AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Moda, daha yeniyi ve güzeli arama ve onlara sahip olma isteğinden, bireyin özgünlüğünü ve karakterini yansıtarak farklılaşma tutkusundan, statü simgesi olma veya haute couture markalarının belirli bir ajandaya uyum çabasından öte ucu görünmeyen sürükleyici bir zaman tüneli olarak tasvir edilebilir. Bu zaman tünelinde bizlere, kelimeler yerine dönemin moda tasarımcılarının yaratıcılığı aracı ile iletişim kuran bir ayna eşlik ediyor. Aynaya baktığımızda, aslında tarih boyunca kültürlerarası etkileşimlerin; savaş, sanayi devrimi, kadınların iş gücüne daha fazla katılımı gibi sosyo-ekonomik gelişmelerin veya küresel ısınma gibi iklimsel faktörlerin, tasarımcıların yaratıcı süzgecinden geçerek moda olarak yansıtıldığını görebiliriz. Bu açıdan bakarsak moda düşündüğümüzden de derin anlamlar taşıyor olabilir.
- Turquerie: Bağımsız sanat danışmanı ve Sotheby’s Güzel Sanatlar Bölümünün eski direktörlerinden Haydn Williams, “18. Yüzyılda Avrupa’da Türk Modası: Turquerie” kitabında kültürlerarası etkileşim sayesinde bir moda akımının başka bir coğrafyadaki yaşam tarzını nasıl etkilediğine dair çarpıcı bir örnek sunuyor. Turquerie, Osmanlı-Türk dünyasına Avrupa’nın çeşitli sanat biçimlerinde doğan bakışını tasvir etmek için kullanılan bir terimdir. 1453’te İstanbul’un Osmanlı Türklerince ele geçirilmesinin ardından, Osmanlılar ve Avrupa arasındaki ilk temaslarla başlayan ve 18. yüzyılda Osmanlıların da yurt dışına yüksek mevkideki memurlarını elçi olarak göndermesi ile yoğunlaşan Türk modası, kendini Avrupa’nın farklı bölgelerinde sadece giyim kuşamda değil, çeşitli sanat eserleri ve mimari yapılarda da gösteriyor. Kew bahçelerindeki süs camilerinden, Dresden’de 1719’da bir kraliyet düğünü için Elbe boyunca dikilmiş Türk çadırlarına, 1748’de Roma’da karnaval kutlayan bir alay tarafından giyilen kostümlere Turquerie’nin etkisi görülüyor.
- İnovasyon: Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının yaşandığı yıllarda kıyafetlerin veya aksesuarların nasıl daha işlevsel hâle geldiğini görüyoruz. Moda, savaşları takip eden yıllardaki ekonomik buhranları da, ekonomik buhranlar sonrası yaşanan rahatlama ve özgürlük arayışını da yansıtıyor. Birinci Dünya Savaşı ile birlikte kadınların daha rahat ve maskülen kıyafetler giymesinin arkasında; fabrikalar, demir yolları, hastaneler ve bunun gibi birçok yerdeki görevlerde savaşa giden erkeklerin yerine aktif olarak çalışmaya başlamaları yatıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında Birleşik Krallık’ta gaz maskesi takma veya taşıma zorunluluğu ile gaz maskeleri başlarda karton veya mukavva kutu ve taşımaya yardımcı askı ile taşınıyor. Bu kutular, tasarımcıların yaratıcılığı ile yerlerini gaz maskesi bölümü olan ve omuzda taşımaya yardımcı askılı çantalara bırakıyor. Her iki savaştan sonra insanların özgürlük ve kendi stillerini yansıtma isteğinin müzik ve dansla birleştiğini görüyoruz. Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki moda dünyası, caz dans ve çarliston dansının ritimlerini; İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise Rock & Roll tarzını yansıtıyor.
- Çevre: Son yıllarda ünlü moda markalarının sürdürebilirlik odaklı yaklaşımlarını görüyoruz. Markalar çevreye duyarlılıkları üzerine mesajlarını iletmekte, kullanılmış kıyafetlerin toplanarak geri dönüşümünü sağlamakta veya geri dönüştürülebilir kumaşlardan kıyafet üretmekte birbirleri ile yarışıyorlar. Defilelerde, okyanuslarda biriken plastik atıklara gönderme yapan tasarımcıların plastik doku görünümlü tasarımları karşımıza çıkabiliyor.
- Şimdi ne olacak? Şu sıralar moda dünyasının gündemini, pandemi nedeniyle defilelerin önceden belirlenmiş takvimlerinin ötelenmesi veya defilelerin dijital olarak sunulması meşgul ediyor. İleride tarih olarak anlatacağımız bugünlerden bahsederken salgının moda dünyasındaki ilk etkisinin işleyiş biçiminde kendini gösterdiğini anlatacağız belki de. Diğer yandan tasarımcılar yeni tasarımlarını yaratırken mood board'larının da pandeminin etkisi altında kalması, bizlerin de bu etkiyi aynalayan modayı deneyimleyecek ve taşıyacak olmamız şaşırtıcı olmayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Moda haftaları dijital olarak devam ediyor, Z kuşağı moda ve tasarım dünyasındaki doğru ve yanlışları sorguluyor, moda ve tarihin ezeli birliktelikleri sürüyor.
14 Haz 2020

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...



