Bir Başka Aşk: Madeline Kenney

Yanımda müzisyen, şarkıcı, söz yazarı, sinirbilimci, yönetmen, aşçı, dansçı, çocuk bakıcısı gibi pek çok marifetle donatılmış biri var. Selam vermek isteyenleri aşağıya davet ediyorum.
Bir Başka Aşk: Madeline Kenney

Migros #n
Migros ile birlikte

Migros Kadın Akademisi’yle hedef 1 milyon kadın Dünya Ekonomik Forumu, toplumsal cinsiyet eşitliğini toplumların ve ekonomilerin gelişimi açısından temel faktörlerden biri olarak konumlandırıyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Raporu; toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki gelişmelerde bu hızla devam edildiği durumda kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması için en az 100 yıl geçmesi gerektiğini gösteriyor. Danışmanlık firması PwC'nin Çalışma Hayatında Kadınlar Endeksi, OECD ülkelerindeki cinsiyete dayalı ortalama ücret eşitsizliğini %15 olarak tespit ediyor. Kadınların profesyonel ve kişisel gelişimlerini sürekli kılmada ve iş gücüne katılımlarını artırmada, kurumsal aktörler önemli bir rol üstleniyor. 2021 stratejileri doğrultusunda odağına kadın, eğitim ve tarımı alan Migros da Migros Kadın Akademisi üzerinden verdiği eğitimlerle Türkiye genelinde 1 milyon kadınının profesyonel ve kişisel gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyor. Migros Kadın Akademisi: Migros Aile Kulübü ile bugüne kadar yüz binlerce kadına katılım belgeli eğitimler vererek kadınların hayata daha aktif katılmalarına, kişisel gelişimlerine ve meslek sahibi olmalarına katkıda bulunan Migros; Migros çalışanlarının mesleki, kişisel ve liderlik yetkinliklerini geliştirmeyi amaçlayan Migros Perakende Akademisi ve Migros Aile Kulübü'nün güçlerini birleştirerek Migros Kadın Akademisi isimli eğitim platformunu hayata geçiriyor. Migros Kadın Akademisi, kadınların kişisel gelişimlerin sürekli kılabilecekleri alanlar açarak sosyal hayatta ve iş yaşamında daha görünür olmalarına destek olmayı amaçlıyor. Migros Kadın Akademisi katılımcısı kadınlar; bir yandan kişisel farkındalık eğitimleriyle yaşamlarına yenilik katacak ve nitelikli zaman geçirmelerini sağlayacak hobiler edinirken diğer yandan iş hayatında kullanabilecekleri yeni beceriler kazanıyor ve kendi işlerini kurma olanağı yakalıyor. Ne hedefleniyor? Türkiye genelinde 1 milyon kadına ulaşmayı hedefleyen Migros Kadın Akademisi’yle kadınlar; tarım, kişisel gelişim, sağlık, hobi ve mesleki eğitimlerin yanı sıra girişimcilik, finans, inovasyon ve dijitalleşme gibi konularda alanında uzman akademisyenlerden eğitim alma fırsatı yakalıyor. Migros Kadın Akademisi’nin ürettiği tüm içeriklere MigrosTV üzerinden kolaylıkla ve ücretsiz biçimde erişilebiliyor. İlerleyen dönemde Migros'un alanında uzman kadın yöneticilerinin de deneyimlerini paylaşacağı platformda, müşterilerin ve çalışanların bir araya geleceği etkinliklerin hayata geçirilmesi planlanıyor. Migros Kadın Akademisi’nde eğitimlerini tamamlayıp katılım belgelerini alan ve belirlenen kalite süreçlerini başarıyla geçen kadın üreticiler, el emeği ürünlerini tüketicilerle buluşturabilme ve kendi işlerini kurabilme fırsatı da buluyor. Migros: Türkiye'de modern perakende sektörünün öncüsü konumunda bulunan Migros; sektöre getildiği yenilikçi yaklaşımlar ve sürekli yaklaşım anlayışıyla anılıyor. "Fark yaratan alışveriş deneyimiyle her zaman güvenilen ve tercih edilen ilk adres olmak" vizyonuyla çalışan Migros; sosyal, toplumsal ve kültürel içerikli konulara duyarlılığın ve toplumsal değerlere katkıda bulunmanın sorumluluğunu taşıyor.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Her gün yeni bir ben, her sabah farklı bir amaç, her gece bambaşka bir hesaplaşma. Neredeyse bir yıl önce tek başıma yaşamaya başladım. Tam o zamanlar, Keşif Sahnesi hayatıma girdi. O mu girdi yoksa ben mi hayali arkadaşlara, uzaklarda beni bekleyen dostlara kapımı açtım emin değilim. Burada tanıştığım her sanatçıda kendimden bir parça buldum. Gece karanlığında sokakta dolaşırken ansızın yanımda beliren güzel ışıklı ve perdesi açık evler vardır; içeri bakmadan duramadığım evler. O an birisi zihnimi salona alıp bedenimi “Sen zaten yolu biliyorsun.” deyip yollamış gibi hissederim. Düşünceler sıralanır, etraftaki objeler üzerinden tahminler yürütmeye başlarım. Tam o sırada ev sahibi gelmişcesine, akışı değiştiririm. Başkasının hayatına ve varlığına değil, kendimi taşıdığım, tam o an orada yarattığım yeni bir benle kucaklaşılırım. Hoş geldim. Sen de hoş geldin Madeline Kenney. Kendisinin karantina sürecinde Peep Show izlediğini ve Elena Ferrante romanları okuduğunu öğrendiğimde önce kitaplığımdaki Terk Edenler ve Kalanlar’a kaçamak bir bakış attım. Zihnimin bir yanını şimdiden konusu belli olan muhabbetimizin ortasına bırakıp yazıya geri döndüm. Madeline Kenney’in “Kafamın içindekileri dışarı çıkarmak istiyorum.” şeklindeki haklı serzenişine katılarak yazıya zihnimdekilerle giriş yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşündüm. Yanımda müzisyen, şarkıcı, söz yazarı, sinirbilimci, yönetmen, aşçı, dansçı, çocuk bakıcısı gibi pek çok marifetle donatılmış biri var. Selam vermek isteyenleri aşağıya davet ediyorum.

