Beş kentte tarihin izinde: Mitoloji Film Festivali

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Türkiye’deki film festivallerinin büyük bir çoğunluğu İstanbul ve Ankara’da düzenlenirken, diğer kentlerde büyük çabalarla düzenlenen, başarıya ulaşmış festival ve etkinlikler görmezden gelinebiliyor. Üçüncü yılının hazırlıklarını tamamlamış ve ilk iki yılında sağlam temeller atıp gezici bir festivale dönüşmüş olmasına rağmen birkaç ay önce haberdar olduğum Uluslararası Mitoloji Film Festivali de bunlardan biri.
2023’te İzmir’de temelleri atılan, geçen sene Manisa ve İstanbul’a uzanan ve antik kentlere taşınan festival bu yıl beş kente yayılıyor. Festival, uzun metraj film gösterimleri ve bu filmleri mitoloji üzerinden okuyacak söyleşiler, bu yıl ilk kez düzenlenecek “Mitoloji ve Kadın” temalı bir kısa film yarışması ile mitoloji temalı bir dijital oyun yarışması ve bir kısmı antik kentlerde düzenlenecek etkinliklerle, alıştığımız film festivallerinden ayrışıyor. Tüm gösterim ve etkinlikler halka açık ve ücretsiz.
Festivalin ileriki edisyonlarında, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Manisa’daki Sardes Antik Kenti ve hatta Urfa’daki Göbeklitepe’ye doğru genişleme planları var. Kaldı ki bu hâliyle bile sırt çantamızı alıp Türkiye’nin tarihi ve mitolojik zenginliklerini keşfetmeye aracı olan bir rota yarattığını söylemek mümkün.
Uluslararası Mitoloji Film Festivali direktörü Gülşah Elikbank ile festivalin geçmişinden, bu seneki içeriği ve mitoloji üzerine konuştuk.

Uluslararası Mitoloji Film Festivali direktörü Gülşah Elikbank
Biraz senin asıl ilgi ve çalışma alanını sorarak başlamak istiyorum. Mitoloji, tarih ve sinemayı birleştiren bir festival düzenlemenin kökleri nereden geliyor?
Ben edebiyatçıyım, bir roman yazarıyım. 15 yıldır edebiyatla ilgileniyorum. 11 romanım var. Edebiyatçı olmadan önce de turizm profesyoneliydim, İstanbul’da ve İzmir’de otel yöneticiliği yaptım. Edebiyata kaydığım zaman sanat hayatına girmiş oldum. Edebiyatın hakkını verebilmek için psikoloji alanında yüksek lisans yaptım ve edebiyat ile psikolojiden daha önce bir şeyin olduğunu fark ettim: Mitoloji.
Mitolojiyi bilmeden ne edebiyat ne de psikolojinin üzerine bir şeyler inşa edebiliyorsun. Turizmci geçmişimle de birlikte aslında bu ülkeyi en iyi anlatabilecek, bu ülkeyi en iyi temsil edebilecek şeyin sanatsal anlamda da mitoloji olduğuna karar verdim. Yani sinemaya dair bir arka plandan çok, hikaye anlatıcılığı geleneğim ve turizm geçmişim var. Bu festival de bu ikisinin birleşimi gibi. Mitoloji bence bir hikaye anlatma sanatı.
Herhalde hem turizm geçmişim hem de edebiyatçı kimliğim olmasaydı böyle bir şey yapmak aklıma gelmeyebilirdi. O geçmişe borçluyum bu festivali yapıyor olmayı.

Uluslararası Mitoloji Film Festivali
Festivalin üçüncü senesi... Üçüncü yıl bence önemlidir çünkü ilk sene bir şey ortaya çıkar, ikinci sene oradaki hatalardan ders alıp bir şeyleri geliştirirsin. Üçüncüsü olabiliyorsa artık daha sürdürülebilir, kendi gelenekleri oluşmaya başlamış bir etkinliğe dönüşür. İlk iki sene nasıl geçti ve neleri fark edip de artık bu sene onların bilinciyle hareket edeceksiniz?
İlk sene festivali sadece İzmir’de düzenlendik. İzmir’deki ilgiyi gördükten sonra büyütmemiz ve İzmir ile sınırlamamamız gerektiğini düşündük. İkinci senede İzmir, Manisa ve İstanbul’daydık. Üçüncüde de konuştuğumuz izleyicilerin hepsi festivalden daha çok insanın faydalanmasını dilediğini söyledi, tüm etkinliklerimiz dolu geçti. Festivali ihtiyacı olan şehirlere yayılacak bir formülle yapma fikri böyle oluştu. Antik kentlere girelim dedik; geçen sene açılışı Agora Antik Kent’te yaptık. Bu sene farklı antik kentlere giriyoruz: Aydın Tralleis Antik Kenti’ni programımıza kattık, ödül törenimiz ise Çanakkale’de Troya Antik Kenti’nde olacak. Böylece antik kentlerin yaşayan insanlarla ve günümüzle ilişkisi de daha farklı kurulmuş olacak festival üzerinden. Kısacası gördüğümüz, tematik olarak bir şeyleri doğru yaptığımız. Büyümeye çok müsait bir alanda hareket ettiğimiz. Dediğin gibi, üçüncü yıl biraz rüştümüzü ispat etme yılı. Alandan çok değerli akademisyenler de danışma kurulmuzda; bize yol gösterdiler ve doğru bir harita çizdiler.
Film gösterimleri de antik kentlerde mi oluyor?
Antik kentlerde teknik imkansızlıklar dolayısıyla film gösteremiyoruz. Fakat Aydın’a geçtiğimizde Tralleis Antik Kenti’nde bir konserimiz olacak. Tralleis, notanın bulunduğu yermiş, ben de kazı başkanımızdan öğrendim. O yüzden buraya özellikle bir konser koymak istedik. İsveçli konuklarımızın bir konseri olacak. Antik kentler şehir merkezlerinin çok dışında. Film gösterimlerine insanların gün içinde gelebilmelerini sağlamak için onları şehir merkezinde tutmayı tercih ettik. Antik kentleri ise birlikte eğleneceğimiz, farklı deneyimler yaşayacağımız alanlar gibi düşünüyoruz. Örneğin geçen yıl Agora’da bir tadım etkinliğimiz olmuştu, söyleşimizde zeytinin mitolojisini konuşup zeytinyağı tadımı yapmıştık. Bu yıl da benzer söyleşi, kokteyl ve etkinliklerimiz olacak.

Uluslararası Mitoloji Film Festivali
Mitoloji ve sinema deyince insanın aklına önce ister istemez sadece Eski Yunan’da geçen Troy’lar vs. geliyor. Fakat sonra düşününce sıradan bir romantik komedideki esas çatışmada bile mitolojik bir hikayeden esinlenildiğini anlıyorsun. Ben de başta festival yapacak kadar filmi nereden buluyorlar diye düşünmüştüm şimdi ise şunu soruyorum: Nasıl film seçebiliyorsunuz? Her yıl belli bir temaya mı odaklanıyorsunuz?
Tam da dediğin gibi esinlenmelerin peşindeyiz. Örneğin geçen yıl Love Actually gösterip aşkın mitolojisini konuşmuştuk. Normalde, katmanlı bakmadığın zaman sıradan gelen bir cümleyi katmanlarıyla okuduğun zaman aslında mitolojik bir gönderme olabildiğini fark ediyorsun. Oradan yola çıkarak mitolojide aşkın farklı karakterler üzerinden nasıl okunabildiğini... Mesela Freud’un Oedipus Kompleksi’ni, birçok filmde de işlenen baba-oğul ya da anne-kız çatışmalarını bilenler vardır ama bunun mitolojiden, tragedyalardan geldiğini çoğu insan bilmez.
Seçtiğimiz filmleri tematik söyleşilerle ilişkilendirerek ve onları da akademisyenlerle konuşarak ilerliyoruz. Temalarımız seçtiğimiz filmlere göre değişiyor. Böylece o sembolik okumayı daha doğru yapmış oluyoruz. İlk sene Güzel ve Çirkin göstermiş, onun üzerinden mitolojide güzellik kavramını konuşmuştuk. Bu sene İzmir'deki Fransız Kültür Merkezi’nde La Montagne diye bir fim göstereceğiz. O film üzerinden doğa mitolojisi konuşacağız. Böyle olduğunda filmden ve söyleşiden çıkanlar “Bu filme hiç bu gözle bakmamıştım.” diyorlar. "Bu kadar metaforik okumalar yapılabileceğini düşünmezdim" deyip teşekkür ediyorlar.

