Antik Çağ'ın fermante sosu: garum


Dünyanın ilk Rakı Duyusal Çemberi uluslararası alanda da ilgi görüyor Değer yaratmaya yatırım yapan şirketler, bu emeklerinin karşılığını mutlaka alıyor. Ortaya konan çalışmalar sektöre, sektör profesyonellerine, o konuya dair küresel kültüre ve o çabanın gösterildiği ülkeye daha büyük değerler olarak geri dönüyor. Mey | Diageo’nun dünyada bir ilki gerçekleştirerek oluşturduğu Rakı Duyusal Çemberi bilimsel çalışması, bu durumun en güzel örneklerinden biri. Şirket vizyonundan köklenip sonrasında bilimsel olarak tescilli bir çalışmaya dönüşen Rakı Duyusal Çemberi, küresel yolculuğunu sürdürüyor. Neler olmuştu? Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Turgut Cabaroğlu, Dr. Öğr. Üyesi Merve Darıcı ile Mey | Diageo’dan Teknik ve İnovasyon Kıdemli Müdürü Duygu Beypınar ve Kalite, Teknik ve İnovasyon Müdür Koray Özcan’ın rakı duyusal çemberinin arka planını ve süreçlerini anlattıkları bilimsel makale geçtiğimiz aylarda dünyanın önde gelen hakemli gıda bilimi dergisi Foods’da yayınlanmıştı. Böylece rakının duyusal çemberi uluslararası literatüre girmiş ve bilimsel olarak tescil edilmişti. Sektörde küresel bir ilgi uyandıran bu çalışmanın ardından Duygu Beypınar; dünya çapında 3 bin üyesi bulunan ve her yıl 90 ülkeden katılan 4 bin öğrencisiyle alkol sektörünün üniversitesi gibi değerlendirilen Institute of Brewing and Distilling’in (IBD) İrlanda ofisi tarafından 20 Ekim akşamı düzenlenen webinara konuk olarak Rakının Duyusal Çemberi’ni dünyanın dört bir yanından sektör temsilcileriyle tanıştırdı. Öne çıkanlar Beypınar; yaklaşık yüz bira üreticisi ve damıtıcının katıldığı webinar’da Mey | Diageo ve Çukurova Üniversitesi işbirliğiyle iki yıllık bir çalışmanın sonucunda tanımlanan duyusal çember hakkında bilgi verirken gastronomik derinliği olan ürünler için yapılan duyusal çember araştırmasının ilk kez rakı için yapıldığını vurguladı. Sensory Lexicon and Major Volatiles of Rakı Using Descriptive Analysis and GC-FID/MS başlıklı çalışma kapsamında iki yıl boyunca Türkiye’de piyasa bulunan tüm üreticilere ait önemli markalar, 3 binden fazla tadımla tekrarlı duyusal analizlere alındı ve rakının aromatik dünyası ve aroma-tat çemberi tanımlandı. Beypınar, çalışmanın hayata geçirilme sürecinin anlattığı webinarda katılımcılara kullanılan malzemelere ve üretim sürecinin ürünün tat profiline nasıl etki edebileceğine dair bilgiler verdi. Dünya çapında katılımcıların yoğun ilgisini çeken webinarda iletilen geri bildirimler, sorular, yorumlar ve sunumun ardından rakıya olan ilgi, rakı konusunda çok olumlu bir hava yaratıldığını ispatladı. Neden önemli? IBD, üyeleri ve her düzeydeki öğrencileri için hem çevrimiçi hem de yüz yüze kurslar, etkinlikler, seminerler ve kongreler düzenliyor. Bu sayede, sektöre hizmet edecek yeni nesil profesyonellere rehberlik ediyor. Bira, distile içki ve ilgili endüstrilerin bilim ve teknolojilerinde meslekî gelişimin ilerlemesi için çalışan IBD; 1886’ya kadar uzanan geçmişiyle alkollü içki endüstrisi için oldukça büyük bir otoriteyi temsil ediyor. Mey | Diageo’nun Çukurova Üniversitesi işbirliğinde ortaya koyduğu bilimsel makalenin sektörün öncü kurumlarından biri tarafından ilgi görmesi, kurum tarafından düzenlenen ve uluslararası çapta çok sayıda insanı ağırlayan bir webinarda temsil hakkı kazanması; Türkiye’yi alkollü içki endüstrisinde birkaç adım öteye taşıyacak rakının potansiyelini dünyaya duyurmak açısından önemli bir fırsat yarattı. Ayrıca webinar sayesinde Mey | Diageo, Beypınar aracılığıyla gelecek hedeflerini sektör temsilcilerine sunabilme şansı yakaladı. Beypınar; gelecek dönemde Mey | Diageo’nun rakıyla tüketilen yemekler, rakı sofralarının olmazsa olmazı mezeler konusunda bir araştırma yapmak istediğini belirtti.
Daha fazlasını öğren →
Ekmek, şarap ve zeytinyağının memleketi; sosların, otların ve egzotik baharatların nizami harmanının buluşma noktası; birlikte yemek yeme kavramının doğduğu toprakların sahibi; kendisinden sonraki tüm imparatorlukların kültürüne esintiler bırakmış Antik Akdeniz mutfağındayız.
Bu mutfağı bu kadar önemli kılan en mühim meselelerinden biri, yemek ve kültürün harmanı olan gastronominin ilk yazılı kaynaklarının bu topraklara ait olması. Bilinen ilk yemek kitabının milattan önce 1. yüzyılda yazıldığı tahmin ediliyor. Apicius tarafından yazılan De re coquinaria'nın içindeki tarifler, Antik Çağ mutfak kültürünü anlamamız için eşsiz bir miras.