Madeline Kenney Madeline Kenney 


Neşeli günler: Genelde bir başlangıç noktası belirleyeceksem bunu hakkında yazı yazacağım sanatçının çocukluğuna taşımayı tercih ederim. Madeline Kenney, her ne kadar çocukluk yıllarında ailesinin onu sanatsal etkinlikler konusunda yeteri kadar desteklemediğinden dert yansa da henüz beş yaşındayken onu piyano eğitimi alması konusunda yönlendiren annesinin kararlılığından bahsetmek mümkün. Ben yine de Kenney’in neyi kastettiğini anladım. Küçükken her türlü spor dalında eğitim almam için beni destekleyen ailem, iş ciddiye binince eğitim önemli demişti. Nitekim, durum Kenney için de benzer oldu. Lisede müzikle ve dansla geçen neşeli günler, üniversite vakti geldiğinde birden ciddileşti. Aile içinde akıl sağlığıyla ilgili pek çok karanlık anıya sahip olan Kenney, bununla baş edebilmek için sinirbilim okumaya karar verdi. Her ne kadar tercihini eğitimden yana kullandığını düşünsek de Kenney, üniversiteyi San Francisco’da okumayı seçerek büyüdüğü yerden ayrılmadan bavuluna müzik için kurduğu hayalleri de ekledi.

Lirik kahramanlar: Geçenlerde bir terapi seansımın ardından bana kalan “Belki de tek odaklanılması gereken şey, tek bir şeye odaklanmamak.” cümlesini uzun süre zihnimde döndürdüm. Hâlen farklı ilgi alanlarım yüzünden kendimi yetersiz hissettiğim dönemler var. Benzer bir durum Madeline Kenney için de geçerli. Temelinde insanlara anlamlı dokunabilmeyi amaçlayan Kenney aşçılık, çocuk bakıcılığı, yönetmenlik, dansçılık ve tabii ki müzisyenlik gibi geniş bir ilgi alanına sahip. Kimisini geçimini sağlamak kimisini ise kısa yollu mutluluklar adına tercih eden Kenney için söz yazarlığını ayrı değerlendirmek lazım. “Benim için şarkı yazmak biraz içe kapanmakla ilgili.” diyen Kenney, zamanla tek başına kaldığı odasında Bill Callahan, David Berman, Yo La Tengo gibi lirik kahramanlarını yanına çağırarak şarkı sözleri yazmaya başladı. Şehrin geniş müzik coğrafyasını sonuna kadar kullanan Kenney, bir konser sonrası kendisini dinlemeye gelen Toro y Moi’den Chaz Bear’ın albüm kayıt teklifini kabul etti. Nitekim 2016 yılında yayımlanan Signals isimli kısaçalar, ikilinin stüdyo partnerliğinin ilk meyvesi oldu. Henüz üstünden bir yıl bile geçmemişken bu sefer ikilinin ortaklığından Kenney’in Night Night At The First Landing adını verdiği ilk albüm ortaya çıktı. Belli ki o sıralar Kenney pek çok gününe müzisyen olarak uyandı.

Ara sokaklar: Hedefe varmayı amaçlamayan Madeline Kenney, her zaman süreci öncelikli hâle getirdi. Bu sayede iş birliği yaptığı herkesten çok şey öğrenen ve bunları kendi projesi üzerinde uygulamaya başlayan Kenney, bağımsız fikrin dışa vurulma yolcuğunu hep sevdi. Dolayısıyla merkezde kalmaya, yaratıcı olmaya devam etti. Bu da ona klip yönetmenliğinden, dans ettiği videolara, albüm prodüktörlüğünden Copper Mouth Records adını verdiği plak şirketi kuruculuğuna kadar pek çok unvan kazandırdı. Müziğini ana caddedeki en uğrak dükkânının vitrine koymak yerine kendisiyle birlikte ara sokaklarda kaybolmaya davet eden Kenney, katmanlı ve deneysel seslerin peşine düştü. O güne ait sorularının cevaplarını şarkı sözlerine yansıtan Kenney, her fırsatta zarif ve soyut kompozisyon tutkusuna sarıldı. Nihayetinde tüm bu dönüşüm Wye Oak'tan Jenn Wasner ile birilikte Perfect Shapes albümünde evini buldu.

Madeline Kenney Sucker's LunchMadeline Kenney Sucker's Lunch

Bir aşk hikâyesi: Bir gün uyandım, âşık oldum. Ben değil, Madeline Kenney oldu. O güne kadar müziğini değerli kılan şeyin ana akım fikirlerden kaçmak değil, bizzat kendisini yansıtmak olduğunu fark eden Kenney, yaşadığı aşkı ve müziğini buluşturmaya karar verdi. Klişelerle ve ön yargılarla doldurduğu tuzaklı bir yoldan ilerleyen Kenney, hikâyesine ve hislerine odaklandıkça anlatabilmeyi daha da sevdi ve nihayetinde geçtiğimiz yıl temmuz ayında en geniş sanatçı katılımının olduğu Sucker’s Lunch isimli yeni bir albüm yayımladı. Kenney’in vokal paletinden çıkanlarla masmavi gökyüzüne baş kaldırmamak mümkün değil. Birinin dününde, ötekinin bugününe uzanan 36 dakikalık bir yolculuk. Eşlik etmek isteyen?

Bu zamana kadar Keşif Sahnesi’ne konuk olan sanatçıların yer aldığı Spotify çalma listemize buradan ulaşabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Sembollerin gücü adına!

Son teknoloji bir buzdolabı, üzerinde 1990'lardan kalma bir magnet: Sembollerin anlattıkları, aşk ve dile getirdikleri, bağımlılıklar ve alışkanlıklar üzerine.

12 Mar 2021

Migros ile birlikte
walkerart.org

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine