Değişim bireysel adımlarla mı başlar: Bireysel tüketimin karbon salımı

Sürdürülebilir yaşam için adımlar atarken karbon yönetimi stratejileri hakkında bilinçlenmek üzerine.
Değişim bireysel adımlarla mı başlar: Bireysel tüketimin karbon salımı

26 Aralık - Yapı Kredi Step - Angst
Yapı Kredi Step ile birlikte

Bu sayı Yapı Kredi Sürdürülebilir Tercih Programı ile birlikte ulaşıyor.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Bireysel tüketimin karbon salımına etkisi ve önemi üzerine yapılan araştırmalar, bu konunun çevresel ve iklimsel açıdan büyük önem taşıdığını gösteriyor. Karbon salımının azaltılması için hem bireylerin hem de hükümet ve şirketlerin önemli rolleri var. Net sıfıra ulaşmak için enerji, ulaştırma, üretim ve tüketim sistemlerimizde tam bir dönüşüm gerekiyor ve Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için bu dönüşüm zorunlu

Net sıfıra doğru: Yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, iklim krizini ele almanın temel yollarından biri olduğu için bu süreçte hükümetler ve şirketlerin rolü kritik. Fosil yakıtların yakılması ve ormansızlaşma gibi insan faaliyetleri, dünyadaki doğal karbon yutaklarının kapasitesini aşıyor. Bu da küresel ısınma ve iklim krizine yol açıyor.

Aynı zamanda Atatürk Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, OECD ülkelerinde karbon salımı ile enerji kullanımı, ekonomik büyüme, nüfus artışı, kişi başına düşen millî gelir ve yenilenebilir enerji tüketimi arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişkileri inceliyor. Bu çalışma, karbon salımını etkileyen çeşitli faktörleri ele alarak bireysel tüketimin yanı sıra daha geniş ekonomik ve sosyal faktörlerin de bu süreçte nasıl bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Bu bağlamda, karbon salımı sorununun çözümünde yalnızca bireysel tüketim değil, şirketlerin, hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların da sorumlulukları bulunduğunun altını çiziyor.

İllüstrasyon: Canva Pro

Karbon salımının belirleyicileri: Bireysel tüketimle nasıl bir ilişkisi var?

Almanya’daki hane halkları üzerinde yapılan kapsamlı bir araştırmada, bireylerin sürdürülebilir davranışlarını etkileyen çeşitli faktörler inceleniyor. Bu faktörlerin, barınma, hareketlilik, tüketim ve diyet gibi hayatın çeşitli alanlarında, sera gazı emisyonları üzerindeki etkileri ölçülüyor. Çıktılar, politika yapıcıların bireysel düzeyde etkili iklim krizi stratejileri geliştirmesine yardımcı olabilmesi için bir kılavuz işlevi görüyor.

Hareketlilik: Gelir ve mesleki statü, hareketlilikle ilgili sera gazı emisyonlarında en önemli demografik faktörler arasında. Örneğin yüksek gelirli ve çalışan bireyler, emekli veya düşük gelirli bireylere göre hareketlilikle ilgili daha yüksek sera gazı emisyonuna yol açıyor. 

  • Kişisel ulaşım tercihleri, altyapı koşulları ve yaşam koşulları gibi dışsal faktörler de hareketlilikle ilgili sera gazı emisyonlarını etkiliyor.

Diyet: Diyet alışkanlıkları, bireysel sera gazı emisyonlarında önemli bir belirleyici olarak ortaya çıkıyor. Sürdürülebilir diyet alışkanlıklarına sahip bireyler, daha az sera gazı emisyonuna yol açan diyetleri benimsiyor. 

  • Sosyal normlar ve değer yönelimleri de diyetle ilgili sera gazı emisyonlarını etkiliyor.

Barınma ve tüketim: Çalışmada barınmayla ilgili sera gazı emisyonlarını tahmin etme girişimleri kısmen başarılı olsa da gelir ve yaş gibi demografik faktörler, topluluk bölgesi gibi dışsal faktörler ve yakıt/daire tipi, hane halkı büyüklüğü gibi konut özellikleri, barınmayla ilgili sera gazı emisyonlarının önemi ortaya çıkıyor.

İllüstrasyon: Canva Pro

Türkiye’de durum: Çevresel Kuznets Eğrisi

Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin, Türkiye örneğinde test edilmesinin amaçlandığı bir çalışmada, kişi başına karbondioksit emisyonları, reel GSYH, enerji kullanımı, yenilenebilir enerji kullanımı ve ticari dışa açıklık arasında bir model kuruluyor. Ampirik bulgulara bakıldığında, kişi başına karbondioksit emisyonlarının pozitif etkisinde, enerji kullanımının olduğunu ortaya koyarken, negatif etkisinde ise yenilenebilir enerjinin olduğunu gösteriyor. Sonuçlar, Türkiye’nin enerji matrisini, yenilenebilir enerji lehine yeniden şekillendirmesini öneriyor.

ÖTV ve araç emisyonları: Emisyon azaltım hedefleri ve öneriler başlığı, bireysel tüketim üzerinden ilerlediğinde, Türkiye’de özellikle binek otomobillere uygulanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve araç emisyonlarını incelemek faydalı gözüküyor. Örneğin, Türkiye’deki taşıt vergileri, tüketicilerin satın alma davranışı ve araç piyasasının yapısı üzerinde büyük etkiye sahip. Ancak, mevcut ÖTV sistemi, bir aracın emisyon seviyesini doğrudan hesaba katmıyor. Bunun yerine tüketicileri, düşük veya sıfır emisyonlu binek otomobilleri tercih etmeye sınırlı şekilde teşvik ediyor. Bu durumun, AB üye devletlerindeki vergilendirme sistemlerinden farklı olduğunu görüyoruz.

Yapı Kredi’nin Sürdürülebilir Tercih Programı: Bir başka örnek olarak Yapı Kredi Step, bireylerin ve toplumun sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini artırmayı hedefleyen bir program. Bu program, bireylerin ve kurumların sürdürülebilir tercihler yapmasına destek veriyor ve sürdürülebilir yaşam tarzlarına geçişi kolaylaştırıyor. Kullanıcılarına, Yapı Kredi Mobil üzerinden rehberlik sunan Step, sürdürülebilir tercihler yapmaları için çeşitli imkanlar ve motivasyonlar sağlıyor. Kullanıcılar, sürdürülebilir davranışlar sergileyerek Step puan kazanıyor ve bu puanlar, STK’ların Step için yürüttüğü projelerine bağış yapmak için kullanılabiliyor. Programın amacı ise sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratarak sürdürülebilir tercihleri teşvik etmek ve bireyleri harekete geçirmek.

İllüstrasyon: Canva Pro

Bireysel karbon ayak izi nasıl küçültülebilir?

Durumun sistemsel bütünlüğü ve her paydaşa düşen sorumlu bir yanı var. Enerji tüketimi ve karbon salımı ilişkisi, enerji tüketiminin azaltılması yoluyla bireysel karbon ayak izinin nasıl küçültülebileceği üzerine de gidiyor. Bu konuda şu stratejileri incelemek mümkün: 

  • Düşük enerji tüketen cihazları tercih etmek için standart modellere göre daha az enerji tüketen ‘‘Energy Star’’ etiketli cihazları tercih etmek,
  • Elektronik cihazların kapalıyken veya bekleme modundayken tükettiği "hayalet enerji" olarak bilinen enerjiyi azaltmak için akıllı güç şeritleri kullanmak,
  • Mevcut HVAC sistemini yükseltmeden önce ısıtma ve soğutma enerjisi kullanımını azaltmaya yardımcı olan akıllı termostatlar edinmek,
  • Su ısıtma giderlerini azaltabilmek adına, enerji tasarruflu bir su ısıtıcı satın almak,
  • Isı kaybını önlemek ve ısıtma giderlerini azaltmak için enerji verimli pencereler kurmak,
  • Evdeki hava sızıntılarını engellemek ve ısıtma ve soğutma giderlerini azaltmak için hava koşullarına uygun önlemler almak.

İllüstrasyon: Canva Pro

Karbon yönetimi için uygulanabilecekler

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Karbon Fiyatlandırması ve Fosil Yakıt Sübvansiyonu Reformu Rehberi’nde, gelişmekte olan ülkelere yönelik karbon fiyatlandırması ve fosil yakıt sübvansiyonu reformu politikalarını uygulama konusunda bir başlangıç rehberi sunuluyor. Bu rehber politika yapıcılarına, bu tür politikaların en iyi uygulamaları, edinilen dersler, karşılaştırmalı avantajlar ve dağıtım etkileri hakkında bilgi veriyor. Ayrıca, karbon politikalarının savunmasız gruplar üzerindeki etkisini analiz ederek incelenen politikaların etkinliğini artırmak için çözümler öneriyor.

Neden yararlı?: Bu rehber, bireysel tüketim üzerindeki politikaların etkileri hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için önemli bir kaynak olabilir. Özellikle, karbon fiyatlandırması ve fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması gibi politikaların bireysel tüketim alışkanlıkları üzerinde nasıl bir etki yaratabileceğine dair önemli öngörüler sunabilir. Bu tür politikalar, bireylerin enerji tüketimi, ulaşım tercihleri ve genel yaşam tarzı seçimleri üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Böylece karbon salımlarını azaltmaya yardımcı olabilir.

Kullanıcılara karbon vergisi uygulamak: Bir başka uygulama önerisi olarak MIT’de geliştirilen bir ekonomik model sunulabilir. Karbon vergisi gibi politikaların dünya genelindeki iklim yörüngesi üzerindeki etkilerini değerlendiren çalışma, bazı karbon fiyatlandırma planlarının ekonomi üzerindeki etkisinin oldukça mütevazı olduğunu ortaya çıkarıyor. Söz konusu çalışma kapsamında, en az etkili politikaların bile önemli emisyon azalmaları sağladığı ve ekonomik büyümeye sadece yüzde 0,4 oranında etki ettiği görülüyor.

İllüstrasyon: Canva Pro

Araştırmada daha verimli seçeneklerle aynı azalmalar sıfır maliyetle veya ekonomiye net kazançla gerçekleştirilebilir bulunuyor ve bir yılda %5 artışla başlayan 50 dolar/tonluk bir karbon vergisi, 2050 yılına kadar ABD’nin toplam sera gazı emisyonlarını %63 oranında azaltabileceğini gösteriyor.

Sonuç olarak bireysel tüketimin de karbon salımına etkisi önemli ve birçok alanda değişiklik yaparak bu etkiyi azaltmak mümkün. Bu, sorumluluk yalnızca bireye yıkılmazsa kolektif bir çabayla ilerle sistematik değişikliğe gidebileceğimizi gösteriyor. Enerji verimli cihazları tercih etmek; bisiklet ve yürüyüşü tercih etmek; et tüketimini azaltmak ve yerel, mevsimlik gıdaları tercih etmek; yeniden kullanılabilir ürünler seçmek ve atıkları düzgün bir şekilde ayrıştırmak ve gereksiz tüketimden kaçınarak, üretim ve tüketim süreçlerindeki karbon salımlarını azaltabiliriz—bunlar da sürdürülebilir bir hayat yolunda majör bir değişikliğe gidecek yolda oldukça kıymetli adımlar olacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🌱 Bireysel tüketim ve karbon salımı: Dünyadan ve Türkiye’den örnekler

Sürdürülebilir yaşam için adımlar atarken karbon yönetimi stratejileri hakkında bilinçlenmek üzerine.

29 Ara 2023

Yapı Kredi Step ile birlikte
İllüstrasyon: Canva Pro

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?
AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?
AngstAngst

HİKAYE

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?

Deniz Aytekin

·

03 Tem 2026

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?