

Kültür sanata destekle geçen 34 yıl: Anadolu Efes
Tutku ve adanmışlık, sosyal fayda ve dayanışma; bugün size bu dört kavramın kesişiminden doğan bir hikâye anlatmak istiyoruz. Sanat üretmenin ardında çoğu zaman temel bir motivasyon yatıyor: Bir konuyu mesele edinmek, o meseleye tutkuyla…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
2019’un kasım ayı. İstanbul’u özlemişim. Birkaç haftalık ziyaretime iki gün kala, ABD vizyon takvimindeki eksiklerimi kapatma çabasındayım hâlâ. Döndüğümde vizyonda olmayacak, perdede izlemek istediğim filmlerden ikisini art arda izlemek üzere sinemaya doğru yola çıkıyorum. Şikago’da kar yok ama kar soğuğu var, soğuk yüzüme yüzüme vuruyor duraktan sinemaya yürüyene kadar. Telluride ve Toronto’daki gösterimlerinin ardından yılın en büyük sürprizlerinden biri olarak adı geçmeye başlamış Waves (2019) önceliğim. 360 derece dönen bir kamerayla, muhteşem müzikler ve görüntüler eşliğinde başlıyor film. Büyüme sancıları, çocukluk travmaları, ailenin beklentilerini karşılama baskısı, en iyi olma çabası... Tüm bunlar dalgalara dönüşüyor; büyüdükçe büyüyen dalgalara. Filmin “kötü bir şey olacak” hissiyle geçen ilk yarısı, olan kötü şeylere rağmen hayata tutunma çabasıyla devam ediyor. İki film arasında vakit geçireceğim kahveciye doğru yürürken yüzüme yüzüme vuran bu kez soğuk değil, Waves’in dalgaları oluyor. Filmin boğazıma yerleştirdiği düğüm çözülmeden yazıyorum: “Biraz önce Waves'i izledim ve tek istediğim bu ödül sezonunda tahmin ettiğimizden daha fazla ilgi görmesi. En iyisi değildi belki ama bu yıl izlediğim en güzel filmdi. Kelvin Harrison Jr. ve Taylor Russell olağanüstü; görüntü yönetimi, soundtrack ve Trey Edward Shults'un mesajlaşmayı bir araca dönüştürüşü aklımı aldı. İyi görüntü yönetmenliği beni ağlatıyor. Bu Lubezki ya da Deakins'in çektiği çoğu filmde olan bir şey - ve bugün bir kez daha oldu.” O gün ikinci bir film izlemekten vazgeçiyorum. Kahve de soğuyor zaten.

Sıfır noktası: Kariyerine Terrence Malick filmlerinin prodüksiyon ekibinde çalışarak başlayan Trey Edward Shults’un ilk filmi, maddi ve teknik imkânsızlıklardan dolayı bir kısa filme dönüşmüş; ardından aynı isim ve kadroyla hayata geçmiş Krisha (2015). Yönetmenin öz teyzesi Krisha Fairchild’ın başrolünde yer aldığı film, alkolizmle mücadele ettiği yıllarda başta oğlu olmak üzere tüm ailesiyle ilişkilerini altüst etmiş Krisha’nın yıllar sonra bir Şükran Günü yemeğine davet edilmesiyle başlıyor ve tek günde, tek mekânda geçiyor.

Fotoğraf: Phil Velasquez/Chicago Tribune
Üç hane, üç aile. İlk uzun metrajlı filminin ardından Shults, bilinmeyen bir tehditin tüm dünyayı dehşete boğduğu bir gelecekte geçen bilim kurgu - korku It Comes at Night (2017) ile bambaşka türlere atlamış olsa da bunu aile travmalarını yanına alarak yaptı. İzole yaşamlarını süren bir çekirdek aile ve onların yanına sığınmak isteyen bir diğer aileyle, iç ve dış tehditlerin birbirine karıştığı nefes kesen bir gerilim yarattı. 2019’da Waves için Florida’ya yola çıkıp Z kuşağını en iyi anlatan filmlerden birine imza atacak olan yönetmen, bu kez yanına sadece aile travmalarını değil, genç oyuncu Kelvin Harrison Jr.’ı da almıştı.
Sırada ne var? Shults, Waves’in ardından, bir sanatçı ve bir insan olarak sahip olduğu her şeyi bu filme koyduğunu ve bu yüzden birkaç yıl sadece yaşamaya ihtiyacı olduğunu söylüyor: “Yani sırada ne var, inanın bilmiyorum.”
Diyor ki… “Bir sahneden sonra paramparça oldum. Her şeyi tüketen, dehşet verici bir korku hissettim. Nihayetinde bir katarsis gibiydi. Böyle olduğuna sevindim ama işin içindeyken bunun sağlıklı olup olmadığını düşünüyordum. Belki de işleri çok ileri götürüyorum…”
Keşif Sineması Letterboxd’da. İlk haftasından itibaren Keşif Sineması'nda yer alan yönetmenlerin, yazılarda adı geçen filmlerini bulabileceğiniz, serinin her yeni yazısıyla güncellenen listeyi, buradan takip edebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Popüler müzik tarihinin belalısı Bitter Sweet Symphony, Trey Edward Shults'la aile boyu travma, Anahit Sahne'de Mitski.
15 Oca 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

“Likya Kültürel Mirası” temasıyla 15-18 Ekim’de beşinci kez düzenlenen Kaş Tiyatro Günleri, bu yıl Kaş’ın yanı sıra Myra ve Patara’ya da uzanıyor. Festivalin kurucularından, Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy ve gönüllü destekçi Aslınur Sarıca’yla tiyatronun, ekolojik mücadelenin ve birlikte üretmenin açtığı alanı konuştuk.

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin etkinlik koordinatörü Nigar Mat ile festivalin yerelle kurduğu bağı, adanın ekolojik sorunlarını ve dayanışmayla bir festival sürdürmenin koşullarını konuştuk.

Çilekeş, Epifoni Organizasyonu ile 16 yıl sonra orijinal kadrosuyla sahneye döndü. Grup yalnızca eski şarkılarını çalmadı, kolektif bir kitlenin parçası olmamızı da sağladı.




