Biricikliğin peşinden: Yu Su


Yeni başlangıçlar, yeni ufuklar demektir: Cemal Hünal #wainerTHEswiss
Wainer’in şimdiye kadar Mehmet Güreli, Nejat İşler ve Onur Saylak gibi isimlerin yeni başlangıç hikâyelerine yer verdiği videoların bir yenisini daha görmekteyiz. Wainer yayınladığı yeni videosunda Cemal Hünal’ı ağırlıyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Yazılara, bulunduğum zamanın içinden bana o günü hatırlatacak betimlemelerle başlamayı severim. Yazı yazmak için masa başına oturmam, her daim bir başlangıç sayılmaz. Yazıya doğru adım atmam, zihinim sonunda eşsiz bir koy vadettiği o kıvrımlı yollardan geçmem, teklif edileni kabul etmem ve hemen ardından düşünce girdabına çekilmem gerekir. Saat 18.45. Bilinenden bilinmeyene çıkan yürüyüşün ilk cümlelerinden selamlar.
Her şeyden önce birkaç kabulüm var. Müziğe tüm tarihsel dönemleri kapsayan ihtimaller havuzunun içinden bakanlar, günümüzde birbirinden farklı ses kültürlerine erişecek pek çok araca sahip. Su yüzüne çıkmış sonsuzluk, zamanla müziğin belli janrlar etrafında toplanması yerine bireysel yaklaşımları doğurdu. Bir nevi müzik sahneleri, janrasız ifade alanlarına dönüştü. Bir süredir yanı başımda dolaşan bu düşüncelere, şu sıralar okuduğum Ölümsüzlük kitabından altı çizili notlarıma giren Milan Kundera’nın “İnsan kendi kendine kendi ben’inin özgünlüğünü doğrulamak, kendini taklit edilemez biricikliğine inandırmak isterse, her geçen gün birisine daha çok benzeyen yüzlerin ortaya çıktığı dünyamızda işi hiç kolay değildir. Ben’in biricikliğini geliştirmenin iki yöntemi vardır; ekleme yöntemi ve eksiltme yönetimi.” sözü de çok yakıştı.
Böyle bir karşılamaya sürpriz bir karşılaşma da gerekirdi. Nitekim doğduğu yerden 9,086 kilometre uzaklıkta tanıştığı elektronik müzik kültürünün derinliklerine inerek kısa sürede kendi estetik kaygısını bizzat yaratıcısı olduğu ses manzaralarına dönüştüren Yu Su, tam zamanında çıkageldi. Bana düşen de müzisyen, prodüktör ve DJ etiketlerine sahip Yu Su’nun biricikliğini ekleme yöntemiyle mi yoksa eksiltme yöntemiyle mi elde ettiğini öğrenmek oldu.

Fotoğraf: Malcom Lam
Batılı sesler: Dünyanın en uzun altıncı nehri Yellow River’a komşu olan ve “Çin Uygarlığının Beşiği”ndeki Kaifeng şehrinde dünyaya gelen Yu Su’nun müzikle tanışması, annesinin çoçukların entelektüel gelişimine klasik müziğin katkı sağladığını savunan bir makale okumasıyla başladı. Daha doğmadan ona dinlettiği Franz Liszt ve Claude Debussy eserleri yeterli olmamış ki Yu Su, 4 yaşında 14 yıl boyunca aksatmadan devam ettiği klasik piyano eğitimine başladı. Her ne kadar klasik müziğe hiçbir bir zaman ilgi duymadığını söylese de dünyanın doğu yakasında halka açık bir parkta çimenlerin üzerinde yürümenin yasa dışı sayıldığı beton bir şehirde açığa çıkan Batılı sesler, Yu Su’nun hayallerini farklı coğrafyalarda kurmasına yardımcı oldu. Nihayetinde Yu Su, lise eğitimini tamamladıktan sonra istemeden oluşan derin müzik bilgisini de bavuluna sıkıştırıp Yellow River’ın açık denize ulaştığı yönü takip etti ve Pasifik Okyanusu'nun karşı kıyısındaki Vancouver’a taşındı.
İlk tanışma: British Columbia Üniversitesi’nde işletme eğitimi almaya başlayan Yu Su, şehirdeki ilk günlerinde arkadaşlarının heyecanla davet ettiği bir Floating Points şovunun ardından disko ve house müzikle tanıştı. Daha önce hiç dinlemediği müzik türleri arasında özgürce dolaşan Yu Su için tek kıstas, duyduğu seslerin onda yarattığı hisler oldu. Bir yandan Vancouver’ın baş döndüren dans müziği sahnesinde kendi beğenisinin peşine düşen Yu Su, diğer yandan besteci R. Murray Schafer tarafından yaşadığı şehirde kurulan ve insan topluluğu ile onun sonik çevresi arasındaki ilişkileri inceleyen World Soundscape Project’in çevrim içi kataloğuna kulak verdi. "Her şehrin kendi topluluğu ve sesi olduğuna inanıyorum ancak kim olduklarını bulmak yine de bireye bağlı," diyen Yu Su, zamanla doğa gezilerinde yaptığı alan kayıtlarını dijital ortamda yarattığı seslerle buluşturdu. Ne olsa bu, onun biricikliğiydi.
İçgüdüsel deneyler: Müzik prodüksiyon dünyasına girmek için özellikle metodik bir yaklaşım benimseyen Yu Su, ilham aldığı parçaları önce kendi içinde bölümlere ayırarak tek tek bütünü oluşturan bileşenleri belirledi. Sonra da her bir bölümü yeniden üretmeye çalıştı. Kısa sürede hem program hâkimiyetini geliştirdi hem de dans müziğindeki temel yapıları ve bu yapıların içindeki farklı seslerin yarattığı etkileri öğrendi. Her daim yenilikçi bir ses çıkarmanın amacını ve gerçekten yenilikçi olanın neyi temsil ettiğini sorgulayan Yu Su'nun müzik zevki ve bilgisi derinleştikçe, ilhamı özümseme şekli de bilinçaltına yerleşti. Öğrenilmiş teknikle içgüdüsel deneyler arasındaki zıtlık, Yu Su’nun müzikal üretimlerini kabul edilmiş sınırların ötesine taşıdı.
Bir tam tur: 2016 yılında Scott Johnson Gailey partnerliğindeki You're Me projesinden çıkan Plant Cell Division albümüyle deneysel yapılar arasına yerleşmiş bir ses mozaiği sunan Yu Su, müzikal kariyerinde gururla sergileyeceği serbest biçim tutkusunu da açığa çıkardı. Asıl biricikliğini Herbie Hancock'un caz klasiği Watermelon Man’i prodüksiyon hünerleriyle dans pisti yeteneğini çarpıştırarak yeniden yorumladığında gösterdi. 2019 yılında çıkan tekli, Yu Su’nun kendi içindeki İpek Yolu’ndan geçerek Watermelon Woman adını aldı. Doğudan batıya getirdikleriyle yeniden büyüdüğü topraklara dönmenin vakti gelmişti. Nitekim öyle de oldu. Bu yıl yayımladığı ve Yellow River Blue adını verdiği albümüyle bir tam turu tamamladı. Yu Su tarafından "Hepimiz hayatın dinginliğini, çılgınlığını ve mücadelelerini yaşıyoruz, bu yüzden bu insanlarla daha temel bir şekilde bağlantı kurmak istediğim bir şey.” sözleriyle tanımlaman albüm, zen ve kaosun kusursuz bir birleşimi.
Kendi yolunu bulmak için teknolojiyi benimseyen, sıradan kültürel kodlardan kaçınan ve eleştirel düşünceyi yaratıcı içgüdüyle karıştıran Yu Su'nun biricik yaklaşımı, şimdiye kadar onu kısıtlayıcı beklentilerden uzak tuttu. Bakalım bundan sonrasında onun ekleme ve eksiltmeleri bizi nereye götürecek? Saat 22.49.
Bu zamana kadar Keşif Sahnesi’ne konuk olan sanatçıların tamamını Spotify çalma listemizden dinleyebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Gerçek hayatın en tuhaf kesitlerinin peşinde Bart Layton ve biricikliğin peşinde Yu Su, performans sanatçılarından geleceğin fısıltıları, Kongo Nehri'nin taşıdığı sesler ve dahası.
11 Haz 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




