Akan nehri bulmaya çalışmak: Umut Çetin

Umut Çetin'le pasaklı bir sahil kasabasında, salaş bir ortamda. Müziğin sevgili rolü oynadığı bir akşamüstünde.
Akan nehri bulmaya çalışmak: Umut Çetin

19 Aralık - Bi Film Önersene - Duende
Bi Film Önersene ile birlikte

2022’de bi’ günün filmsiz geçmesin: Bi’ Film Ajandası 2022

Duende okuyucusu olarak Keşif Sineması’nda yeni yönetmenler keşfetmekten, Keşif Bülteni’nde haftanın film önerilerini takip etmekten zevk alıyor musun? Peki yılın her günü için ayrı bi’ film önerisine ne dersin?

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Biraz mahalle arasında top oynamanın peşinde, biraz apartman dairesinde kendi dünyasına eşlik eden oyunlarla geçti Umut’un çocukluğu. Yer Gebze. Anne ve babası orada çalıştığı için onlu yaşlarına kadar orada büyüdü. Müzikle ilgili ilk anıları arasında Kayahan’ın “Ne kadar mutluyuz seninle, ne kadar mutluyuz bilemezsin,” sözleriyle başlayan Galatasaray için yazdığı bir şarkı var. Yarı komik, yarı eğlenceli bir anı olarak kalmış zihninde. Tekrarı sorulmayacak kadar dinlenmiş, coşkusu bol bir buluşma.

Umut'la gün ortasında, sokağa bakan masanın birinde.


Gebze’ye kadar gelmişken evin başka odalarına bakmadan olmaz. Salonda bir bağlama var. Umut’un babası ve amcalarının halk müziği ve türküler söylediği toplaşmalardan kalma. Umut’un odasına önünden geçerken içeride yalnız olmadığını farkettim. Yanında Evren ablası var. Ona daha 9 yaşında Queen’in Greatest Hits II kasetini hediye etmekle kalmayan, albümden şarkıları kasetçalardan son ses açıp yatak üstünde zıplayarak rock’n roll coşkusunun nasıl yaşanacağını da öğreten insan. “Benim için müzik yolculuğunu başlatan isim oldu,” sözlerinden Evren ablanın önemini anlamak mümkün.

İlkokul dönemini Queen dinlemenin ona kattığı havalılıkla kapatan Umut, ortaokulu paten kayıp çeşitli punk aksesuarları takarak Linkin Park ve Limp Bizkit dinleyerek geçirdi. Bu sırada kardeşiyle birlikte piyano dersi almaya başladı. O dönemki sabırsızlığı ve hızlıca çalabilmeye olan takıntısı piyano eğitimi arada bir yerde bıraksa da lise yılları ve hiç düşünmeden grup kurma özgürlüğü onu başka bir enstrümana yöneltti. Gitar dersi alan bir arkadaşına özenerek ders almaya başlayan Umut, biraz geriden geldiği için gruba basçı olarak dâhil oldu. Öne doğru adımını ise vokalleri de üstlenerek attı.

Umut'la şarkılarını kaydettiği stüdyoda


Lisenin son günlerini bilgisayar başında besteler yaparak geçiren Umut, MySpace’e yüklediği şarkılarından biri için Cem Adrian’dan mesaj aldı. Kendi dünyasında ürettiği sesler, yolculuğa çıktı ve kıymetli görünen kulaklardan geçerek beğenildi. Belki Cem Adrian’la devamı gelmedi ama Umut, müzikle kurduğu içgüdüsel ilişkiye ve onun verdiği özgünlüğe sığındı. “İnan hiç kapsamlı bir düşünceyle gerçekleşmedi,” diyerek açıkladığı Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü tercihini “Müzik bir şekilde kendime inandığım ve güvendiğim bir şeydi,” sözleriyle gerekçelendirdi. Bence gayet yeterliydi. 

Müzikle kurduğu duygusal bağı teorik bilginin içinde kaybetmek istemeyen Umut, ilk birkaç yılı sallantıda geçirdiği bölümü “Çok gurur duyduğum bir iş oldu,” diyerek anlattığı disiplinlerarası ve çağdaş müziğin ön plana çıktığı bir projeyle tamamladı. Onun için müzik, ilişkiye girmek gibiydi. İçinde hem sayısız kaygı hem de benzersiz mutluluklar vardı. O dönemki dansçı kız arkadaşıyla birlikte hazırladığı 23 dakikalık bitirme projesi, daha doğrusu gösterisi, bir bakıma müziği boyutlandırmaktan ibaretti. İçine neler koyduğundan çok dışa doğru verdiği meyveler önemliydi.

Umut'la kahvaltısız başlayan günün kahveyle gelen mutluluğunda


Üniversiteden mezun olmadan 1,5 yıl önce bir arkadaşının kayıt stüdyosunda çalışmaya başlayan Umut, çok yakın zamana kadar devam eden bu dönemi “6 sene sürdü. Çok geniş, içinde pek çok şeyi kapsayan bir yolculuktu. Çok öğretici oldu. Üniversiteden daha çok şey öğrendim,” sözleriyle tamamladı. Biri bitip diğeri başlamaz her zaman. Stüdyoda geçen dönemin son birkaç yılında Nilipek., Kalben ve İdil Meşe’in müzikal dünyasında prodüktör pelerinini üzerine alarak kısa yolculuklara çıktı. Hem iyi hissettiği hem de iyi hissettiren kayıtların bir parçası oldu. “Müzik yapıyordum ve kişisel dertlerimin çok daha azdı. Daha özgür hissettim o dönem. İşin iyi olmasını istiyordum. Kendimden bir şey katıyor, güzel bir yöne gittiğini görebiliyordum,” sözlerinden motivasyonunu anlamak da mümkün. 

Bu yazıda olduğu gibi Umut’un solo kariyeri de müzikal yolculuğunda pek çok durağı geride bıraktığında belirginleşti. “Yaptığım müzikle öz değerimi eş tutuyordum,” diyen Umut, bir süre kendine iyi müzik yaptığını ispatlamaya çalıştı. Kafasında “Kendi olduğum hâlimden daha şık bir şey tasarlamaya çalışıyordum,” sözüyle dönmeye şiddetli sorular vardı. Yapıp geçememek, akıp gidememek. Tıkanıklık, zorlanma, tutukluk. Hepsi var. Hepsi her yerde var. Umut için de var. Umut’un içinde de var: “Belli kompleksler yaşıyorum o dönemde. Yapıp yapamayacağıma emin olamıyordum. Kendimi değersiz hissettiğim zamanlar oluyordu. Sanki iyi bir şarkı yaparsam değerli hissedecektim kendimi.” 

Biraz hayat, biraz bitki, biraz yeşil


2018 yılında gelen Seyrek / Cosi bir duvarı baştan aşağıya yıktı. Arşivden çıkıp gelen Verirdim Kalbimi Sana da açılan yoldan coşkuyla ilerlemesini sağladı. Tam bir atmosfer şarkısı. Zihnin nerede dolaştı bu şarkıyı yaparken diye sordum. Cevabı hazırdı: “Çok salaş hissettiriyor bana. Böyle pasaklı bir sahil kasabası, salaş bir ortam. Biraz rüzgar, hafif akşamüstü, ışıklar… Hem heyecanlı bir ortam hem tekinsiz ancak sıcak bir his var genel olarak.” Yakın gelecek planlarında geçmişten bugüne taşıdığı üç şarkının yer alacağı bir kısaçalarla onun için çoktan “eski” olan bir dönemi kapatmak var. Yeni besteleri için söylediği “Doğalında akan nehri bulmaya çalışmak,” sözü bile heyecanlanmam için yeterli. 

Doğalında akan nehri bulmak. Bir daha ne zaman buluşacağız?


Umut’un sahil kasabasından ayrılmadan önce ondan bir keşif rotası bırakmasını istedim. O da Erkin Gören’e ait kaydedip mikslediği ilk albüm olan Kestim Öldün’ü söyledi ve durdu. Yürüyüş sona erdi. Yol ayrımına geldik. Bazen tanıdık hisler, bazen de kısa bir sessizlik son noktayı koyar. Hangisi olduğu bu sefer sende kalsın. Yeniden görüşmek üzere.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🎧 Keşif Sahnesi #16 | Umut Çetin

Umut'un çocukluk yıllarının rengine, rock'n roll coşkusunu hissettiği ilk günlere, beklenmedik kesişimlere ve kendini her gün yeniden keşfetme öyküsüne davetlisin.

19 Ara 2021

Bi Film Önersene ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

Soner Can

·

15 Eki 2026

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Likya mirasının izinde imece usulü festival: Kaş Tiyatro Günleri

“Likya Kültürel Mirası” temasıyla 15-18 Ekim’de beşinci kez düzenlenen Kaş Tiyatro Günleri, bu yıl Kaş’ın yanı sıra Myra ve Patara’ya da uzanıyor. Festivalin kurucularından, Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy ve gönüllü destekçi Aslınur Sarıca’yla tiyatronun, ekolojik mücadelenin ve birlikte üretmenin açtığı alanı konuştuk.

Ilgaz Gökırmaklı

·

13 Eki 2026

Likya mirasının izinde imece usulü festival: Kaş Tiyatro Günleri
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali: 'Yerel, küçük, yavaş'

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin etkinlik koordinatörü Nigar Mat ile festivalin yerelle kurduğu bağı, adanın ekolojik sorunlarını ve dayanışmayla bir festival sürdürmenin koşullarını konuştuk.

Emre Eminoğlu

·

12 Eki 2026

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali: 'Yerel, küçük, yavaş'
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir neslin geçmişiyle buluşması: Çilekeş 16 yılın ardından yeniden sahnede

Çilekeş, Epifoni Organizasyonu ile 16 yıl sonra orijinal kadrosuyla sahneye döndü. Grup yalnızca eski şarkılarını çalmadı, kolektif bir kitlenin parçası olmamızı da sağladı.

Eda Solmaz

·

12 Eki 2026

Bir neslin geçmişiyle buluşması: Çilekeş 16 yılın ardından yeniden sahnede