Belgesel | İklim Aşırılıkları: Uçurumun Kenarında Mıyız?

25 Ekim’de yayımlanan “İklim Aşırılıkları: Uçurumun Kenarında Mıyız?” belgeseli Türkçe altyazılı olarak YouTube’da. İklim krizinin ardındaki bilimsel gerçekleri ve bizi geri dönüşü olmayan değişimlere doğru iten olayları basit bir dille anlatan 52 dakikalık belgesel, kritik bir sorunun etrafında şekilleniyor: “Gezegenin iklim dönüm noktalarını aşmaya ne kadar yakınız?”
Belgesel | İklim Aşırılıkları: Uçurumun Kenarında Mıyız?

14 Eylül - Yapı Kredi Step - Angst
Yapı Kredi Step ile birlikte

Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

25 Ekim’de yayımlanan İklim Aşırılıkları: Uçurumun Kenarında Mıyız? belgeseli Türkçe altyazılı olarak YouTube’dan izlenebiliyor. İklim krizinin ardındaki bilimsel gerçekleri ve bizi geri dönüşü olmayan değişimlere doğru iten olayları basit ve görsel olarak doyurucu bir dille anlatan 52 dakikalık belgesel, oldukça kritik bir sorunun etrafında şekilleniyor:

“Gezegenin iklim dönüm noktalarını aşmaya ne kadar yakınız?”

İklim Aşırılıkları’nda Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü, ABD Atmosferik Araştırma Merkezi gibi iklim alanında çok önemli çalışmalar yapan kurumlardan uzmanlar; eriyen buzullar, düzeni bozulan okyanus akıntıları ve orman niteliğini kaybeden devasa alanlar gibi aşina olduğumuz iklim krizi kaynaklı doğa olaylarını; iklim dönüm noktaları, doğrusal olmayan değişim, negatif ve pozitif doğa geri bildirimleri gibi çok sık karşılaşmadığımız bilimsel terimler üzerinden yalın ama çarpıcı bir dille, anlaşılması kolay örneklerle anlatıyor. Biz de bugün olduğu gibi yaşamaya devam edersek, gelecekte bizi nelerin beklediğini merak edenler için belgeselde altı çizilen bazı kavramları ve bu kavramları anlamayı kolaylaştıran örnekleri açıkladık.

Doğrusal olmayan değişim 

Belgeselin genelinde, iklim krizinin etkilerini anlamak için ilk olarak “doğrusal olmayan değişim” kavramını benimsemenin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapılıyor. İklim açısından doğrusal olmayan değişimin önemi, insanlığın doğanın dengesine düzenli ve azar azar müdahalede bulunmasına rağmen belirli bir noktadan sonra, gezegenin insanların yarattığı bu hasar karşısında tampon görevi görme kabiliyetinin azalmasıyla birlikte yaşanacak sonuçların çok daha büyük ve bazı durumlarda geri döndürülemez olmasından kaynaklanıyor.

Bu durum, bir masanın üzerindeki bardağı kademe kademe masanın kenarına itmeye ya da oturduğunuz sandalyeyi arka iki ayağının üzerinde yavaş yavaş geriye itmeye benzetilebilir. Bir noktaya kadar sizin her itişiniz sandalyeyi ya da masanın üzerindeki bardağı belirli ve güvenli bir mesafede ilerletse de son itişinizde bardak masadan aşağı düşer ya da sandalye  arkaya devrilir. Bu devrilme veya düşme anına da “kritik eşik” deniyor. Bu eşiği aştıktan sonra, yaptığınız son değişimin sonuçlarını geri alma şansınız kalmıyor.

İklimin dönüm noktaları

Araştırmacılar, insanlığın dünyadaki yaşamının yaklaşık 250.000 yıldır devam ettiğini ve bu dönemin son 11.700 yılının şu anda da içinde bulunduğumuz ılıman iklimli Holosen’de geçtiğini düşünüyor. İklim tartışmalarında sıkça duyduğumuz 1,5 derecelik kritik ısınmanın önemini, bu bağlamda düşünmek önemli olabilir.

Bilim insanları, küresel sıcaklık ortalamasının Sanayi Devrimi öncesi döneme göre şimdiden 1,3 - 1,4 derece arttığını söylüyor. Bu artış ilk bakışta çok büyük bir artış gibi görünmese de 19.000 - 23.000 yıl önce yaşanan son buzul çağında, yani günümüzde yaşadığımız kentlerin yüzlerce metrelik buzulların altında olduğu dönemde, küresel sıcaklık ortalamaları şimdikinden yalnızca birkaç derece daha düşüktü. Bu da gezegenin doğal seyrinde binlerce yılda yaşanan sıcaklık değişimlerinin, fosil yakıtların atmosfere pompalanması sebebiyle bir insan ömrüne sığacak kadar kısa sürede yaşandığını gösteriyor.

