Bir şeyler eksik, hep bir şeyler eksik


Yeni döneme hazır: Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi
“Sürdürülebilirlik okuryazarlığına sahip olmak, gençler arasından yeni değişim öncülerinin ortaya çıkmasını nasıl kolaylaştırabilir?” sorusuyla yola çıkan Sürdürülebilir Bir Gelecek Eğitimi , yeni döneminde Türkiye’nin her yerinden…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
“Gerçek aşk, birlikte takılacak bir arkadaş veya sadece sohbet etmek… Aradığın şey ne olursa olsun, onu senin için bulacak bir flört uygulamasına ihtiyacın olacak. Ayrıca flört dünyasında her şey siyah ve beyaz kadar net değildir. İşte bu yüzden, Tinder'daki dostların sana hayatını kolaylaştıracak özellikler sunuyor. Online flörtleşmek hiç bu kadar kolay olmamıştı.”
Dünyanın en popüler flört uygulaması Tinder, “Neden Tinder'ı seçmelisin?” sorusunu resmi web sitesinde bu cümlelerle yanıtlamaya başlıyor. Ardından bugüne kadar 55 milyardan fazla eşleşme sağladığını hatırlatıp, aradığınız şey ne olursa olsun “sonsuz olasılıklar” sunmaya odaklandığını vurguluyor.
Sonsuz olasılıklar
Her zamankinden daha fazla seçeneğe sahip olmak, matematiksel olarak daha iyi sonuçlar vadediyor olabilir. İnsanlar bu kadar rasyonel, yanıtlar da bu kadar kolay olsa hayatımız bambaşka olurdu. Ama hepimiz biliyoruz ki, öyle değil. İnsanlar önlerinde sonsuz sayıda olasılık varken tercihlerini toplu olarak değerlendirip, bu tercihlerin sonuçlarını ayrı ayrı tecrübe ediyorlar.
Erişebileceğimiz partner havuzunun fazlasıyla geniş olduğu Tinder gibi algoritmalarda, başkalarının profillerini gözden geçirirken birçok insanı birbiriyle karşılaştırıyoruz. Romantik ilişki ihtimalini ise ancak karşımızdaki bireyi görmeye başladığımızda değerlendiriyoruz. Yani çoklu (eşleşme) ve tekli (ilişki) değerlendirmeler sırasında ölçütlerimiz bütünüyle değişiyor.
Seçim felci
Flört uygulamaları, temelde birine bağlanmanın veya aşık olmanın yarattığı psikolojik risklerden kaçınma imkânını sunuyor. Risk almadan, yanılmadan, acı çekmeden ilişkilenme ihtimalini savunuyor. Eşleşmeler için ne bir şey vaat ediyoruz ne de karşımızdakinden bir vaat bekliyoruz, istediklerimizi veya istemediklerimizi profilimize yazmakla yetiniyoruz. Başka potansiyel partnerlere de genelde tüm kapıları açık tutuyoruz.
“Seçim felci” kavramı, çok fazla seçenekle karşı karşıya kalındığında karar verme mekanizmalarının felce uğraması olarak tanımlanıyor. Havuz genişledikçe karar mekanizması tembelleşiyor, kararlar da çoğunlukla asıl motivasyondan uzaklaşıyor. Dahası, kolayca ulaşabileceğimiz binlerce başka potansiyel partner olduğunu bilmek herhangi birine bağlanma arzumuzu azaltabiliyor.
İlişkilerin mekanikleşmesi
Kimileri flört uygulamalarının aşkı bayağılaştırdığını düşünüyor, kimileri de teknolojinin hayatımızı ele geçirdiği çağda flört biçimlerindeki dönüşümü dijital dünyanın kaçınılmaz sonuçlarından biri olarak görüyor. Kocaeli Üniversitesi Araştırma Görevlisi Aysel Tapan, ‘‘Postmodern Romantik İlişkiler ve Reklam: Tinder Örneği” (2019) başlıklı makalesinde teknolojik gelişmelerin etkisiyle flört etme biçimlerinde yaşanan değişimi ve bu değişimin tüketimle ilişkisini araştırıyor.
Aysel Tapan, mobil uygulamalar aracılığıyla flört etmenin içinde bulunduğumuz dijital çağda anlam kriziyle baş etmenin yollarından biri olabileceğini söylüyor. Tapan’a göre, Freud’un tanımladığı “cinsel tabular” günümüzde yerini cinsel ilişkinin mekanikleşmesine bırakıyor. Boşlukta ve yalnız olduğunu hisseden kullanıcılar, diğerleriyle ilişki hâlinde olma yanılsamasıyla yalnızlık duygularını gidermeye çalışıyorlar.
