Beyoğlu hakkında sözü olanlara...

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Ağustosun sonunda Kabataş’la ilgili belediyenin hazırladığı ankete neden katılmamız gerektiğini ve bunun mahalle sakinlerinden daha büyük bir grubu etkileyeceğine işaret etmiştim. Süreci takip etmek isteyenler için anketin sonuçları çıktı bile. Şimdi düşüncelerimizi iletebilmek için sıra Beyoğlu’na geliyor. 30 Eylül’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Planlama Müdürlüğü tarafından düzenlenen seminerle "Beyoğlu Senin" kampanyası ve kampanyanın amacı anlatıldı.
Beyoğlu Senin: Güncel verilere göre 45 mahalleyi barındıran ilçe, yaklaşık 234 bin kişinin evi. İlçe geçirdiği dönüşümlerin bir sembolü olarak yaşayanların ağzına takılan Beyoğlu kelimesiyle 1925’ten beri anılıyor, onun öncesinde "öte" anlamına gelen “Pera” olarak biliniyor. Fakat artık öteden beriden ziyade İstanbul’un tam orta noktası, herkesin kendini yakın hissettiği bir merkez. 30 Eylül 2021’de sonlanması planlanan Beyoğlu Senin’in üstüne bindiği ilk düşünce tohumları böyle filizleniyor. Kampanyanın içeriğine bakınca Kabataş Martı Projesi, Tarlabaşı Kentsel Dönüşüm Projesi, Galataport gibi süreci devam eden planları düşünürsek programın içeriği sadece mahalle sakinlerini ilgilendirmiyor. Şehrin bu kısmına kendini ait hisseden herkesin etkileneceği bir gerçek.

Kaynak: İBB
Katılım süreci: Şeffaf ve katılımcı bir sürecin yürütülmesini amaçlayan kuruluş, sehirplanlama.ibb.istanbul/beyoglu-senin adresi üzerinden gerek gönüllü gerekse araştırma ve itiraz taleplerini topluyor. Yaşam alanıyla ilgili söz söyleme hakkı bekleyenler veya kendi çalışmalarını, araştırmalarını paylaşmak isteyenler için bir fırsat ve bunun ötesinde bir hak. Elbette, burada her dediğimizin bir karşılık bulması mümkün değil ama dinlemez ve konuşmazsak kendimizi bir gün dışlanmış hissetmeyeceğimiz ne malum?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta sizi İstanbul'un seslerini dinlemeye ve şehir hakkında söz sahibi olmaya davet ediyoruz.
04 Eki 2020

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.