Bir dönüm noktasının aşılması da yaşanan bu deneyimlerin belirli bir seviyeden yani iklim dönüm noktasının aşılmasından sonra, insanlık olarak hiçbir katkıda bulunmasak da stabil hâle geleceği ve kendi kendine hızını artırarak devam edeceği anlamına geliyor. Dönüm noktasını aşmaya en yakın ve bazı bilim insanlarının bulgularına göre aşmış olabileceği söylenen doğa olayı ise buzulların erimesi.

Örneğin, Grönland’daki buzul erimesini ele alalım: Gezegenin buzdolapları olarak anılan buzullar, ısınmayı önlemede kilit öneme sahip çünkü güneşten gelen sıcaklığın yüzde 90’ını geri yansıtıyorlar. Küresel ortalama sıcaklık arttıkça buzul erimesi de normal olarak artıyor. Bu da buzul yüzeyinin giderek küçülmesi ve daha fazla tatlı suyun okyanuslara karışması anlamına geliyor. Açık renk buzlarla kaplı alanlar azaldıkça ve koyu renk suyla kaplı alanlar arttıkça bu bölgelerdeki güneş ışınlarını yansıtma kapasitesi azalır.  Böylece, Dünya’nın güneş ışınlarını emme oranı ve dolayısıyla sıcaklık da artıyor. Yani biz buzulların erimesine katkıda bulunmasak da bu sistemin “kendi kendini döndürebilir” hâle geldiği ve ısınmanın içsel dinamiklerin etkisiyle beslenerek “doğrusal olmayan” bir hızla arttığı sistem ortaya çıkıyor.

Doğal sistemlerin geri bildirimleri

Büyük resme bakacak olursak, doğrusal olmayan değişimlerin ve iklim dönüm noktalarını aşma eşiğine gelinmesinin ardında yatan temel neden gezegendeki yaşamın devamının işleyen tüm sistemlerin birbiriyle bağlantılı ve istikrarlı olması. Yerleşik hayata geçmemizin ardında da aslında bu istikrar yatıyor. Toprağa bir tohum ektiğimizde ürünü ne zaman hasat edebileceğimizi, hangi ayda, nasıl hava koşullarıyla karşı karşıya kalabileceğimizi öngörüyor ve buna göre yaşıyoruz.

Bir sistemin istikrarını koruması ve bize öngördüğümüz yaşam koşullarını sağlaması için de değişime verdiği tepkiyi ayarlayarak kendi kendini düzenlemesi, neden-sonuç ilişkisine benzer şekilde hareket ederek geri bildirimde bulunması gerekiyor. Geri bildirim döngüleri, sistemlerin istikrarlı koşullara geri dönmek için değişime yani zorlayıcı faktörlere verdikleri tepkiyi ayarlamalarını sağlıyor.

Dünyanın en büyük karbon yutaklarından  Amazon Ormanları, sulak alanları ve kendi ekosistemi içerisinde yarattığı nem dengesi sayesinde bir yandan atmosferdeki karbondioksiti toprak ve bitki gövdelerine hapsederken bir yandan da bölgeye düşen yağmurun yüzde 40’ını kendiliğinden oluşturan bir geri bildirim sistemiyle çalışıyor. Bölgedeki ormansızlaştırma yoğunlaştıkça, yok olan bitki örtüsü nedeniyle bu sistem bozunuyor; eş zamanlı olarak daha az karbon emen, kuraklaşan, nem ve dolayısıyla yağış yoğunluğunu kaybederek çölleşme ve yangınlara karşı çok daha hassas bir alan hâline geliyor. Bütün bu etkiler de doğrusal olmayan değişimleri ve dönüm noktalarını tetikliyor.

Birbirini tetikleyerek iklim krizinin ivmesini artıran bu olayların önüne geçmek için hızlı ve etkili çözümler üretmek gerekiyor. Bilim insanları bu “dönüm” ya da “devrilme” noktalarına ne zaman şahit olacağımızı henüz tam olarak kestiremese de bizi şu soruyla baş başa bırakıyor:

“Size yüzde 5 ihtimalle düşeceği söylenen bir uçağa biner miydiniz?”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

🐦 Yaren leyleğin konut krizi, 27 yeni tür

Kuş gözlemcisi Alper Tüydeş, X'te yaptığı paylaşımda Yaren Leylek'e de ev sahipliği yapan Eskikaraağaç'ın karşı karşıya kaldığı tehlikeye dikkat çekti. Peru yağmur ormanlarında 27 yeni tür keşfedildi.

21 Ara 2024

Yapı Kredi Step ile birlikte

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

İoanna Kuçuradi’nin ardından: Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?

İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Metin V. Bayrak

·

04 Eki 2026

İoanna Kuçuradi’nin ardından: Bir insan öldüğünde geriye ne kalır?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Metin V. Bayrak

·

27 Eyl 2026

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

Ayça Örer

·

20 Eyl 2026

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Pelin Cengiz

·

19 Eyl 2026

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'
AngstAngst
∙

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?