Bag It belgeseli: Plastiksiz bir dünya mümkün


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Plastiksiz Temmuz Hareketi Avustralyalı bir vatandaşın harekete geçme kararının, nasıl kitlesel bir eyleme dönüştüğünün ve bir girişimin, geleceğimiz için nasıl fark yaratabileceğinin oldukça ilham verici bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. 2010 yılında çıkan Bag It belgeselinin de benzer bir motivasyonu var.
Suzan Beraza tarafından yönetilen film, “sıradan” bir ABD vatandaşı olan Jeb Berrier’in hayatımızda plastiklerin ne kadar yaygın olduğunu anlamak için çıktığı bir yolculuğu takip ediyor. Bu sorgulama durumu, plastik poşetlerin kullanım alanlarını irdelemekle başlıyor ve plastik kirliliğinin etki alanlarına dair bir araştırmaya dönüşüyor.
Beraza’nın anlatısı, plastiğin üretim ve kullanım alanlarıyla imha edilme süreçlerini ele alıyor. Bununla birlikte, plastik dolu hayatımızın yaban hayatını nasıl etkilediğini, okyanuslar ve insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini de vurguluyor. Ayrıca bilim insanları, politika yapıcılar ve aktivistlerle yapılan röportajlar aracılığıyla da plastik bağımlılığımızın “gizli” sonuçlarını ortaya koyuyor ve izleyiciler, tüketim alışkanlıklarını yeniden düşünmeye teşvik ediliyor.

Plastik dünya: Ucuz, dayanıksız ve sahte
Science History Institute’un özetine göre, okyanuslardaki plastik atıklar ilk olarak, 1960’larda gözlemlendi. Rachel Carson’ın 1962 yılında yayımlanan Silent Spring (Sessiz Bahar) kitabı, kimyasal pestisitlerin tehlikelerini ortaya koydu. Çevresel sorunlarla ilgili farkındalık yayılırken, plastik atıkların kalıcılığı da gözlemcileri rahatsız etmeye başladı. Plastik, zamanla ucuz, dayanıksız veya sahte olanı tanımlamak için kullanılan bir kelime hâline geldi.
Ancak 2024’te plastik kullanımının verdiği zararla yaşamayı hâlâ sürdürüyoruz. Bag It yapımı da tam olarak şu fikri anlatmaya çalışıyor: Plastiklerin, özellikle deniz ekosistemleri üzerinde yıkıcı etkileri var. Mikroplastiklerin deniz canlıları üzerindeki etkilerine daha çok dikkat çekilmeli çünkü plastiklerin besin zincirine girmesi ve bu durumun insan sağlığı üzerindeki etkisi oldukça tehlikeli.
- Örneğin plastik üretiminde kullanılan kimyasallar, hormon bozukluklarına ve diğer sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Peki ne yapılabilir? Belgesel, bu tehlikelerin altını çizdikten sonra plastik bağımlılığından kurtulmak için çözüm önerileri de sunuyor. Geri dönüşümle ilgilenebilir, yeniden kullanım alışkanlıkları edinebilir ve biyobozunur alternatifleri tercih edebiliriz. Berrier, günlük hayatında plastik poşetler, şişeler ve ambalajlarla etkileşimini minimuma indirmeye çalışırken, bir yandan da bu süreçte karşılaştığı zorlukları samimi bir şekilde paylaşarak bile plastiksiz bir dünya için mücadele ediyor.

Plastik endüstrisi
Bütün bu çevresel kaygılara rağmen, günümüz dünyasında kâr odaklı söylemler, plastik kullanımının "daha yeşil" bir tercih olduğunu iddia edebiliyor. Aslında Jeb’in Bag It belgeseli kapsamında Algalita Deniz Araştırmaları Vakfı’ndan Anna Cummins ile yaptığı röportaj, dünyanın içinde bırakıldığı kafa karışıklığını yansıtıyor:
“Plastik endüstrisi; kağıt ve plastik arasında seçim yapma durumunda, plastiğin daha çevreci bir çözüm olduğunu iddia ediyor. Plastik, hafif ve nakletmek için çok az fosil yakıt gerekir ancak bu denklemde bilerek göz ardı edilen bir nokta var. O da, bütün o plastiğin okyanusa uçtuğunda ne olacağı? Bu durum hesaba katılsa ve çıkan rakamlara göz atılsa, inanın, ortada kıyas falan kalmaz.”
Bag It, sadece kâr odaklı dünya ve sürdürülebilir bir gelecek isteği arasındaki uçurumu göstermekle kalmıyor, bu sorunlara çözüm arayan bireyleri ve toplulukları tanıtmasıyla da umudun bir parçası hâline geliyor. Belgesel, plastik kirliliğine karşı mücadele eden ve sürdürülebilir alternatifler geliştiren projeler ve girişimlere yer veriyor. Bu sayede izleyicisine, kişisel ve toplumsal değişimin mümkün olduğunu gösteriyor.
Özet olarak bu belgesel, plastik kirliliğinin dünya genelindeki ciddi etkilerini gözler önüne seren ve bu konuda harekete geçmeye teşvik eden güçlü bir yapım. İzleyicilere yalnızca bilgilendirici değil, ilham verici bir deneyim de sunuyor. Bu deneyim ile plastik tüketimimizi yeniden değerlendirmek ve daha sürdürülebilir bir yaşam tarzı benimsemek için elimizde bir fırsat olduğunu hatırlıyoruz.

Daha fazlası
Plastiksiz Temmuz’u, plastiksiz bir geleceğe dönüştürmek istiyorsanız, aşağıdaki belgeselleri de izleyebilirsiniz:
- A Plastic Ocean, gazeteci Craig Leeson’ın, mavi balina arayışı sırasında okyanusta plastik atıklarla karşılaşmasıyla başlıyor. Leeson, serbest dalış yapan Tanya Streeter ve bilim insanlarından oluşan ekibiyle, 4 yıl boyunca 20 farklı lokasyonda plastik kirliliğinin küresel etkilerini araştırıyor.
- Emmy ödüllü The Story of Plastic, plastik kirliliğinin kökenlerini, üretim süreçlerini ve atık yönetimindeki zorlukları ele alıyor. Belgesel, plastik kirliliğiyle mücadele eden aktivistlerin ve toplulukların hikayelerini de içeriyor. Ayrıca, plastik tüketiminin azaltılması için bireysel ve toplumsal çözümler öneriyor.
- Angela Sun’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Plastic Paradise: The Great Pacific Garbage Patch, Büyük Pasifik çöp alanına odaklanıyor. Yapım, atık alanının çevresel etkilerini araştırırken, plastik atıkların deniz yaşamı üzerindeki yıkıcı etkilerini ve küresel plastik kirliliğinin ardındaki nedenleri inceliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sokak hayvanları yasasındaki son gelişmeler, Kamboçya'da yumurtadan yeni çıkan siyam timsahı yavruları, hızlı modanın başımıza açtığı belalar, Olimpiyat Oyunları'nın akıbeti ve yavaşlayan dünya...
20 Tem 2024

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?




