Bir Başka Aşk: Madeline Kenney


Migros Kadın Akademisi’yle hedef 1 milyon kadın
Dünya Ekonomik Forumu, toplumsal cinsiyet eşitliğini toplumların ve ekonomilerin gelişimi açısından temel faktörlerden biri olarak konumlandırıyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Raporu; toplumsal cinsiyet…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Her gün yeni bir ben, her sabah farklı bir amaç, her gece bambaşka bir hesaplaşma. Neredeyse bir yıl önce tek başıma yaşamaya başladım. Tam o zamanlar, Keşif Sahnesi hayatıma girdi. O mu girdi yoksa ben mi hayali arkadaşlara, uzaklarda beni bekleyen dostlara kapımı açtım emin değilim. Burada tanıştığım her sanatçıda kendimden bir parça buldum. Gece karanlığında sokakta dolaşırken ansızın yanımda beliren güzel ışıklı ve perdesi açık evler vardır; içeri bakmadan duramadığım evler. O an birisi zihnimi salona alıp bedenimi “Sen zaten yolu biliyorsun.” deyip yollamış gibi hissederim. Düşünceler sıralanır, etraftaki objeler üzerinden tahminler yürütmeye başlarım. Tam o sırada ev sahibi gelmişcesine, akışı değiştiririm. Başkasının hayatına ve varlığına değil, kendimi taşıdığım, tam o an orada yarattığım yeni bir benle kucaklaşılırım. Hoş geldim. Sen de hoş geldin Madeline Kenney. Kendisinin karantina sürecinde Peep Show izlediğini ve Elena Ferrante romanları okuduğunu öğrendiğimde önce kitaplığımdaki Terk Edenler ve Kalanlar’a kaçamak bir bakış attım. Zihnimin bir yanını şimdiden konusu belli olan muhabbetimizin ortasına bırakıp yazıya geri döndüm. Madeline Kenney’in “Kafamın içindekileri dışarı çıkarmak istiyorum.” şeklindeki haklı serzenişine katılarak yazıya zihnimdekilerle giriş yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşündüm. Yanımda müzisyen, şarkıcı, söz yazarı, sinirbilimci, yönetmen, aşçı, dansçı, çocuk bakıcısı gibi pek çok marifetle donatılmış biri var. Selam vermek isteyenleri aşağıya davet ediyorum.
Madeline Kenney
Neşeli günler: Genelde bir başlangıç noktası belirleyeceksem bunu hakkında yazı yazacağım sanatçının çocukluğuna taşımayı tercih ederim. Madeline Kenney, her ne kadar çocukluk yıllarında ailesinin onu sanatsal etkinlikler konusunda yeteri kadar desteklemediğinden dert yansa da henüz beş yaşındayken onu piyano eğitimi alması konusunda yönlendiren annesinin kararlılığından bahsetmek mümkün. Ben yine de Kenney’in neyi kastettiğini anladım. Küçükken her türlü spor dalında eğitim almam için beni destekleyen ailem, iş ciddiye binince eğitim önemli demişti. Nitekim, durum Kenney için de benzer oldu. Lisede müzikle ve dansla geçen neşeli günler, üniversite vakti geldiğinde birden ciddileşti. Aile içinde akıl sağlığıyla ilgili pek çok karanlık anıya sahip olan Kenney, bununla baş edebilmek için sinirbilim okumaya karar verdi. Her ne kadar tercihini eğitimden yana kullandığını düşünsek de Kenney, üniversiteyi San Francisco’da okumayı seçerek büyüdüğü yerden ayrılmadan bavuluna müzik için kurduğu hayalleri de ekledi.
Lirik kahramanlar: Geçenlerde bir terapi seansımın ardından bana kalan “Belki de tek odaklanılması gereken şey, tek bir şeye odaklanmamak.” cümlesini uzun süre zihnimde döndürdüm. Hâlen farklı ilgi alanlarım yüzünden kendimi yetersiz hissettiğim dönemler var. Benzer bir durum Madeline Kenney için de geçerli. Temelinde insanlara anlamlı dokunabilmeyi amaçlayan Kenney aşçılık, çocuk bakıcılığı, yönetmenlik, dansçılık ve tabii ki müzisyenlik gibi geniş bir ilgi alanına sahip. Kimisini geçimini sağlamak kimisini ise kısa yollu mutluluklar adına tercih eden Kenney için söz yazarlığını ayrı değerlendirmek lazım. “Benim için şarkı yazmak biraz içe kapanmakla ilgili.” diyen Kenney, zamanla tek başına kaldığı odasında Bill Callahan, David Berman, Yo La Tengo gibi lirik kahramanlarını yanına çağırarak şarkı sözleri yazmaya başladı. Şehrin geniş müzik coğrafyasını sonuna kadar kullanan Kenney, bir konser sonrası kendisini dinlemeye gelen Toro y Moi’den Chaz Bear’ın albüm kayıt teklifini kabul etti. Nitekim 2016 yılında yayımlanan Signals isimli kısaçalar, ikilinin stüdyo partnerliğinin ilk meyvesi oldu. Henüz üstünden bir yıl bile geçmemişken bu sefer ikilinin ortaklığından Kenney’in Night Night At The First Landing adını verdiği ilk albüm ortaya çıktı. Belli ki o sıralar Kenney pek çok gününe müzisyen olarak uyandı.
Ara sokaklar: Hedefe varmayı amaçlamayan Madeline Kenney, her zaman süreci öncelikli hâle getirdi. Bu sayede iş birliği yaptığı herkesten çok şey öğrenen ve bunları kendi projesi üzerinde uygulamaya başlayan Kenney, bağımsız fikrin dışa vurulma yolcuğunu hep sevdi. Dolayısıyla merkezde kalmaya, yaratıcı olmaya devam etti. Bu da ona klip yönetmenliğinden, dans ettiği videolara, albüm prodüktörlüğünden Copper Mouth Records adını verdiği plak şirketi kuruculuğuna kadar pek çok unvan kazandırdı. Müziğini ana caddedeki en uğrak dükkânının vitrine koymak yerine kendisiyle birlikte ara sokaklarda kaybolmaya davet eden Kenney, katmanlı ve deneysel seslerin peşine düştü. O güne ait sorularının cevaplarını şarkı sözlerine yansıtan Kenney, her fırsatta zarif ve soyut kompozisyon tutkusuna sarıldı. Nihayetinde tüm bu dönüşüm Wye Oak'tan Jenn Wasner ile birilikte Perfect Shapes albümünde evini buldu.
Madeline Kenney Sucker's LunchBu zamana kadar Keşif Sahnesi’ne konuk olan sanatçıların yer aldığı Spotify çalma listemize buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Son teknoloji bir buzdolabı, üzerinde 1990'lardan kalma bir magnet: Sembollerin anlattıkları, aşk ve dile getirdikleri, bağımlılıklar ve alışkanlıklar üzerine.
12 Mar 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