La Montagne
Mitoloji bir yandan ders çıkarmak için dönüp bakabildiğimiz bir alan. Günümüzdeki toplumsal ve politik atmosferi göz önünde bulundurduğunda mitolojiden ne gibi dersler çıkarabiliriz sence?
Aklıma Medusa geldi hemen. Medusa çalıştım, Medusa’nın Pusulası diye bir çocuk romanım var. Şimdi kısa film yarışmamızın teması da “Mitoloji ve Kadın” oldu. Medusa karakterine ve onun başına gelenlere baktığın zaman, kendisine o kadar kötü olay yaşatılmış olmasına rağmen sonunda başı kesilen de odur. Şimdi toplumda bir kadın tacize, tecavüze uğradığında da belli bölgelerde ceza yine kadına kesiliyor. Aslında Medusa’dan bu yana gelen bir geleneğe işaret ediyor bu durum. Yani erkeğin gücü mitolojide de var. Genlerimize işlemişler, kolektif bilinç dışından bize uzanan bir öğreti olmuş demek ki. O yüzden mitolojik karakterlere bakarken zaten daha çok şu an bize ne söylüyor diye düşünmek lazım. Medusa örneğindeki gibi... Ya da Zeus’un Olimpos’un tepesinden bakıp insancıklarla dalga geçer gibi onlarla uğraşması da örneğin erkeğin iktidarının ne kadar tehlikeli olabileceğinin bir işaretidir. Mitolojiyi insanların o zaman için evreni anlama arayışı gibi düşünürsek, onların o anladıklarından bize aktardıkları metaforik hikayelerdir bunlar. Zeus deyince oradaki Zeus değildir, toplumu yöneten bir liderdir aynı zamanda. Medusa deyince oradaki sadece saçları yılana dönüşen bir kadın değildir, toplum tarafından tehlikeli görünen bir kadındır, onun başına gelebileceklerdir. Tüm bunların katmanlarını biraz açıp bakmak gerek, biz de filmler üzerinden bunu yapmaya çalışıyoruz.

Önder Şengül imzalı Balina’nın Bilgisi, III. Uluslararası Mitoloji Film Festivali’nde gösterilecek.
Nerede, ne zaman? III. Uluslararası Mitoloji Film Festivali, 22-23-24 Eylül’de İzmir, 25 Eylül’de Aydın, 26 Eylül’de Manisa, 27-28 Eylül’de İstanbul ve 29-30 Eylül’de Çanakkale’de düzenlenecek.
Film seçkisi: Festivalde gösterilecek filmler arasında, “Mitoloji ve Kadın” temalı kısa film yarışmasına seçilen 10 filmin yanı sıra, uzun metrajlı Balina’nın Bilgisi (2024, Önder Şengül), Undine (2020, Christian Petzold), HisTroy (2000, Ülkü Sönmez), La Montagne (2022, Thomas Salvador) ve Gunnar Hedes Saga (1923, Mauritz Stiller) gösterilecek.
Öte yandan: Festival kapsamında, sinema alanındaki etik ve estetik katkılar için verilen Ülgen Ödülü ile akademik çalışmalar için verilen Mergen Ödülü’nün bu seneki sahipleri önümüzdeki günlerde açıklanacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR


