
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Son zamanlarda çevremden çokça duyduğum bir cümle var: “Sanki yarın sabah uyanacağım ve aslında salgının başladığı andan itibaren yaşadıklarımızın bir rüya olduğunu anlayacağım.” Bizleri 100 yıl geriye götüren ve birçok alışkanlığımızın değişmesine neden olan salgın, hayatlarımızı yavaşlattı ve belki de düşünmeye vakit bulamadığımız, arka plana ittiğimiz konuların yüzeye çıkmasına olanak sağladı. Krizden dolayı daha çok çalışmak durumunda kalanlar, ya da işlerinden uzaklaşmak durumunda kalanlar… Belki de en çok sorgulanan konu kariyerler oldu. Dijitalleşmenin başlattığı küresel değişimin ivmesi artıyor sanki. Hayatlarımız değişebilir ve salgın sonrasında ne dünya ne de biz aynı kalmayabiliriz. Değişmek isteyen, farklı kariyer yollarına geçmek isteyen ama “Hayalinizi takip edin.” söylemlerini gerçekçi bulmayanlar var mı? Ya da önünde engeller gören, artık çok geç olduğunu düşünenler?
• Zorluklardan doğan yaratıcılık: “Zorluklar... Onları her şeyden çok severim. Yaratıcı olabilmek için acıya cevap verebiliyor olmanız gerekir. Her şey yolunda giderse sıkılırsınız.” diyor Giorgio Armani. Chanel’in hayatında olduğu gibi, Armani’nin de bu gösterişli dünyasının arkasında geçmiş mücadeleler yatıyor. Armani, 1934 yılında yani Büyük Buhran döneminde Mussolini yönetimi altındaki İtalya’nın Piacenza şehrinde dünyaya geliyor. İkinci Dünya Savaşı boyunca yoğun bombardıman altında kalan bu şehirdeki korku, Armani’nin otobiyografisine “Bombalanan şehirdeki yaşama korkusu, mahzenleri siper edinerek…" sözleriyle yansıyor. Mütevazı bir aileye ve kısıtlı olanaklara sahip olan Amani’nin babası ise savaş sonrasında faşist hükumet için çalıştığı gerekçesiyle tutuklanıyor. Böyle bir dünyadan gelen tasarımcının aslında kendi hayalindeki Armani dünyasını yaratabilmesi büyüleyici değil mi? Herkesin koşulları, karşılaştığı insanlar, fırsatlar farklı olabilir ve hayatta her şey mümkündür yargısına varmak çok klişe de gelebilir. Ama en azından hayallerimiz için “Ya olursa?” ışığı yakmıyor mu? Ya da “Neden olmasın?” dedirtmiyor mu?
• Hiçbir zaman geç değildir: Armani’nin bugün 8.5 milyar avroyu bulan servetinden 40 yaşına kadar eser yoktu. Diğer yandan çok çalışma, tecrübe ve birikimlerle gelen manevi bir servete sahip olduğu şüphesiz. Daha da geçmişe gidelim. Çocukluğunda, bir top mermisi nedeniyle yara alıyor ve hastanede geçirdiği dönemde doktor olmaya karar veriyor. Tıp akademisindeki üç senelik eğitimini iki senelik zorunlu askerlik takip ediyor. Sonrasında, ailesine destek olmak amacıyla tıp kariyerinden vazgeçerek Milano’daki La Rinascente mağazasında işe başlıyor. Kendi markasını kurma cesaretini ise partnerinin de desteği ile ancak 40 yaşında bulabiliyor.
• Armani’den pazarlama dersi: Bir marka, yeterince popülerliğe ulaştığında ve hedef kitlesi tarafından kabul gördüğünde yeni ürün kategorilerine, segmentlere ya da pazarlara ulaşmak ister. Armani ise bir markanın hem dikey hem de yatay genişleyerek küresel ölçekli bir başarı hikâyesine örnek olarak karşımızda duruyor. 2019 yılında 4.2 milyar avroya ulasan cirosuyla Armani, ana markasına ek olarak farklı müşteri segmentlerine hitap eden beş alt markayı bünyesinde bulunduruyor. Armani’nin kurduğu bu dünya artık modanın da ötesinde otelleri, iç mekân tasarımları, restoranları, çiçekleri ve çikolatalarıyla bizleri karşılıyor.
• Nasıl başardı? Bu soru bir makaleye, araştırmaya esin kaynağı olacak nitelikte ama Armani şöyle cevap verirdi: "Aktaracak bir formülüm yok. Her zaman kendi yöntemimle yaptım. Benim için en değerli şey bağımsızlığım. Tutku, risk, azim, tutarlılık; bunlar benim profesyonel geçmişim."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Pratiklerimizi takip ettiğimiz ve paylaştığımız sosyal uygulamalar, performans toplumunun arayüzleri mi? Duolingo, Strava ve benzeri uygulamalar, yalnızca alışkanlıklarımızı takip etmeyi sağlamıyor; gelişimi görünür ve paylaşılabilir kılarak kimlik kurma biçimimizi de dönüştürüyor olabilir.

Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.




