Bir siyasal tercih: Gelir adaletsizliği

Ülkeler ne kadar gelişmiş olurlarsa olsunlar, ‘Gelir Adaletsizliği’ hemen hemen tüm ülkelerin en önemli sorunlarından biri. Toplumun bir kesimi ortalama refah düzeyinin çok ötesinde yaşarken toplumun diğer kesimi refah düzeyine bile ulaşamıyorsa orada sosyal anlamda ciddi sorunlar ortaya çıkar.
Bir siyasal tercih: Gelir adaletsizliği

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Ülkeler ne kadar gelişmiş olurlarsa olsunlar, ‘Gelir Adaletsizliği’ hemen hemen tüm ülkelerin en önemli sorunlarından biri. Ülkede bir kesimin varlıkları ve gelirleri o ülkenin çeşitli kesitlere bölünmüş gelir ve servetlerinden daha hızlı artıyorsa ve bu zenginleşme toplumun bir kesiminin sürekli aleyhine bir hale dönüşmüşse, o ülkede gelir eşitsizliğinin ya da çokça ifade edildiği şekliyle gelir adaletsizliğinin arttığından söz etmek mümkün. 

Toplumun bir kesimi ortalama refah düzeyinin çok ötesinde yaşarken, toplumun diğer kesimi refah düzeyine bile ulaşamıyorsa orada sosyal anlamda ciddi sorunlar ortaya çıkar. Bazı ülkeler gelir adaletsizliğinin toplumsal huzuru tehdit etmesinden endişe duyar ve bu tehlikeye karşı önlemler almaya çalışır. Toplumun en düşük gelir grubuna mensup kişilere ya doğrudan yardımcı olmaya çalışır ya da bazı hizmetleri bu kişiler için daha ulaşılabilir kılar. 

Kimi ülkeler ise ‘Gelir Adaletsizliği’ ile ilgilenir görülseler de ilgilenmez. Hatta uyguladıkları ekonomi politikaları ile toplumun bir kesimini daha zengin kılarken, diğer kesiminin içine düştüğü durum onların ilgi alanı olmaz. 

Üretime katkı sağlayan kişilerin kazançlarının üretime sağladıkları katkı üzerinden adil bir ölçüde gerçekleşmesi beklenir. Bunun gerçekleşmemesi durumunda da gelir adaletsizliği artar. 

Bireysel gelir dağılımını ölçmek için Gini katsayısı dediğimiz dağılım ölçüsünden yararlanılır. Lorenz eğrisi ise gelirin ya da servetin nüfusa dağılımındaki eşitsizliği göstermekte yararlanılan grafiktir. Dik kenarda gelirin birikimli paylarının olduğu, yatay kenarda ise nüfusun birikimli paylarının yüzde cinsinden gösterildiği bir kare düşünün. Bu kareyi bir köşeden diğerine kesen doğru, kareyi iki eşit üçgene ayırır. Doğru 0 (sıfır) değerini taşır ve mutlak eşitlik çizgisi olarak adlandırılır. Lorenz eğrisi olarak adlandırılan eğri, bu çizgiden köşeye doğru eğrildikçe ‘eşitsizlik’ artar ve en köşede 1 (bir) değerini alır. Buna göre Gini katsayısı adı verilen ölçü 0’a yaklaşıyorsa eşitliğin arttığına işaretken, 1 ‘e yaklaşan değer ise eşitsizliğin artışına delalettir. 

Devletin rolü gelir adaletsizliğini gidermek konusunda çok önemlidir. Vergilerin toplanış şekli, vergi oranlarının düzenlenişi, toplanan vergilerin harcandığı yer ve alanların değişikliği ve temel politika tercihlerindeki farklılaşma ile kamu otoritesi gelir adaletsizliğini gidermek yönünde adımlar atabilir. 

Hükümetlerin tercihleri gelir adaletsizliğinin artışı ya da azalışının temel nedenidir

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılına ilişkin Gelir Dağılım İstatistiklerini 10 Ekim 2024 tarihinde açıkladı. Açıklandıktan sonra TÜİK hemen düzeltmeye gitti. İlk açıklandığında daha kötü olan durumunuz, dakikalar içerisinde TÜİK tarafından biraz daha iyileştirildi. Böylesine önemli veri açıklanırken hiç mi kontrol edilmez ya da ilk açıklanan mı doğruydu soruları hala kafamızda dönüp duruyor.

Açıklanan veriler ile zaten bildiğimiz birçok şeyi, bu kez rakamsal olarak da görme imkanına kavuştuk. 

Gelir Dağılımı İstatistiklerinin hesaplandığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2023 yılı sonuçlarına ilişkin gelir bilgileri, bir önceki takvim yılı olan 2022 yılını referans alıyor. 2021 yılında uygulanmaya başlanan ‘Nas Ekonomisi’nin etkilerini görmek açısından referans yılı tam isabet. Bize gelişeceğiz, Çin olacağız, Ekonomimiz Çağ Atlayacak üfürmeleri ile aslında ne olduğumuzu ve nereye ulaştığımızı gördüğümüz veriler bunlar. 

Yaklaşık 23 yıldır görevde olup da konuşmalarından sanki yeni iktidar olmuş ve öncesinde uygulanan ekonomi politikalarını kucağında bulmuş edasıyla hareket eden siyasal iktidar bizleri nerelere taşımış şöyle bir bakalım. 

2021 yılından 2022 yılına geçtiğimizde;

En yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip %20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,7 puan artarak %48,7'ye çıkarken, en düşük gelire sahip %20'lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak %6,1 olmuş. 

Ülke nüfusu yaklaşık 86 milyon. Bunun %20’si yaklaşık 17,2 milyon. Yani aslında hemen hemen bir Hollanda Nüfusu. 17,2 milyon kişi toplam gelirin neredeyse yarısını alıyor. Şimdi sanırım daha anlamlı hale geldi. Bunların payı bir yılda %0,7 artmış. Yani zengin daha zengin olmuş. 

Ben uygulanan ‘Nas Ekonomisi’nin bir politika hatası olduğunu ilk baştan bu yana düşünmüyorum. Bunun bir tercih olduğunu düşündüm hep. 

Türkiye'de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri bir önceki yıla göre %85,3 artarak 48 bin 642 TL'den 90 bin 116 TL'ye yükselmiş. Alın size gerçek enflasyon oranı. 

Bir diğer çarpıcı veri ise şu;

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı %10'luk gelir grupları itibarıyla fertlerin bir önceki yıla göre yüzdelik geçişleri incelendiğinde; bir önceki yılda birinci %10'luk grupta olan fertlerin 2023 yılında %52,1'inin, son %10'luk grupta olan fertlerin ise %67,3'ünün gelir grubu değişmemiş. 

Tersten okursak, bir önceki yılda birinci %10'luk grupta olan fertlerin 2023 yılında yaklaşık %48’i daha da üst gelir grubuna çıkmış.

Refahı toplumun geniş kesimleri için değil belirli kesimler için yaratmayı gerçekten başarmışız. Ben buna siyasal tercih diyorum. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

💰 Bütçe maratonu başladı

Dün yurt içi piyasalarda sakin bir haber akışı mevcuttu diyebiliriz. TBMM'de bütçe maratonu start alırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan BRICS Zirvesi'ne katılmak üzere Rusya'ya hareket etti.

23 Eki 2024

AA

YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova

Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Haftalık takvim: Üç bankadan karar bekleniyor

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.

26 Eki 2026

Haftalık takvim: Üç bankadan karar bekleniyor
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

MSCI, FTSE ve S&P: Endeks kararları ve Türkiye

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Eralp Ersoy

·

22 Eki 2026

MSCI, FTSE ve S&P: Endeks kararları ve Türkiye
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD enflasyon, tahviller ve hisse senetlerinde son durum

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

Eren Kuru

·

22 Eki 2026

ABD enflasyon, tahviller ve hisse senetlerinde son durum
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

"Made in Europe": İngiltere içeride, Türkiye dışarıda

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.

Yaman Alp Ungan

·

22 Eki 2026

"Made in Europe": İngiltere içeride, Türkiye dışarıda
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Türkiye'nin Suriye'deki yatırım haritası: Sınır ötesinde yeni sanayi kuşağı

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor

Emircan Yaman

·

22 Eki 2026

Türkiye'nin Suriye'deki yatırım haritası: Sınır ötesinde yeni sanayi kuşağı