Bilge Buhan Musa ile ekolojik çocuk kitapları üzerine

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
“Ağaç yaşken eğilir.” sözüne ithafen: Bu hafta Edebiyat | Portre'de konuğumuz Bilge Buhan Musa, konumuz ekolojik çocuk kitapları ve daha temiz bir dünya.
Dört kitabında da çevre duyarlılığı ve ekoloji temaları üzerinden farklı hikâyeler okuyoruz. Bu kitapların ortaya çıkma hikâyesini merak ediyorum. Anlatır mısın?
Bu kitapların öyküsü -aslında dün gibi olan- çok uzun yıllar öncesine çocukluğuma uzanıyor. Çocukluğumu doğanın tüm nimetlerinden faydalanarak geçirdim aslında. Yaz tatilinde Boğaz’da Küçüksu plajında denize de girdim, Kışın Niksar’da ana yolla bağlantısı olmayan bir köyün ilkokulununda öğrenci oldum. Çünkü idealist öğretmen ailenin çocuğuyum. Doğaya ait olmayan her şey beni rahatsız ederdi. Neden orada olduğunu aslında nerede olması gerektiğini hep sorgulardım. Zaten sorgulamaya başladığında seni bırakmıyor bir fikir. Dört-beş yaşlarından itibaren benimle büyüdü ve en son yüksek lisans yaparken bitirme tezim olarak ilk ürüne dönüştü. Çevre bilincinin başlangıç noktasının benim başlangıç noktam olduğunu görünce ve de çocuklara ulaşmanın en etkili yollarından biri olan çocuk kitapları olunca ben de öykülerimi oluşturmaya başladım.
“Üretmek istediğinizde de desteklenmeniz elbette sizi çok güçlü kılar ama “icat çıkaran”, farklı düşünen biri olduğunuzda aslında siz daha da güçlü olursunuz."
Geri Kazanım Atölyesi’nde okulda duyduğu bir fikri hemen uygulayan bir çocuğun hikâyesini okuyoruz. Görüyoruz ki zaten kardeşi ve ebeveynleri de destek oluyor. Buradan yola çıkarak üretmek ve desteklenmek arasındaki nasıl bir bağ var?
Hikâyede öğrendiğini hayata geçiren Öykü’yü anne babası ve kardeşi destekleyip birlikte hareket ediyorlar. Çünkü aslında anne babalar çocuklarına kayıtsız kalamıyorlar ve onların öğrenme yolculuğuna eşlik ediyorlar. Ben bu konu ile ilgili öğretmenler, anne babalar ve elbette çocuklarla da bir araya geliyorum. Gözlemim şu ki doğamızı, dünyamızı aslında hepimiz önemsiyoruz ve bir şey bizi harekete geçirince kayıtsız kalamıyoruz.
Üretmek istediğinizde de desteklenmeniz elbette sizi çok güçlü kılar ama icat çıkaran, farklı düşünen biri olduğunuzda aslında siz daha da güçlü olursunuz. Kendinizi ifade etme biçimleriniz değişir ve gelişir. Kendinize güveniniz ve iç motivasyonunuz yeterliyse tökezleseniz de yola devam ederseniz. Bir gün bir yerlerde fikriniz kabul görür. Ben kitaplarımı birçok yayınevine gönderdim olumsuz dönüşler oldu hatta hiç cevap bile vermeyen yayınevleri oldu ama sonunda çok iyi bir yayınevi aracılığı çocuklarla buluştular.

Resimleyen: Sima Ertem
Yaşlı Çınar Ağacı, Meraklı Yeşil Şişe ve Beyaz Plastik Bardak birbirinden farklı seyirde ilerlese de okuyucu olarak bizlere gösterdiği tesadüfler ve karşılaşmalar çok umut verici. Yazarken ya da yazmayı düşünürken bu tesadüfler, hikâyelerin kendisi kadar sana umut verdi mi?
Elbette umut verdi. Bazen ekolojik farkındalıkla ilgili umutsuzluğa düşüyorum, yok olmayacak biz bir türlü bilinçlenemeyeceğiz, diyorum. Ya da bireysel farkındalıklar yeterli olmayacak, uluslararası bir politikayla yönetilmeli ya da tüketim endüstrisi yönetmemeli alışkanlıklarımızı, diye aklımda dolanıp duruyor düşünceler. Sonra bir bakıyorum boyu yetişmese de geri dönüşüm kutularını kullanmaya çalışan çocuklarla karşılaşıyorum, ailelerini yönlendiren minicik ama kocaman yürekli çocuklarla tanışıyorum. “Sizin kitaplardan sonra evde hiçbir şeyi bize attırmıyor biz de alıştık bu işe,” diyen anne babaları duyuyorum. “Aaaa eskiden bu kadar bolluk yoktu zaten sonradan israf başladı bizde modaya uyduk, torunumdan tekrar öğrendim,” diyen anneanneleri biliyorum. Hayat tesadüfsüzlüklerle ve umutla güzel. Hem bana hem değerli okurlarıma umut olsun bu öyküler. :)
"Bir şeyi almadan önce ve atmadan önce “Gerçekten gerekli mi? Başka ne işe yarar?” sorularına kesinlikle doğru cevabı bulmalıyız."
Dört kitabın ortak özelliklerinden biri yalnız bir şeyleri anlatmak ve göstermek değil, aynı zamanda soru sormak. Her kitabın sonu, okuyucusu olan bizlere bir soru soruyor. Bu soruların cevaplarını yazar olarak nasıl alıyorsun? Cevaplar önemli mi?
Bu soru için çok teşekkür ederim. Evet soru soruyorum çünkü sorgulasınlar istiyorum. Plastik bardağın “Neden ben buradayım?” diye yakınmasını okurların kendisine de “Aslında nerede olmalıydı?” sorusunu sorsun istiyorum. Cevaplar gerçekten önemli. Bir şeyi almadan önce ve atmadan önce “Gerçekten gerekli mi? Başka ne işe yarar?” sorularına kesinlikle doğru cevabı bulmalıyız. Doğru cevap herkesin faydasına mı diye bakmaktan geçiyor sanki. :) Çocuklarla buluştuğumda soruların cevaplarını da alıyorum bu arada. Yaşlı Çınar Ağacı’ndan bir parçanın kendi evlerine geldiğini, Meraklı Yeşil Şişe’nin onların evinde de olduğunun somut örneklerini hemen veriyorlar. Çevrim içi buluşmalarda evindeki yeşil renkli cam eşyaları koşa koşa gidip getiren çocuklar, hatta onların coşkusuna ortak olup heyecanla yeşil cam eşyaları getiren anne babalar bile oldu.
Sima Ertem, kitabın resimlerini geri dönüşümlü malzemelerden yapmış. Bir araya gelmeniz, resimleme süreci nasıl gelişti?
Benim aklımda kitaplar oluşurken hep bir farkındalığı olsun, kitabın kendisi de bir mesaj versin istiyordum. Sevgili Nilay Yılmaz’ın Zeno ve Mondo kitabındaki çakıl taşından tasarımları ve Sima’nın tasarımlarını görünce buldum, dedim, “Neden benim kitaplarımı hikâyesini yazdığım materyaller oluşturmasın?”. Sima beni çok iyi anladı çünkü kendisinin de ekolojik farkındalığı çok yüksek ve gerçekten çok iyi görseller oluşturdu. Camları bez çantalarda kırıp kolajladı. Tüm ailenin ambalaj atıklarına el koydu. Günlerce bir araya getirdikten sonra fotoğraflayarak görselleri oluşturdu. Ben açıkçası kitaplarımın tasarımlarından oldukça memnunum ve kitabın kendisi de bir farkındalık oluştursun fikrime kavuşmuş oldum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın kültür sanat gündemi: “Paramız yok'un nesinden anlamıyorsunuz?” diyen bir plak şirketi, açık artırmada milyon dolarlar kazanan bir müzayede evi, Sherlock Holmes setlerinin gizli kahramanlanları ve dahası.
23 Eki 2020

YAZARLAR

Muhammed Atalay
Duende'de Öykü Sözlüğü'nü hazırladı. Şimdilerde ise Eğitim Hâli yayınını hazırlıyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




