Bir şeyler eksik, hep bir şeyler eksik

Her zamankinden daha fazla seçeneğe sahip olmak, matematiksel olarak daha iyi sonuçlar vadediyor olabilir. Ancak insanlar bu kadar rasyonel, yanıtlar da bu kadar kolay olsa hayatımız bambaşka olurdu.
Bir şeyler eksik, hep bir şeyler eksik

11 Ekim - imeceLAB - ANGST
imeceLAB ile birlikte

Yeni döneme hazır: Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi “Sürdürülebilirlik okuryazarlığına sahip olmak, gençler arasından yeni değişim öncülerinin ortaya çıkmasını nasıl kolaylaştırabilir?” sorusuyla yola çıkan Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi , yeni döneminde Türkiye’nin her yerinden üniversiteli gençleri bekliyor. Neler var? imeceLAB ’in yürütücülüğünde, imece ’nin kurucu ortağı Zorlu Holding ’in ana partnerliğinde ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi’nin akademik partnerliğinde gerçekleşen program, çevrimiçi eğitimler, atölyeler ve ilham sohbetlerinden oluşuyor. Dikkat dikkat: Gençler arasında yeni değişim öncüleri ortaya çıkarma vizyonuyla hareket eden Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi ’nin son başvuru tarihi 13 Ekim . Zorlu Holding ’in sürdürülebilirlik vizyonu Akıllı Hayat 2030 ’a paralel olarak geliştirilen; sürdürülebilirlik ve yaşam döngüsü, iklim, çeşitlilik ve kapsayıcılık, etki, iletişim, hikâye anlatıcılığı gibi başlıklardan oluşan program hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

“Gerçek aşk, birlikte takılacak bir arkadaş veya sadece sohbet etmek… Aradığın şey ne olursa olsun, onu senin için bulacak bir flört uygulamasına ihtiyacın olacak. Ayrıca flört dünyasında her şey siyah ve beyaz kadar net değildir. İşte bu yüzden, Tinder'daki dostların sana hayatını kolaylaştıracak özellikler sunuyor. Online flörtleşmek hiç bu kadar kolay olmamıştı.”

Dünyanın en popüler flört uygulaması Tinder, “Neden Tinder'ı seçmelisin?” sorusunu resmi web sitesinde bu cümlelerle yanıtlamaya başlıyor. Ardından bugüne kadar 55 milyardan fazla eşleşme sağladığını hatırlatıp, aradığınız şey ne olursa olsun “sonsuz olasılıklar” sunmaya odaklandığını vurguluyor. 

Sonsuz olasılıklar
Her zamankinden daha fazla seçeneğe sahip olmak, matematiksel olarak daha iyi sonuçlar vadediyor olabilir. İnsanlar bu kadar rasyonel, yanıtlar da bu kadar kolay olsa hayatımız bambaşka olurdu. Ama hepimiz biliyoruz ki, öyle değil. İnsanlar önlerinde sonsuz sayıda olasılık varken tercihlerini toplu olarak değerlendirip, bu tercihlerin sonuçlarını ayrı ayrı tecrübe ediyorlar.

Erişebileceğimiz partner havuzunun fazlasıyla geniş olduğu Tinder gibi algoritmalarda, başkalarının profillerini gözden geçirirken birçok insanı birbiriyle karşılaştırıyoruz. Romantik ilişki ihtimalini ise ancak karşımızdaki bireyi görmeye başladığımızda değerlendiriyoruz. Yani çoklu (eşleşme) ve tekli (ilişki) değerlendirmeler sırasında ölçütlerimiz bütünüyle değişiyor.

Seçim felci
Flört uygulamaları, temelde birine bağlanmanın veya aşık olmanın yarattığı psikolojik risklerden kaçınma imkânını sunuyor. Risk almadan, yanılmadan, acı çekmeden ilişkilenme ihtimalini savunuyor. Eşleşmeler için ne bir şey vaat ediyoruz ne de karşımızdakinden bir vaat bekliyoruz, istediklerimizi veya istemediklerimizi profilimize yazmakla yetiniyoruz. Başka potansiyel partnerlere de genelde tüm kapıları açık tutuyoruz.

“Seçim felci” kavramı, çok fazla seçenekle karşı karşıya kalındığında karar verme mekanizmalarının felce uğraması olarak tanımlanıyor. Havuz genişledikçe karar mekanizması tembelleşiyor, kararlar da çoğunlukla asıl motivasyondan uzaklaşıyor. Dahası, kolayca ulaşabileceğimiz binlerce başka potansiyel partner olduğunu bilmek herhangi birine bağlanma arzumuzu azaltabiliyor. 

İlişkilerin mekanikleşmesi
Kimileri flört uygulamalarının aşkı bayağılaştırdığını düşünüyor, kimileri de teknolojinin hayatımızı ele geçirdiği çağda flört biçimlerindeki dönüşümü dijital dünyanın kaçınılmaz sonuçlarından biri olarak görüyor. Kocaeli Üniversitesi Araştırma Görevlisi Aysel Tapan, ‘‘Postmodern Romantik İlişkiler ve Reklam: Tinder Örneği” (2019) başlıklı makalesinde teknolojik gelişmelerin etkisiyle flört etme biçimlerinde yaşanan değişimi ve bu değişimin tüketimle ilişkisini araştırıyor.

Aysel Tapan, mobil uygulamalar aracılığıyla flört etmenin içinde bulunduğumuz dijital çağda anlam kriziyle baş etmenin yollarından biri olabileceğini söylüyor. Tapan’a göre, Freud’un tanımladığı “cinsel tabular” günümüzde yerini cinsel ilişkinin mekanikleşmesine bırakıyor. Boşlukta ve yalnız olduğunu hisseden kullanıcılar, diğerleriyle ilişki hâlinde olma yanılsamasıyla yalnızlık duygularını gidermeye çalışıyorlar.

Flörtün icadı
Modernitenin ardından aşkın nezaket ve saygı ritüellerinden sıyrıldığını, mitik anlamını yitirdiğini biliyoruz. Eski aşk hikâyelerine boşuna nostaljik bir özlem duymuyoruz. Aşk 19. yüzyılda gündelik hayata taşınmıştı, artık tek tıkla veya çevrimiçi mesajlaşmayla flört etmenin belirsiz ve uçucu hazzını yaşıyoruz. Aşka karışmadan seksi elde ettiğimiz "tek gecelik" ilişkileri çoktandır kamusal alanlarda tartışıyoruz.

Moira Weigel, Aşkın Emeği (Labor of Love) adlı kitabında, 20. yüzyılın başında insanların ailelerine bağlı oldukları çiftliklerden ve küçük kasabalardan toplumsal denetimin daha az olduğu şehirlere taşınmasıyla ortaya çıkan flörtün kapitalist bir icat olduğunu anlatıyor. Bu ilişkilenme biçiminin görücü usulü evliliklere göre bir gelişme olarak görülebileceğini, ancak kaçınılmaz olarak iş piyasalarının da bir yansıması olduğunu, eşitsizliği yeniden ürettiğini söylüyor.

Günümüzde ilişki hâlindeki partnerler bir aileyi geçindirecek kadar çalışmak zorunda kalıyor, bu da aşıkların kendi sınıflarından birini seçip ona bağlı kalmalarına neden oluyor. Daha eşit ilişkilerde bile ücretli çalışanlar olarak üstlendiğimiz roller romantizmi tutsaklıkla damgalıyor.

Boşluk duygusu
Psikoloji ve sosyoloji literatürünün hemfikir olarak gösterdiği üzere, bireyin esas probleminin “boşluk” duygusu olduğunu uzunca süredir biliyoruz. Benliğimizi kurmaya başladığımız andan itibaren bu eksiklik duygusuyla başa çıkmaya çalışıyoruz. 

Flört uygulamalarının uçsuz bucaksız seçenek havuzlarında seçim yaptığımızı veya seçildiğimizi düşünmek de gündelik hayatımızda muzdarip olduğumuz kaygıları, kayıtsızlığı ve boşluk duygusunu yeniden üretmemizi sağlıyor. Elbette flört uygulamaları aracılığıyla anlamlı romantik ilişkiler kurabilenler de çıkıyor, ancak bu hikâyelerin sayıca azlığı ve “aşk dolandırıcılığı” vakalarının giderek artması bize bir şeyler söylüyor.

Sosyal medyanın bağımlılık yaratan doğasını uzunca süredir konuşuyoruz. Dijital teknolojiler, kullanıcı deneyimini oyunlaştırarak dikkat sürelerimiz üzerinde söz sahibi oluyor. Tinder veya Bumble gibi flört uygulamaları da bu eğilimden azade değil. Aynı mekanizmalar kumar ve video oyunlarında da kullanılıyor. Dahası, Tinder'ın kurucularından ve ekran kaydırma hareketinin mucitlerinden Jonathan Badeen, algoritmasının henüz lisans öğrencisiyken öğrendiği pekiştirme psikolojisinden esinlendiğini itiraf ediyor.

Çöpçatanlık yerine özgürlük
Aşkı ister internette ister dışarıda arayalım, insan ruhunun açıklanamaz zaaflarına bağlı kalmamız muhtemel. Bu, flört uygulamalarının ilişkilenme sorunlarımızla hiçbir ilgisi olmadığı anlamına gelmiyor. Bir eşleşme bulduğumuzda, neredeyse kumar bağımlıları gibi uçucu bir tatmin hissiyle yetiniyoruz. Sonsuz sayıda partner seçeneğinin de özgürleştirici olması pek mümkün görünmüyor.

Milyonlarca insan için kısa süreli yanılsamalar üreten çöpçatanlığı savunmak yerine hakiki özgürlüğü savunabiliriz. Daha fazla zaman, daha az kural ve insanların birlikte olması için daha fazla fırsat sunacak bir toplumu talep edebiliriz. Birlikte olmak için yeni alanlar açtığımızda özgür, eşit ve anlamlı yeni ilişki biçimleri de ortaya çıkacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

Bir şeyler eksik, hep bir şeyler eksik

Bildiğimiz, ama adını koyamadığımız bir eksiklik.

11 Eki 2022

imeceLAB ile birlikte
Bir şeyler eksik, hep bir şeyler eksik

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

Metin V. Bayrak

·

19 Tem 2026

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?
AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?
AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?