Ticaret yollarının üzerinde bulunan hanlar sayesinde yemek pişirmenin bir meslek hâline gelmesi de bu topraklarda gerçekleşiyor. Her ne kadar fakirlerin beslenme diyeti genellikle arpa ve buğdaya bağımlı olsa da zenginlerin mutfağı fazlasıyla yenilikçi, deneysel ve yaratıcıydı. "Şimdinin gurmeleri" olarak nitelendirebileceğimiz çoğu şikemperverin beslenme alışkanlıkları halktan insanları şaşkına çeviriyordu.
Antik Yunan'da yaşayan bir aşçının yetenekli olduğunu gösterir yegâne ölçüt, balıkla yaptığı yemeklerdi. Bununla birlikte Romalılar, soslara ve etlere düşkünlükleriyle biliniyorlardı. Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı tüm tatlar, zenginlerin ihtişamlı sofralarında bir arada boy gösteriyordu.
Fermante soslar 101: garum
Tarihin en eski ve mayalı içeceği şarabın kutsal sayılıp neredeyse hayatın her alanında olması, Antik Romalıların mayalanma yahut fermantasyonla ne kadar iç içe olduğunu bizlere gösteriyor. Ama bugünün başlığı çok daha ilgi çekici bir fermantasyon ürünü üzerine: garum ya da liquamen — Antik Çağ’ın en popüler sosu.
Antik Çağ insanının onsuz bir hayat düşünemeyeceği sos garum, Helenceden geliyor. "Bir tür balık" manasını taşıyan bu kelime yıllar içinde sosun adı olarak anılmaya başlıyor — etrafı denizlerle çevrili bir uygarlığın vazgeçemediği sosun balık özünden olması aslında hiç de şaşırıcı değil.
Mayalı bir balık sosu garum, bir nevi Roma mutfağının konsantre hâli. Tuz, deniz ve güneş üçlüsünün bir ürünü ve balığın iç organlarının fermante edilmesiyle yapılıyordu. Genellikle bu sos için gümüş balığı, tekir, ançüez ve sardalya gibi küçük balıklar tercih ediliyor; kullanılan bu balıkların iç organları çıkarılıyor, tuzlanıyor ve güneşe konuluyordu. İçine çeşitli otlardan — değeri yüzünden Roma Devlet hazinesinin mahzenlerinde saklanan silphium otu da dâhil edilerek — karışımlar ekleniyordu. Sıcak ve tuzla birleşen bu harman, uzun ve kalın bir örme sepetin içine yerleştiriliyordu. Aşağı doğru akan bu yoğun kıvamlı bol balık aromalı sos (garum) böylece hazır oluyordu.
En kalitelisini elde etmek için kullanılan balık uskumruydu — lakin diğer küçük balıklarla da bu sos elde ediliyordu. Neredeyse her çeşitten yiyecekle kullanılan garum, hem tuz işlevi görüyor hem de yemeğe karakterini veriyordu. Tuzun oldukça kıymetli olduğu ve ağır vergilere tabii tutulan Antik dönemde, gerçek tuz yerine garumun sıklıkla kullanıldığını görebiliyoruz.
On parmağında on marifet
Garum sadece yemeklere tat vermek amacıyla kullanılan bir sos değildi. Aynı zamanda şifa verici özelliği olduğu düşünülmesi bir yana pek çok ilacın reçetesinde kullanıyordu. İçeriğinde bulunan azot ve vitaminler sayesinde uyarıcı etkiye sahip sos, türlü sindirim sistemi rahatsızlıklarında, baş ağrısı ve fazla alkol tüketiminin sebep olduğu semptomların tedavisinde de kullanılıyordu. Bunlarla birlikte cilt tahrişlerinde, yanıklarda, böcek sokmalarında, iltihaplarda da bir nevi merhem görevini üstleniyordu.
Garumu tanımlamak için "Bir nevi balık sirkesi," demek hiç de yanlış olmuyor. Günümüz Worcestershire’ının atası olarak kabul edilen garum, Antik Çağ’ın en sevilen ve tüketilen sosuydu — az maliyetli oluşu yüzünden yayılma imkânını bularak yıllar içinde ticari bir nesne hâline gelmişti.
Her ne kadar Batı Roma İmparatorluğu’nun dağılmasıyla birlikte zaman içerisinde bu sos unutulmuş olsa da fermante sosların neden bu kadar sevildiğinin ipuçlarını barındırıyor. Fermante edilmiş ürünlerin içinde yüksek miktarda monosodyum glutamat var.
Umami (diğer dört tat duyusundan ayrı beşinci bir tat) bu tür fermante edilmiş gıdaların içinde bulunuyor. Lezzeti arttırdığı kanıtlanan bu tat sayesinde garum, Antik Çağ mutfağının belirleyici lezzeti oluyor ve yüzyıllarca varlığını koruyor.
Kaynaklar:
- Ali Güveloğlu, Antik Çağ’da Beslenme ve Damak Tadı, Pinhan Yayıncılık, İstanbul, 2018.
- Ali Güveloğlu, Antik Çağ Mutfak Sözlüğü, Pinhan Yayıncılık, İstanbul, 2019.
- Dinçer Savaş Lenger, Antik Çağ’da Garum, Arkeoloji ve Sanat Dergisi, s.129, ss.69-76.
- Linda Civitello, Mutfak ve Kültür İnsanın Beslenme Tarihi, çev: Z.Nilüfer Nahya ve Saim Örnek. Ankara Bilim ve Sanat Yayınları, 2019.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Antik Roma'nın fermante sosu garum; iştah açan yemelik, giymelik, okumalık tavsiyeler.
27 Eki 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026