Flörtün icadı
Modernitenin ardından aşkın nezaket ve saygı ritüellerinden sıyrıldığını, mitik anlamını yitirdiğini biliyoruz. Eski aşk hikâyelerine boşuna nostaljik bir özlem duymuyoruz. Aşk 19. yüzyılda gündelik hayata taşınmıştı, artık tek tıkla veya çevrimiçi mesajlaşmayla flört etmenin belirsiz ve uçucu hazzını yaşıyoruz. Aşka karışmadan seksi elde ettiğimiz "tek gecelik" ilişkileri çoktandır kamusal alanlarda tartışıyoruz.
Moira Weigel, Aşkın Emeği (Labor of Love) adlı kitabında, 20. yüzyılın başında insanların ailelerine bağlı oldukları çiftliklerden ve küçük kasabalardan toplumsal denetimin daha az olduğu şehirlere taşınmasıyla ortaya çıkan flörtün kapitalist bir icat olduğunu anlatıyor. Bu ilişkilenme biçiminin görücü usulü evliliklere göre bir gelişme olarak görülebileceğini, ancak kaçınılmaz olarak iş piyasalarının da bir yansıması olduğunu, eşitsizliği yeniden ürettiğini söylüyor.
Günümüzde ilişki hâlindeki partnerler bir aileyi geçindirecek kadar çalışmak zorunda kalıyor, bu da aşıkların kendi sınıflarından birini seçip ona bağlı kalmalarına neden oluyor. Daha eşit ilişkilerde bile ücretli çalışanlar olarak üstlendiğimiz roller romantizmi tutsaklıkla damgalıyor.
Boşluk duygusu
Psikoloji ve sosyoloji literatürünün hemfikir olarak gösterdiği üzere, bireyin esas probleminin “boşluk” duygusu olduğunu uzunca süredir biliyoruz. Benliğimizi kurmaya başladığımız andan itibaren bu eksiklik duygusuyla başa çıkmaya çalışıyoruz.
Flört uygulamalarının uçsuz bucaksız seçenek havuzlarında seçim yaptığımızı veya seçildiğimizi düşünmek de gündelik hayatımızda muzdarip olduğumuz kaygıları, kayıtsızlığı ve boşluk duygusunu yeniden üretmemizi sağlıyor. Elbette flört uygulamaları aracılığıyla anlamlı romantik ilişkiler kurabilenler de çıkıyor, ancak bu hikâyelerin sayıca azlığı ve “aşk dolandırıcılığı” vakalarının giderek artması bize bir şeyler söylüyor.
Sosyal medyanın bağımlılık yaratan doğasını uzunca süredir konuşuyoruz. Dijital teknolojiler, kullanıcı deneyimini oyunlaştırarak dikkat sürelerimiz üzerinde söz sahibi oluyor. Tinder veya Bumble gibi flört uygulamaları da bu eğilimden azade değil. Aynı mekanizmalar kumar ve video oyunlarında da kullanılıyor. Dahası, Tinder'ın kurucularından ve ekran kaydırma hareketinin mucitlerinden Jonathan Badeen, algoritmasının henüz lisans öğrencisiyken öğrendiği pekiştirme psikolojisinden esinlendiğini itiraf ediyor.
Çöpçatanlık yerine özgürlük
Aşkı ister internette ister dışarıda arayalım, insan ruhunun açıklanamaz zaaflarına bağlı kalmamız muhtemel. Bu, flört uygulamalarının ilişkilenme sorunlarımızla hiçbir ilgisi olmadığı anlamına gelmiyor. Bir eşleşme bulduğumuzda, neredeyse kumar bağımlıları gibi uçucu bir tatmin hissiyle yetiniyoruz. Sonsuz sayıda partner seçeneğinin de özgürleştirici olması pek mümkün görünmüyor.
Milyonlarca insan için kısa süreli yanılsamalar üreten çöpçatanlığı savunmak yerine hakiki özgürlüğü savunabiliriz. Daha fazla zaman, daha az kural ve insanların birlikte olması için daha fazla fırsat sunacak bir toplumu talep edebiliriz. Birlikte olmak için yeni alanlar açtığımızda özgür, eşit ve anlamlı yeni ilişki biçimleri de ortaya çıkacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bildiğimiz, ama adını koyamadığımız bir eksiklik.
11 Eki 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.



