Akan nehri bulmaya çalışmak: Umut Çetin

Umut Çetin'le pasaklı bir sahil kasabasında, salaş bir ortamda. Müziğin sevgili rolü oynadığı bir akşamüstünde.
Akan nehri bulmaya çalışmak: Umut Çetin

19 Aralık - Bi Film Önersene - Duende
Bi Film Önersene ile birlikte

2022’de bi’ günün filmsiz geçmesin: Bi’ Film Ajandası 2022 Duende okuyucusu olarak Keşif Sineması’nda yeni yönetmenler keşfetmekten, Keşif Bülteni’nde haftanın film önerilerini takip etmekten zevk alıyor musun? Peki yılın her günü için ayrı bi’ film önerisine ne dersin? Her gün yeni bi’ film: Bi’ Film Önersene ekibinin ilk kez 2020 yılı için çıkardığı ve bu yıl üçüncü edisyonuyla geri dönen Bi’ Film Ajandası , her yıl yenilenen içeriğiyle yılın her gününe bi’ film önerisi sunuyor. Önerilen filmler arasında dünya sinemasının ödüllü filmlerinden çok sevilen klasiklere, animasyonlardan belgesellere, korku sinemasından müzikallere farklı türlerde, sinema tarihinin farklı dönemlerinden ve farklı ülkelerin sinemalarından filmler yer alıyor. Tematik hafta sonları: Bi’ Film Ajandası, 365 film önerisinin yanı sıra, bu filmleri özenle seçilmiş 52 tema altında gruplayan, tematik hafta sonu sayfalarına da yer veriyor. Oyuncu ve yönetmen biyografileri, bu yıl Aylin Denker’in imzasını taşıyan özel çizimleri, film bulmacaları, filmler hakkında eğlenceli bilgiler ve daha fazlası hafta sonlarını renklendiriyor. Dahası: Emre Eminoğlu , Umut Kapyalı ve Taha Şahin ’den oluşan Bi’ Film Önersene ekibi, aynı zamanda Instagram hesaplarında sinemayla ilgili paylaşımlar yapmaya devam ediyor. 2022’de bi’ günün filmsiz geçmesin diye, Bi’ Film Ajandası 2022’yi bu linke tıklayarak Mabbels üzerinden satın alabilirsin.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Biraz mahalle arasında top oynamanın peşinde, biraz apartman dairesinde kendi dünyasına eşlik eden oyunlarla geçti Umut’un çocukluğu. Yer Gebze. Anne ve babası orada çalıştığı için onlu yaşlarına kadar orada büyüdü. Müzikle ilgili ilk anıları arasında Kayahan’ın “Ne kadar mutluyuz seninle, ne kadar mutluyuz bilemezsin,” sözleriyle başlayan Galatasaray için yazdığı bir şarkı var. Yarı komik, yarı eğlenceli bir anı olarak kalmış zihninde. Tekrarı sorulmayacak kadar dinlenmiş, coşkusu bol bir buluşma.

Umut'la gün ortasında, sokağa bakan masanın birinde.


Gebze’ye kadar gelmişken evin başka odalarına bakmadan olmaz. Salonda bir bağlama var. Umut’un babası ve amcalarının halk müziği ve türküler söylediği toplaşmalardan kalma. Umut’un odasına önünden geçerken içeride yalnız olmadığını farkettim. Yanında Evren ablası var. Ona daha 9 yaşında Queen’in Greatest Hits II kasetini hediye etmekle kalmayan, albümden şarkıları kasetçalardan son ses açıp yatak üstünde zıplayarak rock’n roll coşkusunun nasıl yaşanacağını da öğreten insan. “Benim için müzik yolculuğunu başlatan isim oldu,” sözlerinden Evren ablanın önemini anlamak mümkün.

İlkokul dönemini Queen dinlemenin ona kattığı havalılıkla kapatan Umut, ortaokulu paten kayıp çeşitli punk aksesuarları takarak Linkin Park ve Limp Bizkit dinleyerek geçirdi. Bu sırada kardeşiyle birlikte piyano dersi almaya başladı. O dönemki sabırsızlığı ve hızlıca çalabilmeye olan takıntısı piyano eğitimi arada bir yerde bıraksa da lise yılları ve hiç düşünmeden grup kurma özgürlüğü onu başka bir enstrümana yöneltti. Gitar dersi alan bir arkadaşına özenerek ders almaya başlayan Umut, biraz geriden geldiği için gruba basçı olarak dâhil oldu. Öne doğru adımını ise vokalleri de üstlenerek attı.

Umut'la şarkılarını kaydettiği stüdyoda


Lisenin son günlerini bilgisayar başında besteler yaparak geçiren Umut, MySpace’e yüklediği şarkılarından biri için Cem Adrian’dan mesaj aldı. Kendi dünyasında ürettiği sesler, yolculuğa çıktı ve kıymetli görünen kulaklardan geçerek beğenildi. Belki Cem Adrian’la devamı gelmedi ama Umut, müzikle kurduğu içgüdüsel ilişkiye ve onun verdiği özgünlüğe sığındı. “İnan hiç kapsamlı bir düşünceyle gerçekleşmedi,” diyerek açıkladığı Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü tercihini “Müzik bir şekilde kendime inandığım ve güvendiğim bir şeydi,” sözleriyle gerekçelendirdi. Bence gayet yeterliydi. 

Müzikle kurduğu duygusal bağı teorik bilginin içinde kaybetmek istemeyen Umut, ilk birkaç yılı sallantıda geçirdiği bölümü “Çok gurur duyduğum bir iş oldu,” diyerek anlattığı disiplinlerarası ve çağdaş müziğin ön plana çıktığı bir projeyle tamamladı. Onun için müzik, ilişkiye girmek gibiydi. İçinde hem sayısız kaygı hem de benzersiz mutluluklar vardı. O dönemki dansçı kız arkadaşıyla birlikte hazırladığı 23 dakikalık bitirme projesi, daha doğrusu gösterisi, bir bakıma müziği boyutlandırmaktan ibaretti. İçine neler koyduğundan çok dışa doğru verdiği meyveler önemliydi.

Umut'la kahvaltısız başlayan günün kahveyle gelen mutluluğunda


Üniversiteden mezun olmadan 1,5 yıl önce bir arkadaşının kayıt stüdyosunda çalışmaya başlayan Umut, çok yakın zamana kadar devam eden bu dönemi “6 sene sürdü. Çok geniş, içinde pek çok şeyi kapsayan bir yolculuktu. Çok öğretici oldu. Üniversiteden daha çok şey öğrendim,” sözleriyle tamamladı. Biri bitip diğeri başlamaz her zaman. Stüdyoda geçen dönemin son birkaç yılında Nilipek., Kalben ve İdil Meşe’in müzikal dünyasında prodüktör pelerinini üzerine alarak kısa yolculuklara çıktı. Hem iyi hissettiği hem de iyi hissettiren kayıtların bir parçası oldu. “Müzik yapıyordum ve kişisel dertlerimin çok daha azdı. Daha özgür hissettim o dönem. İşin iyi olmasını istiyordum. Kendimden bir şey katıyor, güzel bir yöne gittiğini görebiliyordum,” sözlerinden motivasyonunu anlamak da mümkün. 

Bu yazıda olduğu gibi Umut’un solo kariyeri de müzikal yolculuğunda pek çok durağı geride bıraktığında belirginleşti. “Yaptığım müzikle öz değerimi eş tutuyordum,” diyen Umut, bir süre kendine iyi müzik yaptığını ispatlamaya çalıştı. Kafasında “Kendi olduğum hâlimden daha şık bir şey tasarlamaya çalışıyordum,” sözüyle dönmeye şiddetli sorular vardı. Yapıp geçememek, akıp gidememek. Tıkanıklık, zorlanma, tutukluk. Hepsi var. Hepsi her yerde var. Umut için de var. Umut’un içinde de var: “Belli kompleksler yaşıyorum o dönemde. Yapıp yapamayacağıma emin olamıyordum. Kendimi değersiz hissettiğim zamanlar oluyordu. Sanki iyi bir şarkı yaparsam değerli hissedecektim kendimi.” 

Biraz hayat, biraz bitki, biraz yeşil


2018 yılında gelen Seyrek / Cosi bir duvarı baştan aşağıya yıktı. Arşivden çıkıp gelen Verirdim Kalbimi Sana da açılan yoldan coşkuyla ilerlemesini sağladı. Tam bir atmosfer şarkısı. Zihnin nerede dolaştı bu şarkıyı yaparken diye sordum. Cevabı hazırdı: “Çok salaş hissettiriyor bana. Böyle pasaklı bir sahil kasabası, salaş bir ortam. Biraz rüzgar, hafif akşamüstü, ışıklar… Hem heyecanlı bir ortam hem tekinsiz ancak sıcak bir his var genel olarak.” Yakın gelecek planlarında geçmişten bugüne taşıdığı üç şarkının yer alacağı bir kısaçalarla onun için çoktan “eski” olan bir dönemi kapatmak var. Yeni besteleri için söylediği “Doğalında akan nehri bulmaya çalışmak,” sözü bile heyecanlanmam için yeterli. 

Doğalında akan nehri bulmak. Bir daha ne zaman buluşacağız?


Umut’un sahil kasabasından ayrılmadan önce ondan bir keşif rotası bırakmasını istedim. O da Erkin Gören’e ait kaydedip mikslediği ilk albüm olan Kestim Öldün’ü söyledi ve durdu. Yürüyüş sona erdi. Yol ayrımına geldik. Bazen tanıdık hisler, bazen de kısa bir sessizlik son noktayı koyar. Hangisi olduğu bu sefer sende kalsın. Yeniden görüşmek üzere.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🎧 Keşif Sahnesi #16 | Umut Çetin

Umut'un çocukluk yıllarının rengine, rock'n roll coşkusunu hissettiği ilk günlere, beklenmedik kesişimlere ve kendini her gün yeniden keşfetme öyküsüne davetlisin.

19 Ara 2021

Bi Film Önersene ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

Burcu Dimili

·

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah