

World’ün 30. yılında dile Vadaa’dan ne dilersen Türkiye’nin alışveriş arkadaşı World 30 yaşında. Kampanyalarla dolu, mutlulukla dolu, Vadaa’larla dolu tam 30 yıl! Yıllardır ilk günkü heyecanla hayallerimizi gerçekleştiren Vadaa, bu yılın şerefine yine bizi mutlu etmenin peşinde. Üstelik birbirinden güzel hediyelerle! Nedir? Vadaa, tek seferde yapacağınız harcamalarda her 30 TL için bir çekiliş hakkı kazandırıyor; 3 kişiye Jeep Renegade, 30 kişiye iPhone 12 Pro hediye ediyor. Üstelik yüzlerce Worldpuan kazanabileceğiniz kampanyalar da World Mobil’de sizi bekliyor. Siz de World Mobil’e girin: Vadaa’lardan fırsat beğenmek için World Mobil'i bu bağlantı üzerinden indirebilir, kampanyayla ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bir adım geriden değil, tam şimdi. Çünkü hem Tufan'la hem sinemasıyla ben de günler önce tanıştım. Adını ilk kez duyduğumda gülümsediğim filmi Sen Ben Lenin, önce konusuyla, sonra senaryosundaki Barış Bıçakçı iş birliğiyle, son olarak da çok sevdiğim isimlerle dolu kalabalık oyuncu kadrosuyla ilgimi çekmişti.
İstanbul Film Festivali sırasında İstanbul'da, Adana Altın Koza Film Festivali sırasında Adana'da değildim. Vizyon tarihi yaklaşırken filmi izleme şansım oldu — henüz 15. dakikasında Keşif Sineması'nın bir sonraki konuğunun kim olmasını istediğimi anlamıştım.
İlk buluşma: Ankara'dan bir süreliğine, filmin tanıtımı için İstanbul'a gelen Tufan, İstanbul'da her gelişinde şehrin içinde ama şehirden olabildiğine uzak bu semtte kalmayı tercih ettiğini söylüyor. Bense çeyrek asırdan fazla yaşadığım bu şehirde, Büyükdere'ye belki de ilk kez geliyorum. Eski, ahşap evlerle dolu; eğimli sokaklar, kiliseler; önünden yol geçince ünvanlarını kaybetmiş yalılar; balıkçı tekneleri ve deniz kokusu. Bir çay bahçesinde buluşuyoruz. Filmin anıları hafızamda taze, az ilerideki Atatürk büstünü gösterip gülüyorum: "Karşısında bir de Lenin büstü arıyor insan."

Tufan ve Emre, Büyükdere'de, Boğaz'a paralel sokaklarda
Tufan'la sahile vuran dalgaların getirdiği bir sürpriz hakkındaki filmini konuşmadan önce İstanbul Boğazı kıyısında sürprizlerle karşılaşıyorum. Vapur iskelesinin, eskiden vapurların yanaştığı tarafından, şu an Hacıosman minibüsleri geçiyor örneğin. Ben salepimi yudumlarken hayatımda hiç çay içmediğimden söz ediyorum, o şaşırıyor. O etrafta gezen kocaman tavukları gösteriyor, ben şaşırıyorum — Tolga Karaçelik'in Kelebekler'i geliyor ister istemez aklıma. Benim için tuhaf bir gün, kendimi İstanbul'da ama İstanbul'dan uzakta, kendi şehrimde bir astronot gibi hissediyorum.
Sürprizlere...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tufan Taştan'la Altındağ'dan Büyükdere'ye bir yolculuktayız.
24 Kas 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Korku komedisi "Widow’s Bay"in 14 ödülle rekor kırdığı 78. Primetime Emmy Ödülleri’nde Apple TV, HBO ve Netflix’i geride bıraktı; drama kategorilerinde "The Pitt", mini-dizi kategorilerinde "DTF St. Louis" öne çıktı.

“Artık ‘Berlinli Sercan’ oldum” diyen Ezhel için Türkiye’den Almanya'ya gelmesinin üzerinden geçen yıllar, onun için yalnızca başka bir ülkede yaşamaya başlamak anlamına gelmemiş; müziğini, dinleyicisini ve kendisini de değiştirmiş. Almanya’daki diaspora, Gastarbeiter kuşağının hikayeleri, dil öğrenmenin zorlukları, Türkiye’ye dönememenin yarattığı gurbet duygusu ve Yunanistan’da bulduğu memleket izleri üzerine konuştuğumuz Ezhel, “Türkiye kadar Almanya da benim bir gerçekliğim” diyor.

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.




