Çarşamba 2023 Neden gitmeli? Jaga Jazzist 70’lerin progressive rock müziğinden 1980’lerin sonunda Birleşik Krallık’ta ortaya çıkan “shoegaze” akımına uzanan kendine has dokunuşlarını, cazibeli bir formda; ritmik, melodik ve aynı zamanda hipnotize edici bir anlayışla daima güncelliyor. Not almalı: İş Sanat ’ın Jaga Jazzist ’i hayranlarıyla bir araya getirdiği etkinliğin biletlerini, Privia Black ve Maximum Black kartlara birinci kategoride %20, diğer kategorilerde %10, Maximum Kartlara ise tüm kategorilerde %10 indirim avantajıyla bu bağlantıda bulabilirsin. Dikkat dikkat: öğrenci ve 65 yaş üzeri indirimli biletler İş Kuleleri Salonu ana gişeden temin edilebiliyor.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

1930'ların sonunda The New Yorker dergisinde bir karikatür serisi olarak doğup, 1960'larda ilk kez bir televizyon dizisine dönüşen, 1990'larda ise beyaz perdeye taşınan Addams Ailesi'nde eminim senin de favori bir karakterin vardır. Zeki ve cazibeli Morticia, aşk adamı Gomez, sinsi Fester Amca, karanlık Wednesday, hatta parmakları üzerinde yürüyen zeki el Thing... Netflix'te ilk sezonunun tüm bölümleri 23 Kasım'da yayınlanan yeni dizi Wednesday, Addams Ailesi'ni beşinci kez televizyonlara taşıyor. Fakat bu kez merkezde ailenin tüm üyeleri değil, Wednesday Addams var. Sıradan gençlerin devam ettiği lisesinden atıldıktan sonra, dışlanmışların gittiği ve ebeveynlerinin de mezunlarından olduğu Nevermore Akademisi'ne gönderilen Wednesday'in burada yaşadığı doğaüstü olaylar, hem kendi geçmişiyle yüzleşmesini hem de olgunlaşmasını sağlıyor. Dizide Addams Ailesi'nin üyeleri olarak yan rollerde Catherine Zeta-Jones (Morticia Addams), Luis Guzmán (Gomez Addams) ve Fred Armisen (Fester Amca) gibi isimler de var, fakat dizinin asıl yıldızları başka. Geçtiğimiz ay onlarla Zoom'da bir araya geldim ve küçük bir çocukken okula gitmeden sabah kuşağında izlediğim dizinin nostaljisini yaşatan Wednesday'i onlarla konuştum.

Son yıllarda yıldızı özellikle korku sineması sayesinde yükselen Jenna Ortega, son bir yıl içinde dört korku filminde rol aldı: Scream, X, Studio 666 ve American Carnage. Şimdi de korkunun komediyle iç içe geçtiği The Addams Family evrenine, Wednesday dizisiyle dâhil oluyor. Tüm bunların bir tesadüf mü olduğunu, yoksa korku türünün sıkı bir hayranı olmasından mı kaynaklandığını soruyorum: "Her zaman bir korku sineması hayranıydım ve bir şekilde birbirimizi bulduğumuzu düşünüyorum. Özel olarak arka arkaya bu filmlerde yer almak gibi bir niyetim yoktu - galiba doğal bir çekim." diyor  ve ekliyor: "Sanırım yanıtım her ikisi de, çünkü iyi bir korku senaryosunu reddetmem imkânsız. Ve bu ara çok fazla korku filmi yapıyorlar, slasher'lar geri dönüyor!"

Jenna Ortega, Wednesday Addams rolünde Christina Ricci'nin izinden gidiyor. | Kaynak: Netflix

Wednesday karakterini henüz ilk bölümde bile atletik ve sanatsal birçok becerisini sergilerken görüyoruz. Bunların ne kadarının oyuncu seçimi aşamasında aranan oyuncuda olması beklenen yeteneklerden olduğunu merak ediyorum ve Jenna'ya ilk sorduğum soru bununla ilgili oluyor: "Tam olarak ne arıyorlardı?". Jenna, temsiliyet meselesinin yapımcılar için önemli olmasını değerli bulduğunu söylüyor: "Aradıkları özellikle Latin kökenli bir oyuncuydu." Sonrasında dizi boyunca sergilediği çılgın çeşitlilikteki yeteneklerinden bahsediyor: Çello. Eskrim. Okçuluk. Boks. Kano. Kılıç dövüşü. Almanca... "Bilmiyorum bir şeyler atlıyor da olabilirim!"

Jenna Ortega (Wednesday)

90'lardaki The Addams Family filmlerinde Wednesday'i canlandıran, hatta bu rolle özdeşleşen Christina Ricci'nin de Wednesday'in oyuncu kadrosunda Nevermore Akademisi'nin hocalarından biri olarak yer alıyor olması dikkat çekici. Jenna'ya karakteri üzerine birlikte çalışıp çalışmadıklarını, onun setteki varlığının etkisini soruyorum: "Hayır, karakterim hakkında hiç konuşmadık. Yalnızca bir kez yanlışlıkla onun Wednesday'ine referans verdim ve nefes kesici bir andı. Çünkü onun Wednesday'inin kafama girmesini hiç istememiştik, bunun farklı bir dönem ve farklı bir gerçeklik olduğunu düşünüyorduk, ikisi bambaşka insanlar olmalıydı. O yüzden hiç konuşmadık. Ama o çok yetenekli bir oyuncu, sadece Wednesday olarak değil, tüm filmlerinin büyük bir hayranıyım. Bu kadar saygı duyduğun biriyle birlikte çalışmak çok güzel bir şey."

Gwendoline Christie, Nevermore Akademisi'nin müdiresi Larissa Weems rolü için Hitchcock kadınlarından ilham aldığını söylüyor. | Kaynak: Netflix

Dizi, yeni oyuncular tarafından canlandırılan The Addams Family üyeleri dışında birçok yeni karakterle tanışmanı sağlayacak. Bunlardan biri de Game of Thrones, yeni Star Wars üçlemesi ve Sandman ile tanıdığın Gwendoline Christie'nin canlandırdığı, Nevermore Akademisi müdiresi ve aynı zamanda Morticia Addams'ın Akademi'de okuduğu dönemdeki sınıf arkadaşı Larissa Weems. Gwendoline, The Addams Family'i çok sevdiğini (en az beş love sözcüğü sayıyorum), hem siyah-beyaz dizinin hem de 90'lardaki filmlerin hayranı olduğunu söylüyor. Peki ya yeni bir karakter yaratmanın zorlukları? "Yeni bir karakter yaratmak hem heyecan verici hem de göz korkutucuydu. Senaryoyu okuduktan sonra Tim'le (Burton) konuştuğumuzda bana "istediğini yapabilirsin" demişti. Bu çok özgürleştirici bir şey. Zaten senaryoda karakterin hiçbir fiziksel tasviri yoktu. Ben de onu bir nevi Hitchcock-vari kadın kahraman olarak hayal ettim. Biraz Kim Novak, biraz Tippi Hedren gibi..." Üstelik tamamen tesadüfen, yönetmen Tim Burton da kostüm tasarımcısı Colleen Atwood da Larrisa'nın nasıl gözükmesi konusunda onunla hemfikirmiş.

Gwendoline Christie (Larissa)

Gwendoline, karakteri Larissa'yı "içinde bulunduğu şartların travmasını yaşayan bir kadın olmak yerine kotrolü fazlasıyla elinde tutan bir kadın" olarak tanımlıyor. "Bir diplomat, bir stratejist ve istediğini elde etmek için gereken her şeyi yapacak biri.". Larissa ve Morticia'nın ilişkisini, Wednesday'in sınıf arkadaşı ve güçlü rakibi Bianca'yla olan ilişkisiyle karşılaştırmasını istediğimdeyse şöyle diyor: "Bianca ve Wednesday bence farklı bir ilişkiye sahip, çünkü her ikisi de güçlü karakterler. Morticia ve Larissa büyürken güçlü olan Morticia'ymış."

Nevermore Akademisi öğrencileri arasında Wednesday'in en güçlü rakibi olan Bianca bir siren, oda arkadaşı Enid bir kurt-insan, Xavier ise gördüğü sanrılarla çizimler yapıp bu çizimleri canlandırma yeteneğine sahip. Wednesday'in başta Xavier ile arasında bir şey olacağını düşünsek de o gönlünü Tyler'a kaptırıyor. Tyler'sa bir "normal". Xavier'i canlandıran Percy Hynes White şöyle diyor: "Düşünsene dışlanmış birisin ve süper güçlere sahipsin, hoşlandığın kişiyi elde edebilmek için başka biriyle rekabet hâlindesin ve o kalkıp "normal" olanı seçiyor."

Joy Sunday (Bianca), Percy Hynes White (Xavier), Emma Myers (Enid) ve Hunter Doohan (Tyler)

Filmleri ve dizileri "anne sorunları" ve "baba sorunları" olarak ikiye ayırdığımı bilirsin ve bana kalırsa Wednesday "anne sorunları" kategorisine giriyor. Emma Myers da (Tyler'ı dışarıda tutarak) "Üçümüzün karakterlerinin ortak noktası ve aralarında bir bağ oluşturan şey, hepsinin anne sorunları olması." diyerek beni destekliyor. Bianca'yı canlandıran Joy Sunday de ona katılıyor: "Sanırım hepimizin karakterleri kendilerini annelerinin onlar için yarattıkları hayat dışında tanımlamaya çalışıyorlar. Sonunda bir araya gelebilmelerinin nedeni de bu."

Son olarak, muhtemelen Tim Burton filmleriyle büyümüş bu genç kuşak oyunculara favori Tim Burton filmlerini soruyorum: Jenna "Beetlejuice'u da çok severdim ama Mars Attacks!'in beyinleri gözüken uzaylılarına da kafayı takmıştım." diyor. Joy Batman, Emma Big Fish, Hunter Beetlejuice, Percy ise Mars Attacks! diye yanıtlıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

☂️ Wednesday oyuncularıyla söyleşi, Timothée Chalamet ve Luca Guadagnino yeniden

The Addams Family nostaljisi Wednesday'in oyuncularıyla söyleşi, Timothée Chalamet'yi Luca Guadagnino'yla yeniden buluşturan Bones and All, The Cool Greenhouse'un açık mikrofon rock 'n' roll'u Sod's Toastie.

25 Kas 2022

İş Sanat ile birlikte
Kaynak: Metro Goldwyn-Mayer Pictures Inc.

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi